Sıkıntılarla Mücadele Rehberi
Birbirimizi Sevebilmek
Güney Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden felsefe doktoru Leo Buscaglia, ünlü bir yazar ve aranan bir konuşmacıdır. Toplantılarda ve televizyonda yaptığı konuşmalar dirıleyicilerinden sürekli olarak olumlu tepkiler almaktadır. Sevginin ve sevgi dolu ilişkilerin dinamiği üzerine yaptığı incelemeler yalnız Amerika Birleşik Devletlerinde değil, dünyanın pek çok yerinde ilgi uyandırmış, çok satar kitapları birçok dile çevrilmiştir. Kitabevimizce yayınlanan "Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek" adlı yapıtı Türk okurunun da beğenisini kazanmıştır. "Birbirimizi Sevebilmek" adlı yapıtı ise yazarın insan ilişkileri üzerine yaptığı incelemelerin sonuçlarını içermektedir. Kitapta yazar karı koca ailenin diğer bireyleri ve arkadaşlar arasındaki ilişkilerden dogan bağışlama, sevecenlik, iletişim, dürüstlük, kıskançlık qibi olay ve öğeleri sonuçlarıyla birlikte tartışmakta: ilişkilerde çıkacak sorunlara yetkiyle açıklamalar ve çözümler getirmektedir.
Yetişin Çocuklar
Çocuklarımız için her şeyi “doğru” yapmanın reçetesini ararken çoğunlukla kendimizi strese boğuyoruz. Bu gerçeklikten yola çıkan Prof. Dr. Selçuk Şirin, 20 yıl süren akademik çalışmaların bir ürünü olan Yetişin Çocuklar’da ebeveyn ve eğitimcilere sesleniyor. Şirin, bu kitapla özellikle “mükemmel ebeveynlik” baskısını hissedenlere bilimsel ve yalın bir yaklaşımla iç ferahlatıcı bir başucu kitabı sunuyor. Bu kitap çocuk yetiştirirken somut, uygulanabilir çözümler arayan herkese çok iyi gelecek!
Bebeklerle ilk diyaloğu nasıl kurmalıyız?
Erken yaşta zihinsel gelişimi desteklemek için ne yapmalıyız?
Disiplin ama nereye kadar?
Çocuklara ikinci dil öğretmenin ideal yaşı nedir?
Tatilde öğrenme kaybı nasıl önlenir?
Çocukları ekran bağımlılığından nasıl koruyabiliriz?
Ergenlerle sağlıklı diyaloğun formülü nedir?
Okul tercihinde nelere dikkat etmeli?
Gençleri hangi adımlar zirveye taşır?
Okulöncesinden ergenliğe, Türkiye ve dünyada pek çok bilimsel çalışmaya imza atan, ABD Bilimler Akademisi’nin çocuk yetiştirme komisyonunda görev alan Selçuk Şirin, bu kitabın hikâyesini şöyle anlatıyor: “20 yıl önce yazmayı tasarladığım bu kitabı ve notlarımı kendi çocuklarımı yetiştirmeye başlayınca rafa kaldırdım. Çünkü ebeveyn olmak, çocuk gelişimi üzerine bildiğim her şeyi temize çekmemi sağladı. Şimdi pratikle terbiye edilmiş kuramsal bilgileri paylaşma zamanı. Bu kitapta, içime sinmeyen hiçbir şeyi okura önermiyorum.“
Jungiyen Rüya Analizi
Beden Asla Yalan Söylemez
Birine öfkelenme özgürlüğümüz yoksa onu sevmeyi seçemeyiz.
Sevmeme özgürlüğümüz olmayan birini gerçekte(n) sevemeyiz.
Birine karşı hissettiğimiz duygu “ona karşı hissetmemiz gerekenler” diye önceden tarif edilmişse, onunla meselemiz bitmeyecek, hatta başlayamayacaktır bile.
Gerçek hayatta “Böyle hissetmem lazım!”, “Şöyle hissetmemem lazım!” diye bir şey yoktur çünkü. Hisler ne yöne gideceklerini gerekliliklere sormazlar. Hiçbir ‘gerçek’ ve olgun ilişki özünde nesnel değildir. Özneler ‘gerçek’ paylaşımlarını nesnellik üzerinden kurmazlar.
Kabullenme özgürlüğümüz olmayan her duygu dışarıya akamayan bir irin gibi bedenimizi ve ruhumuzu ele geçirir. İçimize hapsettiğimiz her duygu aynı zamanda içimizi hapseder.
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız çünkü. Eksik olduğumuzu ararız, hem de eksik bırakandan ya da ona benzeyenden. Noksanımızı, bizi zaten noksan bırakandan dileniriz bir ömür boyu.
Oysa yapabileceğimiz yegâne şey alamadığımız ilgiyi, saygıyı, duygularımıza dair anlayışı, korumayı ve koşulsuz sevgiyi kendimize gösterebilmemizdir. İnsan ancak kendi kendinin ebeveyni olabildiğinde yetişkin, özgür ve mutlu olabilir.
