Hayatımızı Şekillendiren 10 Yıl – Yirmili Yaşlarımız Neden Önemlidir Ve Bu Yılları En İyi Nasıl Değerlendiririz?
Hayatımızı Şekillendiren On Yıl yirmili yaşlarındaki milyonlarca gencin kendileri hakkındaki düşüncelerini değiştirerek hayatlarına yön verdi. Günümüz gençliği için gözden geçirilip yeniden yayımlanan bu kitap, size de yirmili yaşlarınız için bir yol haritası sunabilir.
Yaygın olarak kabul gören “Otuz yeni yirmidir” yaklaşımı bize yirmili yaşların önemli olmadığını söylüyor. Kimileri bu yaşları uzatılmış bir ergenlik dönemi, kimileriyse yeni yetişkinlik dönemi olarak görüyor. Hayatımızı Şekillendiren On Yıl adlı kitabında Meg Jay yirmili yaşların yanlış bilgi ve kabuller sarmalına sıkıştırılarak önemsizleştirildiğini gösteriyor ve hayatımızın en dönüştürücü dönemine sahip çıkmamız gerektiğini savunuyor.
Yüzlerce danışanı ve öğrencisiyle yirmi yılı aşkın bir süredir çalışan Jay, yirmili yaşlara ait en son bilimsel verileri, gençlerin kapalı kapılar ardında kendisiyle paylaştığı hikâyelerle bir araya getiriyor. Sonuç, okurlara yirmili yaşlarını en iyi şekilde değerlendirmeye yönelik araçları sağlayan; iş, ilişkiler, kişilik, kimlik ve hatta beyin gelişimi gibi konularda ufuk açıcı bir okuma vadeden, kılavuz niteliğinde bir metin.
“Eğer üniversite öğrencisiyseniz ya da çocuğunuz üniversite öğrencisiyse lütfen bu kitabı okuyun ve aranızda tartışın.” — Doğan Cüceloğlu
“İşte yirmili yaşların beklediği kitap. Size hayatınızda ne yapmanız gerektiğini söylemeyecek, ama bunu bulmanız için size ilham verecek ve eğitecek.” — Rachel Simmons
Hayatla Bir Anlaşma
Hayatın zorlukları bitmeyecekse, hayatla savaşmayı bırakmak ve bir anlaşma yapmak gereklidir. Bu anlaşma hem
hayatı olduğu gibi kabul etmeyi, hem de doyasıya yaşamak için eyleme geçmeyi içerir.
“Zihnimiz ve bedenimiz, travma ve benzeri yaraları iyileştirebilmek için sağlam bir donanıma sahiptir. İhtiyacımız olan şey, bu donanımın dilini anlayabileceğimiz şekilde bilgilenmektir. Derin bir içgörüye ihtiyacımız var. Ezbere ve hap bilgilerle kendimize yardım edebilmemiz pek mümkün değil. Ancak ‘travma bilgili’ bir perspektif, başka bilgileri tartma yetisini de geliştirir ve bu sayede kaynaklarda ne arayacağınızı çok iyi bilirsiniz.”
Klinik Psikolog Merve Başibüyük, problemleri çözebilmemiz için öncelikle ortada bir problemin olduğunu bilmemiz gerektiğini vurguluyor ve bizleri, çoğunlukla farkında olmadığımız, bazen kaçtığımız veya varlığını çoktan unuttuğumuz yaraları nasıl iyileştireceğimizi anlatan bir yolculuğa çıkarıyor. Yetişkinlikte yaşadığımız sorunları ve ilişkilenme biçimlerimizi daha iyi kavrayabilmemiz için farklı ekollerden ve çok aşamalı egzersizlerden faydalanıyor.
Okura “kendi kendinin psikoloğu olma” yöntemlerini anlaşılır bir dille ve cömertçe sunan Hayatla Bir Anlaşma, gündelik yaşantılarınızı iyileştirmenize yardımcı olacak değerli bir ilk yardım kitabı.
Her Güne Bir Yasa
Kim daha güçlü olmak istemez ki?
Ya da kendini daha iyi kontrol etmek?
Kim hayatta basarıya ulasmak istemez?
Size bir sır verelim, su anda tüm bunların anahtarını elinizde tutuyorsunuz.
New York Times çoksatan listesinin bir numaralı yazarı ve dünyanın önde gelen güç ve strateji uzmanı Robert Greene, yirmi yılı askın süredir milyonlarca insana yol gösteriyor. Simdi, onun bes kitabından derlenen alıntılar ile daha önce hiç yayımlanmamıs eserlerini bir araya getiren Her Güne Bir Yasa, Robert Greene’nin kolay anlasılır ve bilgelik dolu yasalarını tek bir kitapta okurla bulusturuyor. Yılın her günü için özel olarak seçilmis yasaları, okuyucuların yasam savasında görmezden gelemeyecekleri, her gün sadece birkaç dakikalarını ayırarak okuyacakları sekilde sunuyor.
Kitaptaki her bölüm bir aya denk geliyor ve her ay dikkat çekici bir tema etrafında sekilleniyor: güç, bastan çıkarma, ikna, strateji, insan dogası, toksik insanlar, kontrol, ustalık, psikoloji, liderlik, zorluklar ve yaratıcılık. Tolstoy, “Her gün çalısma, her insan için gereklidir,” der. Büyük yazarın da dedigi gibi her gün çalısmayı tesvik eden yapısıyla bu kitap, Greene’yle yeni tanısacak okurlar için bir giristen çok daha fazlası, yazarın kitaplarındaki hayat derslerini içsellestirmeye yardımcı olacak bir yol haritası. Hayat mücadelesinde size ömür boyu eslik edecek, kendi kaderinizi yazarken dönüp tekrar tekrar okumak isteyeceginiz esaslı bir kılavuz.
Her Şey Beyinde Başlar
Her şey beyinde başlar. Başarı, mutluluk, huzur beyinden gelir. İnsanın karakteri, kararları, kaderi kafasında şekillenir. Bazıları baştan kazanırken, bazıları ‘kafadan’ kaybeder! Beyin vücudun % 2’si olsa da, geri kalan % 98’i yönetiyor. Önemli bir iş yaptığından başımızın üstünde yeri var! Aklın makinesi olan beyin herkese ‘bedava’ veriliyor! Çoğumuz onu nasıl çalıştırmak gerektiğini öğrenmiyoruz. O da kafamızın içinde, kafasına göre çalışıyor! Ürettiği duygu ve düşüncelerin sonucunu ise biz yaşıyoruz. Biz onu kullanmasak da o bizi kullanmaya devam ediyor. Ne düşüneceğimizi, ne yapacağımızı belirliyor. Bu kitap beyne, beyni anlatıyor. Aklını başına toplamak ve hayatını ‘baş’tan aşağı değiştirmek isteyenler için...
Her Şey Seninle Başlar
Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir. Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur. Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren! Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık. Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var. Her şey seninle başlar! Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın. Hayatta ya tozu dumana katarsın, Ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!
Her Şey Seninle Başlar 9+ Yaş Üzeri
Sinem Kobal’ın fotoğraflarıyla
Her şey seninle başlar!
