Apartıman Çocukları
İstanbul’da biçimiyle ve planıyla birbirinin aynısı üç apartman: Şeref, Namus ve Vicdan apartmanları... Bu üç apartmanın tek sahibi Hacı Suduri Efendi...
Memur Seyfi Saymaner’in kiralık bir ev aramasıyla ve baktığı birkaç evden sonra Namus Apartımanı’na ailesini yerleştirmesiyle başlıyor maceralar. Sonra mı? Doktoruyla, öğretmeniyle, kaptanıyla, tiyatrocusuyla ve kapıcısıyla birçok meslek grubundan renkli kişiliklere sahip apartman sakinlerinin kendi küçük dünyalarında başlarından geçen büyük olaylar... Bu üç apartmanın içinde yaşayan çocukların, büyüklere ders verecek dostlukları…
Apartıman Çocukları, Anadolu’nun çeşitli köylerinden İstanbul’a gelenlerin yaşadıkları çelişkiler, insanlar arasındaki ilişkilerin yapaylığı ve yapmacıklığı üzerine bir mizah romanı.
Rıfat Ilgaz, eğlenceli bir serüvene çağırıyor.
Mizah ustalığının eşsiz gücüyle...
Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde
Bacaksız Kamyon Sürücüsü
“Heeey! Çekilin önümden.”
Bacaksız Bahri ve ailesi Kastamonu Cide’den İstanbul’a, Fesleğen Sokağı’na taşınalı birkaç ay olmuştur. Bacaksız’ın bu yeni mahallede çok fazla arkadaşı yoktur ama parlak bir fikri vardır: Yalnızca büyüklerin yapabileceği bir iş olan kamyon sürücülüğünü deneyip mahallenin çocuklarına kendini göstermek.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Macera Peşinde
“Ya polis gene görürse bizi?”
Bacaksız Bahri’nin, çeşme başında kovalarını doldurmaya çalışan Gülten’e yardım etmek için yine parlak bir fikri var: Çeşmeye taktığı hortumu Gülten’in evine kadar uzatmak.
Ancak işler planladığı gibi gitmez. Başına gelenlerden kurtulmaya çalışırken Paytak Yılmaz’la karşılaşır ve bu iki kafadar kendilerini büyüklerin dünyasında bir maceranın içinde bulur.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Okulda
“Çiz bakalım yukarıdan aşağıya!”
Fesleğen Sokağı çocukları tatlı bir telaş içinde çünkü okullar açılıyor. Bacaksız Bahri ve arkadaşları da bu yıl okula başlayacak. Mahallede büyük küçük herkes o ilk günü sabırsızlıkla beklerken birbirinden güzel defterler, kalemler alınıp çantalara yerleştirilir. Bacaksız ve arkadaşlarını çizilecek yüzlerce düz çizgi ve yepyeni bir dünya bekliyor.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Paralı Atlet
“Haydi bastır Bacaksız Bahri!”
Fesleğen Sokağı’na ketenhelvacı gelmiştir. Daha önce ketenhelva yemeyen Bacaksız, pamuğa benzeyen bu şeyin tadını çok merak eder ama annesinden de para istemeye çekinir. Bacaksız’ın her zamanki gibi parlak bir fikri vardır. Küçük bir yarış yapacaklar ve kazanan helvayı alacak. Güçlü rakiplerine rağmen Bacaksız yarışı kazanacak mı? Ve yarış başlar, ketenhelvayı kim yiyecek?
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Tatil Köyünde
“Bir dalıp çıkalım istersen.”
Bacaksız Bahri’nin babası Almanya’ya işçi olarak gidince o da annesiyle birlikte babaannesinin köyüne yerleşir. Bir sabah fenerin orada kurulmuş çadırları fark eden Bacaksız, büyük bir merakla orada kimlerin yaşadığını araştırmaya başlar. Yakın arkadaşı Tekin, bu yabancılarla çoktan tanışmıştır bile. Ne yapıp edip Fransız aileyle tanışmayı kafasına koyan Bacaksız, eğlenceli bir yaz geçirecektir.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda ve Bacaksız Paralı Atlet adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bean Fasulye
Bu kitapta iyilikten eser yok...