Bunlar içinizde bir yerlere biraz tanıdık geliyorsa bu kitabı okumaya hazırsınız. Size bu kitabın kimle veya kimlerle ilişkinize dair olduğunu söylemeyeceğim yine de… Çünkü biliyorum ki söylersem kaçacaksınız. Size iyi gelmediği, sizi mahvettiği, sizi hasta ettiği, sizi mutsuz ettiği hâlde kaçacaksınız.
Oysa kaçmanın kendisiydi asıl korkunuz. Biraz canınızın yanmasına izin verirseniz, canınızın yanması geçecek. Sizi kendinizin şifalı ellerine doğru çağırıyorum.
– Cem Mumcu
Yetenekli Çocuğun Dramı adlı dünyaca ünlü kitabın yazarı Alice Miller, Beden Asla Yalan Söylemez ile bu hastalıkların nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Bu kitap, duygularımız ile bedenlerimizin kaydettikleri ve ezelden beri içselleştirdiğimiz ahlâk kurallarına uymak için hissetmek istediklerimiz arasındaki çatışmayı ele alır.
Ruhu İyileştirme Yolları
Hayat
"Büyük kent insanının sık kullandığı uyuşturuculardan biri de hız. Aynı şey, telaşsız da aynı sürede yapılabilir, üstelik yapılacak şeye ayrılan zaman ve enerjinin bir bölümü seferberlik sırasında tüketilmeden. Ama hız, insanın içindeki boşlukla yüzleşmemesi için çağdaş normların da pekiştirdiği ve uyuşturucu niteliği kazandığında yavaşlatılması zor bir araç. ‘Yaşamın amacı ölümdür’ ilkesi doğrultusunda, her anı, aslında ne olduğu da pek tanımlanmamış bir sona bir an önce ulaşmak istercesine yaşamak. Ölçülen zamanın egemenliği, benliğimize mal ettiğimiz çalar saatlerden ötürü ilk bakışta bize baş edilmez görünebilir. Ancak yaşantılarımıza dikkatle bakıldığında, pek çok şeyi, saati ayarlamış olduğumuz zamanda değil de ‘eşref saati’ geldiğinde gerçekleştirebildiğimizi görebiliriz. Trafik ışığı kırmızıya dönüşmeden önce yetişebilmek için seferberlik durumuna geçtiğinizde ya da asansörün gelmesini bekleyemeden merdivene yöneldiğinizde kazandığınız saniyelerin neden sizden daha değerli olduğu sorusunu hiç kendinize sordunuz mu?" - Engin Geçtan-
İnsan Olmak
İlk kez yayımlandığı 1983’ten günümüze defalarca baskı yapmış ve okurla kurduğu yapıcı ilişkiyi kanıtlamış olan bu kitabında Engin Geçtan insan olmanın ikilemini şöyle anlatır: "Çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir.
Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar." Son yirmi yılın dünyasındaki sosyal ve maddi değişimler düşünülürse, kirpilerin birbirine daha da çok ihtiyaç duyduğunu, her kirpinin bu ikilem karşısında kendi cevabını bulması gerektiğini, tam da bu yüzden İnsan Olmak’ın bugün daha da güncel olduğunu söyleyebiliriz.
Bırak Ve Rahatla – Kendi Kendine Terapi
Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz...
Duygularımız bizi yönetir…
Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz...
İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz...
Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
Peki ama nasıl?
Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek…
Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...
Kaygılı Çocuğa Ebeveynlik Etmek
Çocuğunuz yatağında tek başına uyumuyor, geceleri yanınıza mı geliyor?
Evcil hayvanlarla ilgili korkuları mı var?
Sizden ayrılırken ağlıyor mu?
Okula gideceği zaman başı ya da karnı ağrıyor mu?
Tanımadığı insanlarla konuşmaya utanıyor mu?
Başarısız olacağı korkusuyla yeni durumlardan kaçınıyor mu?
Her yaştan çocuğun zaman zaman korku ve endişe yaşaması normal olsa da eğer kaygı çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa ona yardım etmek için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmiş demektir. Kaygılı Çocuklara Ebeveynlik Etmek, çocuğunuz için değil sizin için yazılmıştır. Anne baba olarak ona terapi yapmanız gerekmiyor, bu gerçekçi de değil, ama bazı ebeveynlik teknikleriyle çocuğunuzun kaygısını yenmesine yardımcı olacak uygulanabilir adımlar atabilirsiniz.
Uzun yıllardır çocuk ve ergenlerde kaygı konusunda uzmanlaşan Regine Galanti, klinik olarak kanıtlanmış Bilişsel Davranışçı Terapi tekniklerini kullanarak ebeveynlere, çocuklarının dayanıklı, bağımsız ve sağlıklı yetişkinlere dönüşmelerine yardımcı olma konusunda rehberlik ediyor. Kaygılı Çocuklara Ebeveynlik Etmek, hepimiz için kaygı ve korkularının arttığı bir dünyada sahip olunması gereken ebeveynlik araçlarını bir arada sunan güçlü bir alet çantası.