Sen yürürsen, yollar küçülür.
Sen durursan, her şey gözünde büyür.
Ne kadar iyi hazırlanırsan, o kadar az korkarsın.
Nasıl yapabileceğini öğrenirsen, sen de yapabilirsin.
Yeryüzündeki herkes gökyüzüne aynı mesafededir.
Aklını kullan, güçlü ol, gülümse ve sıkı çalış!
Sen "büyüdükçe" korkuların küçülecek!
Başarı kendini iyi hissettirecek.
Haydi, şimdi sıra sende!
Her Şey Seninle Başlar, Çocuk!
8 yılda 1.000.000 okura ulaşan Her Şey Seninle Başlar, anne babaların ısrarlı isteğiyle çocukça"ya çevrildi.
Kitabın yazarı Mümin Sekman ile genç kuşağın başarılı oyuncusu Sinem Kobal, kitabın çocuk versiyonu için bir araya geldiler. Sekman, çocuklara başarısızlık korkusunu yenmek ve özgüveni artırmak için yapılması gerekenleri öykülerle anlattı, Sinem Kobal da fotoğraflarıyla fikirleri "canlandırdı"! Böylece hem anne babaların "yararlı" bulduğu hem de çocukların "eğlenerek öğrendiği" bir kitap ortaya çıktı.Çocuklarına kendi ayakları üzerinde durmayı ve hayatı cesurca yaşamayı öğretmek isteyenler için...
Her Şeyin Bir Anlamı Var
Kemal Sayar soruyor: İnsan varoluşa sinmiş olan o güzelliği nasıl ortaya çıkarabilir?
Kendinde saklı duran ve modern medeniyet tarafından âdeta baskılanan merhamet, şükran, cesaret gibi olumlu özelliklerini bilince nasıl taşıyabilir?
Her Şeyin Bir Anlamı Var, hem bu sorulara yanıtlar bulmaya çalışıyor hem de okurların iç dünyasına ayna tutuyor.
“Şimdi diyorum ki ben sana, her şeyin bir anlamı var. Çiçeğin, böceğin, dalları eğen rüzgârın, ağzımızdan çıktıktan sonra uzayda yüzyıllarca asılı duran sözcüklerin bir anlamı var. Hiçbir şey kaybolmuyor. Hiçbir hıçkırık, hayal kırıklığının yaydığı hiçbir titreşim, içimizde bir coşkunun pır pır kanatlanışı, asla kaybolmuyor. Kâinat gibi, insan da enerjisini sakınıyor. Sonra dağınık duran her şey, biz onu çağırmayı bilirsek, bir yapbozun parçaları gibi birleşip bir şey söylüyor.”
Herkes Güzel Ve Etkili Konuşabilir
"Güzel ve Etkili Konuşmak İnsanın Ayrıcalık ve Üstünlük Belgesidir"
"Dünyanın altını üstünü getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil, söz ile meydana gelmiştir" diyen Adolf Hitler, akıl almaz Nürnberg mitinglerinde 400.000 insana hitap ederken, elleri, parmakları ve başı öylesine uyum içindeydi ve sesini öylesine etkili kullanıyordu ki meydandaki devasa kalabalık hep bir ağızdan onun hareketlerine aralıklarla tempo tutuyordu.
O, şeytani zekâsı ile sözün ve sesin büyüsünü keşfetmişti.
Eğer isterseniz seçtiğiniz sözcüklerle ve kullanmayı öğrendiğiniz sesinizle karşınızdaki kişi ya da toplulukları büyüleyebilirsiniz.
Hitler gibi milyonları ölüme de sürükleyebilir ya da Hz. Mevlâna gibi insanlığı sentezleyip birey, halk ya da ırk anlayışını aşıp, her şeyin ilahi olanın farklı görünümleri olduğunu söyleyerek, dünyanın bütün düşünürlerini kendinize hayran da bırakabilirsiniz.
"Güzel konuşan ve kendini dinletebilen birinin etkileyemeyeceği kimse yoktur."
Herkes birbirini etkilemek, ikna etmek ve kendini dinletebilmek istiyor. Ancak yöntemin ne olacağına dair fikir olan çok az sayıda kişi var.
Güzel ve etkili konuşma ile iş yaşamında başarı ve saygınlık, özel yaşamda ise mutluluk ve sevgi kazanırız.
Sesimiz ve sözümüzle büyülemek istiyorsak ihtiyacımız olan şey yetenek değildir. Herkes etkili ve güzel konuşabilir, yeter ki isteyelim, öğrenelim ve çalışalım...
Bu kitapla birlikte çıktığımız yolculukta sesimizin renklerini tanıyacağız, söz dağarcığımızı zenginleştirip güzel cümleler kuracağız, beden dilimizle de atlatmayı öğrenerek etki alanımızı genişleteceğiz. Kendimizde yeni bir kimlik inşa edeceğiz.
Çıktığımız bu yeni ve büyülü yolculuk için hazırsan hemen başlayalım.
Hoş geldin...
- TRT Spikeri Tuğba Dalkılıç
Hesap Lütfen !
“Siz, bilmeyenler kadar ses çıkarmadıkça, niteliğinizin farkına varamayacaklar ve anlaşılmadığınızı düşüneceksiniz. Meşgul olduğunuz işler başkalarının gözünde değersizleşecek ve vazgeçilebilir olduğunuzu zannedeceksiniz. Ses çıkartmak derken bağırmayı, gürültü yaparak barbarlaşmayı değil; doğru zaman ve doğru yerde kendini anlatmaktan geri durmamayı kastediyorum. Bilgi sahibi olduğumuza emin olduğumuz her konuda, eğitimini aldığımız alanlarda, hödüklerden daha çok ses çıkarmalıyız.”
Vedat Milor
Gastronomi uzmanı… Şarap uzmanı... İktisatçı… Sosyolog… Televizyoncu… Yazar… Her daim okuyan, yazan, arayan; bir yandan da hem geleneksel hem sosyal medyada eğlenen, dertleşen, anlatan ve anlamaya çalışan bir kamu aydını. ABD-Türkiye hattında dokuduğu hayat felsefesini mukayeseli bir zemine oturtmuş iyi bir gözlemci ve eleştirmen. Vedat Milor, hayatını roller coaster’a binmek gibi tanımlıyor. Farklı alanlar, farklı ülkeler, hatta farklı kıtalar arasında gidip gelen bir hız treni… Bu yolculuk sırasında üreten, keşfeden, öğrenen, sorgulayan ve hayatı deneyimlemekten kaçınmayan açık yürekli bir entelektüel…
Gastronominin yalnızca yemek yemekten ibaret olmadığını onunla öğreniyoruz. Farklı kültürlere ve kesimlere nasıl bir pencere açılacağını; yaşam tarzının bir sınır, bir mahrumiyet alanına dönüşmesine mecbur olunmadığını da…
Nurhak Kaya sordu; Vedat Milor geniş tecrübesinden ve bilgisinden süzdüğü insana, topluma dair gözlemlerini; bu kaotik dünyada her daim hayatta kalma stratejilerini Hesap Lütfen!’de okurlarla paylaştı.
