Nutuk Gençler İçin Sadeleştirilmiş
Nutuk, Mustafa Kemal’in, 15-20 ekim 1927 tarihleri arasında ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının salonunda milletvekillerine hitaben yaptığı, aralıklı olarak altı gün ve toplam otuz altı saat süren konuşma metnidir.
Gazi bu uzun ve ayrıntılı konuşmasıyla, 19 Mayıs 1919’da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın hangi koşullar içinde yapıldığını, Cumhuriyetimizin nasıl kurulduğunu anlatır ve sayısız belgeye dayandırdığı bu tarihi konuşmasının sonunda, elde edilen başarıyı Türk gençliğine emanet eder. Nutuk, bu özellikleriyle yakın tarihimizi aydınlatan eşine az rastlanır bir belge olduğu kadar, her Türk çocuğunun ve gencinin de elinden düşürmemesi gereken bir başucu kitabıdır.
Nutuk’u genç kuşaklar için yalınlaştırdık, merakla ilgiyle ve Atatürk’e sevgi duyarak okuyacakları bir başucu kitabı durumuna getirdik.
İçeriğini günümüz Türkçesi’ne değerli edebiyat öğretmeni ve yazar Ahmet Köklügiller aktarmıştır.
Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı 1
Bir zamanlar evrendeki tüm yaşam, Yaşam Çiçeği´nin -bizleri fiziksel varoluşa götüren ve oran çıkaran geometrik desen- yaradılışın şablonu olduğunu biliyordu. Sonra, çok yüksek bir bilinç seviyesinden karanlığa düştük ve akim olduğumuzu unuttuk. Yüzyıllar boyunca bu sır, dünyanın her tarafındaki kadim sanat eserlerinde ve oymalarda, ve yaşamın tüm hücrelerinde kodlanmış olarak kaldı...
Yeniçeri – 58
Yeniçeri´yi dünyanın ilk teşkilatlı ve meslekî ordusu olarak gören ve gösteren Necip Fazıl´a göre, Yeniçeri, kuruluşundan sonraki ilk iki asır içinde ideal askerdir ve devletinin gayesine ve ahlakına bağlıdır. Tanzimata kadar sürecek olan sonraki üç asır içindeyse bizzat devlet süikastçısı bir âsidir.
Yeniçerinin bu çöküşü, ruhî ve sosyal bir müessire, iman vecd ve aşkının gönüllerden uçup gitmesine bağlıdır ve Yeniçeri, bu korkunç ve hazin tecelliyi göstermekte sadece bir vesiledir.
Bu eser, müellifinin bizzat belirttiği gibi, tarihî rezalet ve fecaatlerin bir hikâyesi olarak kaleme alınmış olmaktan ziyade, Yeniçerinin işe nereden başlayıp, işi nerede bitirdiğini göstermek ve bunun ruhî ve sosyal müessirlerini çerçevelemek gayesiyle yazılmıştır.
Modern Türkiyenin Doğuşu
Türklerin tarihe karşı giriştikleri yarış Ünlü otorite Bernard Lewis’in Türklerin son 250 yıldaki tüm çağdaşlaşma çabalarını tek bir ciltte detaylarıyla anlatıp yorumlayan klasik eseri, yazar tarafından güncellenmiş orijinal III. edisyondan çevirisiyle günümüz Türkçesinde. Princeton Üniversitesi Yakındoğu Etüdleri profesörü Bernard Lewis, bu güncellenmiş klasik kaynak kitabında Türklerin son 250 yıldaki çağdaşlaşma serüvenini geniş bir kaynakçaya dayanarak yetkinlikle yorumluyor. Türk milletinin bin yıl önce Çin’den vazgeçip İslamiyet’e yöneldiğinde başlamış olan batıya doğru yürüyüş, şimdi İslamî mirasın büyük bir bölümünden vazgeçerek Avrupa’ya yönelmiş ve yönetimde, toplumda ve kültürde Avrupaî yaşam tarzını benimseyip hayata geçirmek üzere kesiksiz, kararlı bir çabayı doğurmuştur. Daha önce Türkçede yayınlanmamış güncel yeni ek bölümde Lewis, eserin ilk yayınlandığı 1961 yılından bu yana geçen 47 yıldaki gelişmeleri; Soğuk Savaş döneminin sona erişi, Türkiye’nin NATO üyeliği, Avrupa Birliği adaylığı ve Ortadoğu’daki ABD politikalarına reaksiyonlarını Radikal İslam tehdidini de göz ardı etmeden sunmaktadır. Modern Türkiye’nin Doğuşu konunun duayeninden, son 250 yılımızı; Osmanlı İmparatorluğunun duraklama döneminden itibaren Türk çağdaşlaşma tarihini, Cumhuriyetin ilk ve engebeli yıllarını anlamlandırmak için başvurulabilecek güncellenmiş ve önemli bir kaynaktır.
Orhun Abideleri
"Orhun Abideleri",
Türk medeniyetinin, kültürünün, tarihinin tek kelimeyle Türk varlığının şaheser vesikası.
Merhum Profesör Muharrem Ergin'in bu şahasere layık çalışması ile bu kitap elinize ulaşmış oluyor.
