Aldanan Kadın
Rosalie eşini kaybetmiş, kırık bir aşktan geri kalan boşluğu resim yaparak gidermeye çalışan kızı ve lise öğrencisi oğluyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Oğluna İngilizce dersi vermek için eve gelen genç Amerikalı, onu çok etkiler. Önce kendine bile itiraf etmekten çekindiği duyguları, konuşmalarına ve hareketlerine farkına varmaksızın yansıyınca ilk tepkiyi çocuklarından alır. Ama ne pahasına olursa olsun, doğanın kendisine bahşettiğine inandığı bu aşkın peşinden gitmeye kararlıdır. Aldanan Kadın, yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsüdür. Thomas Mann, erken dönem çalışmalarından Venedik’te Ölüm’ün ana motiflerini, bu defa yaşlanmakta olan bir kadının duygu dünyasına yerleştiriyor. Eserlerinde yaşam ile ölümün karmaşık diyalektiğiyle hesaplaşan Mann, ölmeden önce tamamladığı bu son öyküsüyle adeta kendi yazınsal döngüsünü de tamamlıyor. Kitap, dönemin kadına bakışını yansıtması açısından da çok ilgi çekici diyaloglar içeriyor.
Alnı Mavide
Değişim
2012 Nobel Edebiyat Ödülü.
Çin’in en ünlü ve Nobel ödüllü yazarı Mo Yan, Değişim adlı uzun öyküsünde ülkesindeki toplumsal ve siyasal değişimleri dile getiriyor. Otobiyografi tarzında öykü ya da öykü tarzında otobiyografi diyebileceğimiz bu yapıt, Çin edebiyatındaki çoğunlukla siyasal olaylara odaklanan tarihsel anlatıların tersine, “insanlar”ın tarihini ele alıyor. Değişim bu niteliğiyle değişme sürecindeki bir ülkenin görünümünde tavandan aşağıya değil, tabandan yukarıya bakan bir yaklaşımın temsilcisi oluyor.
Mo Yan, anlatımında zaman içinde ileriye ve geriye dönüşler yapıyor; önemsiz olaylar ile sıradan insanların yaşamına yöneliyor. Gündelik yaşamın boyutlarını aşan büyük olayların sokaktaki insan üzerindeki etkisini aktararak tarihe insan sıcağının soluğunu katıyor.
Dönüşüm – Can Yayınları
Franz Kafka'nın 1915'te yayımlanan Dönüşüm adlı öyküsü, yazarın, anlatım sanatının doruğuna ulaştığı bir eseridir. Küçük burjuva çevrelerindeki yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu uzun öykü, aynı zamanda toplumun dayattığı, işlevini çoktan yitirmiş kalıplara bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir.
Kitabın Değişim olarak bilinen adının gerçekte Dönüşüm olduğu, ifadesini Ahmet Cemal'in açıklamasında bulur: "Gregor Samsa'nın bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulması, salt bir değişim değil fakat 'başkalaşım'dır O, insanlığını koruyarak bazı değişiklikler geçirmemiştir; artık farklı bir canlı türü olmuştur."
Bu açıklama, Kafka'nın eserini tanımlarken kullandığı ifadeyle de örtüşür: "Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var... Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay."
Suyun Bizi Götürdüğü Yer – Genç Timaş
Yolların nehirlere dönüştüğü zamanlar vardır. Seni evinden çok uzaklara götüren nehirlere...
İki erkek kardeşi olacağı için çok mutlu olan Ava, aynı zamanda annesinin sağlığı için de bir o kadar endişeli. Bu süreçte anne ve babası, Ava’nın daha iyi vakit geçirmesi için onu büyükanne ve büyükbabasının göl evine gönderir.
Normalde burada olmaktan dolayı çok mutlu olacak olan Ava’nın içinde bu kez korkunç şeyler olacağına dair hisler vardır. Bir kuşun gözlerinin önünde ölmesiyle kötü şansın kesinlikle peşini bırakmadığını düşünen Ava, bu kötü şansı yenmek için bulduğu iki kuş yumurtasını yanına alacak ve onlara bakacaktır. Ava için bu kuşların sağlıklı olmaları demek, annesinin ve ikiz kardeşlerinin de sağlıklı olmaları demektir artık.
İnanılmaz Aile, Kayıp Balık Nemo ve Oyuncak Hikâyesi gibi filmlerin yapımında yer almış Oscar ödüllü yönetmen Alan Barillaro’nun ilk romanı Suyun Bizi Götürdüğü Yer, hassas ve cesur bir kızın korkularıyla yüzleşmesinin dokunaklı hikâyesi.
Veresiye Defterinden Zirveye
Bir veresiye defterine her sabah yazılan acıların, gün gelip milyonların umudu oluşunun gerçek öyküsü...
Yolun sonuna geldiysen, elini neye atsan kaybediyorsan, dibe vurduysan, cebinde paran kalmadıysa: TAM ARADIĞIM KİŞİSİN...
