Bu Böyledir
Hep beni yazdın. "Mağlupken ordu, yaslı dururken bütün vatan". Şu sırıtkan tavşanı kurşunlayıp yeni bir sayfa açayım. Benim Kronolojimi biliyor musun sen? Lunapark'ın neonları, florasanları geceyi gecelikten çıkarıyor. Işığın beyazın mor, mor kızılı, yer yer çilek kırmızısı karışıyor. Boşluğa doğru sandalyeler uçuyor. Yeşil-beyaz sandalyeler. Neredeyse uçan daireler.
Bu Hayat Sizin
Eğer siz bu kitabı “Diskoya gitmek için nasıl izin alırım?”ı öğrenmek için satın aldıysanız, vah verdiğiniz paralara... Yok eğer gençliğinizi derinlemesine ve saatleri dakikalarla yaşamak, gerçek anlamda yaşamak konusunda bir şeyler öğrenmek için aldıysanız, o zaman başka. Peki nasıl olacak bu gençliği gerçek anlamda yaşamak? Bazı şeylerin ‘farkına’ vararak. Nelerin farkına vararak? Önce sizin ‘kendi’ yaşantınızdaki, sonra yaşamdaki ‘ayrıntıların’ farkına vararak. Bu ayrıntılardan bazılarını sıralamak gerekirse...
Onlar da kitapta!
Buhara Yanıyor
Bukağı
Bütün Eserleri 9 – Aşk Dalgası
Bütün Eserleri-2 Eski Kahramanlar
Ömer Seyfettin , Birinci Dünya Savaşı yıllarında halkın yiğitlik duygularını coşturmak amacıyla konularının çoğunu eski tarihlerden aldığı "Eski Kahramanlar" başlıklı tarihi epik hikayelerle, konularını Çanakkale Savaşı’ndan aldığı "Yeni Kahramanlar" başlıklı çağdaş epik hikayeler yazmış, yenilgiyle sona eren savaş ertesinde artık yiğitlik hikayeleri yazmanın anlamı kalmayınca, "Zamane Yiğitleri" genel başlığı altında İstanbul kabadayılarını ele alarak, eski yiğitlerle zamanın kof yiğitleri arasında karşılaştırma olanağı hazırlamıştır.
Bütün Eserleri-3 Bomba
Bütün Eserleri-4 Harem
Çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden olan Ömer Seyfettin, yaşıtları gibi çalışmalarını roman üzerine değil, kendisine daha yakın bulduğu küçük hikâye türü üzerine yoğunlaştırmış, bir yandan çağdaş Türk hikâyeciliğinin ana temellerini atarken, bir yandan da özü ve anlatımıyla son derece kişisel bir hikâye evreni kurmayı başarmıştır.Yazarın en ünlü hikâyelerinden Harem'in adını taşıyan bu derleme, içtimai roman diye nitelendirdiği Ashab-ı Kehfimiz'i, unutulmaz Fon Sadriştayn tipi çevresinde dönen öteki iki hikâyesini içermektedir.
Bütün Eserleri-5 Yüksek Ökçeler
Bütün Eserleri-7 Yalnız Efe
Bütün Eserleri-8 Falaka – Kaşağı – And
Bütün Şiirleri 3
Yalnızlık Heceleri
Köknar ağacının dibine oturdum
Akdenizdi. İkiz gu¨neşti
Ayaklanan bir kadın yüzüydü
Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri
Taslara sesini veriyordu ru¨zgar
Eğildim telası önünde kertenkelenin
Dağlar mavi bir zamandı
Otlarda soluk alıyordu tanrı
Sevdiğim kadınlardan bir mucize
Bu¨tu¨n acılarımın dışına çıktım
Elinden tuttum çocuk babamın
Annem yeni doğuruyordu beni.
Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan.
Büyük Saat
İkinci Yeni hareketinin Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte önde gelen şairlerinden Turgut Uyar, çok uzun bir aradan sonra ilk kez bütün şiirleri içeren bir kitapla okurlarının karşısında. Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir ve Dün Yok mu kitaplarının yanı sıra dergilerde kalan son şiirleri ve önceki baskılardan unutulmaları ya da şair tarafından elenmeleri nedeniyle kitaplarına girmemiş şiirleriyle, kaçırılmayacak bir yapıt
Büyümenin Türkçe Tarihi
Bazen okuduğunuz bir öykü sizi birkaç yaş birden büyütür. Çoğu kez edebiyat, hayattan daha çabuk büyütür. Yaşama ilişkin birçok şeyi, kendi deneyimlemenize gerek kalmadan edebiyat yoluyla öğrenebilirsiniz. ... Edebiyat bizi yalnızca dış dünyaya ve hayata ilişkin bilgilerle değil, aynı zamanda kendi içimizle, kendi duygularımızla da tanıştırır. Edebiyat aynı zamanda bir büyüme sanatıdır; bizi, biz yapar. İleriki yıllarda da her yaşın büyümelerini, algılamalarını, kavramalarını, edebiyat üzerinden izlemeyi, kavramayı sürdürürüz.