Bean: Fasulye, acımasız bir gerçekliğin ortasında birbirini parçalayarak hayatta kalmaya çalışan karakterlerle dolu. Sevgi ile şiddet, arzu ile intikam arasında incecik bir çizgide yürüyen bu insanlar, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaya çalışırken, etraflarındaki her şeyi yıkmaya, kendi yaralarını başkalarının kanıyla sarmaya hazır. Her bir sayfa, bir savaş alanı; her bir cümle, ruhun en derin yaralarına keskin bir bıçak.
Bu kitapta iyilikten eser yok: Masumiyet, tutkuların elinde bir oyuncağa dönüşmüş. Burada yalnızca çirkin gerçekler, zehirli bağlar ve sınır tanımayan bir sahiplenme hırsı var.
Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz, sınırları silinmiş bir dünyanın içinde sürükleneceksiniz. Her satırda hem çekilecek hem itileceksiniz; burada merhamet yok, yalnızca doyumsuz arzular ve onlara eşlik eden derin bir karanlık var.
Tiksindirici ama büyüleyici bir gerçeklikle yüzleşmeye hazırsanız, sayfaları çevirmeye devam edin. Ve bu cehennemi keşfetmeye başlayın.
Beterin Daha Da Beteri
Bir Kedinin Dertleri
Bizon Raymon
Böcek Çocuk
“Dünya olağanüstü bir yerdi. Delirtilecek sayısız insan onu bekliyordu.”
Kraliçeyi Kurtarmak ve Haritada Kaybolmak kitaplarıyla okurların gönlünü fetheden Vladimir Tumanov, ele avuca sığmayan bir çocuğun olağanüstü öyküsünü anlatıyor Böcek Çocuk’ta.
Küçük Gregor, bir sabah uyandığında kendini hamamböceğine dönüşmüş bulur. Haşarılıklarıyla ünlü Gregor, böceğe dönüştükten sonra yaşadığı şehrin kaderini değiştirmek için akılalmaz maceralara atılır. İlk iş olarak halkı haraca bağlayan Başkan Boşkan’ın karşısına dikilir. Neredeyse bir silgi büyüklüğündeki kahramanımız, acımasızlarla eğlenerek mücadele ederken, yakın arkadaşları Tarakanow kardeşler her hınzırlıkta onunla birliktedir elbette.
Kahkahanın ve heyecanın eksik olmadığı bu kitabın sırrı karakterlerinde saklı.
Joseph Kaa, Siggi Smund, Franz Samsa… Bakalım bu karakterlerin sırrını kim çözecek?
Bulutçelen Kuşları
Büyülü Orman
Cankurtaran Yılmaz
Merhaba, benim adım Yılmaz.
Ailemle birlikte Cide’de yaşıyorum. Geçen yaz tatilinde kasabamızdaki Yalı Gazinosu’nda çalışırken, tatil için İstanbul’dan Cide’ye gelen Sarmaşık ailesiyle tanışmıştım. Küçük oğulları Tural’la birbirimizden pek hoşlanmadık.
Çalıştığım için çok sevdiğim denizden uzak kalmıştım.
Yüzmeye bir türlü fırsat bulamıyordum.
Cide’de her yıl Deniz Bayramı nedeniyle düzenlenen yüzme yarışmasına katılmak ve birinci olup büyük ödülü almak istiyordum.
Heyecanla beklediğim gün gelmişti.
Fakat hesapta olmayan bir şey oldu!
Dünyaya hep gülümseyerek bakmamızı isteyen Rıfat Ilgaz, hikâyemi sizlerle paylaşmamı sağladı. Siz onu okurken, belki birlikte dalgalara kulaç atabiliriz.
