Orıon Ciltli
Ya savaşları, açlığı, isyanları ve cinayetleri durdurmanın bir yolu olsaydı? Düşünsene, ya insan ırkını
tüketen insanın kendisi değil de yaşadığı gezegense?
Bir, iki, üç...
Korku salmayı biz seçmedik. Hatırla unutulduğumuzu.
Doğrusu çirkin, simsiyah, gaddar vücutlarımızdan
korkman da bizim suçumuz değil.
Söylesene, hanginiz bizi buraya hapsetti?
Yoksa sesimizi duymamak mı seni bu denli ürküten?
Karşımızda ellerin titreyecek, gözlerin yağmurla dolacak gibi oluyor.
Dört, beş, altı... Kaç bizden, koş!
Acıyla büktüğün dudaklarını görmemize izin verme.
Önünde çarşaf gibi serilmiş o denize git.
Deniz senin evin olacak.
Gir içine, okşasın ipek saçlarını.
Nefessiz kal; yutsun sular sırlarını.
Tek görebildiğin karanlık.
Soruyorum sana:
Kayan yıldızlarla dolu bir karanlıkta gökyüzünde
yaşamayı sürdürebilir misin?
Denizinde boğulmak için yaratılmışsan sulara karşı koymaya değer mi?
Yedi, sekiz, dokuz...
Birilerini unutacaksın; ne kadar koşarsan koş kaçamazsın.
Işıkları yaktığında karanlığın yok olacağını varsayamazsın.
Gezegenini korumak mı istiyorsun?
Sen kurtulamayacaksın.
On.
Zamanın doldu.
Ne yap et, sakın unutulma.
Yoksa bana kavuşacaksın.
Üstesinden Gelemediğimiz Şeyler
Kötü adam rolünü üstlenmiş sakallı bir kuaför olan Knox, hayatını tıpkı kahvesini içtiği gibi yaşamayı tercih ediyordu. Tek başına. Tabii, av köpeği Waylon sayılmadığı sürece. Hayatında hiçbir dramaya tahammülü yoktu, bu dramanın kaçak bir gelin şekline bürünmüş olması hiç fark etmezdi.
Naomi’nin kaçtığı tek şey düğün değildi. Ayrı düştüğü ikizini kurtarmak için anlaşmazlıkların eski usullerle, yumruklar ve birayla çözüldüğü -çözüm için genellikle bu sıra izleniyordu-küçük bir kasaba olan Knockmeout’a gitmesi gerekiyordu.
Naomi’ye göre, kötülük timsali ikizi hiç değişmemişti. Kız kardeşi onun arabasına ve parasına el koyduktan sonra arkasında beklenmedik bir şey bırakmıştı. Naomi’nin varlığından bile haberdar olmadığı bir yeğeni vardı. Şimdi arabasız, işsiz, plansız ve evsizdi. Ayrıca bakması gereken on bir yaşındaki kız çocuğuyla bu küçük kasabada sıkışıp kalmıştı.
Knox’un karmaşık ya da özen gerektiren kadınlarla, özellikle de romantik hayallere sahip olanlarla ilgilenmemesinin bir nedeni vardı. Ancak bu kadının hayatı gözlerinin önünde havaya uçtuğu için, en azından sıkıştığı yerden çıkması konusunda yardım edebileceğini düşünmüştü. Naomi yeni tehlikelere adım atmaktan vazgeçtiği anda, o da kadını rahat bırakıp huzurlu ve yalnız hayatına geri dönebilecekti.
En azından plan buydu, karşılarında duran sorun gerçek bir tehlikeye dönüşene kadar ikisi de böyle olacağını düşünmüştü…
Çarpık Nefret Twisted Serisi 3. Kitap
Başarılı bir doktor olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen çekici ve kibirli JOSH CHEN, baştan çıkaramayacağı hiçbir kadınla tanışmamıştı…
Ta ki Jules Ambrose’la karşılaşana kadar.