"Özellikle gençlerde kaygı salgın düzeyinde artarken, bu kılavuz çocuklarına engel olmak yerine onlara yardımcı olmanın yolunu arayan ebeveynlere fayda sağlayacak." ― Library Journal
“Bu pratik ve erişilebilir kitap, çocuklarının bağımsızlaşmasına yardımcı olmaya çalışan ebeveynlerin çok hoşuna gidecek." - Booklist
"Bu kitap ebeveynler için inanılmaz bir hediye. Regine Galanti, neler yaşadığınızı ve çocuklarınıza nasıl yardımcı olabileceğini bilen biri olarak yazıyor. Kaygılı bir çocuğu olan her ebeveyn okumalı." ― Dr. Seth Gillihan, The CBT Flip Chart for Kids kitabının yazarı
"İyi yazılmış ve gerçekçi bir nasıl yapılır kılavuzu. Her yaş grubu için farklı kaygıları tanımlaması özellikle faydalı. Sunduğu somut BDT stratejileri, özellikle ebeveynlere çocuklarının kaygılarını beslememe konusunda verdiği öneri çok önemli. ― Dr. Thomas W. Phelan, 1-2-3 Magic ve The Best Moms Don't Do it All kitaplarının çok satan yazarı
Günübirlik Hayatlar
Hüzün Hastalığı
Herkesin kesintisiz mutlu olmaya ya da mutluymuş gibi görünmeye şartlandığı bir çağdayız. Keyifsizlik anlarının dahi “minör depresyon” adını aldığı zamanlar. Herkesin “en mutlu, en güzel, en şanslı, en başarılı ve her koşulda pozitif” olmasını öğütleyen Batı menşeli psikoloji anlayışının karşısında, hüznün doya doya yaşanması bile pek mümkün değil artık.
Kemal Sayar, böyle mutluluk tariflerinin peşinden koşmaya gerek olmadığını, hiçbir şeye kıymet vermeden sadece kendini değerli bilerek yaşanmayacağını anlatıyor. Çünkü hüzün bize dünyanın faniliğini, şeylerin gelip geçiciliğini öğreten görkemli bir misafirdir.
“Hüzün bizi en çıplak varoluşumuzla karşılaştırır, bizi sahte bir dünyada sahici kılar.”
Aynadaki Yüzler
Stres ve travma, narsisizm, obsesyon, çizgi ötesi yaşamlar, sınır kişilik, şizoid ve kuşkucu histriyonik kişilik bozuklukları, cinsel kimlik, istismar ve daha pek çok başlık Dr. Kln. Psk. Gül Çörüş’ün bu kitabında küçük öykülerle, örneklerle ele alınıyor ve zorlu başlıklara yer veriliyor.
Kitap, kısa hikayelerle ilerlerken bilimden, edebiyata, sanata örnek ve alıntılar da sunuyor.
Bana Hazır Mısın Baba?
Babanın çocuğun gelişimindeki vazgeçilmezliğini vurgulayan bu kitap babalar ve baba adayları için başvuru kaynağı...Anne ile çocuk arasındaki biyolojik bağ, simbiyotik ilişki ve sosyal değerler, çoğunlukla baba çocuk ilişkisinin gölgede kalmasının sebebi olarak gösterilir. Anne-çocuk ilişkisine yüklenen “kutsallık” önemli derecede doğru olsa da babanın “eve ekmek getiren” aile üyesinden ibaret olduğunun düşünülmesi oldukça hatalıdır. Babanın, hem kavram olarak hem de üstlendiği sorumluluklarla çocuğun ruhsal dünyası ve kişilik gelişimi üzerindeki etkileri tahmin edilenin çok üzerindedir. Çocuk sahibi olmak kadın için olduğu kadar erkek için de çok önemli ve hayat boyu sürecek bir ilişkinin başlaması demektir. Kadın ve erkek birlikte olmasalar dahi çocuklarına karşı anne-baba olarak sorumlulukları devam edecektir. Bir baba adayının ömür boyu sürecek bu bağlılık için çocuğu gerçekten istemesi, baba olmaya ve baba kalmaya hazır olması gerekir. Çocuğun yetiştirilmesi, eğitimi, ruh sağlığı ve esenliğinde baba da en az anne kadar etkilidir ve eşit derecede sorumludur.
Merhamet – Kapı Yayınları
Dünyamız merhamet eksikliğinden can çekişiyor. Oysa merhamet, içimizde bir yerlerde sönmeye yüz tutmuş insanlık kandilini yeniden tutuşturan bir duygu… Merhamet sahipleri ötekinin acısıyla acı duyan ve onun ıstırabını dindirmeye soyunan soylulardır. Ve adalet ancak merhametle kaimdir.
