Tünelden Önceki Beyaz Ev Kutulu Set
Kan Gölü
Dr. Claire Elliot, oğlunun başını derde sokmasını önlemek ve onu kısa zaman önce yitirdiği babasının hatırasından uzaklaştırmak için büyük şehirden göl kıyısındaki taşra kasabası Tranquility’ye taşınır. Burada bir muayenehane açıp işini yapmaktır niyeti. Ancak kasabada ergenlerin arka arkaya şiddet olaylarına karışmaları ve oğlunun okulundaki bir silahlı saldırı her şeyi değiştirir.
Bu şiddet dalgasına tıbbi bir açıklama getirmeye çalışan Claire, korkunç bir sırrı keşfeder: Ergenlerin karıştığı cinayetlere Tranquility’de daha önce de rastlanmıştır. Claire ergenleri saldırganlığa iten kaynağı bulmak zorundadır, kendi oğluna sıra gelmeden önce...
Günahkar
Ailesi ile birlikte mutlu bir hayat yaşayan Şina, on sekizinci yaş gününe sayılı günler kala, ailesinin kendisinden sakladığı bir sırrı öğrenir. Bu sır tüm hayatını bir kabusa çevirir. Tüm sevdiği insanlar birer birer yok olurken, O kendini bağnaz bir topluluğa karşı mücadele ederken bulacaktır.
“Müziği duyduğunda Şina, yanında oturan Samir’e elini uzattı ve dansa davet etti. Samir şaşkındı. Çünkü dansa kaldırması gereken kendisiydi. Herkes ona bakarken elini Şina’ya teslim etti ve ayağa kalktı. Aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı eşliğinde dans etmeye başladılar.
Hem ışığım hem karanlığımsın,
Hem varoluş hem yok oluşumsun,
İçimde, kalbimdesin.
Yaşam da sensin ölüm de…
Sen nefretimsin sevgilim.
Sen her şeyimsin sevgilim.
Samir ellerini Şina’nın beline doladı. Şina ise kollarıyla bir sarmaşık gibi Samir’in boynuna sarıldı. Usul usul sallanmaya başladıklarında etraflarındaki herkesi, her şeyi unuttular. Üzerlerindeki gözler umurlarında değildi.”
Davetli Listesi
Bakire
Şizofren
Çevrenizde yeterince ufku geniş insan yok ise nefes alamazsınız. Bu insanlardan hiç kalmamışsa boğulursunuz. Tüm bunlara rağmen onlara benzememeye çalışırsanız kendi içinizde bir çatışma yaşarsınız. Bu çatışmanın sonunda hâlâ kendiniz olarak kalmayı başarabilirseniz bir daha yıkılmazsınız.
Çünkü artık yalnızlığı seçmişsinizdir.
Ucubeler
Evrenin yasalarına karşı çıkabilir miyiz? İsyan edip kendimizi yeni baştan yaratabilir miyiz? Yoksa boşuna mı debeleniriz içimizdeki o gözden uzak bataklığın bulanık sularında?
"Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir." Ucubeler, 2012'de Zignata Geçidi adlı kitabı yayımlanan yetenekli yazar Nuray Türk'ün ilk öykü kitabı. Sonunda evini yakan sahtekâr bir besteci, torununun garip hastalığıyla mücadele ederken aklını yitiren yaşlı bir adam, intikam peşinde büyük bir dövüşçüye dönüşen dev bir kadın ve yeniden çocuk olmak isteğiyle garip deneyler yapan bir Progeria hastası…
Dört öyküden oluşan Ucubeler'de varolma biçimlerinden hoşnutsuz, dayatılan dünyayı kabullenmeyen, ona başkaldıran insanların çığlıklarını duyuyoruz.
Nuray Türk öykülerinde işte bu kendini yeniden yaratma çabasını yüceltiyor ve soruyor: Bunu gerçekten yapabilir miyiz? Başa sarabilir miyiz? Düzeltmeler yapabilir miyiz? Ucubeler'i okurken yazarın bunu başarmayı ne kadar arzuladığını, aslında hiç de umutsuz olmadığını hissediyoruz. Sanki ne kadar çok sorarsa, ne kadar çok ayak direrse, başarıya o kadar yaklaşacakmış gibi. Ve Nuray Türk okuru da bu dirençli kahramanların dünyasına sürüklemekte çok usta.
Efsun Sokağı 137
Mezun Cinayetleri
İstanbul’un köklü liselerinden birinin aşure gününde, mezunlardan işadamı Murat Karaağaç lise binasının çatısından düşerek ölür. Şüpheli görünen vakayı araştırmaya başlayan Başkomiser Perihan Uygur’un soruşturması yukarıdan gelen emirle engellenir. Ancak bu mezun cinayetlerinin sadece ilkidir. Cinayetler devam edecek, Perihan Uygur ekibiyle birlikte ardında hiçbir iz bırakmayan katilin peşine düşecektir.
Tuna Kiremitçi ilk polisiye romanı Mezun Cinayetleri’nde yepyeni bir kadın başkahramanla tanıştırıyor okuru: Vahşi cinayetleri aklı, tecrübesi, sakinliğiyle çözen Başkomiser Perihan Uygur…
Küllerin Günü
Nefesini Tut
Üçe Kadar Say
Ve artık çıkış yolu yoktu.
Jess Tennant’ın yaşadığı kasabaya Noel zamanı gelmiştir. Yılın bu zamanında Jess’ten kocaman bir Noel ağacı süslemesi ve şehir dışından ziyarete gelen erkek arkadaşıyla vakit geçirmesi beklenirken, o kendisini tekrar gizemlerin içinde bulur.
Sıradan bir tarih projesi ile yollarının kesiştiği Gilly Poytner’ın aniden ortadan kayboluşu, Jess’i de olayların içine sürükler. Ardında birkaç dedikodu ve yalnızca bir günlük bırakan Gilly’nin başına ne geldiğine dair kimsenin bir fikri yoktur. Şifrelerle dolu bir günlük, Jess’in sır perdesini aralamasına yetecek mi?