Güzel kızıl, tanıştıkları andan itibaren başının belası olmuştu fakat aynı zamanda da hiçbir kadının yapamadığı kadar zihnini işgal ediyordu.
Aralarındaki düşmanlık unutulmaz bir geceye dönüştüğünde, Josh onu sisteminden sonsuza dek atabilmek için bir çözüm önerisi sundu:
Basit kuralları olan, fiziksel çıkara dayalı bir anlaşma.
Kıskançlık yok.
Bağlanmak yok.
Ve kesinlikle âşık olmak yok.
Partileri seven, dışadönük ve hırslı JULES AMBROSE’UN tek bir hedefi vardı:
Baro sınavını geçip avukat olarak çalışmaya başlamak.
Çarpık Oyunlar Twisted Serisi 2. Kitap
Zorluklara dayanıklı, huysuz ve kibirli koruma Rhys Larsen’ın iki kuralı vardı:
1) Müşterilerini ne pahasına olursa olsun korumak.
2) Duygusal bağ kurmamak. Hiçbir zaman.
Bu kuralları çiğnemeyi asla düşünmemişti… ta ki o kadın hayatına girene kadar.
Bridget von Ascheberg. Ona tamamen uyan inatçı bir karaktere ve Rhys’in bildiği tüm kuralları küle çeviren gizli bir ateşe sahipti. Hiç de onun beklediği gibi biri değildi. İhtiyacı olduğunu asla bilmediği her şeydi.
Bridget her geçen gün onun savunmasını daha fazla yıkmaya başlamıştı.
Rhys, artık inkâr edemeyeceği bir gerçekle yüzleşene kadar... Bridget’ı korumaya yemin etmişti ancak tek istediği onu mahvetmekti. Onu elde etmekti.
Çünkü kadın, ona aitti.
Onun prensesiydi.
Onun yasak meyvesiydi.
Onun her ahlaksız fantezisiydi.
Görkemli, iradeli ve görevine zincirlerle bağlı Prenses Bridget, dilediği gibi yaşama ve âşık olma özgürlüğünün hayalini kuruyordu.
Ne yazık ki abisi bir anda tahttan çekildiğinde, sevgisiz ama politik olarak uygun bir evliliğin olasılığıyla ve hiç istemediği bir tahtla karşı karşıya kalmıştı.
Yeni rolünün çetrefilli ve ihanetlerle dolu yolunda ilerlerken, asla sahip olamayacağı bir adama karşı duyduğu arzuyu da gizlemesi gerekiyordu.
Korumasına.
Onun koruyucusuna.
Onun nihai çöküşüne.
Beklenmedik ve yasak…
Onlarınki bir krallığı yok edebilecek, her ikisini de mahvedebilecek bir aşktı.
Çarpık Aşk
ALEX VOLKOV bir meleğin yüzüyle kutsanmış ve kaçamayacağı geçmişiyle lanetlenmiş bir şeytandı.
Peşini bırakmayan bir trajedinin şekillendirdiği hayatında, başarı ve intikam için yaptığı acımasızlıklar yüzünden gönül meselelerine çok az yer kalmıştı.
Fakat en yakın arkadaşının kız kardeşiyle ilgilenmek zorunda kaldığında, göğsünde bir şeyler hissetmeye başladı:
Bir çatlak.
Bir sıcaklık.
Dünyasını yok edebilecek bir yangın.
Atlas Altılısı
SIRLAR.
İHANET.
BAŞTAN ÇIKARMA.
GÜÇ.
İSKENDERİYE CEMİYETİ’NE HOŞ GELDİNİZ.
Her on yılda bir, dünyanın önde gelen topluluklarından biri olan İskenderiye Cemiyeti’ne katılmak için altı yetenekli büyücü seçilir. Seçilen büyücüler, en çılgın hayallerinin bile ötesinde bir güce ve prestijli bir hayata sahip olacaktır.
Ama ne pahasına?