İnsan dünyaya nasıl açılır?
Hayattaki öncelikler nasıl belirlenir?
Yeme-içme kültürü için para şart mıdır?
Toplum içinde yaşamanın yolları nelerdir?
İş hayatında karşılaştığı zorlukları insan nasıl aşabilir?
Yaşamımızı dolu dolu sürdüreceğimiz makul bir dengenin yolu nereden geçer?
Arkadaşlık. Aşk. Boş zamanlar. Yalnızlık. İş hayatı. Ev yaşamı. Kariyer seçimi. Hobiler. Yemekler, lezzetler, arayışlar. Günümüz kapitalizminde yeni trendler ve prekarya. Ülkemizin ekonomi politiği ve tufeylilik. Ülkedeki hâkim sınıf ve devletin niteliği. Türkiye’de çok az rastlanır bir samimiyet ve netlikle kişisel anekdotlar ve gözlemler.
Milor, Hesap Lütfen! kitabıyla, içimizdeki sesin ve hayallerimizin peşinde koşarken sınırlarımızı zorlamanın ve başka pencereler açmanın önemini hepimize hatırlatıyor.
Hiçlikten Gelen Güç
Unutma!
Kaybedecek hiçbir şeyin kalmadığı gün, içindeki gerçek güç açığa çıkar.
Gerçek güç, hiç’likten gelir.
Sana bu kitapta öyle şeyler anlattım ki artık asla eskisi gibi olamazsın.
Şimdi git ve sana ait ne varsa, geri al bu hayattan.
***
Gücünü, sana en büyük darbeyi indiren olaydan alacaksın
Bu kitap, sana tüm gücünü geri yükleyecek özel içerikle geliyor:
Kendi yaşamının Lideri olman için güçlü formüller
Bilinçaltına hükmederek “yeni bir sen” yaratma yolları
His Yüklemesi metodu ile gelecek mucizeler
Parayı çeken uygulamalar
Güç sahibi olman için gizli öğretiler
Hızlı Sonuç veren Ritüeller
İlişkileri dönüştüren yüzleşmeler
Gizemli manevi reçeteler
Hiçbir kitapta olmayan Spiritüel Sırlar
Binlerce yıllık, çok etkili gerçek tılsımlar
Kendi Zirvene Çıkmaya Hazır Ol…
Hz Mevlana İle Aile Terapisi
“Evlilik iki şeye bağlıdır: Doğru insanı bulmaya ve doğru insan olmaya.”
- Hz. Mevlânâ
Günümüzde dünya bir medeniyet krizi yaşıyor, aileler dağılıyor, çocuk ruh sağlığı sorunları geometrik hızla artıyor, nikâh karşıtı akımlar hızla yükseliyor. Öyleyse eski sorulara yeni cevaplar vermek gerekiyor.
Mesnevî Terapi'de, Hz. Mevlânâ'nın asırlar aşan bilgeliğini modern psikolojiyle bağdaştırarak insanın anlam arayışında kendi iç hakikatini görmesini vurgulayan Prof. Dr Nevzat Tarhan, bu kez merceğini aileye tutuyor. Aile içi ilişkilerde neyi nasıl yapabileceğimizi Hz. Mevlânâ'nın yaşamı ve Mesnevî hikâyeleri ışığında ele alıyor. Merkeze kadim bilgeliğin temsili mahiyetindeki olay ve anekdotları koyarak eşler arası dinamiklerin, ebeveynlerin çocuklarıyla iletişimlerinin nasıl gelişmesi gerektiğine değiniyor. Hikâyelerden çıkardığı ruha şifa önerilerle hem eşlere hem de ebeveynlere bir manevî gelişim haritası sunuyor.
“Aileyi korumak günümüzün en önemli meselelerinden biri. Hz. Mevlânâ ise çağlar aşan hikmetli bakışıyla bireyin ve toplumun dönüşümünü sağlayacak anahtarlar sunuyor. Yakaladığı ezber bozucu örneklerle sadece kendi dönemine değil bugünün ihtiyaçlarına da cevap verecek öneriler getiriyor. O insandaki eğilimleri görüyor, tespit ediyor ve hikâyeleştirerek bugüne aktarıyor. Ondan alacağımız çok ders var.”
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan
İçimizdeki Biz
İçimizdeki Biz, yaşamımızdaki dayanışma gerçeğinin temelidir. Bu gerçeği yaşayan insanlar birbirlerine güvenduyarlar. Alie yaşamı, komşuluk ilişileri, ekonomik ve politik yaşam bu güven üstüne kurulur. Böyle bir toplumda trafik ışığında motoru stop eden arabanın sürücüsüne yardım eli uzanır; çocukların ve toprağın geleceğine sahip çıkılır. Evlerin içi kadar sokakların ve kentlerin temizliğine de önem verilir.
Dayanışma bilincinin olmadığı yerde, Sen-ben Anlayışı hakimdir. Evrendeki daşanışma gerçeğinin fark edilmesi Biz Bilinci'nin temelini oluşturur.
Bu kitap, Sen-Ben Anlayışı üzerine kurulmuş aile ve iş yaşamının sorunlarını irdelemekte ve çözümün Biz bilinci'nde yattığını göstermektedir.
İçinizdeki Dostu Keşfedin
İkigai Japonların Mutlu Yaşamı
Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı
Uluslararası çoksatan bir rehber olan Ikigai’yle her gününüz bir anlam kazansın.
Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır.
İlham verici ve rahatlatıcı bu kitap sizlere kendi ikigainizi keşfetmeniz için gerekli tüm bilgileri veriyor.
Aceleci davranmamanızı, hayat gayenizi keşfetmenizi, ilişkilerinizi canlandırmanızı ve kendinizi tutkularınıza adamanızı sağlıyor.
Öyle ya, kim her gününü mutlu yaşamak istemez ki?
İkigai Uygulama Rehberi
Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrını Hayata Geçirin
Hayat Amacınızı Keşfetmenin 35 Yolu
Geçmişten ders çıkarın, mevcut anda yaşadığınızı hissedin ve geleceğinizi kökten değiştirin.
İlk kitaplarında Japonlara özgü ikigai felsefesini en temele inerek inceleyen Héctor García ve Francesc Miralles, okuyucuların hayattaki amaçlarını tüm yönleriyle nasıl keşfedeceklerini iki yıllık bir uğraşın sonucunda detaylı bir biçimde anlatıyor.
İçinizdeki ikigai sonsuza kadar sahip olacağınız ve hayatınızın her evresine göre dönüşecek olan değişmez bir özelliktir. Tutkuların peşinden gitmek ve bu tutkuları başkalarıyla paylaşarak çoğaltmak, kişinin kendi için belirlediği hedeflerin en güzelidir.
Hayat amacınızı keşfetmeniz için esas olan ikigai felsefesini, yaşamınızın merkezine nasıl koyacağınızı otuz beş farklı aşamayla ele alan bu kitap, geçmişi, bugünü ve geleceği bir araya getirerek kendinizi tanımamızı sağlayacak. Enso çemberinden koan bilmecelerine, haiku sanatından zen ve okçuluğa kadar birbirinden ilginç tekniklerle tanışacak, bunları günlük yaşamınıza nasıl aktaracağınızı öğreneceksiniz.