Büyümenin Türkçe Tarihi, bu düşüncelerden yola çıkarak Türkçe hikâyenin on iki klasiği ile, kitabın konukları olan on iki yazarın onlar üzerine yazdıkları denemeleri bir araya getiriyor. Kendilerini büyüten hikâyeleri, bu hikâyelerle kurdukları kendi büyüme ve kavrama serüvenlerini anlatıyorlar.
-- Murathan Mungan
Büyüyemeyenler
Çador
Çağlayanlar – Bilge Kültür Sanat
Çağlayanlar Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun hikâyeler aracılığıyla Türk kültürü ile ilgili düşüncelerini etkili biçimde dile getirdiği bir eserdir. Türk milletinin içine düştüğü zor durumun tesiriyle kaleme alınan eser milletin değerlerine sahip çıkmanın önemini haykırır. Yazar, birçoğumuzun önemsemediği yatağan, kilim gibi şeyleri bile anlatırken çağlayanlar gibi coşkuludur. Sokak satıcısının "kaaarpuz" diye bağırmasını bugünlere kadar getirir. Millî değerlere sahip çıkmanın öneminin anlatıldığı hikâyelerin bazıları hikâyeden çok denemeyi andırır. Çağlayanlar Müftüoğlu’nun Türkçülük anlayışına uygun olarak yazdığı hikâyelerden meydana gelmektedir. İçinde taşıdığı millî heyecanla ve Türk kültürüne hayranlıkla kaleme alınan eser yazarın en beğenilen kitaplarından biridir.
Çaka Bey
Çakıcının İlk Kurşunu Yeni
"Ben hayatta herkese karşı lakaydımdır...Bu bende sevmek hissinin mefkudiyetinden değil çok fazla oluşundandır. Ben sevdiklerimi köpek gibi severim yavrum...Zelilâne severim." Şiir, hikâye ve romanlarında, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatan; insanın, gücü, zayıflığı ve zaaflarıyla bir bütün olarak kavrayıp ödün vermez bir gerçeklilikle yansıtan Sabahattin Ali, "sandığındaki" belgeler arasından derlenen hikâye, şiir ve yazılarıyla ilk kez okur önünde!
Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin'in 1922 yılında ilk kez Vakit gazetesinde tetrika edilen en tanınmış eseridir. Fransız Lisesi mezunu gencecik, delişmen bir kız olan Feride'nin serüveni yaşadığı derin bir hayal kırıklığı sonrasında nişanlısını, ailesini İstanbul'da bırakarak Anadolu'nun küçük bir köyüne öğretmen olmasıyla başlar. Daha sonra bu köyü diğer kasabalar, şehirler izler. Önceleri her gittiği yerde Kurtuluş Savaşı'nın etkileri görülür, güç koşulların, sefaletin izlerine rastlanır. Sonraları farklı kültürden gelen genç, yalnız ve bağımsız bir kızın toplumsal yaşamdaki zorlukları, çalışan değer yargıları, karşısına dikilen çıkar ilişkileri, Feride'nin iç dünyasındaki fırtınalar ve derin yalnızlıkla iç içe geçerek okurun karşısına çıkar. Çalıkuşu, gerçekçi yönelimin ilk dönemlerinden olan bir başyapıttır.
Cam Irmağı Taş Gemi
Canbaz
Canfeda – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 32
Hayal oyunu /Ellerindi ellerimden tutan /Ellerimdi ellerinden tutan... /Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi /Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin /Kimbilir kaç martılar halinde... /Bir masada karşı karşıya /Seyrederken dudaklarını senin, /Dile gelmiş ilk Türkçeydik... /Henüz başlamış külrengi bahar, /Ne savaş, ne barıştık biz... /Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar /Manolyaya gece konmuş kumrular...
Canistan
Canım Aliye Ruhun Filiz
Canım Aliye, Ruhum Filiz..
Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali’yi yakından tanımamızı sağlıyor.
“Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız, neşeli ve kederli olacağız, ne olursa olsun, bütün bunlar hep beraber, hep ikimizin iştirakiyle olacak ve başka hiç kimse karışmayacak."