Seçilen her büyücünün, cemiyetin sırlarla dolu davetini kabul etmek için kendine göre bir sebebi vardır. Bu, en tehlikeli düşmanlarına yaklaşmak ya da güvendikleri müttefiklerin ihanetiyle yüzleşmek anlamına gelse bile, İskenderiye saflarına katılmak için bir yıl boyunca ölümüne bir mücadeleye atılacakladır.
Bu, hepsinin yıl sonunda hayatta kalamayacakları anlamına gelse bile.
Sana Bağımlı
2 EN YAKIN ARKADAŞ
YALANCILAR. ÂŞIKLAR. BAĞIMLILAR.
1 EPİK AŞK HİKÂYESİ
Hiç kimse, utangaç Lily Calloway’ın en büyük sırrını tahmin edemezdi. Herkes üniversite barlarında dans ederken, Lily tuvaletlerde takılırdı. Birileriyle yatmak için... Dürtüleri onu tek gecelik ilişkilere, şehvetli buluşmalara ve hissettiği utanç yüzünden unutmak isteyeceği yerlere götürüyordu.
Sırrını bilen tek kişinin de kendine ait, farklı bir sırrı vardı.
Loren Hale’in en yakın arkadaşı, bir şişe viskiydi.
Lily onun listesinde ikinci sıradaydı.
Üç yıl boyunca gerçek bir ilişkileri varmış gibi davranarak bağımlılıklarını ailelerinden gizlemişlerdi. Evlerine girip çıkan rasgele erkekleri ve içki şişelerini saklama sanatında artık uzman sayılırlardı.
Ancak bağımlılıklarının altında ezildikleri zamanlarda, ikisi de aralarındaki yıkıcı ilişkiye dört elle sarılıyorlardı. Son zamanlarda ise yalanlar olmadan, daha iyi bir hayatı birlikte yaşamalarının mümkün olup olmadığını merak etmeye başlamışlardı. Etraflarındaki yabancılar ve aileleri, birlikte korudukları bu hayata dahil olmaya başladıkça yeni zorluklarla karşılaşıyorlardı.
Belki de bağımlı oldukları şeyler alkol ve seks değildi.
Asıl bağımlılıkları birbirlerine karşı olabilirdi.
Orion
Denizler dalgalanacak, akıp gidecek önümüzden. Gökyüzü başımızın üzerinden dökülüyor gibi olacak, Yüzümüze düşen yıldızları sayacağız. Ya da belki bizi bekleyen günler, Yıldızlarımızın gölgelerin arasında yitip gideceği kadar karanlık, O gölgeleri dostumuz bileceğimiz kadar çaresiz olacak. İnsanlık siyaha alışkın sevgilim, Bu zihinler, bu kalpler… Dünyalılar ışık görmemeye alışık.
Hırsızların Dansı
MİRAS DÜNYASININ KRALLIKLARINDA GEÇEN NEFES KESİCİ YENİ BİR MACERA!
Krallıklardan ilki olduğunu iddia eden dişli, kanun kaçağı bir aile.
Birdenbire büyük bir güç elde eden, kaderinde liderlik olan bir oğul.
Kraliçenin özel muhafızları Rahtan şövalyelerinden üç güçlü genç kadın.
Göreve önderlik eden ve kendini kanıtlamaya kararlı, efsanevi bir hırsız.
Bütün kıtayı tehdit eden karanlık bir sır…
Kanun kaçağı lider bu ünlü hırsızla tanışınca aralarında hilelerle dolu bir kedi fare oyunu başlar. Bu oyun beraberinde yalnızca hayatlarını değil, aynı zamanda kalplerini de tehdit eden bir savaş getirir.
“Merkezinde atan cesur bir kalp, muhteşem fantastik bir hikâye. Mary E. Pearson korkusuz bir yazar, bu kitabı bitirdikten sonra nefesim kesildi.”