Şimdi derin bir nefes alın ve ruhunuzun kapılarını açın. Yolculuk başlamak üzere...
İnsan İsterse 1
Harikulade şeyler, içlerindeki bir şeyin, koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.
- Bruce Barton
İnsan İsterse’de ilham veren insan öyküleri anlatılıyor. Sıfırdan zirveye büyük engelleri aşarak gelmiş insanlara da, sıradan biri olarak yaşarken sıra dışı bir iş başarmış kişilere de yer veriyor. Bu sayıda kimler var?
Geçirdiği çocuk felci nedeniyle iki bacağını kaybetti. İlk cümlesini 7 yaşında kurmaya başladı. Bir gün kendisiyle yüzleşti ve bir başarı yemini etti. "Topal Seyfettin”in engelli hayat koşusu...
Tek istediği senarist olmaktı ama kendini kabul ettiremedi. Yapımcı oldu. Yine kabul edilmedi. Evdeki çatal bıçak ve masa örtüsünü kullanarak bir dizi çekti. Sonra ne mi oldu?
Üniversiteye hazırlanıyordu. Görme özürlüydü. Rakipleri interaktif CD’lerle hazırlanıyorken, o kitap bile bulamıyordu. Bir baba ile oğlunun etkileyici başarı hikayesi…
Bir mağazada müşteri temsilcisiydi. Tek istediği şarkı söylemekti. Sezen Aksu’yu 6 ay boyunca aradı, ulaşamadı. Bunun üzerine bir plan yaptı. Bu sanatçı kimdi ve hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Liseden sonra okumasına izin verilmedi. Sürekli güzel kız kardeşiyle kıyaslandı. Bir gün çok aşağılandığında kalktı ve dedi ki, ‘Ben az önce bir yemin ettim. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.’ Sonra kim mi oldu?
Okul hayatını ilk okulda noktalayıp, hayat okulunda başarıyla yükselen, bugün 50’yi aşkın şirketle 108 farklı ülkeye mal satan bir işadamının zirveye “zorlu” çıkış öyküsü…
İstanbul’a geldiğinde bir arkadaşına ait bir oda bir salonu olan bir evde kalıyordu. Üç yıl içinde gayrimenkul sektöründeki başarılarıyla ABD’de ödül aldı. Bir girişimcinin İstanbul’u yenme öyküsü…
40 yaşında Türkiye’deki tüm kariyerini bırakıp ABD’de yaşamaya giden bir mühendisin, “Amerikan mucizesi” ile “müthiş Türk” karışımı bir yükseliş öyküsü…
Evdeki gaz lambasının yakıtı bitince sokak lambasında ders çalışan Yozgatlı bir öğrencinin Adalet Bakanlığına yükseliş öyküsü…
11 yaşında İstanbul’da parasız yatılı okulda tek başına kalarak başladığı hayat mücadelesinde, sıfırdan sanat dünyasının zirvesine çıkan çıplak ayaklı, kızıl saçlı, bir entelektüel sanatçının öyküsü…
İnsan İsterse 2
Muhtaç Olduğun Güç Beyninde Mevcuttur!
Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, tek sermayeleri beyinleriydi. Cok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, beyin gücüyle başaranların öyküsü İnsan İsterse'de...
Evlilik dışı bir ilişkiden istenmeyen çocuk olarak doğan zenci kız çocuğunun, Mississippi'deki bir domuz çiftliğinden Time Dergişi'nin kapağına uzanan hayatı. ABD başkanından bile daha etkili olduğu tescillenen Oprah Winfrey'in öyküsü ve başarı için 50 önerisi Türkçe'de ilk defa...
Türkiye'nin ilk özel bankasını kuran Kazım Taşkent'in inanılmaz mücadele öyküsü ve başarı için 100 önerisi...
15 yaşındayken Türkiye'ye ilk Avrupa Satranç Şampiyonluğunu getiren Kübra Öztürk'ün varoşlardan şampiyonluğa uzanan ilginç öyküsü...
Hakkari sokaklarında kurduğu hayalinin peşinden koşup dünyada 8 milyon kişiye Anadolu Ateşini izleten Mustafa Erdoğan'ın öyküsü ve başarı önerileri...
Ortaokulu bile olmayan bir yerde doğup, 70'e yakın şubesi olan 20' den fazla eğitim kurumunun sahibi Fethi Şimşek nasıl başardı?
Zirai tarım aletleri gibi 'erkek egemen' bir sektörde, yöneticisi olduğu şirketi kısa sürede sektörün en büyüklerinden yapan Funda Başman nasıl başardı?
İş başvurusu için gittiği şirketin sahibi olmayı kafasınakoyan Murat Akdoğan, kendi işinin sahibi olma hayalini nasıl gerçekleştirdi?
Mersin'de bir köyde keçi sürüsünü güderken dinlediği radyo programıyla hayatı değişen çoban Ahmet nasıl reklam ajansında çalışmaya başladı?
İnsan İsterse 3 Azmin Zaferi
Ellerindeki imkanların ölçüsüne bakmadan büyük hayaller kurdular. Gözleri korkmadan, geri adım atmadan hedefe yürüdüler. Nasıl sonuç aldıklarını İnsan İsterse’ye anlattılar.
Yeteneksiz diye işe alınmadı. Kurduğu iki şirket de iflas etti. İlk filmi tutmadı ama o yılmayıp 30 Oscar alan Walt Disney oldu.
7 yaşında Kadıköy’de simitçi tezgahının başındaydı, 17 yaşında dünya güreş şampiyonu oldu: “Asrın güreşçisi” unvanlı Hamza Yerlikaya hayatını anlattı.
23 yaşındayken, 7 kişiyle kurduğu şirkette bugün 3000 kişi çalışıyor. Dünyanın 100 büyük ilaç şirketinden biri olan Abdiibrahim’in patron Nezih Barut nasıl başardığını anlattı…
Bir gün birinden dayak yedi, dünyaya dövüş sanatını öğretti: Bruce Lee’nnin hayatı ve başarı önerileri ilk defa Türkçe’de…
Babası bisiklet tamircisiydi, oğlu Dünya Motosiklet Şampiyonu oldu: Milli gururumuz Kenan Sofuoğlu’nun azmi nasıl zaferine ulaştı?
Bankadan emekli olduktan sonar 3 kişiyle kurduğu şirketi zamanla 3000 kişiye çıkaran Aynur Bektaş’ın kadınlara cesaret veren hayat hikâyesi…
Önce zorlu engelleri aşıp başarılı oldu, sonar doğduğu şehre 100’den fazla tesis bağışladı: “Bolu’nun babası” İzzet Baysal’ın iyilik ve azim dolu hikayesi…Öyle bir hayat yaşadı ki, yaşadıkları once “bestseller” kitap, sonar film oldu: Chris Gardner’in hikayesinin tüm detayları…
Sıfırdan kendi işini kurdu, 20 yılda 1 milyar dolarlık ciroya ulaştı! Bunu o sektörde daha önce kimse yapamamıştı. İndex’in sahibi Erol Bilecik anlatıyor.