Tarihsiz bir mektuptan
“Sen nasılsın? Keyfin yolunda mı? Sevgilim, Filiz’im nasıl? Onun bir fotoğrafçıda, hiç olmazsa vesikalık bir resmini çıkartıp gönder. Kendinin de bir resmini yolla. İkinizi de fevkalade göreceğim geldi.” (24. VIII. 1944 tarihli mektuptan)
Çatı
Çekilme Suları
“Git. Kapan. Yeterince yol biriktirdin. Küçük kasabalardan akşamların var. Sabah indiğin şehirlerin buğulu kalbi senin. Her çaresizlikten binlerce dalgınlık edindin. Bir gölge bilgisi olduysan, ışıkları unutma. Hayal için, acı verdiğin kadınların kirpikleri yeter. Güzel pişmanlıkların var. Sevinçlerini azımsama. Kaç çocuk, hayatına boşluk olarak ekledi seni. Kaç hayattan yalnızlığın var, ömrünü büyütecek. Ne kadar acı verirse versin, seni doğuran bir kalabalığın oldu. Dersini tenha çalıştın. İncinmek için kimse gerekmiyor sana. Zehir yüzüğün göğüs kafesinde. Yılan ıslıkları kılavuzun olsun. Git. Yanlışı olmayandan koru kendini. Dağ kovuklarının rüyasını uyu. Gecenin sahibi korku değil her zaman. Üstünü örtecek bir yurtsuz bulunur elbet. Mahşerini sev. Onu sen kurdun.
Taş bile yalnız kendisi değil. Git. Kapan. Gör, yalnızlığın yatışmaz kalabalığını...”
Çelo
"Demek Abi, hökümete başvurursak bu iş olur. Demek, aranırsa arazimi alırım. Aah, bana bir atalık, bir babalık etsen de malımı mülkümü el ellerinden kurtarsan... İki dünyada da duacın olurum." diyen roman kahramanı Çelo’nun hak arama iradesi içinde sürüklendiği çıkmaz yol gerçekçi bir anlatımla işleniyor. 1973 TDK ödülünü alan bu eseri bir kez daha okurlara ulaştırmanın mutluluğu içindeyiz.
Cemile – Everest Yayınları
Bir aşk öyküsü olan Cemile, yoksul kesimlerin ayakta kalma çabasını, direnişlerini de dile getiriyor. Boşnak kızı işçi Cemile ile dar gelirli Katip Necati arasındaki saf aşkı anlatan Orhan Kemal, arka planda yaşanan yoksulluğa, düşmanlığa, ilkesizliğe karşın dayanışma ve dostluğun gücünü vurguluyor. Orhan Kemal'in yalın anlatımıyla çarpıcı bir resim gibi çizdiği Cemile, onun unutulmayacak yapıtlarından biri.
Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
Cemo
Cumhuriyet'in ilk yılları...
Doğu Anadolu'nun yaman coğrafyasında, aman vermez havasında, binbir oyunuyla insanı coşturan, yoran doğasında yaşayan bir söylence Cemo. Kömür gözleri ocak alevi gibi yanan, kara saçları gök ışıltıları taşıyan çatıldığında hançere dönüşen kaşlarıyla yürek yakan Cemo. Başı eğdirilemeyen, Nuh dedi mi Peygamber demeyen Cemo, insanlarına da, hayatına da dişiyle tırnağıyla sahip çıkan yiğit bir kadın. Doğu Anadolu'da bir masal gibi geçen hayatıyla edebiyatımızın simge isimlerinden biri. Kemal Bilbaşar'ın ağalık düzenindeki insanları, aşiret törelerini, inançlarını, yaşama biçimlerini olanca gerçekliğiyle yansıtan bir dille yazdığı Cemo, unutulmaz roman kahramanları arasında yer almış biri. Bir direnişin romanı. İlk yayınlandığı 1966'dan beri sevilerek okunan bu romanın ikinci bölümü olan Memo ile birikte şimdi Can Yayınları'nda.
Cemre Önce Kalbe Düşer
Çete
"Yıldızlı, bulutsuz, durgun bir gece; adeta bir yaz gecesi; ağustos böceklerinin sesi eksik... Yarın bu saatte artık ikisinin de yeri, birbirine kavuşması ihtimali olmayan ayrı bir hattın üzerindedir; belki mesafe itibarıyla uzak bulunmayacaklardır; fakat aralarındaki sahayı dar bile olsa ayıran şey düşmanlıktır, silahtır, ölümdür, bir harp cephesidir." Amanoslar’ın eteklerinde Fransız işgaline direnen Türk çete reisiyle bir Rus prensesi Refik Halid Karay’ın ustalıklı kurgusunda buluşuyor, vatan sevgisiyle sarmalanmış bir aşkın kahramanlarına dönüşüyor.