Prof. Ergin'in kıymetli talebesi Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya kitabı elden geçirdi, öğrencilere en uygun şekilde yeniden dizdirdi, renkli sayfalar ve fotoğraflar ilave edildi.
Türk Milli Kültürü
Yazarın kültürümüzle alakalı olarak erken bir dönemde yazdığı ve kendisinden sonra yapılan çalışmalara yol gösteren eseridir."Her millet maddî imkânları ve manevî değerleri ile bir kültür bütünüdür. Bir millet yaşamakta ise, onun bir kültürü olacaktır. Biz de takriben 4000 yıllık tarihe sahip Türk milletinin kültürünü araştırdık. Asya bozkırlarında gerçekleştirilen bu kültürü çeşitli cepheleri ile belirtmeğe çalıştık. Kültür unsurlarının da zamanın ve çevrenin şartlarına uygun bazı değişiklikler gösterdiği, fakat ana vasıflarını daima koruduğu gerçeğinden hareket ederek yaptığımız iş, bütün yönleri ile Türk milletince ortaya konup geliştirilmiş kültürün çatısını kurmak ve onun yüzyıllarca karakterini muhafaza eden özelliklerini tespit etmek gayretinden ibarettir.
Atatürk:bir Milletin Yeniden Doğuşu
"Bu kitap çağdaş Türkiye’yi yaratan ve tarihin akışını değiştiren büyük önder hakkındaki birçok bilgi eksiğini giderecek bir araştırma ürünüdür. "İşte, şimdiye kadar yayınlanmış en kapsamlı ‘Atatürk’ incelemesi...’Atatürk büyüleyici ve gizemli bir kişilik olarak belleklerde kalıyor." -The Times- "Son zamanlarda yayınlanmış yaşam öykülerinden pek azı Lord Kinross’un ‘Atatürk’ü kadar başarılıdır. Bu yapıt şan ve şerefin insan biçimine girmiş unutulmaz anıtıdır." -Sunday Telegraph-
Sömürgecilik Tarihi
Sömürgecilik sorununa ve geçirmiş olduğu sürece eleştirel gözle bakmak, beş kıtanın son beş yüz yıllık tarihini gözden geçirmek, yalnız sömürenlerin değil sömürülenlerin de tarihini irdelemektedir. Daha düne kadar Batılı klasik tarihçiler için sömürü "ötekine" "uygarlık götürme" olarak gösterilmiştir. Oysa Avrupa kral ve kraliçelerinin yeni güç ve iktidar alanlarına ihtiyaçları vardı. Bilinmeyene yolculuk, efsanelerde ve masallarda işitilen, hep ağız sulandıran o görkemli hazineler, altın yollar, değerli madenler için başladı. Yeni yerlerin bulunması Batılı ülkelerin iştahlarını daha da kabarttı. Ve sermaye birikimi her geçen gün artan gücüyle, her sistemin dinamiğini oluşturan ve eş zamanlı olarak değerleri de yok eden yıkıcı bir süreci başlattı: Uygarlıkların talanı, kültürlerin yıkımı ve soykırımı... Geçmişten günümüze anlatılan uygarlık masallarına bugün artık kimse inanmıyor ve "avcı" tarafından yazılan tarihe eski kavramlarla bakmıyor. Amerika, Afrika, Asya yerlileri tüm bu tarihin nesneleri olarak kaldılar. Özne ise hep Batı‘ydı. "Yeni Dünya Düzeni" ve "Globelleşme"nin bir fetiş haline getirildiği, "tek kutuplu" duruma gelmiş bir dünyada geçmişi hatırlamak, bugünlere nasıl gelindiğini anlamak için elinizdeki kitap klasikleşmiş, "değişen dünya koşullarında" da güncelliğini koruyan önemli bir kaynaktır.
Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri
Batı kökenli olan "anayasa" ve "anayasacılık" hareketlerinde 18. yüzyıl sonlarına gelindiğinde hemen hemen bütün Avrupa, yerel meclisler geleneğinden ulusal parlamentolara geçiş sürecine girmişti. Özünde liberal ve demokratik değişimlerin güvenceye bağlanmasını içeren bu köklü dönüşümlerde, belirleyici rolü feodal-aristokratik kurumlara karşı iktidar mücüdelesi veren burjuvaziler oynadı. Elinizdeki kitap, "Çokuluslu Osmanlı İmparatorluğu"ndan yola çıkarak "Türkiye'de Ulusal Devletin Kuruluşu" ve "Çok Partili Rejim" başlıkları altında anayasal değişme sorunlarına ışık tutmaya çalışıyor.
Sınırları Çizen Kadın İngilzi Casus Gertrude Bell
Gertrude Bell’in Ortadoğu’nun şekillenmesinde oynadığı rol neydi? Yazar, arkeolog, seyyah ve casus olarak bilinen Gertrude Bell aslında kimdi? Nasıl bir süreçten geçerek Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması için çalışan bir ajan durumuna gelmişti?
Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, ilk defa başvurulan arşivler ve keşfedilen belgeler ışığında daha önce birçok yönü irdelenmemiş Gertrude Bell’in bambaşka bir portresini ortaya çıkarıyor. “Dünyaya medeniyet yaydığına inandığı” ülkesine layık olmak için var gücüyle çalışmış Gertrude Bell’in yalnız başına Arap çöllerine girecek cesareti bulabildiği sıradışı yaşamı tüm hikâyesiyle gözler önüne seriliyor. Bu kitap, Gertrude Bell’i biyografik olarak sunmakla kalmıyor, onun Orta Doğu’nun şekillenmesinde rol oynamış kişilerden biri olduğunu teferruatıyla anlatıyor. Bir taraftan öğrenciliği, tarihçiliği, arkeoloji çalışmaları ve gezilerinden bahsederken diğer taraftan da yeniden şekillenen Orta Doğu’daki gelişmelerin seyrini, nüfuz mücadelelerini irdeliyor.
Bu açıdan kitapta Gertrude Bell’in özel yaşamına paralel olarak 19. yüzyılı şekillendiren önemli olaylar da yer buluyor.
İngiltere’nin Kutülamare yenilgisi ve bölge politikasına etkisi, İngiliz-Fransız ortaklığı ve Sykes-Picot Anlaşması, Balfour Deklarasyonu, Paris Barış Konferansı, Percy Cox ve Mezopotamya Sivil İdaresi’nin kurulması, Fransa’nın Suriye’yi işgali, Kahire Konferansı, Faysal’ın Irak Kralı yapılması gibi son derece kritik meseleler Gertrude Bell’in düşünceleri ve tarihi gerçekler eşliğinde açıklanıyor.
Sınırları Çizen Kadın: İngiliz Casus Gertrude Bell, haritalarıyla ve fotoğraflarıyla soluk soluğa okunacak bir kaynak niteliği taşıyor…
Türklerin Altın Çağı
"Türkiye’nin yüzyıllar önce açılan tarih defteri henüz kapanmamıştır ve sık sık da görüyorsunuz ki bu defter kapanmaz. Onun için tarih bilmek; nereden geldiğinizi, nasıl yurt edindiğinizi öğrenmek zorundasınız. Tarihini bilmeyen, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olmaz.”
- İlber Ortaylı
14. ve 17. yüzyılları arasında Hindistan’dan Viyana kapılarına kadar muazzam büyüklükte bir coğrafyaya hükmettiler... Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Avrupa’nın tarihini şekillendirdiler. Uyguladıkları askerî taktiklerle imkânsız görülen pek çok savaştan zaferle çıktılar...
Hangi kıtada olursa olsun adalet esasıyla yönettiler... Sorunlarını çözemeyen Avrupa devletlerine fikirleriyle ilham verdiler... Mimarîden musikiye, edebiyattan tıbba kadar yeryüzünün her coğrafyasında kalıcı bir iz bıraktılar.
Birçok devlet kurdular: Timurlular, Altın Orda, Memluklar, Osmanlılar...
Efsane hükümdarlara sahip oldular: Emir Timur, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Baybars, Kanuni Sultan Süleyman, Babür Şah...
İlber Ortaylı, Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın içlerine kadar ilerleyen, dünya tarihinde zirveye taht kuran Türklerin muhteşem yıllarını anlatıyor…
Türklerin Altın Çağı, İlber Ortaylı'nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okuyucunun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı...
100 Yıla Bakış
“Korkacak bir şey yok. Uğruna mücadele edilecek çok şey var.”
Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini kırılma noktalarıyla ele alan bu kitap, devrimlerle ekilen tohumların darbelerle sarsılan bir toplumda nasıl yeşerdiğini, Cumhuriyet ağacının köklerinin nasıl sağlam olduğunu anlatıyor. Bir asırlık toplumsal dönüşüm tarihini sosyal, siyasal ve kültürel yansımalara bakarak okuyan Mustafa Balbay, “Tarih, toplumların oksijenidir. Ona ne kadar çok sahipse, onu ne kadar iyi bilirse, o kadar sağlıklı yaşar” diyerek okurlara Cumhuriyet’e sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatıyor.
Tarihe Tanıklık Eden Köpek Foks
Mustafa Kemal Atatürk, hayvanları çok severdi. En sevdiği köpeğinin adı ise Foks’tu. Mustafa Kemal, gittiği onca yere Foks’u da yanında götürürdü. Trende, vapurda, açılışlarda, şehir gezilerinde daima sahibinin yanındaydı.
Bu kitap, Foks’un gözünden -bir köpeğin penceresinden- Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili anıları gün yüzüne çıkarıyor. Atatürk’ün kişiliğini, duygularını, olaylar karşındaki tepkilerini, üzüntülerini ve bugüne kadar duymadığınız anıları bu eserde bulabileceksiniz.
Cumhuriyetimizin 100. yılında “Foks” adlı eserimin siz değerli okurlarımla buluşacak olmasının onurunu ve gururunu yaşıyorum. Mustafa Kemal’in izinde nice yüzüncü yıllara…
Kuvayı Milliye Defteri
Ceyhun Atuf Kansu’nun Kuvayı Milliye Defteri adlı kitabı, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’yu ele geçirmeye çalışan işgal ordularına ve hal¬kından uzaklaşmış, ülke toprağını gözden çıkarmış Osmanlı sarayına karşı bir başkaldırının, örgütlü bir direnişin; bağımsızlık, özgürlük adına gerçek¬leştirilmiş olan onurlu bir halk eyleminin, ulusal bir kurtuluş savaşının sı¬cak, kapsamlı, yürekleri tutuşturan şiirsel öyküsüdür.