Kemal Sayar, merhamet ve rikkatin hüküm sürdüğü, sevginin varlığı ışıklandırdığı bir dünyanın mümkün olduğunu söylüyor. Kalbin üzerindeki kiri pası söküp atmakla, kalbe dönüp onun şarkılarını söylemekle; aşkın, merhametin, affediciliğin tekrar kazanılacağını gösteriyor.
İşte o yüzden bu kitap iyimserlik üzerine.
Kalbe dönüş için son çağrı…
“Çaremiz muhabbet, ilacımız merhamet!”
Psikolojik Sağlamlık
Dünyada değişimin her zamankinden hızlı olduğu bu dönemde stres ve kaygı ile nasıl baş edebiliriz?
Zorlayıcı bir olay yaşadığımızda aldığımız yarayı iyileştirmeyi, tekrar yaralanma ihtimaline rağmen yola devam etmeyi nasıl başarabiliriz?
Taşıdığı tüm belirsizlik ve hayal kırıklıklarına rağmen yaşamın içindeki yerimizi almamızı sağlayan en önemli beceri; Psikolojik Sağlamlık.
Peki, hangi özellikler insanı psikolojik olarak sağlam kılar?
Psikolojik sağlamlık nasıl kazanılabilir?
Çocuklarımızda psikolojik sağlamlığı nasıl destekleyebiliriz?
Psikoloji alanının duayenlerinden Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk’un değerli kaleminden; psikolojik sağlamlığın ne olduğunu, zorlandığınız dönemlerde tekrar ayağa kalkabilmenizi nelerin kolaylaştıracağını ele alan bir başucu kitabı…
Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk, kitapta, önemli bilimsel araştırma bulgularına dayanarak psikolojik sağlamlığın nasıl geliştirilebileceğini anlatıyor ve hayatın içinden örneklerle beraber pratikte etkili olduğu bilinen uygulamalara yer veriyor.
Bu kitap hepimiz için…
Ve yolun başındakiler, yani çocuklarımız için…
İçimizdeki Çocuk
Hepimizin içinde bir çocuk vardır: Kimseyi etkilemeyi düşünmeden içimizden geldiği gibi davrandığımızda kendini gösterir; heyecan yaşamımızın kaynağını oluşturur; özgür, duygusal, coşkulu, saf ve hayal dolu yanımızdır.
İçimizdeki Çocuk her zaman sağlıklı bir ortam içinde gelişmez. Aile, okul, genel kültür ortamı çoğu kere çocuğun sağlıklı gelişmesini engeller.
İçimizdeki Çocuk kitabı; İç Çocuk ve İç Anne-Baba ilişkisinin nasıl oluştuğunu, türlerini ve günlük yaşamımızda duygu, düşünce ve davranışlarımıza nasıl yansıdığını inceliyor. Kitapta; çevresine uyumu elinden gelen en iyi biçimde yaparak sizi bugünlere getiren, içinizde bırakıldığı yerde unutulmuş duran iç çocuğa “merhaba” diyebilmeniz için alıştırmalar paylaşılıyor.
Şimdi sıra sizde: İçinizdeki Çocuğa ulaşıp onunla sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz.
Vereceğiniz emeğe ve zamana değer.Çünkü İçimizdeki Çocuk sağlıklı olmadan biz yetişkinlerin sağlıklı ve doyumlu bir yaşam gerçekleştirmesi olanaksızdır.
İç dünyanıza denge, ahenk ve huzur getirmek sizin için anlamlıysa bu kitap sizin için…
“Ülkemde doğan her bir çocuğun çocukluğunu doya doya yaşamasına ve olabileceği en iyi insan olmasına yardımcı olmak istiyorum,” diyerek yıllarını bu ülkenin yediden yetmiş yediye tüm insanlarının anlamlı ve coşkulu bir yaşam inşa etmeleri için hizmete adayan değerli psikolog yazar Doğan Cüceloğlu, yıllar geçse de güncelliğini yitirmeyen bu kült eseriyle hayatlarımıza dokunmaya devam ediyor.
Çocuk Deyip Geçmeyin
Kendini Affet
Gençlerde Kronik Yorgunluk
Gençlerde Kronik Yorgunluk ve Üstesinden Gelmek; kronik yorgunlukla başa çıkmak ve alt etmek için işe yarar, kanıta dayalı, adım adım ilerleyen bir rehber sağlıyor. Alanında tecrübeli uzmanlar: KatharineRimes ve TrudieChalder, gençleri hedefleyen kolay anlaşılır ve pratik bir rehber sunuyorlar. Bu kitap da ayrıca ebeveynlere yardımcı olacak bir rehber de bulunuyor. Kitap, kronik yorgunlukla mücadele eden gençlere, ebeveynlere ve profesyonellere önerilmektedir.
