Büyük Ağa
Tarık Buğra, Türkiye şartlarında çok zor olanı başaran, yani hayatını kalemiyle kazanabilen yazarlardan biriydi; üniversite eğitimini edebiyat uğruna yarıda bırakmıştı. İlk başarısını hikaye dalında kazandı ve Türk edebiyatının en önemli hikayecileri arasında yerini aldı. Ancak onun asıl amacı roman yazmaktı; başarısız bir denemenin ardından Türk edebiyatında, 1950 sonrasının en önemli metinlerinden biri olan Küçük Ağa romanıyla önemli bir çıkış yaptı. Kurtuluş Savaşı’nın çok farklı bir açıdan ele alındığı bu romanı, çok partili hayata geçiş sürecinde yaşanan sancıları kasaba penceresinden bakarak anlattığı romanlar izledi. Önemli tiyatro oyunlarına da imza atan Tarık Buğra’nın en büyük şikâyeti, gazetelerde çalışmak zorunda kaldığı için asıl yazmak istediklerine fazla zaman ayıramamasıydı.
Beşir Ayvazoğlu, elinizdeki kitapta onun bu yazarlık ve yalnızlık macerasını anlatıyor. Tarık Buğra’yı sevenlere, kuru bir biyografik metin değil, roman gibi sürükleyici bir kitap sunuyor.
Dr. Rıza Nur Dosyası
... Bazı çevrelere göre Dr. Rıza Nur’un Hatıraları, "hezeyan"; bazı çevrelere göre de, "yakın tarihimizin bakir gerçekleri üzerine ışık tutan müthiş ifşaat", "Türk tarihine kıymetli bir vesika", "Cumhuriyet dönemine ilişkin sivil belge", "çok kıymetli, zengin ve ibret dolu tarihi vesikalar yığını", "alternatif tarih için çok önemli bir kaynak"tır. Kim haklı? "Turgut Özakman", "Dr. Rıza Nur dosyası" adlı incelemesinde bu soruları, yine Dr. Rıza nur’un yardımıyla yanıtlıyor.
Atatürk
Atatürk'ün manevi şahsiyetine dair bu küçük tahlil tecrübesinde ne Kurtuluş Mücadelemizin, ne de Büyük Türk İnkilabının tarihini veya ideolojik tefsirini yapmak iddiası vardır. Böyle bir mevzu, ancak, muhtelif cinsten bir yığın vesikaya istinat edeceği gibi mahiyeti itibariyle de, Atatürk'le beraber kendisine yardım etmiş olan arkadaşlarının, kendisini hazırlamış olan siyasi ve içtimai hadiselerin, hulasa, bütün bir devrin tetkik ve tahlilini lüzumlu kılacaktır. Burada ise, Büyük Adam, daha plastik gösterilmek için tek başına ve yalın şahsiyet halinde alınmıştır; her portrede ve her monografyada yapıldığı gibi...
Bir Bilim Adamının Romanı
Türkiye'de pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay'ın kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Prof. Mustafa İnan'ı anlatışı. Atay'ın hedefi, bir halk çocuğunun uluslararası ün sahibi bir bilim adamı oluşunun zorlu macerasını sergilemek. Bunun yanısıra, Oğuz Atay'ın toplumsal eleştiri kalıplarını zorlayışını da izliyoruz. Bu kitapta, Prof. Mustafa İnan'ın hayatından kesitler veren bir de fotoğraf albümü yeralıyor.
Gençlik Ve Edebiyat Hatıraları
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslüp özellikleri bakımından Yakup Kadri’nin 1910’dan 1974’e dek verdiği eserler Türkçe’nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri’nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı,1920’lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyoloik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-Ati’den yetişmiş ama bunu izleyen elli yılboyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreler romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş biryazar olan Karaosmanoğlu’nun eserleri, hala tüketilememiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir ‘panorama’dır.
Hüzün (1964-1983 Dürbünümde Kırk Sene)
Hayat ve Hüzünde yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941 'den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım.
1983'ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama bu kitaplar, 1983 yılına kadar, Edip Cansever'e rahmetle selam olsun, "Ben Ayşe Kulin Nasılım?”'a yanıtımdır.