Bizleri toplumsal belleğimizin güneşli avlusunda, ortak bir yurttaşlık bilincinde buluşturan bu kitap, Cumhuriyet’in 100. yılı için okurlara arma¬ğan edilmiştir.
Baştan Çıkarma Sanatı
Dünya Bestseller Listelerinde Aylarca 1 Numarada Kalmış "İktidar" Kitabı Yazarından
Herkesin en büyüz zaafı olan arzu ve zevki manipüle ederek isteklerinizi elde edin.
Baştan çıkarma gücü en etkili, en şaşırtıcı ve en hoş şeklidir. John F. Kennedy'nin kitleleri kendinen hayran bırakması, Cleopatra'nın Antonius'u avucunun içine alması bunun en güzel kanıtıdır.
"Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası: İktidar" adlı kitabın yazarı şimdi de tarih boyunca baştan çıkarma sanatında ustalaşan karakterlerin başarıları ve başarısızlıklarını da konu alan, yepyeni bir kitapla karşımızda. Robert Greene aşk oyunlarıyla göz boyamayla, direnişi kırarak karşısındakini tamamen avucunun içine alabilmenin 24 kuralını gözler önüne seriyor.
Baştan Çıkarma Sanatı tarihin en büyük silahlarından biri olan sonsuz güce sahip olabilme şeklinin en güzel örneğidir.
Nutuk Söylev – Altın Kitaplar
Enver Paşa – Cilt 1
Şartlar, Olaylar ve Atmosfer: Bu kitap, bir insanın değil, bir devrin hikayesidir. Bu devir ne zaman başlar? Nerede biter? Bunu belirlemek güçtür. Çünkü tarih içinde devirlerle, bu devirlere müdahalesi olan kahramanlar, daha öncelerden gelişen birtakım şartların, oluşların mahsulüdürler. Onları bu şartlar ve bu oluşlar hazırlar. Onların bu şartlardan, bu oluşlardan kesin sınırlarla ayırmak mümkün değildir. Bir devri ve kahramanlarını, kendilerinden evvelki devrin doğum ağrılarından kopardığımız zaman, bu devir ve bu şahsiyetler, köksüz ve havada kalırlar. Bu esasa bağlı kalaraktır ki biz de, <> eserimizde ele aldığımız devri, onun eşhasını ve başlıca davalarını verirken, onları hazırlayan daha önceki şartları ve olayları, mümkün olduğu kadar öncelerden aldık. Konumuzu tarihin akışı içine yerleştirmeye çalıştık. Böylece bir devri ve onun kahramanını hayat sahnesine atan doğum ağrılarını, derinlere inen uzunca bir zamanın akışı içinde izlemeye gayret ettik...
20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal (1881’Den 1923’E)
Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç.
Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir.
Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider.
Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.
(Berthe G. Gaulis; Aralık 1921, Ankara)
Lozan
Türkiye’nin Zaferi, Emperyalizmin Yenilgisi
Sevr’den Lozan’a, 1920 Ağustos’undan 1923 Temmuz’una kadar yaklaşık üç yıl içinde Türkiye’nin ve Türklerin kötü kaderi tamamen değişti. Bu, modern insanlık tarihindeki en etkileyici, en şaşırtıcı ve en ilham verici değişimlerden biridir. Lozan Barış Antlaşması bu büyük değişimin uluslararası tescilidir.
Lozan, Anadolu’nun ortasına sıkıştırılıp yok edilmek istenen Türklerin, kazandıkları büyük bir bağımsızlık savaşının ardından, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiği bir diplomasi savaşının zafer anıtıdır. Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye, uluslararası sistemin “ötekisi” değil, “eşit” ve “egemen” bir parçası olarak kabul gördü.
Lozan Barış Antlaşması kurumlarıyla, değerleriyle tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ne zemin hazırladı.
Lozan, Türklerin yüz yılı aşkın bir zamandır devam eden yenilgiler, bozgunlar, katliamlar ve ölümlerden kaynaklanan büyük travmasını bitirdi.
Lozan Barış Antlaşması, emperyalist Batı’nın küresel düzeyde ilk büyük diplomatik yenilgisidir. Lozan’da kapitülasyonların kaldırılmasıyla Türkiye’nin tam bağımsız olması, emperyalizmin yıkılmaz sanılan yüksek surlarında büyük ve onarılmaz bir gedik açtı.
Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Barış Antlaşması’yla kurulan ve Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” politikasıyla kurumsallaştırdığı “Lozan Barış Düzeni” sayesinde -şimdilik- yüz yılı aşkın bir zamandır çevresindeki tüm yıkıcı savaşlardan uzak kalmayı başarabildi.
“Lozan hezimettir!” tezi ise Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik psikopolitik bir saldırıdır. Bu kitap, 1950’lerden beri süren bu saldırıya karşı bilimsel bir karşı çıkıştır.
