Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han – 43
₺600,00 Orijinal fiyat: ₺600,00.₺495,00Şu andaki fiyat: ₺495,00.
| Yayınevi | Büyük Doğu Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Necip Fazıl Kısakürek |
| Sayfa Sayısı | 688 |
| Kağıt Cinsi | 3. Hamur |
| Boyut | “12, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
Büyük Doğu Yayınları – Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han – 43
İlgili ürünler
Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı? Onların var! Hem de üç kişi!
Sizin akıl hastası akrabanız var mı? Peki intihar eden akrabanız? Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!
Sizin başbakanlık yapmış akrabanız var mı? Onların var, hem de on yıl!
Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı? Onların var, sayıları yirmiye yakın!
Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı? Onların var!
Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra darağacına gönderilen dışişleri bakanı akrabanız var mı? Onların var!
Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerine başkanlık etmiş akrabalarınız var mı? Onların var!
Sizin Mustafa Kemal’in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı’na damat olan akrabanız? Onların var!
Adı, İzmir Suikastı’na karıştığı için idam edilen akrabanız var mı? Onların var!..
Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular...
İzmirli Evliyazade Ailesi’nin sırrı neydi?
Çanakkale’den (Son Kahramanlar)
I. Dünya Savaşı’ndan; Sarıkamış, Çanakkale, Gazze, Galiçya, Yemen, Medine…
Kurtuluş Savaşı’na; İzmir, Antep, Urfa, Maraş, Sakarya…
Son Kahramanlar…
Çanakkale Geçilmez kitabı baskı üstüne baskı yapan, kısa sürede 60 bin satan Recep Şükrü Apuhan′ın ses getirecek yeni kitabı… Tek vücut haline gelmiş bir milletin, vatanı istila etmek isteyen düşmana karşı bağımsızlığını, onurunu ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini bütün dünyaya gterdiği destanlar kitaplaştı.
Araştırmacı Yazar Recep Şükrü Apuhan, “olmak ya da olmamak” arasında gidip gelen, düşmanlar tarafından yazılmaya çalışılan kaderini değiştiren Türk Milletinin, Mehmetçiğin destansı mücadelesini kaleme aldı.
Son 150 yılı bilmeyenlerin bugünü anlamasını imkânsız olarak gören yazar, bu kitapta I. Dünya Savaşı′nda; Çanakkale′den Yemen′e bütün cephelerde çekilen çileleri, yoklukları, gösterilen akıl almaz yiğitlikleri ve Anadolu′daki son savaşı; Kurtuluş Savaşı′nı cephe cephe, şehir şehir ele alarak anlatıyor…
Bu kitap; 1914–1922 yılları arasında en çetin imtihanlardan yüzünün akı ile çıkmış bir aşkı anlatıyor. Belki o hüzne, hasrete, o vatan uğruna hayatlarını feda eden kahramanlara, Son Kahramanlar′a karışmak istersiniz… Belki o yalnızlığa bir son vermek istersiniz diye…
İlk Osmanlı Mebusları
Osmanlı’da meclis, seçim ve temsil mekanizmaları söz konusu olduğunda yapılan çalışmalar genellikle II. Meşrutiyet ile başlatılır. Oysa Osmanlı’nın demokrasi ve kurumsal bir meclis tecrübesi 1876’da ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesi üzerine toplanan meclislere dayanır. Üstelik bu meclisler, düşünüldüğü gibi sembolik bir “Evet Efendim!” meclisi değildir, oldukça sert ve sorgulayıcı oturumlara şahitlik etmiştir. Nitekim I. Meşrutiyet’in ömrünün kısa olması biraz da bundan kaynaklanır.
93 Harbi’nin devam ettiği krizli günlerde Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş durumunu görüşmek için yapılan bir meşveret meclisinde Meclis-i Mebusan’ı temsilen toplantıda bulunan İstanbul mebusu Astarcılar Kethüdası Hacı Ahmet Efendi’nin Padişah II. Abdülhamid’in yüzüne karşı sarf ettiği “Siz bizim fikrimizi pek geç soruyorsunuz. Bize, felaketin önünü almak mümkün olduğu zaman müracaat etmeli idiniz. Meclis-i Mebusan kendi malumatı haricinde sebebiyet verilen bir halden dolayı mesuliyeti asla kabul etmez,” şeklindeki sözleri üzerine Meclis-i Mebusan olağan çalışma takvimini tamamlayamadan padişah iradesi ile kapatılır.
Meclis-i Mebusan’la ilgili çalışmalarda temel kaynak zabıt cerideleridir. Bu kitapta ise Dr. Sinan Çakır zabıt ceridelerinin ötesine geçerek seçim prosedürünü, meclis binasının hazırlanmasını, mebusların kimlik ve eğitimlerini, içerisinde bulundukları cemiyetleri ve görev aldıkları idari birimleri, mebusluk öncesi ve mebusluktan sonraki kariyerlerini ayrıntılı biçimde inceliyor. Böylece bu Meşrutiyet anlatısında dönemin özneleri, yani mebuslar ön plana çıkıyor. Özellikle izledikleri sert muhalif tutumla dikkat çeken ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasından sonra memleketlerine dönme zorunluluğuna uğrayan mebusların Yeni Osmanlılar ve Midhat Paşa ile olan bağlantıları ve bu ilk mebusların tatminkâr bir performans sergiledikleri ortaya koyuluyor.