Veda ve Umut'ta ailesinin yaşadıklarından yola çıkarak Osmanlı'nın son günlerinden cumhuriyetin ortalarına kadar Türkiye'nin öyküsünü anlatan Ayşe Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün'de kendi anılarını ve o anılarının geri planını oluşturan dünyayı anlatıyor. Çağdaş Türk edebiyatının en sevilen kalemlerinden biri olan Ayşe Kulin'den, anıların, Türkiye ve dünya koşullarının iç içe geçtiği bir çalışma.
Hayat (1941-1964 Dürbünümde Kırk Sene)
Hayat ve Hüzünde yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941 'den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım.
1983'ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama bu kitaplar, 1983 yılına kadar, Edip Cansever'e rahmetle selam olsun, "Ben Ayşe Kulin Nasılım?”'a yanıtımdır.
Veda ve Umut'ta ailesinin yaşadıklarından yola çıkarak Osmanlı'nın son günlerinden cumhuriyetin ortalarına kadar Türkiye'nin öyküsünü anlatan Ayşe Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün'de kendi anılarını ve o anılarının geri planını oluşturan dünyayı anlatıyor.
Çağdaş Türk edebiyatının en sevilen kalemlerinden biri olan Ayşe Kulin'den, anıların, Türkiye ve dünya koşullarının iç içe geçtiği bir çalışma.
Türkan Tek Ve Tek Başına
"Tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün, er veya geç gelecekti. Buna bütün kalbimle inanıyordum. Sabrımı ve sükûnetimi, bu inançtan alıyordum. O güne kadar, başa her gelen çekilecek! Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun!
Ne demiş şair: "Yaşamak şakaya gelmez..."
Binlerce cüzamlıyı iyileştirdi, hayatın içine kattı... Kız çocukları başta olmak üzere, binlerce çocuğun okullu olmasını sağladı. Her zaman tek başınaydı ama hiçbir zaman yalnız değildi. Kimsenin yanında yer almak adına inançlarından, ilkelerinden ödün vermedi ama yüz binlerce insan onun yanında yer aldı. Türkan Saylan... Tek ve tek başına!
Füreya
Birden çocuklardan biri bağırdı
"Şuraya bakın, iki kuş öpüşüyorlar!"
Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasını dönerek, aşağıda cıvıldayıp duran çocuklara baktı.
"Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Sıska bir oğlan öne çıktı.
"Ben!" dedi.
"Kuş mu gördün orada?"
"Evet."
Füreya üşenmedi, indi iskeleden. Çocuğu yanına çağırdı.
"Kuşu nerede gördüğünü göster bakayım."Çocuk birkaç adım geriledi. Füreya takip etti çocuğu. Eliyle işaret etti oğlan.
"Nah orada. İşte kuşlar gaga gagaya vermiş öpüşüyorlar."
Dondu kaldı Füreya. Hiç tasarlamadığı halde, çocuğun işaret ettiği yerde masalsı iki kuş kafası beliriyordu. Tıpkı öpüşür gibiydiler. Haklıydı çocuk.
Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayat hikâyesi Füreya, aynı zamanda bir dönem romanı.
Öteki Mehmed Akif : Vaiz
Mehmed Akif ile Yüzleşmek Uydurulmuş Mehmed Akif'e Karşı Gerçek Mehmed Akif Mehmed Akif'i araştırdıkça onunla ilgili üstü örtülmüş, anlatılmamış veya çarpıtılmış pek çok başka gerçekle karşılaştım. Araştırmalarım sonunda gördüğüm -yıllarca belli çevrelerin tekelinde kalıp olabildiğince sömürülmüş o bildiğimiz Mehmed Akif'e pek benzemeyen ve bugüne kadar pek anlatılmamış öteki Mehmed Akif'ti…
Bu kitabı Mehmed Akif'i övmek veya yermek için değil, uydurulmuş Mehmed Akif'e karşı gerçek Mehmed Akif'i göstermek için yazdım. Ayrıca Akif üzerinden Doğu, Batı, İslam, Osmanlı, Türk Bağımsızlık ve Aydınlanma Savaşı ile Atatürk üzerine bir kere daha düşündürmeyi amaçladım…
"Allahım ne muazzam zaferdi o! (Büyük Taarruz). Ortalık herc-ü merç oldu. Beş altı saat içinde bir başka dünya doğdu… ve biz mest olduk!" "Artık benim ne düşünecek, ne yazacak, hatta ne yaşayacak takatim kalmıştı… Bizim dilimiz tutulmuştu. Ordu bizzat yazıyordu. "
- M. Akif Ersoy
1936 tarihli son röportajından…
Yarının Adamı 3 – Ya İstiklal Ya Ölüm
“Ortada bir millet var. Koyun sürüsü. İdaresi için bir çoban lazım. O da benim!”
