Bediüzzaman ve İki Musibet Okulunun Diploması Divan – ı Harbi Örfi Kitabı
Bizim Akdeniz
Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
“Niçin gül bahçelerini divan edebiyatında ve Şiraz masallarında arayalım? Isparta’yı görmüş olan, Bursa ve Şam gibi, onu da bir türlü hayalinden silemez.
Eskiden Şam’da genç kızlar şarkı söyleyerek ve elişi ile oynayarak yollarda dolaşırken başlarındaki sepet, meyve ile dolarmış. Isparta Mebusu İbrahim Bey memleketi için böyle bir hikâye icat etmeye muhtaç değildir. Onun dediği gibi, Ispartalılar kapılarından bakraçlarını uzatarak çeşmeden su doldurup, pencerelerinden meyve toplayabilirler.
...
İstanbul ve hinterlandı, İzmir ve hinterlandı, Mersin ve hinterlandı gibi, Antalya ve hinterlandı zengin ve büyük bir mıntıkadır.
...
Türk milletinin kurtuluşunun en iyi Afyon Kalesi'nden seyredildiğini yazmıştım. Devletin kuruluşunu görmek için Ankara Kalesi'ne çıkacaksınız. Alanya Kalesi'nden, Türk Anadolu’nun güzel talihi, engin ve ebedî görünüyor.
‘Padişahın bir şehri var; kışı bahar gibidir.’ Selçuk Alanya’sı için söylenmiş olan bu şiir yerine, Türk Akdeniz’inin bu eşsiz kasabasına başka bir söz hediye etmek isterim: ‘Alanya’yı görmeden ölmemeli!’ ” diyen Falih Rıfkı Atay’ın gözünden bir Akdeniz gezisine hazır mısınız?
Dîvân
Fihi Ma Fih Mevlana’nın Konuşma ve Sohbetleri
Hece Hece Şiir Dünyam
Hoca Ahmed Yesevi Ve Divan-I Hikmet (Sadeleştir)-Bilge Kültür
Kitab-ı Dede Korkut ve Bulanık Mantık
Koca Ragıp Paşa Divanı
Mağara
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine, Saramago'nun her zamanki incelikli üslubuyla kotardığı bir roman, Mağara. Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir 'Merkez'le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platonik mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.
Ölümlü Nesneler – Kırmızı Kedi Yayınevi
José Saramago’nun Portekiz’de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü’nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar. Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago’nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış
Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.
“Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir.”
Rubailer
Yadname
Yolcu Defteri
"Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
“Sevdiklerim bana derler ki: “Sen gittiğin yerden bize bir şey getirirsin!” San Francisco’ya doğru yola çıkmak üzere iken birçoklarından aynı sözü duymuştum.
Acaba 1945 Amerika’sından onlara ne getirebilirdim? Allı sarılı, iri çiçekli veya resimli kravatlarını beğenmeyeceklerine şüphem yok. Life’ta sık sık reklamlarını gördüğümüz Parker 51 kalemleri, Hüseyin Cahit Yalçın’a göre, pek kullanışlı değildir. Sonra da çoğu orduya gönderildiği için dükkânlarda nöbete yazılmalısınız. Çelikten, ipekten, kauçuk veya deriden yapılma neler bulunabileceğini, karapazar pek kuytu yerlere sığındığından, iyice öğrenemedim. Ora kadınları, bizim hanımların yerli ipeklerine hasret çekiyor, taklitleri o kadar kötüdür ki Amerikan kadınlarından bir haylisinin bacakları çorap rengine boyalı idi.
Çamsakızı çoban armağanı derler, sizlere bu defterdeki notları getiriyorum.”