Allah’ın bereketi üzerine olsun.
• Para ve bilinçaltı ilişkisi
• Parayı mıknatıs gibi çeken ritüeller
• En güçlü para ve bolluk duaları
• Esmaü’l-Hüsna etkisi ile bereketi artırma yolları
• Manevi derinlikle paranın gizli bağları
• Para alanında köklü dönüşüm metotları
• Güçlü PARA TILSIMLARI
Sakarmeke
Ayrılık Üzüntülerin Annesidir
Aptal Sınıf
Arkamızdan gülünüp dalga geçildiğini biliyoruz. Ancak çektiğimiz filmin sonunu izlemeden karar vermeyin.
Ne demiş atalarımız: Son gülen iyi güler!
Sıra dışı eğitim teknikleri ve yetiştirdiği öğrencileriyle milyonların takdirini toplayan Ahmet Naç, ilk öykü kitabı Aptal Sınıf’la minik kitapseverlerin karşısına çıkıyor. Aptal olarak yaftalanan çocukların doğru motivasyonla nasıl olağanüstü bireylere dönüşebileceğini gösterdiği bu başarı öyküsü okuyuculara ilham kaynağı olacak.
Tırtıl Boyu
“Aç kızılgerdan bir gün, zümrüt yeşili bir tırtıl gördü. Dalın üzerindeki minik hayvanı yutmak üzereydi ki... Tırtıl, ‘Beni yeme. Ben mühendis tırtılım. Yararlıyım. Nesneleri ölçerim’ dedi. ‘Demek öyle!’ dedi kızılgerdan. ‘Şu kuyruğumu ölç o zaman!’ ‘Kolay’ dedi tırtıl. ‘Bir, iki, üç, dört, beş tırtıl boyu.’ ” Cesur, akıllı, minicik bir kahraman… Küçük tırtılın bir yeteneği vardır, her şeyi ölçebiliyordur. Örneğin bir kızılgerdanın kuyruğu, beş tırtıl boyudur. Flamingonun boynu, tukanın gagası hatta sinekkuşunun tamamını ölçebilir tırtılcık. Günler böyle geçip giderken bir bülbülle karşılaşır. Bülbül ondan ötüşünü ölçmesini ister, yoksa onu midesine indirecektir. İyi de bir ezgi nasıl ölçülebilir ki? Derken harika bir çözüm bulur küçük tırtıl. Bize de şeker sayfaları merakla çevirirken onun hızına yetişmek kalır.
Deve Gözü – Ketebe Yayınları
Cengiz Aytmatov’dan insanın yeryüzü mücadelesi, kendisi ve dünya ile yüzleşmesi üzerine çarpıcı iki öykü.
Anarhay bozkırının çorak topraklarında doğaya ve insan ruhunun kötücül yanına karşı verilen çetin bir mücadeleyi konu edinen Deve Gözü, sabır ve dirayetin “zor” olanı “kolay” kılışını anlatır. Hep daha ötesini hayal edenlerin, kolayca pes etmeyenlerin kazanacağı zaferler vardır elbet.
Baydamtal Irmağında ise hırs ve tamahkârlığın yıkıcı yapısına eğilir. İşini hakkıyla yapmak isterken hırsına karşı verdiği mücadelede yenik düşen bir adamın içsel çatışmaları ve kendi karanlığı ile yüzleşmesini konu edinir.
Kızıl Elma
Cengiz Aytmatov insanın kendisine, diğerlerine ve hayata karşı mücadelesini, kısacası yeryüzü tecrübesini ustalıkla hikâye ediyor.
Bir yitirişin ve peşi sıra gelen uyanışın anlatıldığı Kızıl Elma, eşinden ayrılmak isteyen İsabekov’un kızı Anara’nın çocuk masumiyetinde ailesini yeniden buluşunun çarpıcı hikâyesidir.
Oğulla Buluşma ise kapanmayan yaraların ve ertelenen yüzleşmelerin yükünü anlatır. Savaşta kaybettiği oğlunun hatırasını içinde yaşatan Çordon, gerçek ölümün unutulmak olduğunu anlayacaktır. Zira baba ölmedikçe oğul, oğul ölmedikçe de baba yaşamaya devam eder!