Cik!
Çok Küçüğüm Daha Ben
Dostum Çino
Dünyanın Merkezine Seyahat
Fırtına Pastası
Gümbür Gümbür
Hababam Sınıfı
Edebiyatımızın “Koca Çınar”ı Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı, topluma tutulmuş müthiş bir aynadır.
Kel Mahmut, İnek Şaban, Güdük Necmi, Hafize Ana, Tulum Hayri, Kalem Şakir, Domdom Ali, Hayta İsmail, Badi Ekrem ve diğerleri… İşte Hababam Sınıfı’nın unutulmaz kadrosu.
Kendisi de uzun yıllar yatılı okullarda okumuş ve öğretmenlik yapmış olan Rıfat Ilgaz’ın, anılarından yola çıkarak yazdığı Hababam Sınıfı ve bu sınıfın karakterleri, yıllardır yediden yetmişe herkesi kimi zaman güldürdü kimi zaman ağlattı. Ilgaz, eğitim sistemindeki bozukluğu, yöneticilerin ve eğitimcilerin halini öğrencilerin bakış açısıyla anlattı bizlere.
Öğretmenleri tarafından tembel, yaramaz, kopyacı diye suçlanan bu sınıfın parasız yatılı öğrencileri, otoriter eğitim sistemine uyum sağlayamayıp kendilerini farklı yollarla ifade ettiler. Onların istedikleri, sevgi ve anlayıştan başka bir şey değildi. Bir türlü değişmek bilmeyen bu sistemle mücadelenin sembolü olan Hababam Sınıfı’nda hepimizin ortak anıları var.
Bu sınıf, hepimizin sınıfı…
Hababam Sınıfı Baskında
Hababam Sınıfı Baskında’da, sınıfın haylazları bu kez insafsız müdüre karşı mücadele ediyor. Okulun erzakının her geçen gün azaldığını fark eden öğrenciler müdüre suçüstü yapmaya hazırlanıyorlar. Aldığı onca paraya rağmen öğrencilerin hiçbir ihtiyacını karşılamayan, hatta var olan imkânları da kendisi için kullanmaya kalkışan müdürün dersini yine Hababam Sınıfı veriyor.
Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı romanından uyarladığı Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Baskında ve Hababam Sınıfı Uyanıyor adlı tiyatro oyunlarını okurken, kendinizi hiç yabancısı olmadığınız sınıfın şenlikli ortamında bulacaksınız.
Hepimizin sınıf arkadaşlarımıza, hocalarımıza, derslerimize ait birbirinden ilginç anıları var. Kitapta bu anıların birkaçına rastlayacaksınız; kiminiz çocukluk, kiminiz ilkgençlik günlerinizi yeniden yaşayacaksınız.
Haydi sınıfa...
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
Rıfat Ilgaz, yeni toplumsal koşulların baskısı altında Hababam Sınıfı’nın haytalarıyla dostluğunu sürdürüyor. llgaz’ın 1957’de zile basarak derse çağırdığı Hababam Sınıfı’nın yaramaz çocuklarının maceraları aradan geçen bunca yıla rağmen milyonları etkilemeye devam ediyor. İlk kez 1987 yılında yayımlanan Hababam Sınıfı İcraatın İçinde, Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da nereye gideceğini daha o günden işaret eden bir kitap.
Hababam Sınıfı’nın haylazları baskıcı eğitim sistemine isyan etmeye ve onu yaratanlarla ince ince dalga geçmeye bu kitapta da devam ediyor.
Rıfat Ilgaz’ın usta kalemiyle herkesin kalbinde özel bir yer edinen Hababam Sınıfı’nın yepyeni maceralarını merak ediyorsanız buyurun sınıfa...
Biraz acele edin zil çalıyor!
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
Edebiyatımızın “Koca Çınar”ı Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı, topluma tutulmuş müthiş bir aynadır.