“Sevr, ölüm halinde hasta olan bir ulusun ‘defin ruhsatı’ gibi yazılmış olabilir. Fakat Lozan, yalnız bu ruhsatı iptal eden değil, aynı zamanda ‘hasta’ olmadığını eylemleriyle gösteren bir ulusun sağlık belgesi olmuştur.”
(Arnold J. Toynbee, Kenneth P. Kirkwood, “Türkiye; Bir Devletin Yeniden Doğuşu”)
“Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Bu, İngiltere’nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür.”
(Sir Andrew Ryan)
Büyük Taarruz
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk, 9 Eylül 1922’de İzmir’de Büyük Taarruz zaferiyle son bulur. Bu yolculukta, Mustafa Kemal tarihin akışını değiştirir. Ve, bu yolculukta kendi kaderini dokur. Ve O’nun kaderi, Türk Ulusu’nun kaderi olur... O’nun zaferi ise, Türk Ulusu’nun ve bütün mazlum ülkelerin zaferi olur…
Bu kitapta, Sarışın Kurt’un Büyük İskender, Hannibal, Sezar ve Napolyon’u kıskandıran savaş ustalığını okuyacaksınız. Üç Mustafa’yı; Mustafa Kemal’i, Mustafa Fevzi’yi, Mustafa İsmet’i…
Ölümden ağır sorumluluk duygusunu, ölü ve yaralılarla dolu savaş meydanını… Endişe de var, göz yaşı da; biraz da tebessüm ve mutluluk…
Savaşın Ustası, bu Taarruz’da sözünü söyler ve işgalcilerin hayallerini yerle bir eder…
Ve, Usta Nazım’ın dediği gibi, “Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlar…”
41 yaşındadır.
Bu zafer, bir son değil yeni bir başlangıçtı.
Savaşın Ustası, sözünü söylemişti… Söz sırası, Barışın Efendisi’nde…
Ve asıl savaş şimdi başlıyordu…
Siz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…
Kurtuluştan Kuruluşa Cumhuriyet
Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla ilgili yalanlar ve gerçekler. Son Padişah Vahdettin’in Kurtuluş Savaşı karşıtlığının belgeleri Kurtuluş Savaşı’nın iç cephesi Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı stratejisi Türkiye’nin bağımsızlıkveaydınlanmamücadelesindeTıbbiyeli ruhu 1. ve 2. İnönü Muharebelerinin önemi Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz ile bu muharebelerdeki “Atatürk etkisi” Sevr Antlaşması, Mudanya Ateşkes Antlaşması, Lozan Barış Antlaşması ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi hakkındaki yalanlar ve gerçekler Atatürk’ün vizyonu laik Cumhuriyet ve Türkiye’de akıl çağının başlaması Tarikatların kapatılması Cumhuriyet’in tarım devrimi kapsamında buğday ve zeytin politikası Cumhuriyet’in kültür devrimi kapsamında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kuruluşu Atatürk’ün aydınlanma kurumu Halkevleri Cumhuriyet’in Türk dilini kurtarma çabası ve Atatürk’ün “Geometri” kitabı Cumhuriyet’in sağlık devrimi ve Dr. Refik Saydam gerçeği Nutuk’un tarihsel değeri Atatürk’ün onurlu dış politikası kapsamında Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne girişi Cumhuriyet’in sanayi devrimi kapsamında kurulan uçak fabrikaları ve Danimarka’ya satılan Türk uçağının gerçek öyküsü Cumhuriyet’in kalesi fabrikalar ve Son Kale Bursa Merinos Fabrikası’nın açılması Demografinin önemi Atatürk’ün Barış Projesi Atatürk’ün Hatay’ı kurtarmak için attığı son adımın öyküsü Uğur Mumcu’nun bugünleri gören, yarınlara ışık tutan açıklamaları…
Anahtar – Yakın Tarih İçin
Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız.
Pusula
Yakın Tarih İçin.
İnsanın güvenebileceği en sağlam pusula özgür akıldır. Kant’ın ifadesiyle, “aklını kullanma cesaretini gösteren” aydınlanmış insan kendi yolunu bulur.
Bugün Türkiye’de yakın tarih hiç olmadığı kadar çarpıtılmakta ve bu çarpık tarih üzerinden yeni bir geçmiş ve gelecek kurgulanmak istenmektedir. Böyle bir ortamda, yakın tarih konusunda yeterli bilgi birikime sahip olmayan insanların, özellikle genç kuşakların yolunu kaybetmesi hiç de zayıf bir olasılık değildir. İşte “Yakın Tarih İçin Pusula”, belgelere dayalı gerçek tarihi gözler önüne sererek yakın tarihte kaybolmanızı engellemek; yalan, yanlış ve çarpıtma bombardımanı arasında güvenle yolunuzu bulmanıza yardım etmek için yazılmıştır.