Vahdettin
“Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz gerçek ideali dinmiş gibi davranacak çıkarcı bir grubu idareci olarak takdim etmeye çalışacağız.”
Andrew Ryan
“Sultan, İngilizlerin kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi…”
De Robeck
“İngilizleri istiyoruz, bizi onlar elimizden tutup kurtaracak.”
Refi Cevad
“Bizim aydınlar neden Anadolu’ya gelip uğraşmazlar? Neden milletle doğrudan doğruya temasta bulunmazlar? Memleketi gezmeli. Milleti tanımalı. Eksikliği nedir, görüp göstermeli. Milleti sevmek böyle olur. Yoksa, lafta sevgi fayda vermez.”
Mustafa Kemal
Çocuklar İçin Nutuk – Dokuz Yayınları
NUTUK, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından, 1927 yılında 36 saat 31 dakikada okunmuştur. Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından başlayarak içinde bulunulan 1927 yılına kadar yapılanları kendisi bizzat anlatmaktadır. NUTUK şüphesiz ki bir halkına yaptıklarını ve yaşanan zorluklarla dolu süreçleri anlatması açısından da çok önemli bir eserdir.
Mustafa Kemal, bu nutku ile Türk tarihinin 1919-1927 yılları arasındaki 8 yıllık dönemin olaylarını belgeleri ile ortaya koymuştur. Uzunluğundan dolayı bazı araştırmacıların “altı günlük nutuk”, “uzun süreli nutuk” gibi ifadelerle tanımladığı Nutuk’ta Mustafa Kemal, bir yandan milletine hesap verirken diğer yandan da milletini çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarırken yapacağı yenilikleri ve bunları gerçekleştirirken uygulanacak yöntem ve metotları anlatmaya çalışmıştır.
Çocuklar İçin NUTUK, tarihin akışını değiştirme gücüne sahip bir önderin, varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milleti, temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmış olan imparatorluğun yıkıntıları arasından çekip çıkararak nasıl çağdaş ve ulusal bir devlet haline getirebildiğinin belgelere dayanan hikâyesi olabildiğince çocuk aklı ve algısına uygun düzenlenmiştir.
Çocuk İçin NUTUK kitabı hazırlanırken büyük bir önderin, kurtuluşunu sağladığı bir ulusun önünde kendisini sınava çekmesi ve inşa ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş ve modern bir devlet olarak yaratılma sürecini nesnel bir tutumla aktarışı öne çıkarılmıştır.
Eğiten Kitap olarak, eşsiz bir liderin çocuklar için yaşanılası bir ülke kurma sürecini çocukların okumasını ve kavramasını önemsiyoruz. Çocuk İçin NUTUK umarız ki çocuklarımızın yurttaşlık bilincinin gelişmesine, Cumhuriyete ve ATATÜRK’ün ideallerine sahip bir gençlik yaratma çabasına katkı sunacaktır.
Şakir Paşa Ailesi
Fahrünnisa Zeyd, Füreya Koral, Aliye Berger, Nejad Devrim gibi tanınmış sanatçılar, Halikarnas Balıkçısı-Cevat Şakir gibi İzzet Melih Devrim gibi yazarlar, Suat Şakir ve Şirin Devrim gibi tiyatrocular...
Hepsi de tek bir ailenin fertleri. II. Abdülhamid döneminde önemli görevlerde bulunmuş Şakir Paşa’nın çocukları, akrabaları.
Türkiye tarihinin belki de en ilginç ailelerinden biri olan Şakir Paşa ailesinin hikâyesini bizzat içlerinden biri, Şirin Devrim anlatıyor. Büyükada’daki köşkte geçen çocukluğu Osmanlı’nın yıkıldığı, Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı ve Cumhuriyet’in kurulduğu günleri kapsıyor. Şirin Devrim ‘şahane çılgınlar’ diye hatırladığı aile bireylerinin hikâyelerini yakın tanıklardan biri olarak anlatıyor bize. Annesi Fahrünissa Zeyd, dayısı Cevat Şakir, kardeşi Melih Devrim… Çanakkale kahramanı Osmanlı subayları, zamanının tanınmış gazetecileri günümüzün unutulmayan sanatçıları. Onlar Şirin Devrim’in anılarında babacan aile büyükleri, tutkularının peşinde bir anne, başına buyruk bir kardeş olarak karşımıza çıkıyor.