Aç Hayalet
Herkes Kendi Sandığında Saklı
Schroffenstein Ailesi-Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Heinrich von Kleist (1777-1811): XIX. yüzyıl Alman edebiyatının en önemli yazarlarındandır. Tiyatro oyunları, şiirler ve öyküler yazdı. Kant’ı okuduktan sonra bilginin değerinden kuşkuya düştü, akla değil duyguya güvenmeyi tercih etti. Akıl ile duygu arasında süren zıtlık eserlerinin özünü oluşturdu. Öykülerinde insanların ve doğanın zorbalığı karşısında kendilerini tüketircesine bütün güçlerini harcayan kişileri konu aldı. Eserlerinde titizlikle seçilmiş sözcüklerle örülü güçlü bir ifade kullandı. Sanatsal dehası ile çağdaş yaşam ve edebiyatın pek çok sorununu önceden gören Kleist, kendisinden sonraki Alman ve Fransız yazarları için önemli bir ilk örnek oldu. Schroffenstein Ailesi’nde Rossitzli ve Warwandlı iki düşman ailenin kaderlerinin ve geleneklerinin kendilerine oynadığı oyun konu edilir. Kleist eserinde, insan algısının gerçeğe ulaşmadaki güvenilmezliğini Shakespeare’in Romeo ve Juliet’ine benzer bir olay örgüsüyle fakat çok daha sert, ikna edici bir üslupla kaleme alır. Döneminde dehşetle karşılanan şiddet sahneleri yüzünden sahnelendiğinde neredeyse görmezden gelinen Schroffenstein Ailesi, Kleist’ın ilk eseridir.
Kitap – İş Bankası Kültür Yayınları
Yıldızların Fısıltısı
Yıldızların Fısıltısı, basit insanların genellikle bir mahallenin etrafında gelişen hayatlarından kesitler sunuyor. Necib Mahfuz’un sade, duru dili, gösterişsiz anlatımıyla günlük hayatın dertleri kimi zaman mucizeye, gizeme, gaipten gelen haberlere karışıyor.
Birlikte kaçmak isteyen âşıklar, herkesin bildiği küçük sırlar, eski bir kale kalıntısının etrafında şekillenen efsaneler, küçük felaketler ve talihin gülümsediği anlar, mahalleye düzen vermeye çalışan şeyhler, imamlar, muhtarlar ve hiç eksik olmayan, düzen bozucu aykırı karakterler, Nobel Ödüllü yazar Mahfuz’un kısa öykülerinde hayatın olağan akışının içinde karşımıza çıkıyor.
Hayatımın Kadını
Şahsıma Ait Ada – Mikronezya
Ezya Arşipeli içinde, kendi halinde ,küçücük, minicik, mini minnacık bir adadır Mikronezya. Denizden komşuları Yutania, Bitania, Germania ve Makronezya'nın arasında, "coğrafya kaderdir" sözünü haklı çıkaran bir ada.
Gün gelir, bu adada iktidar değişir ve taşı toprağı altın, halkı için cennet adada işler de değişir. Yalancısı, talancısı, dürüstü, üçkâğıtçısı birbirine karışır. Mikronezya gün geçtikçe fakirleşirken, adanın devlet başkanı ve haramileri zenginleştikçe zenginleşir...
Peki nereye kadar?
Gazeteci, yazar Mine G. Kırıkkanat bu kez kalemini ilk göz ağrısı "mizah"la donatıyor ve çağdaş hicviyesi Şahsıma Ait Ada MİKRONEZYA ile hem nalına hem mıhına vuruyor.
İzel Rozental'in çizimleriyle...
Büyük Yüzücü
Mandal
Emekli olup çok sevdiği mesleğine ve dünya tatlısı öğrencilerine veda edince içindeki büyük boşluğu kadınlara dair bir roman yazarak doldurmak istedi Tomris Vural. Bedeniyle, aklıyla, yeterince dolduramadığını düşündüğü kendi hayatı yerine,
-belki bir faydası olur niyetiyle- nice kadının yarım yamalak hayatını yazmak istedi. Romanının adı Mandal olacaktı; sadece Mandal...
“Çamaşır mandalı; kendi içinde tutarlı, kendine dayanan, gücünü kendinden alan, bu güçle çamaşırları ip üzerinde tutan, birleştirici ve sakinleştirici bir alettir, huzur ve güven unsurudur.”
Üstün Dökmen, bireyden yola çıkarak topluma, Tomris Hanım’ın gözünden kadınların tarih boyunca süregelen sorunlarına bakıyor bu kitapta. Yine her zamanki gibi farklı bir bakış açısı kazandıran mizahıyla…
Bir Güvercinin Hazin Hayatı
Araf
Fedailerin Kalesi Alamut’taki sıra dışı anlatım tekniği ve muazzam düşünce derinliğinden sonra Bartol bu kitapta usta bir hikayeci olarak karşımıza çıkıyor. Aykırı karakterler ve merak uyandırıcı olay örgüleri içeren hikayeleriyle çağına tanıklık eden, üzerine uzun uzun düşüneceğiniz tespitler sunan ve modern insanın ruhsal portresine yeni katkılarda bulunan bu eser size psikoloji, tarih ve felsefe gibi pek çok alanda yeni ufuklar açacak.
İnsanın hem kıyametvari şizofrenisinin bir resmi hem de gelecek haritası olan Araf, bir kez kötülüğün kapısından içeri girdiğinizde ruhunuzdan bir şeyleri geride bırakacağınızın, ancak hep umut edilecek bir şeyler olduğunun altını çiziyor ve sizi yeryüzündeki kendi Araf’ınızla baş başa bırakıyor. Şimdi içinize dönme zamanı. Şimdi kendinizle hesaplaşma zamanı.