Hababam Sınıfı... Her okulda vardır böyle bir sınıf! Derslerde şiirler, mektuplar yazılır; akla hayale gelmeyecek şakalar yapılır. Dersi kaynatmak, sözlüden ya da yazılıdan kurtulmak için bin bir haylazlık...
İlk baskısı 1971 yılında yapılan Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı’da sınıfın haylazlarının şamatası devam ediyor. Rıfat Ilgaz, eğitim sistemindeki bozukluğu, yöneticilerin ve eğitimcilerin halini, öğrencilerin gözünden aktarmaya devam ediyor bu kitapta da...
Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı romanından uyarladığı Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Baskında ve Hababam Sınıfı Uyanıyor adlı tiyatro oyunlarını okurken, kendinizi hiç yabancısı olmadığınız sınıfın şenlikli ortamında bulacaksınız.
Hepimizin sınıf arkadaşlarımıza, hocalarımıza, derslerimize ait birbirinden ilginç anıları var. Kitapta bu anıların birkaçına rastlayacaksınız; kiminiz çocukluk, kiminiz ilkgençlik günlerinizi yeniden yaşayacaksınız.
Sınıfta kalan kim? Sistem mi, Hababam Sınıfı mı?
Hababam Sınıfı Uyanıyor
Hababam Sınıfı... Okulun öğretmenleri onları “tembel, yaramaz ve kopyacı” diye suçlasa da bu sevimli haylazlar otoriter eğitim sistemine karşı kendilerini farklı yollarla ifade ediyorlar. Hababam Sınıfı Uyanıyor’da, kahramanlarımızın başı bu kez edebiyat öğretmenleri Piyale İhsan’la dertte. Hababam, bu sıkıntıdan kurtulabilmenin yollarını arıyor. Piyale İhsan öğrencilere ezberlemeleri için çok uzun ve zor bir şiir veriyor. Hababam Sınıfı’nın “tembelleri”nin bunu başaramayacağına ve kopyaya başvuracaklarına inanıyor. Ama unuttuğu bir şey var:
Karşısındaki Hababam Sınıfı...
Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı romanından uyarladığı Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Baskında ve Hababam Sınıfı Uyanıyor adlı tiyatro oyunlarını okurken, kendinizi hiç yabancısı olmadığınız sınıfın şenlikli ortamında bulacaksınız.
Hababam hep ezilecek değil ya. İşte uyanıyorlar...
Halime Kaptan
“Halime Kaptan’ın yazması hâlâ başında duruyordu. Rüzgârda uçmasın diye başına dolamış, uçlarını da sıkıca düğümlemişti. Onu dümende gören bile Halime Kaptan olduğuna inanmaz, olsa olsa pazar dönüşü kürekteki kocasına vekillik eden iyi huylu bir köylü kadın, derdi. Başında Laz başlığı, ayağında zıpkası, elinde mavzeri yoktu, ama birden yüzünde o zıpkalı, başlıklı günlerin sertliği belirivermişti.”
Kurtuluş Savaşı yılları…
Eli silah tutan bütün erkekler cepheye gönderilmiştir. Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır. Herkesin tuza, şekere, ekmeğe hasret kaldığı o günlerde Halime geçimini sağlamak için sandalla Karadeniz’e açılır. Erkek kılığına girerek oğlu ve iki tayfasıyla çıktığı ilk seferinde bin bir zorlukla mücadele eder. Bu zorluklar onu yıldırmaz; Karadeniz’e tutkuyla bağlanır Halime…
Rıfat Ilgaz, tarihte örneğine az rastlanan bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Bir kadın kaptanın fırtınalar, azgın dalgalar ve korsanlarla mücadele ederek İnebolu’ya cephane taşımasının romanıdır bu.Halime Kaptan, Türk kadınının ülkesi için denizlerde verdiği mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’na cephane kadar, dalga dalga “umut” taşımasının da bir belgeselidir.