İz bırakmış bu aile üstüne yazılmış en önemli kitaplardan biri “Şirin Devrim’in her biri ayrı bir romana konu olacak denli renkli Şakir Paşa ailesini anlattığı kitabını bildik anlamda hatıralardan ya da biyografilerden ayıran, Modern Türk Sanatını şekillendiren önemli ustaların “yaratı süreçlerini” eşsiz bir zaman sarmalıyla gözler önüne sermesi.
Dr. Necmi Sönmez
Cumhuriyet’in İlk Kadın Avukatı
Süreyya Ağaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kız öğrencilerin hukuk eğitimi almalarında öncü bir role sahip ve Türk modernleşmesi projesi içerisinde “Cumhuriyet kızı” olarak adlandırılan kuşaktandır. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinin en önemli siyasetçilerinden Ahmet Ağaoğlu’nun kızı, yine Demokrat Parti’nin kurucularından Manisa Milletvekili Samet Ağaoğlu’nun ve Cumhuriyet’in ilk kadın felsefe öğretmeni Tezer Taşkıran’ın ablasıdır.
Prof. Dr. Suraiya Faroqhi ve Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu'nun yönlendirmesi ve Hanife Karasu’nun titiz çalışmasıyla ilk defa gün yüzüne çıkan bu günlük, Süreyya Ağaoğlu’nun 19 Ekim 1946-7 Ocak 1947 tarihleri arasında şahsına ait önemli özellikleri içermesi sebebiyle biyografisine katkı sağlayacak çok önemli kaynaklardandır. Günlüğün en önemli özelliklerinden biri de II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından Amerika’daki toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel hayatta yaşananları, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişmiş bir kadının bakış açısıyla okurlara sunmasıdır.
Seyahati boyunca yaptıklarının ve düşündüklerinin daha sonra dönüp baktığında unutmaması amacıyla bir hatırlama malzemesi olarak muhafaza ettiği günlüğü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın avukatının ben-anlatısı olması itibarıyla son derece kıymetlidir.
Fasa Fiso
TEOMAN
Bir rock yıldızının büyüme hikâyesi.
90’lardan bu yana şarkılarını ezbere bildiğimiz Teoman, bu kitapta hayat hikâyesini anlatıyor. Çocukluk, ilkgençlik, öğrencilik ve müzisyenlik yıllarını açık yüreklilikle anlatan Teoman bir yandan da röportajlar, şarkılar, fragmanlar ve fotoğraf kareleri eşliğinde benzersiz bir üslup oluşturuyor.
Hayat ve müzisyenlik yolculuğunda yaşadıklarını, öğrendiklerini, dertlerini kendi deyişiyle “light bir perspektifle” aktarıyor.
Gülümseyerek, duygulanarak, merakla okuyacağınız bir kitap Fasa Fiso. Yeni bir yazarın ayak seslerini duyacağınız garanti...
Rafa Silva / Sahanın Yıldızları
BÜYÜK POSTER, FUTBOLCU KARTI VE STICKER HEDİYELİ!
2024 yılı güncel bilgileri ve istatistikleriyle!
Rafa Silva, çocukluğundan beri ne zaman yalnız kalmak istese kendini evinin duvarının dibinde top oynarken bulurdu. İlk kez orada, babasının hediye ettiği küçük topla özgürce oynama fırsatı bulmuş, içindeki futbol sevgisini keşfetmişti çünkü.
Durmadan çalıştı; her fırsatta topun peşinden koştu, tekniklerini geliştirdi. Küçük yaşına rağmen azmi sayesinde top kontrolünde ustalaştı, hızıyla çevresindekileri kendisine hayran bıraktı. Hayat bir gün onu memleketinden çok uzaklara savursa da o, ailesinin sevgisini ve arkadaşlarının desteğini her zaman yüreğinde taşıdı.
Olağanüstü hızı ve üstün oyun zekâsı sayesinde Benfica’da sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda bir lider hâline geldi. Şimdi, Beşiktaş ile yeni bir maceraya atılan Rafa’nın hikâyesi, kararlılık ve inancın her türlü engelin üstesinden gelebileceğini bir kez daha gösteriyor.