Kemalyeri
Naim Babüroğlu
Naim Babüroğlu, 1960 yılında Antakya’da doğdu. İlk ve Ortaokul öğrenimini Antakya’da tamamladı. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1981 yılında Kara Harp Okulu’nu, 1982 yılında Piyade Okulu’nu bitirdi. Kıbrıs dahil, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın çeşitli birliklerinde Takım, Bölük, Tabur ve Alay Komutanlığı yaptı. 1992 yılında Kara Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olduktan sonra, Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’na atandı. Ardından, Kara Harp Akademisi’nde Öğretim Üyeliği ve Plan Subaylığı görevlerini sürdürdü. 1995 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdi. 1996-1997 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsilen Kuveyt ve Irak’ta Birleşmiş Milletler Askeri Gözlemci Subayı olarak görev yaptı. Tabur Komutanlığı görevinin ardından, 1998-2001 yıllarında Belçika’da NATO Karargâhında Kuvvet Plan Subayı görevinde bulundu.
Hafıza
İnsan Unutur Tarih Hatırlatır. Bugün bize Atatürk’ü ve ‘’yakın tarihi’’ unutturmak isteyenler, ‘’ulus bilincimizi’’ oluşturan ‘’milli hafızamızı’’ silmek istiyorlar. ‘’Siyasal hafızamızı’’ kurgusal bir tarihle yeniden biçimlendirmeye çalışıyorlar. İşte bu kitabı, unutturulmak istenen ‘’yakın tarihimizi’’ hatırlatarak ‘’milli hafızamızı’’ tazelemek için yazdım. Hafızanı silip yeniden biçimlendirmelerine izin verme! Unutma, hatırla!
Yüzyılın Kitabı
Osmanlı’nın 1880’lerdeki, Cumhuriyet’in 1950’lerdeki “bağımlılığını” bilmeden, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” mücadelesi kavranamaz. 1876 ve 1924 anayasalarını bilmeden bugünkü Başkanlık Anayasası’nın Türkiye’yi nereye götüreceği kestirilemez. Osmanlı’da dinsel hukuku, Mecelle’yi ve 1917 Aile Kanunnamesi’ni bilmeden bugünkü “müftülük nikâhı”nın amacı bilinemez. I. Dünya Savaşı’nı, İzmir’in işgalini, Atatürk’ün Anadolu’ya geçişini, Amasya Genelgesi’ni, Sivas Kongresi’ni, TBMM’nin açılmasını, Sakarya Savaşı’nı, Büyük Taarruz’u, Anadolu’daki Yunan zulmünü, İzmir’in ve İstanbul’un kurtuluşunu bilmeden; Vahdettin’i, Damat Ferit’i, Rıfat Börekçi’yi, Abdurrahman Kâmil Efendi’yi tanımadan Milli Mücadele anlaşılamaz. Said-i Nursi’yi tanımadan FETÖ anlaşılamaz. Misuri Zırhlısı’nı, Kore Savaşı’nı, NATO’ya üyeliği, 6. Filo’yu, Kanlı Pazar’ı bilmeden Türkiye’de “Amerikancılık” bilinemez. Lozan’ın önemini kavramak için sadece Lozan’ı bilmek yetmez, önce Sevr’i bilmek gerekir; o da yetmez, 1950’lerde ABD ile imzalanan ikili antlaşmaları bilmek gerekir. Atatürk’ün önemini kavramak için sadece Atatürk’ü tanımak yetmez, Atatürk’ten önceki ve sonraki asker-sivil liderleri; II. Abdülhamit’i, Enver Paşa’yı, Vahdettin’i, İsmet İnönü’yü, Adnan Menderes’i de az çok tanımak gerekir. Atatürk’ü tanımak için Anatürk’ü, Zübeyde Hanım’ı tanımak gerekir. İşte “Yüzyılın Kitabı ”nda bunlar ve daha fazlası var.
"Yüzyılın Kitabı ”, bugün yaşadığımız güncel olayların, 1860’lardan 1960’lara uzanan tarihsel arka planlarını anlatıyor, böylece tarihle bugüne ışık tutuyor.
“Yüzyılın Kitabı ”nı okuyunca karşınıza “Yüzyılın Lideri ”, yani Atatürk çıkıyor.
1923 Kuruluş Ayarlarına Dönmek
Türkiye Nasıl Kurtuldu, Nasıl Batırıldı, Yeniden Nasıl Kurtulur?
Kurucu Aklı Anlamak ve Kuruluş Ayarlarına Dönmek
“Kuruluş Ayarlarına Dönmek”, kurucu tecrübeden, Atatürk’ün bağımsızlık ve uygarlık savaşından ilham alarak geleceğe dönmektir.Türkiye Cumhuriyeti’nde “kuruluş ayarlarına dönüşü” zorunlu kılacak şey, temel kurucu ayarların bozulmasıdır:
1. Eğer ülke yeniden tam bağımsızlığını kaybetmişse,
2. Eğer millet, egemenliğini yeniden birilerine kaptırmışsa,
3. Eğer aklın, bilimin ve çağdaş uygarlığın yerini yeniden hurafeler, boş inançlar ve bağnazlık almışsa,
4. Eğer “Yurtta barış dünyada barış” idealinden vazgeçilmişse, kuruluş ayarları bozulmuş demektir.
Maalesef Atatürk’ün ölümünden sonra bu dört temel kurucu ayar bozulmaya başlamış, bozulma 65-70 yıl devam etmiştir. Son 15 yılda ise bozulma tamamlanmıştır. Çok daha önemlisi, bugün karşıdevrim, Türkiye Cumhuriyeti’ni bambaşka bir yapıya dönüştürmek için kendi kuruluş ayarlarını yapmaktadır.