Bu sayının aykırı/atipik azim hikayesinde Nietzche’nin hayatı var. Ustalara saygı köşesinin konuğu, Gripin efsanesini yaratan Necip Akar. Bu sayının azimli genç yeteneği Sinem Kobal. Ünlülerin kuaförü Mahmut Ebil ve Prof Zihni Sinir’in yaratıcısı İrfan Sayar ilk yıllarını anlatıyor.
İnsan İsterse 4 Azmin Zafer Öyküleri
Bazıları asi ama azimli doğar. Kalıplara sığmaz, sıra dışı yaşarlar. Alanlarında çığır açar, devrimci yenilikler yaparlar. Yerleşik yargılara meydan okurlar. Özgün ve özgür ruhlarıyla, yalnız kalsalar da ileri yürürler. Ömürleri mücadeleyle geçer. Öfkeyle kalkıp başarıyla oturanların hikâyeleri bu kitapta...
Orta Asya bozkırlarında doğdu, önce mülteci, sonra bekçi, sonunda NATO'ya VIP yönetici oldu! Türkistan-Hindistan-Türkiye üçgeninde yaşanan görkemli bir serüven. Kazak kurdu Şerizat'ın film gibi hikayesi ilk kez İnsan İsterse'de...
Tabelacı babasının aldığı bisikleti çalan çocuğu yakalasaydı katil olacaktı, yakalayamayınca dünya ağır siklet boks şampiyonu oldu! Asi efsane Muhammed Ali'nin hikayesi...
Yoksul ve yalnız bir çocuk nasıl yılmaz bir savaşçıya dönüştü? Gözyaşlarını gülmeceye çeviren Aziz Nesin'in insanı başarıya azmettiren hikayesi...
İlkokulu zor bitirdi ama "balonu şişirip satarak" dünya markası oldu! Zeki Başeskioğlu'nun "zekice" yükseliş öyküsü...
Emekliliğine iki ay kala ordudan atılınca inat edip yazdığı kitaplarla ordu kadar okuru oldu! İskender Pala'nın hikayesi...
2,5 yaşında babasını kaybetti, sisteme inat dershaneye gitmeden Boğaziçi'ni kazandı: Teoman'ın azimli yüzü...
Üniversiteyi 6 ayda terk etti, evin garajında kurduğu şirketle efsane oldu: Steve Jobs'un hikayesi...
Erkeklere meydan okudu, "Kadınca" bir başarının kahramanı oldu: Duygu Asena'nın azmi nasıl zaferine ulaştı?
Babasına karşı çıkınca, önce beş parasız kaldı, sonra "my başarı” sahibi oldu: Ali Ağaoğlu'nun hikayesi...
Avukat patronuna kızdı, hukuk okuyup New York'ta kendi hukuk bürosunu açtı: Çiğdem Acar'ın hikayesi...
"Türkler ancak kebapçılıktan anlar," diyenlere inat, Londra ve Las Vegas'ta İngilizce kursu açtı: Kazım Kahraman'ın hikayesi...
Heykeli "hayattayken üzerine atılan taşlardan yapılan" Soljenitsin'in hikayesi...
Bir amigonun 'Alen'i başarı hikayesi: "Çarşı" azimsizliğe de karşı! Bir grup öğrencinin "imkansızın fotoğrafını çekme" hikayesi...
İnsan İsterse 5
Hırvatistan'ın bir köyünde doğdu, dünyanın en büyük iki mucitinden biri oldu. Sıfırın altından zirveye yükselen, nükleer beyinli dahi Nikola Tesla'nın film gibi hayat hikayesi.
Kırımda doğdu, çocuk yaşında, beş parasız bir halde, kendini İstanbul’da buldu. Bardakta su satarak işe başladı, bisküvi imparatorluğu kurarak zirvede bitirdi. Sabri Ülker'in azmi nasıl zaferine ulaştı?Adana'da bir seyyar satıcının oğlu olarak doğdu, UEFA kupasını kazanıp yeşil sahaların 'imparatoru oldu. Fatih Terim hayallerini nasıl gerçekleştirdi?11 çocuklu bir ailede doğdu, Türkiye'nin aile içi iletişim gurusu oldu: Doğan Cüceloğlu neler yaşadı, nasıl başardı? Basket potasını ilk kez 14 yaşında gördü, 21 yaşında NBA ali star'da oynuyordu. Mehmet Okur yükseliş hikayesini İnsan İsterse'ye anlattı.
Genç yaşında babası dahil bir çok şeyini kaybetti ama kendini kazandı. Karakterli bir kariyer hikayesi olarak Mehmet Akif'in şiir gibi hayatı.Yer bezinden yapılmış topla futbolu öğrendi, sahaların 'ordinaryüsü' oldu: Fenerbahçe’nin efsanevi ismi Lefter'in görkemli hayat hikayesi İnsan İsterse'de.
Polisiye romanların başarılı yazarı Ahmet Ümit'ten, çocukların 'dev vali'si Halil İbrahim Dzaşöz'e, beyni Harvard tarafından incelenen görme engelli ressam Eşref Armağan'dan, kahkaha sihirbazı Kemal Sunal'a, insanı zor zamanlarında güçlendiren başarı hikayeleri bu kitapta.
İnsanları Okumak
Beden dilinin önemini vurgulayan bir kitaptan daha fazlasını bulacağınız bu titizlikle araştırılmış ve detaylandırılmış rehberde fiziksel özellikler, ses kalıpları, ofis dekorları ve konuşma esnasındaki davranışlar gibi pek çok konu hakkında şaşırtıcı bilgiler edineceksiniz. Patronunuzun masasındaki fotoğraf çerçevesinin şeklinden bir tanıdığınızın fırtınaya küfretme biçimine kadar günlük hayatta karşılaşacağınız yüzlerce ayrıntıyı nasıl analiz edeceğinizi yine bu eşsiz eserde öğreneceksiniz. Amerika’nın bir numaralı davranış uzmanı Jo-Ellan Dimitrius bir insanı kitap gibi okuyabileceğimizi söylüyor. Yazar; görüntü, ses tonu, yüz ifadesi ve kişisel alışkanlıklardaki gizli mesajları yorumlayarak son yirmi yılda en ünlü duruşmalardaki jüri üyeleri, tanıklar, avukatlar ve yargıçların davranışlarını doğru tahmin edebildi. Fenomen yaratan bu kitapta ise evde, işyerinde ve ilişkilerimizde karşılaştığımız günlük problemleri çözmedeki kendi sıradışı başarısının sırlarını anlatıyor. "Dünyaca ünlü davranış uzmanlarından hayatınızı değiştirecek gizli ipuçları. -Larry King- "Paha Biçilmez Bir Kılavuz.. İnsanları akıllıca "okuma" konusunda yalnızca pratik ve değerli tavsiyeler içermiyor, aynı zamanda sayılamayacak kadar çok sözsüz mesajın farkına varmamızı sağlıyor." -Kirkus Reviews- "İnsanların gerçek görüşleri, güdüleri ve karakteristik özellikleri hakkında stratejiler... Bu kapsamlı ve ayrıntılı kılavuz, kişinin değerlendirme yeteneği ile değerlendirilme kriterlerini geliştirmede çok önemli bir kaynak." -Publishers Weekly-
İrade Terbiyesi – Kapı Yayınları
İrade Terbiyesi, tüm zamanların en çok farklı dile çevrilen kitapları arasındadır. Yazıldığı dönemde hayli ses getirmiş ve kısa sürede baskı üstüne baskı yapmıştır.