Değirmenlerle Savaştım
“Kadının barış demek olduğunu hatta bilfiil barışı temsil ettiğini, kadının liderlik ettiği ülkelerin, daima barıştan yana bir safta yer aldığını, bunun bir nedeninin de kadınların dünyaya getirdiği canlı varlığı savaşlarda kaybetmeme dürtüsüyle yani annelik duygusuyla da hareket ederek, savaşa karşı olma görüşünü taşıdıklarına inanan üç çocuk annesi kimliğimle bu kitabı yazmaya çalıştım.
1950’ler sonrası hortlayan ve orduya sızmaya çalışan irticanın ve bu anlayışın biz kadınlara karşı bakış açısını ve bu mentalitelere rağmen verdiğimiz, sonrası tüm Harbiyeli genç kızlar olarak takındığımız tavırların anatomisini, daha sonra da bana ve aileme zarar verecek kadar ileriye vardırılan yapay senaryolar karşısında sürekli aklımı kullanarak, nasıl işin üstesinden gelmeye çalıştığıma dair verdiğim çarpan mücadeleyi gözler önüne sermeye çalıştım.”
Otobiyografi – Hasan Ali Yücel Klasikler
John Stuart Mill (1806-1873): İngiliz düşünür, iktisatçı ve siyaset adamı. Babası James Mill tarafından evde eğitildi. Hukuk bilimci John Austin’den dersler aldı. Bir süre Montpellier’de Faculté des Sciences’ta kış kurslarına katıldı, Oxford ve Cambridge’e girmek için şart koşulan dinsel yemine babası ve kendisi itiraz ettiği için üniversiteye gitmedi. İlk yazıları 1822’de Traveller gazetesinde çıktı. 1823’de Doğu Hindistan Şirketi’nde kâtip olarak işe başladı. 1831’de Çağın Ruhu adlı ilk eseri yayımlandı. 1865’te liberal üye olarak parlamentoya girdi. İşçi sınıfının haklarını destekledi ve kadınların oy hakkı için mücadele etti. Başlıca eserleri Bir Mantık Sistemi, Siyasal İktisadın İlkeleri, Özgürlük Üzerine, Parlamento Reformu Üzerine Düşünceler, Temsili Yönetim Üzerine Düşünceler, Faydacılık ve Kadınların Köleleştirilmesi’dir. Otobiyografi ve Sosyalizm Üzerine Bölümler ölümünden sonra üvey kızı Helen Taylor’ın çabalarıyla yayımlandı. Mill Otobiyografi’de çocukluğundan, aldığı eğitimden, Harriet Taylor ile evliliğinden, parlamentodaki günlerinden söz ederken, aynı zamanda eğitim, edebiyat, felsefe, din, siyaset ve iktisada dair görüş ve eleştirilerini de aktarır.
Yarının Adamı
“Görünürde ülkeyi işgal etmediğimiz halde, şimdi valilerini atıyor veya görevlerinden uzaklaştırıyoruz; polislerini yönetiyor, basınlarını denetliyor, zindanlarına girerek Rum ve Ermeni tutukluları, işlemiş oldukları suçlara aldırmadan özgür bırakıyoruz… Demiryollarını sıkıca denetimimizde tutuyor ve istediğimiz her şeye el koyuyoruz… Politikamız, süngünün keskin ucuna dayanır… Halife elimizin altında bulundukça İslam dünyası üzerinde ek bir denetim aracına sahibiz… Bildiğiniz üzere Padişah, bizi buraya yerleştirmeyi diliyor.”Amiral Richard Webb, 19 Ocak 1919 “Padişah İngilizlerin Türkiye’nin idaresini mümkün olduğu kadar çabuk ellerine alması için istirhamda bulundu... İç kısımlara İngiliz subaylarının gönderilmesini ve idareye yardımcı olmalarını rica etti. İstenmeyen subayları görevlerinden almaya ve birlikleri İngiliz subaylarının komutası altına vermeye hazır.”General George Milne, 16 Aralık 1918 “Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, millettir. O Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat, organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.”Mustafa Kemal Paşa, Şubat 1919
Yarının Adamı – Mustafa Kemal’i Anlamak
• Okul yıllarında aşk acısı çektiğinde not defterine neler yazdı?
• 2. Abdülhamid döneminde neden zindana atıldı?