“Yalnızca ufku görmek yetmez, ufkun ötesini de görmek gerekir,” diyen Atatürk, ufkun ötesini görerek, gelecekte bir gün “kuruluş ayarlarına dönmek” gerekebileceğini düşünmüştü. Gelecekte Türkiye Cumhuriyeti’ni, ne zaman, nasıl ve kimin kuruluş ayarlarına döndürmesi gerekeceğini ise, 1927’de söylediği Nutuk’un sonundaki “Gençliğe Hitabe”de açıkça dile getirmişti. Bu anlamda “Gençliğe Hitabe”, kuruluş ayarlarına dönüş şifresidir.
Memleket Yazıları 1 – Hep İstanbul
Memleket Hikâyeleri’nin unutulmaz yazarı Refik Halid Karay’ın 1938-1965 yılları arasında Tan, Akşam, Yeni İstanbul, Zafer gibi dönemin en çok ses getiren gazete ve dergilerinde yayımlanan eserleri Memleket Yazıları dizisinde yeniden hayat buluyor. Karay’ın muharrir kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan gazeteci ve fıkracı yanı böylelikle 18 kitaplık bir diziyle okurlarına ulaşıyor. Memleket Yazıları 1938-1965 ile Türkiye tarihinin en hareketli döneminde memleketin geçirdiği siyasi, kültürel, kentsel dönüşümler konusunda Refik Halid’in neler düşündüğü, Osmanlı geçmişini nasıl değerlendirdiği ve hatırladığı, tek parti iktidarı sırasında ve demokrasinin tesis edilmeye çalışıldığı yıllarda memleket gündemine nasıl baktığı daha iyi anlaşılacaktır.
Eğlenceli Dünya Tarihi
"Rönesans" hakkında kafanız mı karışık?"Aydınlanma" konusunda karanlıklar içinde misiniz?Yoksa aslında, dünya gezegeninde olup biten her şeyi sıkılmadan okuyup öğrenmek mi istiyorsunuz?Mükemmel...
Eğlenceli Dünya Tarihi, Büyük Patlama'dan başlayıp Barack Obama'ya kadar, tüm insanlık tarihini küçük parçalar halinde aktaracak ve sizler de sonunda bu parçaları bir araya getirerek tarihi öğrenmiş olacaksınız. Kuşkusuz sonunda öğrenip öğreneceğiniz, bugün içinde bulunduğumuz karmaşadan başka bir şey olma-yacak ama neyse!
Eğlenceli Dünya Tarihi bir yandan belleklerinizi tazelerken, bir yandan da ufuklarınızı genişletecek türden eğlenceli bir kitap.
Akl-I Kemal 4
O nasıl yaptı ötekiler nasıl yıktı? "Devrim ve Karşı Devrim" Dünyaya parmak ısırtan Cumhuriyet mucizesi akıllı projelerin, akıllı projeler ise Akl-ı Kemal’in (Atatürk’ün aklının) bir ürünüdür. Akl-ı Kemal’in 4. cildinde yer alan Atatürk’ün Akıllı Projeleri şunlardır: Uçak Sanayi projesi; (Havacılık ve Uzay Öngörüsü): Türk Havacılık Tarihi’nin kısa bilançosu, Kurtuluş Savaşı’nda kırık kanatlar mucizesi, Atatürk’ün Kayseri, Ankara, Eskişehir uçak ve motor fabrikaları, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın yerli uçakları, 1930’larda uçak ihraç eden Türkiye gerçeği, Atatürk’ün bilinmeyen uzay öngörüsü ve Ay Projesi, 1940’larda Türkiye’nin yaptığı yarasa uçak Uçan Kanat, ilk yerli savaş uçağı Mehmetçik Projesi ve Ankara Rüzgâr Tüneli, 1950’lerde ABD raporlarıyla ve istekleriyle Türk uçak fabrikalarının tava, tencere ve traktör fabrikasına dönüştürülmesi..
Dinde Öze Dönüş Projesi: Atatürk’ün bilinmeyen din anlayışı, İslam Rönesansı’ndan hurafelerin bataklığına İslam dünyası, Osmanlı’da dinde öze dönüş çalışmaları, Atatürk’ün 1930’lardaki din ve İslam eleştirilerinin unutulan devrimci nedenleri; 1932’de Atatürk’ün 9 seçilmiş hafızla Dolmabahçe’deki bir haftalık Kur’an çalışması, Dr. Reşit Galip’in Türk’ün Milli Dini İslam tezi, Tarih Kurultaylarında Hz. Muhammed’e sahip çıkılması, Atatürk’ün Ayasofya’da planladığı büyük din tartışması, Türkçe Kur’an, dua, hutbe, ezan, salat konusundaki gerçekler, Mehmet Akif ve Kur’an tercümesi, Atatürk’ün İslama büyük hizmetleri, 1950’lerde Dinde Öze Dönüş Projesi’nin yok edilmesi...