Cemil Meriç; “Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim” der onun için.
Ali Fuat Başgil ise şu sözleriyle onun değerini pekiştirir: “Mösyö Girard bize bir kitap tavsiye etti ve mutlaka okumamızı söyledi. Bu, Aix-Marseille Üniversitesi rektörü Jules Payot’un İrade Terbiyesi adlı kitabıydı. Ertesi gün şehre inerek kitabı aldım, ihtiyar bir meşenin dibine oturarak okumaya koyuldum. Okudukça, içimde özlem ve pişmanlıkla karışık, belli belirsiz bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz, yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi, böyle bir kitabı okumakta geciktiğim için üzülüyordum.”
Fransızca aslından yapılan elinizdeki bu özgün ve titiz çevirisiyle İrade Terbiyesi, böylece Türk okurunun hak ettiği niteliğe kavuşmuş oluyor.
İrade Terbiyesi – Koridor Yayıncılık
Aix-Marseille Üniversitesi’nin rektörlüğünü de yapmış bir eğitim bilimci olan Jules Payot “İrade Terbiyesi” adlı eserinde yüzyıllardır değişmeyen temel dürtüleri ve eğilimleri, insanın en önemli sorunu olan iradenin eğitilebilir bir güç olduğunu ve bu güçle hem iç hem de dış hayatın yönetebileceğini, kendine hâkim olmayı, çevreden gelen motivasyonu doğru algılamayı, derin düşünmenin ve harekete geçmenin önemini ve iradenin psikolojisini ele alıyor.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında yazılmış ve zamanının çok ötesine seslenen, özellikle gençlerin, eğitimcilerin ve anne-babaların altını çizerek okuyacağı bu kitabı tam metin olarak Süleyman Doğru’nun özenli çevirisiyle sunuyoruz.
İyi Aile Yoktur
İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.
Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.
İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.
Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.
İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.
İyi Hissetmek ( Yeni Duygudurum Tedavisi )
Gözden geçirilmiş ve İlaç Kılavuzu eklenmiş yeni basım!
İşte size iyi bir haber ! Kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük özgüven saygısı ve depresyonun diğer ‘dipsiz kuyularından’ ilaçsız kurtarabilirsiniz. İyi Hissetmek’te, psikiyatrist Dr. David D. Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuyor.
• Duygudurumunuzdaki dalgalanmaların nedenlerini anlayın!
• Olumsuz fikirleri kafanızdan silip atın!
• Suçluluk duygunuzla başa çıkın!
• Sevgi ve onay bağımlılığınızın üstesinden gelin!
• Özgüveninizi arttırın!
• ‘Hiçbir şey yapmamak’ ile baş edin!
• Depresyonun acı veren girdabından kurtulun!
İyileşmek
Dün bitti, hikâyen devam ediyor...
Yolu sana çıkmayanların yolundan ayrıldığında iyileşmeye başlayacaksın.
“İnsanı insan yaralar, yaralarını yine insan sarar.”
Aslolan, doğru tercihleri yapabilmek ve zor kararlar vermeyi göze alabilmektir.
Olmayana değil olana odaklanmak, gidene değil kalana sarılmak ve yüreksizlere değil, her koşulda senin için yüreğini ortaya koyanlara tutunmak iyileştirecek seni. Gidenlerden kopamadıkça yaralanan ruhun, şifasını yanında duran ve asla gitmemiş olanları fark ettiğinde bulacak. Mütevazı varlıklarıyla hayatımızı nimete çevirenlere minnet duymak, unutulmaması gereken bir ödevdir sevgili dostum.
Önyargıları bir kenara bırakmış, olduğun gibi kabul eden, ilgisini esirgemeyen, her koşulda yardıma koşan, anlamaya çalışan, sadece hüznünde değil, sevincinde de yanında olan ve sevgisi koşullara bağlı olmayan kim varsa hayatında, hepsine teşekkür et.
“Çünkü ruhun şifası, senin yüreğindeki feryatları kendi yüreğinde duyabilenlerdedir ancak.”
Kadın Beyni Erkek Beyni
Bu kitabı okuduğunuzda beyninizin cinsiyeti hakkında birçok detayı öğreneceksiniz. Kadınlar ve erkekler arasındaki farkları, karşı cinsin sizi kızdıran, güldüren hatta şaşırtan birçok tepkisinin nedenini anlayacaksınız.
Serkan Karaismailoğlu’nun bilimsel bir o kadar da mizahi anlatımıyla Kadın Beyni Erkek Beyni…
Kadınlar Şifadır
Bir kadın içsel gücünü nasıl keşfeder? Kadın olma, insan olma yolculuğunda, bir labirente benzeyen erginlenme eşiklerinden nasıl geçer? Bedeniyle nasıl barışır? Ruhunun iç sesiyle nasıl tanışır?
Bildiğimiz dünyanın hızla şekil değiştirdiği ve pek çok krizle karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, insanın uyanışında kadınların çok önemli bir rolü var: Doğanın, yeryüzünün çağrısına bedenlerindeki dişi bilgeliğin ve yaratıcı gücün şifasıyla yanıt vermek. Bugün eşiğinde olduğumuz dönüşümün itici gücü ve liderleri kendi güçlerine uyanmış kadınlar olacak.
“Kadın çemberleri” denince Türkiye’de akla gelen ilk isim Filiz Telek’ten tüm kadınlar için dönüştürücü bir güce sahip eşsiz bir kitap…
Bu kitap senin için yazıldı. Senin için, yaşamın peşinden tutkuyla ve muhabbetle giden tüm kadınlar için. Hepimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir şifa, bir güç, bir Aşk var. Bu kitap o şifayı, o gücü, o Aşk’ı bulmanın hikâyesi. Uyanmak istiyorsan, iyileşmek istiyorsan, canlanmak istiyorsan, hatırlamak istiyorsan, yaşama hizmet etmek istiyorsan:
Hisset | nefes al | bedenini hisset
Yeryüzünü hisset | dans et
Şarkı söyle | ruhunun sesini dinle
Bedenini sev | yeryüzündeki köklerini besle
Bedenini besle | ellerini çalıştır
Toprağa dokun | toprağı besle
Kalçalarını uyandır | dua et
Hayal et | yarat | aşkını İlan et
Yasini İfade et | gözyaşlarına İzin ver
Ölümün gözlerinin İçine bak
Bir doğuma tanıklık et
Büyüklerini bul | atalarını hatırla
Şükret
Kız kardeşlerini bul
Çemberini yeniden kur
Kalbime Girmeden Beynimde İşin Ne?
Derslere nasıl aşık olabilirim?
Hiç düşündün mü?