• İlk görev yerinde kendisine teklif edilen rüşvete nasıl cevap verdi?
• Neden İttihatçıların arasına katılmak zorunda kaldı?
• Kader birliği yaptığı arkadaşları tarafından sürgüne gönderilmesinin sebebi neydi?
• Trablusgarp’ta yaveriyle gericilerin merkezini nasıl bastı?
• Çanakkale Savaşı’nda başarılı olmasına rağmen neden paşalığa terfi ettirilmedi?
• Enver Paşa ile nerede ve nasıl karşı karşıya geldi?
• Vahdettin’le yaptığı Almanya seyahatinde neler yaşandı?
• Filistin Cephesi’nde yenildi ve çekildi mi?
• Cumhuriyet’i kurmak ve inkılaplar yapmak idealine ne zaman sahip oldu?
Elon Musk Tesla Spaces Ve Muhteşem Geleceğin Peşinde
New York Times Çok Satanlar #1
Amazon Yılın En İyi Kitabı
Wall Street Journal Yılın En İyi İş Dünyası Kitabı
The Wall Street Journal, NPR, Audible ve Amazon tarafından yılın en iyi kitaplarından biri olarak gösterilmiştir.
Bu kitap; 1971 doğumlu genç bir girişimcinin şirketleri ile dünyadaki otomotiv, uzay-havacılık ve enerji sektörlerindeki yerleşik düzene meydan okumasının sıra dışı hikâyesidir.
Elon Musk, X.com ve PayPal’in kurucularındandır ve sonraki dönemde Tesla ile sadece elektrikle giden 500 km menzilli ve 100km/sa hıza sadece 2,9 saniyede çıkan muhteşem otomobiller üretmiştir. SpaceX ile uzay taşımacılığının maliyetlerini çok büyük oranda düşürerek dünya devlerine meydan okumuş ve yakın gelecekte Mars’a insan yollayabilecek en muhtemel şirketi yaratmıştır. Ayrıca ABD’deki en büyük güneş enerjisi şirketi SolarCity’nin en büyük ortağı ve başkanıdır.
Ashlee Vance, 300’e yakın insanla konuşarak ve Elon Musk ile 30 saatten fazla birebir görüşme yaparak bu çarpıcı ve ilham verici hayat hikâyesini okurlarla buluşturuyor.
Hayatını, dünyayı fosil yakıtlara mahkûm olmaktan kurtarmaya adayan Elon Musk’ın önüne çıkan engeller, büyük başarıları ve yaşadıkları daha iyi bir geleceğin hayalini kuran girişimci, mühendis, siyasetçi, eğitimci ve gençler için motivasyon kaynağı olacaktır.
“Kitabın sonlarına doğru herhangi bir okuyucu Steve Jobs ile Musk’ı kıyaslama ihtiyacı hissedecektir. Musk’a fırsat verin. Kimse onun gibi olamaz.”
—The New York Times
“Ashlee Vance’ın yeni kitabı, ‘Elon Musk: Tesla, SpaceX ve Muhteşem Geleceğin Peşinde’ tartışmasız dünyanın en önemli girişimcisinin hayatına muazzam bir bakış sunuyor.”
—The Washington Post
“Elon Musk tam kafa dengim: Risk alan, başarısızlıktan korkmayan ve insanlığa parlak bir gelecek sağlamak için sürekli çalışan biri. Ashlee Vance, Musk’ın harikulade hayat hikâyesini ve engel nedir bilmez ruhunu yıldızlarla dolu bir biyografiyle sunuyor.”
—Richard Branson, Virgin Grup’un Kurucusu
“Yıllardır okuduğum en iyi iş dünyası kitabı.”
—Don Graham, The Washington Post Eski Başkanı
Bir Mabed Bekçisi
Ömrü boyunca harbi değil, muharebeyi kazanmayı hedeflemiş bendenizin harbin kaybedilmesinden ötürü hissesine düşen ızdırabın, yârinin içine atıldığı o büyükçe ateş ormanını söndürebilmek için ağzıyla su taşıyan küçük serçenin ızdırabından daha az olmadığı itirafını, bir buruk vedâ yazısının sonuna iliştirilmesi gereken ve ne yazık ki bir türlü dinmek bilmeyen mevsimsiz yağmurlar yüzünden mürekkebi akmış bir pusula hâlinde, dîvanesi olduğum o metruk yolun kenarcağızına, önleyemediğim bir hüzün ve sarartmayı beceremediğim bir utanç içinde terkediyorum.