Tarih ve Dil Tezleri Projesi: Türk Tarih Tezi’nin uluslararası kaynakları, Cumhuriyet’in Batı merkezli tarihe başkaldıran kültür-uygarlık eksenli bilimsel tarih kitapları, tarih kurultayları, Dil Devrimi’yle Türkçenin kurtuluşu, Güneş Dil Teorisi’nin uluslararası kaynakları, Dil Kurultayları, Tarih ve Dil Tezlerinin bilimsel boyutu ve uluslararası etkisi, Atatürk’ün dilbilim - kökenbilim çalışmaları; Atatürk’ün bilimkurgu tarih/dil görüşü, Atatürk’ün antropoloji çalışmaları; ırkçı Nazi antropolojisine eşitlikçi brakisefal Avrasya kuramıyla başkaldırı, Atatürk’ün antropoloji çalışmalarının bilimsel niteliği ve ırkçılık karşıtlığı, 1940’larda ve 1950’lerde Tarih ve Dil Tezleri Projesi’nin yok edilmesi...
Atatürk akıllı projelerini geliştirirken tarihi tecrübelerden, Tanzimat’tan beri devam eden kırılgan ve kararsız Osmanlı modernleşmesinden, 15. yüzyılda başlayan Avrupa aydınlanmasından, Türk-İslam tarihinin aydınlık sayfalarından, okuduğu 5000’e yakın kitaptan ve Allah vergisi dehasından yararlanmıştır. Atatürk’ün Akıllı Projeleri, Atatürk’ün ölümünden hemen sonra yok edilmeye başlanmıştır. "Ben bu konuları daha gençliğimden beri düşünen bir insanım. Eğer size, bu konuları yeni düşünmeye başladığımı söylersem inanmayınız." -Mustafa Kemal Atatürk-
Akl-I Kemal 3
O nasıl yaptı Ötekiler Nasıl Yıktı? "Devrim ve Karşı Devrim" Dünyaya parmak ısırtan Cumhuriyet mucizesi akıllı projelerin, akıllı projeler ise Akl-ı Kemal’in (Atatürk’ün aklının) bir ürünüdür. Akl-ı Kemal’in 3. cildinde yer alan "Atatürk’ün Akıllı Projeleri" şunlardır: Kemalist Ekonomi Modeli (KEM) Yokluk ve yoksulluk içinde kazanılan bir Kurtuluş Savaşı... Kağnı komutanları, kadın kağnı sürücülerinin gizli öyküsü, uçan kağnının ve paradaki sabanın sırrı. Tekalif-i Milliye Emirleri ve Türk insanının büyük fedakârlığı. İmalat-ı Harbiye gerçeği. Osmanlı’nın emperyalizme teslim olarak çöküşünün kısa tarihi. Atatürk’ün emperyalizmin pençesinde, borç batağında, yoksul bir ülkeden borçsuz ve tam bağımsız bir ülke yaratması. Kemalist Ekonomi Modeli. Belgeler, rakamlar ve istatistiklerle Cumhuriyet’in ekonomi mucizesi. Kemalist Ekonomi Modelinin yok edilişine ilişkin unutulan gerçekler: ABD istekleri, ABD raporları ve ikili anlaşmalar. Sosyal Fabrika Projesi: Atatürk’ün fabrikalara verdiği önem. Atatürk’ün kurduğu fabrikaların tam listesi. Belgelerle ve fotoğraflarla Atatürk’ün Sosyal Fabrika Projesi. Atatürk’ün Kalkınma Planları ve Devletçi ağır sanayi hamlesi. Atatürk’ün Sosyal Fabrika Projesi’nin yok edilişi. Kapısına kilit vurulan, yıkılan, yok pahasına satılan fabrikalar ve Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın bugünkü içler acısı durumunun belge fotoğrafları... Demirağ (Demiryolu) Projesi: Osmanlı Devleti’nin sömürülmesinde ve yıkılmasında yanlış demiryolu politikasının rolü. Yabancı şirketlere geniş ayrıcalıklar tanıyan demiryolu imtiyaz sözleşmeleriyle emperyalizmin Osmanlı’yı iliklerine kadar sömürdüğü gerçeği. Atatürk’ün antiemperyalist ve milli demiryolu politikası. Atatürk’ün Türkiye’yi demirağlarla ördüğü gerçeği. Atatürk’ten sonra Türkiye’nin Demirağ Projesinden vazgeçip "Karayolu Projesi"ne yönelmesinin nedenleri. Bu konudaki ABD raporları, ABD istekleri, ABD yardımları ve ikili anlaşmalar... Atatürk, akıllı projelerini geliştirirken tarihi tecrübelerden, Tanzimat’tan beri devam eden kırılgan ve kararsız Osmanlı modernleşmesinden, 15. yüzyılda başlayan Avrupa aydınlanmasından, Türk-İslam tarihinin aydınlık sayfalarından, okuduğu 5000’e yakın kitaptan ve Allah vergisi dehasından yararlanmıştır. Atatürk’ün Akıllı Projeleri, Atatürk’ün ölümünden hemen sonra yok edilmeye başlanmıştır. "Ben bu konuları daha gençliğimden beri düşünen bir insanım. Eğer size, bu konuları yeni düşünmeye başladığımı söylersem inanmayınız." -Mustafa Kemal Atatürk-