-New York Times çoksatan Caraval, Legendary ve Finale serisinin yazarı Stephanie Garber
Matilda Etkisi
Matilda bilime ve icatlara bayılır. Marie Curie, Leonardo Da Vinci ve Thomas Edison onun kahramanlarıdır ve bir gün kendisi de ünlü bir mucit olmayı istemektedir. Okuldaki bilim yarışmasını adaletsizlik yüzünden kazanamayınca çok üzülür. Özellikle de jüri yarışmaya katıldığı icadı kendisinin yaptığına inanmayınca. Çünkü o bir kızdır.
Matilda duygularını büyükannesi Joss ile paylaşır ve büyükannesinin de bir zamanlar bilim insanı olduğunu öğrenince çok şaşırır. Büyükannesi kendi gezegenini keşfetmiş olan bir astrofizikçidir!
Sorun, hiç kimsenin büyükanne Joss’a inanmamasıdır. Araştırmanın başındaki Profesör Smocks, kadının keşfini çalmıştır. Ve bu keşifle dünyanın en büyük, en ünlü bilim ödülü olan Nobel Ödülü’nü almak üzeredir.
Matilda gerçeği herkese anlatmaya kararlıdır… Fakat o ve büyükannesi törene zamanında yetişmeyi başarabilecekler midir?
2018 HULL JAMES RECKITT EN İYİ ÇOCUK KİTABI ÖDÜLÜ
Yorumlar:
“Matilda kızların da icat edebileceğini ve keşfedebileceğini tüm dünyanın görmesini isteyen muhteşem bir mucit. Komik, esprili ve eğlenceli. Gerçekten süper bir okuma oldu.”
-The Bookbag
“Matilda harika bir karakter ve parlak bir rol model. Bu kitap kadınların bilim dünyasındaki önemini gerçekten kavratıyor.”
-Parents in Touch
"Sıcak kalpli, komik, çılgın bir macera... Bu kitap, çocukları bilime fazlasıyla teşvik edecektir."
-Robin Stevens
Kimse Gerçek Değil Ciltli
“Derler ki en iyi şifacı, yaralı şifacıdır. Ve bütün şifacılar günün birinde yaralanmaya mahkûmdur…”
Kim olduğunu sorguladıkça dünyasının sahtelikten ibaret olduğunu anlamaya başlayan Işıl Özsoydan, öğrendiği gerçeklerle ne yapacağını bilemez ve her geçen gün biraz daha yalnızlaşarak yabancılaşır.
İnsanları “Yaralılar” ve “Şifacılar” olarak iki kategoriye ayıran bir sosyal medya platformundan
tanıştığı Oflaz Kantemiz’in, kendisini bu durumdan kurtaracak kahraman olduğunu düşünmektedir. Ancak geçmişi belirsiz, davranışları tutarsız olan bu gizemli adamın, kendi dünyasının yıkılışına şahitlik etmiş yaralı bir şifacı olduğundan bihaberdir.
Işıl yıllardır inkâr ettiği gerçeklerle Oflaz sayesinde bir bir yüzleşirken Oflaz’ın yaralarının kanamaya başlamasıyla dünyaları altüst olur. Artık ikisinin de akıllarında tek bir soru vardır:
Işıl’ın parıltısı, Oflaz’ın büyülü ruhunu kurtarmaya yetecek midir?
Mürekkepsiz Günlükler
“Günlük bir kez değişiklik yapmana izin verir. Kişileri, nesneleri değiştirebilirsin. Ancak ikinci kez yaptığın değişiklikte hem kendini hem de kimin adını yeniden yazdıysan onu sonsuz döngüye mahkûm edersin. Sürekli aynı an’ı yaşarsınız, bir sonraki saat ve gün asla gelmez.”
Ada, sıradan bir güne uyandığını sanırken yansıması olmayan bir ayna onun hayatını tamamen değiştirir. Artık geri dönemez, ilerlemek için hem güçlerini hem de aslında kim olduğunu keşfetmek zorundadır. Üç farklı güçteki arkadaşıyla birlikte iyilik ve kötülüğün dengesini sağlamaya çalışırken Ada’nın zihnindeki tek soru çoktan mühürlenmiştir.