Hüve’l-Bakî
Mehmet Akif Ersoy: İlk Şair
“Âkif’se tavrını değişmiş olan çağının ve şartlarının sonucu olarak Müslümanlığın; her gün biraz daha cemiyetin hayatından çıkarılmak istenen İslamın yerli yerine oturtulmasını istemek şeklinde tezahür ettirmiştir. Bu istek onda belki kıyasıya bir ideoloji kavgası hüviyetinde görülmez ama yazılarının tümüne bakılarak konuşulacak olursa, İslamdan gayrı hiçbir davasının olmadığı açıkça görülür. Bir yandan, kendinden önceki bazı Müslüman şairleri hatırlatıcı biçimde halkın amel ve itikadına ilişkin sorunlar üzerinde tenkit ve tahliller getirirken, bâtıl itikatları eleştirirken, gerçek Müslümanlığı onlara anlatmaya çalışırken; öte yandan, İslamı bütün sosyal kurumları kapsamına alan tam bir bütünlük içinde savunmuştur.
İşte bu yanıyla Âkif, ilk şairimizdir. İslam ilk defa onda, şiir elbiseleri giyinerek, bir ideoloji olarak izharını bulmuştur. Dolayısıyla o, İslamcı fikir hareketinin önde gelen rehberleri arasındadır. Ayrıca sanat gücünü kabul ettirmiş biri olması sebebiyle bu hareketin en ünlü ve güncelliğini hiçbir zaman için yitirmeyecek bir imzası olarak da kalacaktır.”
M. Akif İnan’ın tam bir bütünlüğe ulaşmayan yazılarından bir grubu Mehmet Âkif hakkındadır. Kendisinin üzerinde önemle durduğu şairlerden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, İnan’ın değerlendirmeleriyle ilk kez bir kitap bütünlüğü içinde okura ulaşıyor.
Ben Kimim? – Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
Ben Kimim setinde edebiyattan spora, sanattan bilime, siyasetten iş dünyasına birçok alanda adını Türk ve dünya tarihine yazdıran isimlerin biyografisi yer alıyor. Biyografiler; her bir ismin hayatında, ön plana çıkan temel değer etrafında olmak üzere hikâye tadında kaleme alındı.
Her bir kitap; gerçek bilgilerden yola çıkılarak yazılsa da çok fazla bilgi içermiyor, sizlere keyifle okuyacağınız hikâye tadında. Metinler içindeki temel bazı bilgiler sayfalardaki kutucuklar içinde, anlamını merak ettiğiniz kelimeler de kitabın sonunda sizleri bekliyor. Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş kitabında, halk ozanımız Neşet Ertaş’ın hayat hikâyesini okuyacaksınız
Benim Adım Bale
Southampton’dan Real Madrid’e uzanan, masal gibi bir yolculuk…
“Southampton, benim gibi ufak tefek birine asla burs vermeyecektir anne,” dedi çocuk. “Boyumu uzatmak için ne yapabilirim?”
Bu çocuk, Gareth Bale’di. Kısa olduğu için üzülüyordu ama boyu on sekiz ayda yirmi santimetre uzayıp 1.80’i geçti. Southampton, Tottenham derken, rüyası gerçek oldu: Real Madrid’de oynamaya başladı! Bu kitapta Bale’in Galler’den İspanya’ya uzanarak nasıl dünyanın en iyi futbolcularından birine dönüştüğünü okuyacaksınız.
Yahya Kemale Veda
Abdülhak Şinasi Hisar; dostluk bağlarına, tanıklıklarına ve edebiyat tartışmalarına dayanarak inşa ettiği üç biyografik eserinin her birini, kişilerin ve hayatların farklı yönlerini merkeze alarak başka bir üslupla yazmıştır: Ahmet Haşim: Şiiri ve Hayatı’nda karakter ve yaşam öyküsü; İstanbul ve Pierre Loti’de Loti ile kent arasındaki bağlar ön plandadır. Yahya Kemal’e Veda’da ise Abdülhak Şinasi Hisar, gençlik yıllarında, Paris’te tanıştığı Yahya Kemal’in hayatından, uzun sürmüş dostluklarından, özellikle de şairin sağlığında yayımlanmamış şiirlerinin öneminden bahseder ve adeta bir sorumluluğu yerine getirircesine Yahya Kemal’in ölümünden sonra bu şiirlerin basılma sürecini kayda geçer. Yahya Kemal’e Veda, kitap çıktıktan birkaç ay sonra vefat eden Abdülhak Şinasi Hisar’ın, sağlığında yayımlanmış son kitabıdır.