Bu yenilikçi kitap, yorgunluktan kurtulma programı oluşturma önerisini içermekte ve sağlık uzmanına da bunun nasıl yapılacağını göstermektedir. İçerdiği başlıklar arasında: “Uyku, egzersiz, stresle baş etme ve okul” yer almaktadır. KatharineRimes ve TrudieChalder bu kitabı araştırma sonuçlarından temellenen bilişsel davranışçı terapiye dayanarak; yıllarca Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS) ve MiyaljikEnsefalomiyelit (ME) konularında kullanmış ve hem hastalar, hem de ebeveynlerden olumlu sonuçlar almışlardır.
Nasıl Temizlenebilirim?
İnsanlara veya bazı nesnelere değdikten sonra, hatta bazen onlara
dokunmamışken bile kirlenmekten korkuyor musunuz?
• Dokunma yoluyla size bir hastalık bulaşmasından çekiniyor mu-
sunuz?
• Başkaları tarafından kirletilmekten ya da onları kirletmekten en-
dişeleniyor musunuz?
• Dışarıdan evinize girecek şeylere karşı sürekli tetikte misiniz?
• Kirlendiğini düşündüğünüz şeyleri aşırı mı temizliyorsunuz? Ya
da onları atıyor musunuz? Kirlendiğini düşündüğünüz şey bir kı-
yafetse, onunla temiz olduğunu düşündüğünüz bir yere oturmak-
tan kaçınıyor musunuz?
• Herhangi bir şeyin tam anlamıyla temiz olduğundan bir türlü emin
olamıyor musunuz?
• Evinizde aile üyelerinin bile giremeyeceği, dokunamayacağı, otu-
ramayacağı “temiz”, “güvenli”, “yasak” alanlar oluşturuyor musu-
nuz?
• Bir şeylerin temizlendiğini hissedene kadar harcadığınız saatler-
den veya hiçbir şey kirlenmesin diye aldığınız önlemlerden artık
yoruldunuz mu?
• Kirlilik hissine dayanamıyor musunuz?
• Yıkanmak size durdurulması imkânsız bir şey gibi mi geliyor artık?
Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünde hazırlanan Hayatı
Anlamak Serisi’nin ana rengi, psikolojik bozuklukların nedenleri ve
çözümlerini anlamak için iletişime dayalı bilimsel yöntemi esas alan
Bilişsel Davranışçı Psikoterapi. Bireyin kendine nasıl yardım edebile
ceğine yoğunlaşan serinin bu kitabının konusu ise Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluk.
Türkçapar, Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluğun ne olduğunu ve neden olduğunu anlatırken, azımsanmayacak sayıda kişinin mustarip olduğu bu sorunun, doğası gereği kendini saklayan ve sürekli gözden kaçırılan asıl temelini gözle görülür hâle getiriyor.
Türkçapar şunu soruyor: Asıl sorun kirlenme-bulaşma mı, yoksa
obsesif kompulsif bozukluğun kendisi mi?
Rahatsızlığın sonlandırılmasında kritik bir öneme sahip olan bu
sorunun yanıtı, kitapta verilen özgün yöntemler ve etkin çözümlerle
birlikte okuru sahici bir iyileşmeye davet ediyor.
İçgörü Terapisi
Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural
Olağan Psikopatlar
Psikopat. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize. Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi’nden Prof. Kevin Dutton, psikopatik eğilimlerin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor. Kevin Dutton, yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları kapaktaki "ermiş" kelimesi maalesef nedensiz kullanılmadı ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde sayesinde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor. Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.
Travmayı İyileştirmek
Hayatınızı yeniden kazanmak için duygusal özgürleşme rehberi
"Geçmişinde travma yaşamış bireyler veya travma üzerine çalışan uzmanlar için harika bir rehber olan bu kitapta Cori, travmanın ne olduğuna, travmanın farklı türlerine ve tedavi yöntemlerine dair çok faydalı somut bilgiler veriyor.”
İpek Aykol, Evlilik ve Aile Terapisti
Travmadan kurtulmaya yönelik birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan çok azı yeni bir bakış açısı ve seçenek yelpazesi sunmaktadır. Travmayla ilişkili zorluklara yenilikçi bir anlayış getiren Jasmin Lee Cori şunları yapmanıza yardımcı oluyor:
• travmayı ve yıkıcı etkilerini anlamak
• travma semptomlarını (disosiyasyon, uyuşma, vs.) ve travmadan kaynaklanan yaygın ruhsal sorunları belirlemek
• travmatik tepkilerle ve anılarla başa çıkmak
• iyileşmenizi destekleyen daha dengeli bir hayat yaratmak
• uygun müdahaleleri seçmek (terapiler, kişisel yardım grupları, ilaçlar ve alternatifler)
• iyileşme sürecinizde ne kadar yol katettiğinizi ve gelişmeye devam etmek için nelere ihtiyacınız olduğunu görmek Alıştırmalarla, iyileşmeyle ilgili öykülerle, unutulmaması gereken noktalarla ve kaynaklarla dolu olan bu kitap, hayatını travmanın yıkıcı etkilerinden geri almak isteyen herkes için kusursuz bir arkadaş.