Fantastik bir orman, sıra dışı kahramanlar, büyük bir mücadele ve çok dikkatle “yazılması” gereken sihirli bir günlük…
Mürekkepsiz günlükler, sizin için mürekkebe bulandı.
Rüzgarı Dizginleyen Çocuk – Martı Yayınları
Denersem yapabilirim, düşüncesiyle yola çıktığımda henüz 14 yaşındaydım. Yaşadığımız bölgedeki kıtlık artık dayanılmaz olmuştu ve etrafımdaki insanlar teker teker ölüyordu. Buna bir son vermeli, en azından denemeliydim. Çevremdeki insanların, hatta ailemin bile bana deli gözüyle bakmasını hiç umursamadan sadece amacıma odaklandım. Ve başardım da!
Kırık Kanatlar
Aşk, cesaret mi ister teslimiyet mi? Aşk, kavuşmak mı özgür bırakmak mı? Halil Cibran, aşkın maddi boyutunda başlayıp manevi kıyılarında son bulan bir hikâye anlatıyor. Gelenekler, kadınlık ve erkeklik, aile vb. toplumsal kimlikler üzerinden, incinmiş ama incitmeyen iki genç yüreğin hikâyesidir Kırık Kanatlar . Cibran’ın her zamanki coşkun dili, tıpkı bir şiir ırmağı gibi Beyrut’un güzel manzaraları eşliğinde akıp gidiyor.
Üstadın Sesi
İnsanlar derinliklerime taş atabilsin diye kuru bir kuyu olabilirdim, çünkü susuz dudakların değmediği tertemiz bir pınar olmaktansa boş bir kuyu olmak daha iyidir.
Duyun beni anavatanımın çocukları… Ermişin sesinden size ulaşan bu sözler üzerine düşünün. Yüreğinizde yer açın ve bilgelik tohumunun gönül bahçenizde tomurcuklanmasına izin verin. Çünkü bu Tanrı’nın en değerli hediyesidir.
Ermiş dokunduğu hakikat ışığını onu dinlemeye cesareti ve aklı olanlara sunmaya devam ediyor. Kitabı okurken Cibran'ın aydınlatan sesini de duyacaksınız.
İnsanoğlu İsa
Halil Cibran, 6 Ocak 1883’te Kuzey Lübnan’ın dağlık bir bölgesi olan Bişherri’de, gökyüzüne ilk çığlığını salıverdi. Çığlık, Müslümanlarla Suriyeli Hıristiyanları ayıran sarp Lübnan Dağı’nda yankılandı. Ne var ki Halil’in “engebeli arazi”yle son imtihanı bu olmayacaktı: On yaşındayken kayalıklardan düşüp omzunu sakatlayınca, bütün hayatı boyunca çekeceği bir ağrıya mahkûm oldu. Çünkü ailesi, çıkığın düzelmesini umarak omzunu bir haça sarmış ve kırk gün boyunca bekletmişti. Hayranlık duyduğu ve herkesten farklı bir dille anlatmak için senelerini verdiği İsa’ya yakınlaşması da bu zamanlara denk gelmekteydi.
Cibran’ın büyük bir gayretle İsa’nın havarilerinden biriymişçesine kaleme aldığı İnsanoğlu İsa , Mesih’in tutkulu bir dille yeniden anlatılan hikâyesidir.
Vadinin Perileri
Aşkın ve insanlığın şairi Halil Cibran’dan...
Üç öyküden oluşan Vadinin Perileri kitabında Halil Cibran, “inanç” kavramını ele alır ve zor zamanlarda insanı nasıl kurtarabileceğini gösterir. İnanç dolayımında sözü aşka, sevgiye, ihanete, sömürüye, hayal kırıklığına getirerek insan ruhunun derinliklerine iner. Uzaktan değil, yanı başımızdan gelen bir sestir Cibran.