Mevlana-Aşk Beni Sende Öldürür
Üç yüz alimin birden gördüğü rüyayla Hz. Muhammed‘in "Alimlerin Sultanı" hitabına mazhar olan Bahaeddin Veled.
Daha çocuk yaştayken bile babası Bahaeddin Veled‘in ardından yürürken görüldüğünde "Bir ırmak, koca bir ummanı peşine takmış sürükleyip gidiyor" diye hayret uyandıran, bugün de bütün dünyaya yaydığı ışıkla evrensel bir değere dönüşen Mevlana Celaleddin Rumi.
Ve Mevlana‘nın hayatına güneş gibi doğan Şems-i Tebrizi.
Kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan Okay Tiryakioğlu, bu kez tüm dünyanın gönlünde taht kurmuş bir tarihi şahsiyetin hayatını romanlaştırdı: Mevlana. İslam uygarlığının o günkü payitahtı konumunda olan Belh şehrinden bir iftira sonucu göç eden Mevlana‘nın babası Sultanü‘l-Ulema Bahaeddin Veled ve yakınlarının çile dolu yolculuğuyla başlayan kitap, Mevlana‘nın herkese şaşkınlık veren manevi gelişimini ilmek ilmek dokuyor.
Mevlana‘nın aşkla yoğrulan iç yolculuğunun ve bitmek bilmeyen çilelerinin bir nakış gibi işlendiği bu unutulmaz kitapta, tarihi bilgilerin ışığında anlatılmış çarpıcı bir hikayeye tanıklık edeceksiniz. Mevlana‘yla Konya sokaklarında yürüyecek, Şems‘le sema yapacak, çağlar boyu ateşi hiç sönmeyen Mesnevi‘nin doğuşuna tanıklık edecek ve tarihe damga vurmuş tasavvuf büyükleriyle birlikte ilahi aşkın şerbetini tadacaksınız...
Benim Adım Neymar
Neymar’ın yoksulluktan zirveye uzanışının öyküsü…
Brezilyalı Santos ailesi, 1992 yılında bir araba kazası geçirdi…
Dört aylık bebekleri, bu kazadan sağ kurtuldu…
O bebek, bugün Barselona Futbol Kulübü’nün as oyuncularından biri olan Neymar da Silva Santos Junior idi.
Bu kitapta inanç ve fedakarlığın yoksulluğa nasıl üstün geldiğini, Neymar Jr.’ın nasıl günümüzün en ünlü futbolcularından birine dönüştüğünü okuyacaksınız.
Benim Adım Messi
Messi’nin film gibi hayatının inanılmaz öyküsü…
Lionel Messi de çocuktu… Büyüme hormonu yeterince çalışmıyordu ama o, ne çok sevdiği futboldan ne de babasının beş kuralından vazgeçti: Nezaket, dürüstlük, azim, kendine hakim olmak ve boyun eğmemek…
Bu kitapta Messi’nin, ailesinin sevgisi ve fedakarlığı sayesinde nasıl Barselona futbol takımının ve dünyanın bir numaralı futbolcusuna dönüştüğünü okuyacaksınız.
Üç Büyük Usta – Modern Klasikler 14
Stefan Zweig, Üç Büyük Usta’da üç büyük yazarın yaşam öyküleri üzerinden, okurlarını edebiyat tarihine, edebi dehanın sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
"Toplumun romanını yazan" ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen Balzac, "ailenin romanını yazan" ve döneminin İngiliz kültürüyle özdeşleşen Dickens, "bireyin romanını yazan" ve yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelen Dostoyevski hem birer yazar, hem de gerçek birer kişilik olarak Zweig’ın bu eserinde karşımıza çıkıyor.
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalı’yı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaş’ın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır. "Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir." New Statesman, (İngiltere) "Bir epik kültürün bu ölçüde derinliklerine inmiş birini daha bulmak çok güç." Norrtelje Tidning, (İsveç) "Yaşar Kemal çağdaş edebiyatın eşine az rastlanır devlerinden biridir." Le Figaro, (Fransa)