Dersler senin düşmanın mı, yoksa dostun mu? Dersleri hor gören başarıyı zor görür :)
Düşünceleri dayatmak insanları birbirinden uzaklaştırır, duyguları paylaşmak insanları birbirine yaklaştırır. Anne-baba ve öğretmenler mantıklarına uygun düşüncelerini çocuklarına dayatırlar. Oysa çocuklar duygularının peşinden koşarlar ve bütün çatışmalar bu yüzden çıkar.
Benzinli arabaya ayran doldurduğunda onu çalıştırabilir misin? Bu, arabanın arızalı ya da ayranın bozuk olduğu anlamına gelmez; doğru yakıtı doğru yerde kullanmadığın anlamına gelir.
Anne-baba ya da öğretmenin 'çalış' dediğinde içinden çalışmak gelmiyorsa; bu, onların yanlış konuştuğu veya beyninin arızalı olduğu anlamına gelmez.
Şu anda eline alıp içinde ne olduğunu merak ettiğin bu kitap seninle dersler arasındaki buzları eritecek, derslere aşık olduktan sonra başarmana, hedefine ulaşmana ve parmakla gösterilmene destek olacaktır.
Aşık olmanın sıcaklığını yaşamaya ve sonunda kendini alkışlayacağın bir yolculuğa çıkmaya ne dersin canım?
Kalbin Anahtarı 2 – Ruhuna Dokun
Ruhuna dokun, Kalbini dinle.
Yaşadıklarına şükret; iyisiyle, kötüsüyle. Acının da, mutluluğun da üzerine doğar her yeni gün. Zaman geçer sen yenilen diye. Yarın neler olacak diye düşünmekten daha iyisi, yarın neler yapman gerektiğini bilmektir.
Bil, düşün, yardım et, sev, dokun, yaşa.
Her yaşadığın aslında seni sen yapıyor; çünkü mutluluk varış değil, yoldaki mücadelenle gelendir.
Bu yolda Kalbin Anahtarı 2 sana rehber olacaktır.
Kalbin Şifası Hayatın Zincirlerinden Kurtulmaya Dair İçgörüler
Dünyaca ünlü bir davetçi ve başta gençler olmak üzere çok geniş bir kitleye manevi ve ruhsal gelişimi İslam perspektifinden anlatan bir konuşmacı olan Yasmin Mogahed Kalbin Şifası’nda hayatın zincirlerinden kurtulmaya dair içgörüler kazandıran bir bakış açısı sunuyor. Kalbimizi bağladığımız “şeyler”, insanın maneviyatını sabote eder boyuta geçen aşk duygusu, hayatın getirdiği imtihanlar, Yaratıcımızla kurduğumuz ilişki, kadınlara kültürel olarak yüklenen ekstra zorluklar gibi temalar üzerinden bir farkındalık oluşturuyor.
Kalbin Şifası yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil, aynı zamanda kalbin yolculuğuna dair bir rehber. Hayatı bir okyanusa benzeten Mogahed, kalbinizi bu okyanusun derinliklerine batmaktan nasıl koruyacağınızı ve batarsanız ne yapmanız gerektiğini anlatıyor. Kurtuluş, umut ve yenilenmeden bahsediyor. Her kalp iyileşebilir ve yaşadığımız her an bizi, hayatımızı değiştirecek o dönüşe yaklaştırmak için yaratılmıştır. Kalbin Şifası işte o her şeyin durduğu ve bambaşka göründüğü ânı, kendi uyanışımızı bulma yolunu gösteriyor bize. İşte o zaman, daha iyi, daha doğru, daha hür bir insan olduğumuz hâlimize geri dönebiliriz.
“Kalbin Şifası, İslam’ın manevi mesajını yansıtıyor: sade, derin ve yüceltici. Yasmin Mogahed kişisel ve samimi yolculuğu boyunca okurunu çok özel bir şekilde beraberinde götürüyor: kalpten kalbe hitap ediyor, aklı tatmin ediyor. Kitap, elde ettiği başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Bu kitap her birimizin Bir Olan’a ve kalbimize yaklaşmasına yardımcı oluyor. Kalbin Şifası, madde ve mânânın sevgi ve huzur yoluyla uzlaşısını anlatıyor. Hepimizin buna ihtiyacı var.”
Tarık Ramazan
Kalk. Çalış. Başarısız Ol!
İLK KEZ GERÇEKLERİ DUYACAKSIN!
PEKİ BUNA HAZIR MISIN?
“Bu kitabı satın alıp, almamak arasında gidip geliyorsunuz. Kararınızı daha sağlıklı vermek umuduyla bir de kitabın arka kapağında yazanlara bakmak istediniz…
Bu kitabı satın alıp almamaya ilişkin birkaç saniye içerisinde vereceğiniz karar, hayatınızda bir dönüm noktası olacak. Bu kitap bugüne kadar sizlerden saklanan tüm gerçekleri yüzünüze çarpacak. Bugüne kadar nasıl da gözlerinizin içine baka baka yalanlar söylendiğini göreceksiniz. Bugüne kadar ömrünüzü nasıl da bir aldatmaca içinde yaşadığınızı anlayacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra daha güzel bir hayatınızın olacağı iddiasında değilim. Ancak tüm hayal kırıklıklarınızı anlamlandırabilecek ve yeni hayatınızı artık gerçeklerin üzerinde inşa edebileceksiniz.
Şimdiden uyarayım, gerçekler canınızı çok acıtacak. Tüm hayalleriniz ve umutlarınız yerle bir olacak ama sonra daha sağlam bir şekilde tekrar yeşerecekler. Eğer gerçeklerin acımasızlığı ile yüzleşmeye hazır değilseniz hemen yan tarafta duran birbirinin benzeri binlerce klasik gelişim kitaplarından birini alın lütfen.
Şimdi hazırsanız, emniyet kemerinizi bağlayın ve koltuklarınızı dik konuma getirin.
Çünkü hayatınızda ilk kez gerçeklerin türbülansına gireceksiniz ve uçuşunuz ekonomi sınıfı.”
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara
Kalp Gücüyle Tedavi
Yas tedavi edilecek bir hastalık değil, yaşamın doğal bir parçasıdır. Ruh için kayıp diye bir şey yoktur; sadece her hikâyenin bir başı ve bir sonu vardır. Ama sevgi sonsuzdur.
Düşünce Gücüyle Tedavi adlı kitabıyla milyonlarca insanı zihinsel esaretten kurtaran kişisel gelişimin efsanevi isimlerinden Louise Hay ile kayıp ve yas konusunun en ünlü uzmanlarından David Kessler’ı bir araya getiren bu kitap, yaşadığımız kayıp ve travmaların ardından nasıl şifa bulabileceğimiz konusunda önemli bir rehber. Louise ve David, kalp kırıklığıyla biten bir ilişkinin, boşanmayla sona eren bir evliliğin ya da sevdiklerimizin ölümünün ardından hissettiğimiz duygu ve düşüncelere ışık tutuyor. Louise’in “düşüncenin gücü” konusundaki öğreti ve telkinlerini David’in “ölüm ve yas” konusundaki onlarca yıllık deneyimiyle birleştiren bu eşsiz kitap, yepyeni bir düşünce şeklinin kapılarını aralayarak yaşamınıza sevgi ve mutluluk getirecek.