“Kimsin sen, ey kalbime o kadar yakın olduğu halde gözlerimle göremediğim varlık?” diye seslendi. “Kimsin sen, ey beni benden koparıp varlığımı uzak ve unutulmuş çağlara iliştiren güç? Bir harabe perisi misin? Yoksa başka âlemlerden, bana hayatın beyhudeliğini, bedenin zayıflığını, faniliğini anlatmaya gelen ölümsüz bir ruh mu? Duyularımı tutsak edip, beni kabilemin gençleri arasında alay konusu haline getirmek için, yerin karnından çıkıp gelen Cin taifesinin kraliçesi misin yoksa? Kimsin sen ve nedir kalbimi istila eden bu ayartının, bu coşkunun ve mahviyetin anlamı?”
On Üç’ü Saklamak
Âşık olmak, kolay olan kısımdı.
Asıl zor olan sonrasında yaşanacaklardı…
Johnny Kavanagh’nın kaderinde spor yıldızı olmak vardı. Ancak feci bir sakatlık çok sevdiği on üç numaralı formadan ayrılmasına sebep olmuş, onu hayallerine tutunmak için mücadele etmeye zorlamıştı. Yolunu kaybetmiş durumdaydı, özgüvensiz ve umutsuz bir halde teselli arayışına girmişti. Bu yüzden, uyanık olduğu her saatte zihnini meşgul eden kızın gizemini çözmeye
karar verdi.
Shannon Lynch daha önce sır saklamakta hiç sorun yaşamamıştı. Şeytanların ve kötü adamların yalnızca peri masallarında değil, gerçek dünyada da var olduklarını biliyordu. Geçirdiği travmanın ardından çaresizce küçük kardeşlerini korumaya çalışıyordu. Ama geleceği gözlerinin önünde dağılırken kendini tekrar ailesinin olayları gizleme çabasının içinde bulmuştu. Şiddet görüp paramparça hale gelmiş, sonrasında ise çevresine duvarlar örmüştü ve insanlara olan güveni çok büyük bir darbe almış durumdaydı.
Yalnızca tek bir kişi o duvarlara tırmanabilirdi. Kalbinin sahibi olan çocuk. Ancak sırlar ortaya çıktığında hayatları sonsuza dek değişebilirdi. Johnny ve Shannon’ın aşkı hayatta kalabilecek miydi?
Yanan Denizin Dansı
Hırsızlar Krallığı, Aadilor diyarındaki hem büyü hem de zevkle dolup taşan saklı bir yerdi. Yemin ve kanla bağlı üç ölümcül büyücüden oluşan Mousai, güçlerini bu krallığın hazinelerini korumak için kullanıyordu. Niya Bassette, Mousai’a dansıyla güç getiriyordu. Ne var ki, baştan çıkarıcı hareketlerinin ardında ağır bir sır taşıyordu. Kötü şöhretli korsan lordu Alōs Ezra ise yıllardır bu sırrı ona karşı kullanmaktaydı. Kaçakçılık suçundan Hırsızlar Krallığı’ndan sürgün edilen korsan, Niya’yı rehin alma planıyla yeniden ortaya çıkmıştı. Bu sırrı kullanarak Hırsız Kral tarafından bağışlanmayı hedefliyordu. Niya sırrını korumak ve özgürlüğünü garanti altına almak için korsan lorduyla kendi anlaşmasını yaptı. Fakat bunu yaparken bir şekilde adamın gemisine bağlanmıştı. Şimdi ölümcül sularla, kana susamış bir mürettebatla ve ona ihanet eden kalbiyle mücadele etmek zorundaydı. Alōs’la aralarındaki çekim, çok geçmeden bu hassas ateşkesi tehdit etmeye başladı ve açık denizlerde çalkantılı bir yolculuğa sebep oldu. Krallığından çok uzakta olan Niya, gerçekten de tehlikeli bir dansın içindeydi. Karanlık eylemlerin asil kalpleri gizlediği ve en çekici dansların çoğu zaman karşı tarafı yaktığı Aadilor dünyasına hoş geldiniz. Baştan çıkarıcı bir dansa ne dersiniz?