Yüzmek Yaşamak Ve Olma Arzusu
“İnsan, olma arzusudur.” demişti Sartre. Peki nasıl? Ve bunun yüzmeyle ilişkisi ne? Bu kitap, yüzmeyi bilenler ve yüzmeyi bilmeyenler için. Yüzme, psikolojik açıdan ne anlama geliyor? Yaşamasını öğrenmek neden yüzmesini öğrenmeye benzer? Yüzmeyi öğrenmiş ya da öğren/e/memiş olmamız bizimle ilgili neyi gösterir? Bu durum bizi nasıl etkiledi ve etkiliyor? Ebeveynlerimizin yüzmeyi öğrenmemizle ilgili düşünceleri ve bizim bu konuya bakışımız bizi farkında olmadan nasıl şekillendiriyor? Yaşamayı öğrenmek ile yaşamasını öğrenmek neden farklı? Bu kitabı okuduktan sonra, yüzmeye ve yüzmemeye bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksınız
İnanç Psikolojisi
"Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür..." (Albert Einstein) Modern dünya, aklı ve bilimi yegane değerler sayıp kutsarken; inanç konusunu bilim ile birlikte anmaktan, iki olguyu aynı çizgide buluşturmaktan adeta kaçındı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu kitapta inanç konusuna akıl ve eleştirinin ön planda olduğu, dinler ve mezhepler üstü bir tutumla ve bilimsel bir yöntemle yaklaşıyor. Bunun ötesinde, sağlam inancın ve onun oluşturduğu dini geleneğin ruh sağlığı için gerekliliğini vurguluyor. İnanç Psikolojisi, "Dinin kuralları vardır, inanca dayanır. Bilim, doğası gereği bütün kural ve inançları reddeder. O halde bilim ve din asla birlikte düşünülemez" diyenlerin ezberlerini bozacak nitelikte... Dünyanın yaradılış gayesi nedir? İnancın psikolojik sağlığa etkileri nelerdir? Kanıta dayalı din nasıl olur? İnsan kendini hem özgür, hem de yaratıcının varlığına teslim olmuş hissedebilir mi? İnanç geni var mıdır? Din bir takıntı mıdır? Ruh nasıl bir programdır? Ruh, beyin, beden ilişkisi nasıl olur? Bilim ne zaman dinin alanına müdahale eder? Dua ve ibadetin psikolojik ve fizyolojik faydaları nelerdir?
Sevme Sanatı Modern Kapak
“Sevgi, kişiyi diğer insanlardan ayıran duvarları yıkan, onu diğerleriyle birleştiren, insanın içindeki etkin gu¨çtu¨r.”
“Psikoloji alanındaki en önemli çalışmalardan biri.”
—The New York Times
Her sanat dalı disiplin, odaklanma ve sabır gerektirir. Sanatta ustalaşma, bir çocuğun yeni yu¨ru¨meye başladığı evredeki gibi du¨şe kalka ama denemekten vazgeçmemekle elde edilir. Sevmek de içinde sevme ve sevilme eylemini birlikte muhafaza eden bir sanattır. Hatta diğer sanat dallarından daha fazla içgöru¨ye ve anlayışa sahip olmaya ihtiyaç duyar. Bir ustası, bir kılavuzu yoktur; kişinin salt kendisi için ve tek başına edinebileceği bireysel bir deneyimdir.
Sevme Sanatı, bu sanatın nasıl ve hangi araçlarla icra edileceğinin anlatıldığı bir reçete ya da sevginin ne olduğu konusunda binlercesi bulunan bir kişisel gelişim kitabı değildir. Bunun çok ötesinde, artık bir klasik sayılan, hemen hemen tu¨m du¨nya dillerine çevrilen, yayımlandığı u¨lkelerde milyonlarca satan bu kitap, insanlığın geleceği için hu¨manist bir yaklaşım, sevme hakkında kusursuz bir felsefi manifestodur.
Sevme Sanatı, “sevmek” eyleminin ana hatlarını belirleyen ve bunu felsefe ve psikoloji temelinde ele alan, incitmeyen, eleştirmeyen, dili ve içeriği asla eskimeyen bir kitap.
Taş Olsa Çatlar
Ruh sağlığı... kendin olmaktır!
Fiziksel form gibi zihinsel kondisyonun da zaman içinde, belirli tekniklerle güçlendirilebileceğine dair eğlenceli çizimleri ve egzersizleriyle pozitif bir rehber: Taş Olsa Çatlar
Hepimiz daha az endişe, suçluluk, öfke ve üzüntü hissetmek istiyoruz. Takıntılarımızda daha az boğulmak ve daha az yalnız kalmak istiyoruz; kendimizi şeytanlarımızdan, zorlayıcı alışkanlıklarımızdan ve stresimizden kurtarmak istiyoruz. Fakat insanlar olarak (taşların aksine) bunların hepsini deneyimliyoruz. Ve paradoksal olarak, onlardan kaçınmaya ve onları kontrol etmeye çalışmak, işleri daha da kötüleştiriyor.