Yazar Hakkında
Louise Hay, metafizik konferansları düzenleyen, dersler veren ve kitapları tüm dünyada 50 milyonun üzerinde satan bir bestseller yazarı ve eğitmendir.
Louise, 30 yılı aşkın bir süredir, insanların kişisel gelişimine katkı sunuyor ve kendi yaratıcı güçlerini kullanıp potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı oluyor. Kendisi aynı zamanda, kitap, CD, DVD gibi yayınlar vasıtasıyla yaşadığımız gezegenin daha iyi bir yer olmasına çalışan Hay House Vakfı’nın kurucusu ve başkanıdır.
David Kessler, kendi alanında günümüzün en ünlü uzmanlarından biridir. Yas ve kayıp olgusu üzerine çalışmalar yapan David, efsane psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross’la birlikte, Ölüm ve Ölmek Üzerine ve Yaşam Dersleri adlı iki bestseller kitaba imza atmıştır. Ayrıca ölüm döşeğindeki insanların ihtiyaçlarını konu eden The Needs of the Dying adlı bestseller kitabı, Rahibe Teresa’nın bile övgüsünü kazanmıştır. Görüntüler, Seyahatler ve Kalabalık Salonlar adlı kitabın da yazarı olan David, yakınları ölümcül hastalığa yakalanan Elizabeth Taylor, Jamie Lee Curtis ve Marianne Williamson gibi isimlere danışmanlık yapmıştır. Merhum aktör Anthony Perkins ve Michael Landon da David’in sunduğu danışmanlık hizmetinden faydalanan isimler arasındadır.
The Bogeyman in the Closet (Gardıroptaki Öcü) adlı kanser destek vakfının kurucusu olan David, kanserli hastaların hayatlarını iyileştirmeye yönelik seminerler düzenlemektedir. Aynı zamanda Kızılhaç gönüllüsü olan David, Farrah Fawcett Vakfı’nın da yönetim kurulu üyesidir.
Kaplanı Uyandırmak
Hepimizin hayatı bizi hazırlıksız yakalayan zorluklar içerir.
Okuyun, öğrenin ve hayata ve iyileşmeye hazır olun.
-Bernard S. Siegal, M.D.- Love, Medicine & Miracles and Peace, Love and Healingadlı kitapların yazarı-
Bu kitap okunması gereken en önemli kitaplardan biri. Muhtemelen derin bir dehanın eseri.
-Ron Kurtz, The Body Reveals ve Body-Centered Psychotherapy adlı kitapların yazarı-
Kaplanı Uyandırmak bize travmaya dair yeni ve umut dolu bir bakış açısı sunuyor. Kitapta insan, içgüdüsel kendini iyileştirme kapasitesi ve doğuştan gelen bu kapasiteyi kullanacak entelektüel zekayla donatılmış eşsiz bir varlık olarak görülüyor. Sorulup cevap bulunan ilgi çekici bir soru da yok değil: Vahşi doğada sürekli tehdit altında yaşamakta olan hayvanlar neden nadiren travmatize olurlar? Vahşi hayvanları travma semptomlarına neredeyse tümüyle bağışık hale getiren dinamikler anlaşıldığında, insanoğluna ilişkin travmanın gizemi de ortadan kalkıyor.
Kaplanı Uyandırmak travma semptomlarını ve onları iyileştirmek için gerekli adımları standartlaştırıyor. İnsanlar genellikle sıradan görünen deneyimlerden dolayı travmatize oluyorlar. Okuyucu burada, hayata dair boğucu olaylara karşı verdiğimiz tepkileri yöneten, örtük olmakla birlikte güçlü dürtülere ilişkin rehberli bir tura çıkarılmış gibi gezdirilmekte. Bunu gerçekleştirmek için ise bedensel algılarımıza odaklanmamıza yardımcı olan bir dizi egzersizden faydalanılıyor. Bu algılara ilişkin farkındalığın artırılmasıyla da travma iyileştirilebiliyor.
Kendimi Yaşamak İstiyorum
Kendine Dön
Bir gün elinde kahven ve yüzündeki sessiz gülümsemeyle, kendini kimsenin yarım, eksik sevgisine muhtaç etmediğin için, doğana uymayana uymadığın için, seni sen yapan taraflarını kabul edemeyenleri hayatından uğurladığın için kendine teşekkür edeceksin.
Bir gün arkana yaslanacaksın ve sevmeye yeteneksiz insanlara rağmen içindeki sevgiyi büyüttüğün için, en sıkıntılı zamanlarda dahi neşenin kaybolmasına müsaade etmediğin için, en büyük sadakati kendi ruhuna gösterdiğin için, hayatındaki boşlukları önce kendin kapatmayı seçtiğin için, bütün modunu, gelecek planlarını bir kişinin keyfine, vicdanına, tercihine bırakmadığın için, kendine kocaman bir teşekkür edeceksin.
Kendini Yeniden Başlat
– Bir kuyumcunun vitrininde, bakan herkesin dikkatini çeken harika bir mücevher gibi göz kamaştırmak varken sokakta oynayan çocukların elindeki çamura bulanmış bir misket gibi olmak niye?
– Ben mi harika bir mücevher gibi göz kamaştıracağım? Ben kim, mücevher olmak kim? Benim içim küflenmiş, çürümüş; sen kalkmış bana, mücevher olmaktan bahsediyorsun.
– Dışarıdan bakınca uzun zamandır kilitli kaldığı için üzeri tozlanmış bir sandık gibi görünüyorsun. Ancak içinde neler olduğunun farkında bile değilsin.
Sana düşen, sandığın üzerindeki yıllanmış tozları temizlemek ve onun içinde seni bekleyen muhteşem hazineye ulaşmak. Şimdi sana desem ki elimde o kilidi açacak bir altın anahtar var ve bu kitabı, sandığın kilidini açacak o altın anahtarı sana vermek için yazdım.
Hayal ettiğin güzellikleri yaşama yolculuğunda yol arkadaşı olalım mı?
Kendinle Savaşma Sanatı
Bir filozof ve genç bir adamın, Freud ve Jung’la birlikte on dokuzuncu yüzyılın en önemli isimlerinden Avusturyalı psikoterapist Alfred Adler’in önünü açtığı yolda deneyimledikleri beyin fırtınası, Japonya’da milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir fenomene dönüştü ve şimdi de size duygularınızdan korkmadan yaşamanız, geçmişin zincirlerini kırarak özgürleşmeniz ve kendiniz olmanın önündeki en büyük engele yani kendinize karşı savaştan galip çıkmanız için gerekli strateji ve felsefeyi sunuyor.
İkili arasında geçen diyaloglarda, kendi içinize dönüp cevaplamak isteyeceğiniz ve her cevapta gerçek ‘siz’ olmaya yaklaşacağınız soruların olduğu bu kitapla, artık rüzgarın önüne kattığı başıboş savrulan bir yaprak gibi hissetmeyecek, kendini tanımanın sonsuz okyanusundaki değerli sırra erişerek yaşam bilgeliğini kavrayacaksınız.