Kayı 9: Sonun Başlangıcı
“Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki, bu kulunu büyük ecdadının erişemediği feth-i mübine mazhar kıldı. Sizleri de bu büyük hizmette bulundurdu. Allah hepinizden razı olsun. Sa’yiniz meşkûr olsun. Bundan böyle birlik ve beraberlikle memleket işlerini düzeltelim, halkın durumunu düzenleyelim.”
Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması üzerine Sultan II. Mahmud’un yaptığı konuşmadan…
Sultan II. Mahmud, içkiden mi vefat etti? Ona kim, neden “Gâvur Padişah” dedi?
Rum Patrikhanesi’ndeki “intikam kapısı”nın hâlâ açık olmasının sırrı neydi?
Tepedelenli Ali Paşa neden idam ettirildi?
Kavalalı Mehmed Ali Paşa meselesinin iç yüzü neydi?
Tanzimat Fermanı’nın mimarı Mustafa Reşid Paşa’nın İngilizlerle ilişkileri ne boyuttaydı?
Sultan Abdülmecid Navarin Baskını’nı nasıl karşıladı?
Mekke ve Medine’ye en büyük hizmetleri yapan padişah kimdi?
İlk Avrupa seyahati hangi padişah zamanında gerçekleşti ve bu seyahat sırasında neler yaşandı?
Abdülaziz Han’ın ölümü intihar mıydı, katl mi?
Sultan V. Murad’ın tahta geçirilmesi bir Mason darbesi miydi?
Çerkes Hasan, Hüseyin Avni Paşa’yı neden öldürdü?
Kayı boyunun hikâyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubuyla devam ediyor. Şimşirgil, KAYI IX: Sonun Başlangıcı kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun bıçak sırtında geçirdiği yıllara doğru yolculuğa çıkarıyor. Sultan II. Mahmud’un merkezî otoriteyi yeniden tesis etme çabalarını, Sultan Abdülmecid’in ıslahatlarla imparatorluğu ihya etme gayretlerini, Sultan Abdülaziz’le yeniden şahlanan millî duruşu ve Sultan V. Murad dönemindeki gerçekleri okuyucuya ulaştırıyor.
Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
Stratejik Yakınlıktan Ötesi: Osmanlı Ve Almanya...
“Genç Alman İmparatorluğu’nun yayılma hırsı evvelemirde Osmanlı ülkelerine yönelmişti. Bu yayılmacılığı iktisadi, askerî ve siyasi ittifak alanlarında düşünmelidir. Almanya 19. yüzyılın Fransız, İngiliz tipi kolonyalizmine geç kalmıştır ve şartlar dolayısıyla yeni bir nüfuz politikası türü yaratmaktadır. Bu ülkelerde kurduğu nüfuz, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Almanya’nın tarihidir demek pek yanlış olmaz. Aynı nitelik son devir Osmanlı tarihi için de söz konusudur. Bu nedenledir ki, iki ülke arasındaki ilişkiler yoğun bir biçimde araştırma konusu olmalıdır. Konuyu işlemek için arşiv belgelerinin zenginliği yanında o devirde basılan bazısı yarı propaganda, bazısı siyasî-iktisadî durum raporu niteliğinde bir hayli kitap ve risale vardır.”
İlber Ortaylı
Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. Birinci Dünya Savaşı'nda, iki imparatorluğun da çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.
İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.
Son Osmanlı Paşası Kutül Amare Kahramanı
“Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi hayatın değil, dalgalı, hareketli, ihtiraslı ve hayal ufuklarına sınır tanımayan bir değerli ve üstün neslin de son temsilcisi gibiyim. Evet, bir son temsilci. Ve son Osmanlı paşası! İşte bu, ‘Son Osmanlı Paşası’ benim...”
- Halil Kut Paşa
I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Savaşı ile beraber Britanya İmparatorluğu’nun yaşadığı en büyük hezimet olan Kutü’l-Amare Savaşı; Osmanlı-Türk askerî tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Keza, bu önemli zaferin kazanılmasında “VI. Ordu Komutanı” sıfatıyla öncelikli pay sahibi olan Halil Paşa da gerek buradaki hizmetlerinden, gerekse de Osmanlıların son döneminde önem atfedilmiş pek çok olayın bizatihi içinde bulunmasından ötürü üzerinde durulması gereken fakat sonraki dönemlerde izleri silinmeye çalışılmış önemli bir şahsiyettir.
1916 yılı Nisan ayında, Kutü’l-Amare’de içlerinde 5 generalin de bulunduğu 13.000 İngiliz askerini esir alan Osmanlı ordusu komutanı Halil Kut Paşa hatıralarında; İttihat ve Terakki’nin kuruluşundan Trablusgarp Savaşı’nda düşmanla göğüs göğüse çarpıştığı Afrika Cephesi’ne; İngiliz tarihinin en önemli yenilgilerinden biri sayılan Kutü’l-Amare’den Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadelelere kadar birçok olayla birlikte Enver Paşa’dan Mustafa Kemal’e; Kâzım Karabekir’den İngiliz casus Lawrence’a kadar birçok kişi hakkındaki bilinmeyenleri de ilk kez anlatmıştır.
Halil Paşa’nın hatıraları Akşam gazetesinde 10 Ekim 1967 tarihinde başlayıp 29 Aralık 1967’ye kadar toplam 81 gün boyunca yayımlanmıştır. Yazı dizisinin ilk beş gününde Halil Paşa ile ilgili bir takdim yazısı yayımlayan Şevket Süreyya Aydemir ise hatırat süresince bazı yerlerde dipnotlar ile bilgilendirmeler yaparak okuyucuyu aydınlatmıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.