Uzun yıllar boyunca psikolojik problemlerle mücadele eden Mark Freeman, yol boyunca edindiği tecrübelerden beslenerek bir akıl sağlığı mentörü haline geldi. İç sesini susturmak, acı ve stresten kaçınmak yerine duygusal gücümüzü özellikle de denge ve odaklanma kapasitemizi geliştirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Zekâ, şefkat ve tecrübe derinliğiyle yaşamın her evresinde karşılaşabileceğimiz pek çok hastalıktan, diğer yöntemler başarısız olsa bile iyileşebileceğimizi gösteriyor. Freeman’ın yenilikçi yaklaşımı, çeşitli iyileştirici teknikler, farkındalık, dikkat eğitimi, akran desteği, mizah ve sağduyuyu kullanıyor.
“Mark Freeman, endişeli zihinleri sakinleştirmek için işe yarar uygulamalar, yaratıcı alıştırmalar ve ilham veren stratejilerle dolu dolu bir yol haritası çizdi.”
- Mark Wolynn, Seninle Başlamadı’nın yazarı
“Akıl sağlığına olan bu mantıklı ve son derece pratik yaklaşım, yaygın hale gelen korku temelli düşünceye karşı harika bir panzehir sunuyor. Freeman’ın alıştırmalarından bazılarını deneyin; uzun süredir devam eden duygusal engellerin bile ne kadar kolay kalkacağına şaşıracaksınız!”
- Gail A. Hornstein
“Akıl sağlığı ve zindelik üzerine bugüne kadar okuduğum en iyi kitap. Mark güvenilir bir arkadaş, düşünce ortağı ve danışman oldu. Bu kitap, daha zengin, daha dolu ve daha canlı bir yaşam sürdürmek için bir bilgi hazinesi ve uygulanabilir adımlar rehberi. Gerçekten daha fazla tavsiye edemezdim.”
- Brad Stulberg
İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, "narsistik sapkınlık" biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor. Narsist sapkın her şeyi birlikte olduğu kişi için yapıyormuş gibi bir hava yaratır, oysa gerçek amacı onu yok etmektir. Küçük oyunlarla partnerini ince ince işlerken, ustalıkla kendisini mağdur gibi gösterir. Partnerini sürekli eleştirerek kişiliğine yön verir, ona kendi isteklerini unutturur, özsaygısını tüketir. Bunun sonucunda depresyon, bağımlılık başlar ve mağdur kaçıp kurtulma yetisini de yitirir. En az fiziksel şiddet kadar yıkıcı olabilen bu psikolojik şiddet, çoğunlukla mağdurun kendi başına fark edemediği bir şeydir. Çünkü eleştiri darbeleriyle suçu kendinden başka yerde göremez hale gelmiştir. Pascale Chapaux-Morelli ile Pascal Couderc, İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon’da somut vakalar üzerinden giderek partnerine hayatı zehir eden narsist manipülatörü inceliyorlar ve onun ortaya çıkışında rol oynayan toplumsal ve psişik etkenleri tartışıyorlar. Ardından mağdurlara eğilerek, bu kişilerin kendilerine yeni bir hayat kurabilmeleri için içinde bulundukları bağımlılık durumundan çıkmalarına yardımcı olacak öneriler getiriyorlar.
Varoluş Ve Psikiyatri
Engin Geçtan, 1975-1990 yılları arasında uzmanlık alanı olan psikiyatride meslek dışı okurlar tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Varoluş ve Psikiyatri, bugün birer klasik haline gelmiş bu dörtlünün sonuncusu. Aynı zamanda yazarın salt akademik ilgiden hareketle başladığı yazma çalışmalarının odağına giderek insanı ve insanlık hallerini yerleştirdiğini de gösteriyor bu kitap.
Geçtan'ın şimdi kırk yılı aşmış meslek yaşamı boyunca geçirdiği düşünsel dönüşümleri de içerdiğinden, bir anlamda deneyimsel-düşünsel bir otobiyografi de sayılabilir Varoluş ve Psikiyatri.
Kitabın birinci bölümünde, çalışma alanı ve bu alana kişisel yaklaşım tanıtılırken, diğer yandan da bir "süreç" olarak insan anlatılıyor; ama süregiden bir kültür içinde yaşayan bir insan bu. "Anlamsızlık", "Narsisizim", "Yaşam ve Ölüm" başlıklı yazılardan oluşan ikinci bölümde ise, yazarın klinik çalışmalarında birçok insanla paylaştığı bir dizi temel varoluş sorusu ele alınıyor.
İnsanı Tanıma Sanatı – Say Yayınları
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikiyatr Alfred Adler, İnsanı Tanıma Sanatı’yla geniş bir okur kitlesine yöneliyor.
