Aptallar Erken Ölür
Mafia’nın egemen olduğu yeraltı dünyasını Baba romanıyla efsaneleştiren Mario Puzo, okuyucuyu bu kez pırıltılı hayatlarla ünlü Las Vegas ve Hollywood’a götürüyor.
Bakara ve yirmibir masaları, kumarhaneyi dolandıran krupiyeler, havalandırmadan gelen saf oksijenle ayakta kalan ihtiraslı kumarbazlar, ‘ökse’ kadınlar, ‘yaşlı kurt’ kumarhane müdürleri; film yapımcıları, Hollywood yıldızları, Beverly Hills hayatı... ve romanın ana karakteri ‘dejenere’ bir kumarbaz olan ‘Sihirbaz’ Merlyn.
Puzo’nun güçlü kaleminden nefis bir roman.
Baba
Boyalı Kuş
"İkinci Dünya Savaşı'nı konu edinen kayda değer kurgulardan hiçbiri Jerzy Kosinski'nin Boyalı Kuş'unun seviyesini yakalayamaz. Görkemli bir sanat eseri ve insan iradesi üzerine yazılmış en iyi methiye. Bunu okuyan asla unutmayacak, ve mutlaka sarsılacak. Boyalı Kuş edebiyatımızı ve yaşamlarımızı zenginleştiriyor." - Jonathan Yardley, The Miami Herald- "Olağanüstü... Tam anlamıyla sersemletici... Hayatımda okuduğum en güçlü kitaplardan biri." - Richard Kluger, Harper's Magazine- En önemli yazarlarımızdan biri - Newsweek- En iyilerden biri... Derin bir içtenlik ve duyarlılıkla yazılmış"
- Elie Wiesel, The N.Y Times
Kelebek – E Yayınları
Kelebek - Henri Charriere İşlemediği bir cinayetten, müebbet kürek cezasına çarptırıldığı sıra, Henri Charrière’in özgürlük mücadelesinin bir ifadesi olarak doğdu Kelebek. Çok genç yaşında tutkunu olduğu idealleri ve gelecek arzusu onu ‘insanca bir felsefe’ ve ‘üstün bir uygarlık’la tanıştırdı: Modern sistemin kokuşmuş yolları yerine Kızılderililer’in, cüzzamlıların, okuma yazma bilmeyen yoksul balıkçıların gerçek uygarlığıyla . Bir, iki, üç, dört, beş; bir, iki, üç, dört, beş. Ardı ardına sıralanan bu rakamlar aslında bir hücrenin uzunluğu: Bir uçtan bir uca beş adım. Tüm yaşamın göz önünden geçtiği beş adım. Hayallerle ve tutkularla atılan beş adım. Yargıçlara, mahkemeye ve insan kazanmak yerine kaybetmeye dayalı yargı sistemine atılan beş adım. Modern olarak nitelenen ülkelere atılan beş adım. Tüm duyguları iğdiş eden her türlü korkuyu insanın içine salan beş adım. Özgürlüğe ve geleceğe atılan beş adım. Kelebek bir özgürlük mücadelesi...
Münih’e Kadar 6 Mezar
The Godfather-Baba adlı başyapıtın yazarı Mario Puzo’nun Mario Cleri takma adıyla yazdığı bu romanda 2. Dünya Savaşı’nda
Nazilerin eline düşen, üstün hafızaya sahip şifreleme uzmanı Amerikalı bir subayın yıllar sonra Avrupa’ya dönerek başlattığı insan avı anlatılıyor.
İşkencecilerinin peşine düşen Amerikalı Avrupa’nın farklı kentlerinde iz sürüyor.
Omerta
Suskunluk Yasası yani Omerta Mario Puzo’nun Baba romanıyla kapısını araladığı Sicilya kökenli mafya dünyasının kendine has ahlak anlayışının temeli, organizasyonun kalbine ulaşmayı engelleyen çok katmanlı ve sıkı yapının gerektiğinde kanla yoğurulan harcıdır.
Onu gerçek bir Sicilya mafyözü olarak yetiştiren Don Aprile’nin öldürülmesi sonrasında Puzo’nun sıra dışı karakteri Astorre Viola farklı amaçlarla ailesinin bankalarını ele geçirmek isteyen FBI'a, New York mafyasına ve Kolombiya uyuşturucu karteline karşı bir strateji savaşı başlatıyor…
Şibumi
İnanılmaz ölçüde karışık ve özgün bir roman kahramanı Nicholai Hel. Yarı Rus, yarı Alman asıllı koyu bir Amerikan düşmanı. Şanghay'da doğmuş, bir Japon generali tarafından büyütülmüş; bir Japon bilgesinden de "Go" oyunu öğrenmiş. Bask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşuyor. Plastik kartla ya da kurşun kalemle bir insanı rahatlıkla öldürebilecek ustalıkları da edinmiş. Üstün düzeydeki "yakın algılama " yeteneği yüzünden fotoğrafı bile çekilemeyen bu profesyonel terörist avcısı, terörcü, korkusuz mağaracı, yenilmez savaşçı ve gerçek feylosof, günün birinde emekli olarak yaşadığı şatosundan çıkıyor; amansız ve acımasız bir dövüşe katılmak üzere....
Sömürgecilik Tarihi
Sömürgecilik sorununa ve geçirmiş olduğu sürece eleştirel gözle bakmak, beş kıtanın son beş yüz yıllık tarihini gözden geçirmek, yalnız sömürenlerin değil sömürülenlerin de tarihini irdelemektedir. Daha düne kadar Batılı klasik tarihçiler için sömürü "ötekine" "uygarlık götürme" olarak gösterilmiştir. Oysa Avrupa kral ve kraliçelerinin yeni güç ve iktidar alanlarına ihtiyaçları vardı. Bilinmeyene yolculuk, efsanelerde ve masallarda işitilen, hep ağız sulandıran o görkemli hazineler, altın yollar, değerli madenler için başladı. Yeni yerlerin bulunması Batılı ülkelerin iştahlarını daha da kabarttı. Ve sermaye birikimi her geçen gün artan gücüyle, her sistemin dinamiğini oluşturan ve eş zamanlı olarak değerleri de yok eden yıkıcı bir süreci başlattı: Uygarlıkların talanı, kültürlerin yıkımı ve soykırımı... Geçmişten günümüze anlatılan uygarlık masallarına bugün artık kimse inanmıyor ve "avcı" tarafından yazılan tarihe eski kavramlarla bakmıyor. Amerika, Afrika, Asya yerlileri tüm bu tarihin nesneleri olarak kaldılar. Özne ise hep Batı‘ydı. "Yeni Dünya Düzeni" ve "Globelleşme"nin bir fetiş haline getirildiği, "tek kutuplu" duruma gelmiş bir dünyada geçmişi hatırlamak, bugünlere nasıl gelindiğini anlamak için elinizdeki kitap klasikleşmiş, "değişen dünya koşullarında" da güncelliğini koruyan önemli bir kaynaktır.