Adler’in, bu yüzyılın başında, insanın ruhsal-fiziksel varlığına ve yaşamdaki sorunlarına ilişkin yaptığı saptamalar, aradan geçen bunca yıla karşın değerinden hiçbir şey yitirmeden anlamlılığını ve yol göstericilik işlevini koruyor. Adler’in bir dizi konferansından doğan bu yapıtın başlıca amacı, toplum içindeki etkinliğimizin içerdiği kusurları bireylerin hatalı davranışlarından yola çıkarak anlamak, söz konusu hataları göz önüne sermek ve bireylerin toplum yaşamına daha iyi uymalarını sağlamaya çalışmak. Yapıt öte yandan, bireysel psikolojinin en temel ilkelerini ve bunların insanı tanımada taşıdığı değeri, ortak yaşamdaki ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklama amacı taşıyor.
Adler, yaşamın çağımızda pek de göremediğimiz anlamını, gerçekten de bir sanatçı gibi ince ince işleyerek ortaya koyuyor.
İnsan Ruhuna Yöneliş
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve analitik psikolojinin kurucusu, psikiyatr ve dünyamızın ender Filozof-bilimadamlarından biri olan C. G. Jung, İnsan Ruhuna Yöneliş’te psikolojinin en temel ve özgün kavramlarını sunuyor: Kompleksler, düşler ve bireysel anlamları, çağrışım deneyleri, yansıtmalar, arketipler, bilinç, bilinçaltı ve bilinçdışının işlevleri...
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinin sonuncusu, çağdaş insanın günlük yaşamında ve "öte yaşamında"; düşlerinde, bilinçli ve özellikle de bilinçsiz yaşamında kendini duyuran başlıca ruhsal sorunlarına, sıkıntılarına uzun yıllar öncesinden ışık tutmaya, yol göstermeye devam ediyor. Jung, öte yandan bir kahin gibi davranıyor; insanlığı bekleyen en büyük tehlikenin "ruhsal tehlike" olduğunu, bunun da insanın bilinçaltından geleceğini savunuyor. Bu bağlamda İnsan Ruhuna Yöneliş, ilk basımından bu yana geçen yaklaşık 60 yıla karşın değerinden ve savlarından hiçbir şey yitirmemiş durumda. Çünkü Dünya gezegeni, giderek bilincini bir yana bırakıp, bilinçaltı birikimleriyle varlığını ve ilişkilerini sür dürmeye çalışan bir insan tipinin egemenliğine giriyor...
Toplum Psikolojisi Ve Empati
Dünya geçmiş asırlara göre daha müreffeh, fakat hayat standartlarının yükseldiği, zenginliklerin arttığı toplumlarda şiddet azalmıyor, hatta tam aksine artıyor. Her gün önünden geçtiğimiz bir toplumsal histeriyle karşı karşıyayız.
O halde toplum neden böyle oldu? Dünya topluluğu nereye gidiyor? Üstelik suçluların çoğu da akıl hastası değil. O halde sebep nedir? Tahammülsüzlük mü? “Öteki”nin duygusuna kayıtsızlık mı? Yoksa empati eksikliği ve bencillik yükselen bir trend haline mi geldi?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Toplum Psikolojisi ve Empati’de dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Yazar, bireysel ve toplumsal şiddet ilişkisini irdelerken, hem geçmişteki toplumları inceliyor hem de günümüz toplumunu, bireyler üzerinden biyolojik ve psikolojik verilerle tahlil ediyor. Son yıllarda şiddet eğiliminin artışıyla birlikte ayyuka çıkan sosyal şizofreniyi ele alıyor, şizofreninin aslında bireyden topluma doğru yayıldığını ileri sürüyor ve buna çözüm önerileri getiriyor.
Toplum Psikolojisi ve Empati günümüzün toplumsal dertlerini anlamak ve bunları çözmek adına atılmış güçlü bir adım.
Beni Ödülle Cezalandırma
Çocuk Eğitiminde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar!
Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?
• Ödül, neden motivasyonu düşürür?
• Ödülle değerler neden öğretilemez?
• Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?
• Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir?
• Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
• Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?
Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor.
Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor.
Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.
Olmak Cesareti
Olmak cesareti, insanın maske takmadan, “mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla, nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden, utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Korkmadan “Hayır!” diyebilmek, boyun eğmeden dik durabilmek, tahakküme karşı durma cesaretidir.
Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum, senin aklına ihtiyaç duymuyorum!” diyebilmektir.
Hakikat ve hakikilik, cesaret istiyor.
Kemal Sayar, zamanın ötesine konuştuğu yazılarıyla bize bunu hatırlatıyor.
Bir kaygı döneminden geçiyoruz, ama etrafımızda olan bitenleri, kendi içimizde olan bitenleri dikkatle izliyoruz. Böylesi dönemlerde kendi içimizdeki boşluktan aşağı bakabilmek nasıl da önem kazanıyor! Milletçe, “olmak” cesaretini göstermemiz gerekiyor.