İzafiyet Teorisi
1921’de Nobel Fizik Ödülü’nü alan Einstein’ın adıyla özdeşleşen İzafiyet Teorisi geçerliliğini kanıtlamış en temel fizik kuramlarından biridir. Einstein’ın sözleriyle, “bir lise mezununun anlayabileceği düzeyde” kaleme alınan kitap, kuramsal fiziğin matematiksel yönünü pek tanımayan okuyucuların İzafiyet Teorisi’ni tam olarak anlayabilmelerini sağlamak amacıyla yazılmıştır.
Ölünceye dek nükleer silah üreticileriyle mücadele eden ünlü fizikçinin düşüncelerini –hiç kuşkusuz– sıkılmadan, kurmaca metinlerden aldığınız hazza eşdeğer bir hazla okuyacaksınız.
“Fizikle pek uğraşmamış olan okuyucuların ayrıntılara boğulup ağaçlardan ormanı göremez hale gelmesini istemedim. Umarım kitap okuyucuya düşünce dolu birkaç nefis saat geçirtebilir!
- A. Einstein
Kozmos
"Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir... İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış." - Associated Press "Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok." - The Miami Herald "Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek." The Cleveland Plain Dealer İnsanoğlu Uzay Okyanusuna Açılıyor Canlıların ve Evrenin Yapısı Doğa Yasaları Tüm Evrende Geçerlidir Cennet ve Cehennem Başka Gezegenlerde Yaşam Var mı? Keşif Yolculuklarının Öyküsü Samanyolu: Gecenin Belkemiği Zaman ve Mekân İçinde Yolculuk Başka Evrenlerin Kapısı Kara Delikler Sonsuzluğun Kıyısı: Dördüncü Boyut Aklın Evrimi Galaktik Uygarlık Yaşamak ya da Yok Olmak Konusunda Kim Karar Verecek?
Bilimin Büyüsü
Bilim dışında bilgi kaynağı olduğunu iddia edenler yanılmaktadır, ki bunun tarihte sayısız örneği mevcuttur. Ne mitolojiler ve dinler ne büyü ne de falcılık bilgi kaynağıdır. Tarih boyunca bilim adı altında “yalancı bilimler” (psödobilim) diyebileceğimiz; kehanet, astroloji, sihirbazlık, “gizli” (okült) bilimler gibi konular insanlara bilim diye sunulmuştur. Ama bunların hiçbiri bilim değildir; arkalarında ya safdil inanış ya da düpedüz sahtekârlık vardır.
İnsan, düşünmeye başladığı andan itibaren merak ederek öğrenmek, çevresinde olan biteni anlamak istemiştir. Bu biyolojik evrimin insana verdiği bir dürtüdür. İnsan, fiziksel olarak zayıf bir varlıktır. Ne kendini koruyabilecek doğal silahları (boynuz, tırnak, zehir vb.) ne de hız, uçmak gibi düşmanlarından kaçışını kolaylaştıracak becerileri vardır. Tek silahı aklıdır.
“Sorgulamanın cezalandırıldığı bir toplumda gelişme nasıl oldu?” diye düşünebilirsiniz. Bunun cevabı basittir: Her toplumda asi kafalar, her türlü ceza ve zorlamaya karşı duyduğunu, gördüğünü sorgulayan zeki bireyler türer. İşte yenilik ve gelişme bu nadir kişilerin sorgulamaları ve yeni düşünceler üretmeleri sayesinde olmuştur.
Her Güne Bir Deney
Bütün ailenin katılabileceği deneylerle dolu, eğlenceli bir kitap!
Rüzgâr, dolu, şimşek, yağmur gibi atmosfer olayları nasıl oluşur? Bitkiler nasıl büyür? Merak ettiğiniz birçok doğa olayını evde bulabileceğiniz basit malzemelerle kendiniz deneyerek, görerek ve izleyerek öğreneceksiniz. İlginizi çeken konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz deneylerin yanındaki kutucukları da okuyabilir, merakınızı giderebilirsiniz. Üstelik çizimler de sizi çok güldürecek.
“Hayalet mürekkep nasıl yapılır?
Buzdolabı olmadan dondurma nasıl yapılır?
Sayılarla sihirbazlık nasıl yapılır?
Parmak izi nedir?”
Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu – Tanı Ve Baş Etme Yolları-Çocuk Ve Yetişkinlerde
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da kısaca DEHB, günümüzde çocuk ve ergen psikiyatrisinde en sık konulan tanılardan biri. Pek çok kişi bu sebeple, onun yaramaz veya tembel çocuklar için kullanılan moda bir kavram olduğunu düşünüyor. Peki DEHB tam olarak ne anlama geliyor? Gerçekten ebeveynlerin yetiştirme hatalarını ya da çocuğun karakter zaaflarını örtbas etmeye hizmet eden kullanışlı bir etiket mi, yoksa üzerine ciddiyetle eğilinmesi gereken bir sağlık sorunu mu? DEHB kişinin kendisiyle, aile üyeleriyle ve sosyal çevresiyle ilişkilerine nasıl yansır? Bu durumdan mustarip kişiler hangi duygudurum bozukluklarından etkilenirler? Odaklanma ve dürtüsellik neden temel bir zorluk olarak günlük hayata damga vurur? Çocuklarda ve yetişkinlerde aynı tanı kıstasları mı geçerlidir, yoksa semptomlar yaşla değişir mi? İlaç tedavisi kaçınılmaz mıdır, diğer seçenekler nelerdir? Fiziksel aktivitenin DEHB’yi yönetmekte nasıl bir rolü vardır? Tehlikeli davranışlar ve alışkanlıklar DEHB’lilerde daha mı sık görülür? DEHB’nin olumlu özellikleri nelerdir ve toplum açısından nasıl bir potansiyele sahiptir?
Psikosomatik hastalıklar ve psikoterapi uzmanı Astrid Neuy-Bartmann, Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Tanı ve Baş Etme Yolları’nda, okuru DEHB’nin temel semptomlarıyla ve farklı tedavi yöntemleriyle tanıştırıyor. En yeni bilimsel bilgileri dikkate alarak konunun sadece uzmanlarca değil, DEHB’liler ve yakınları tarafından da hızla kavranmasını sağlıyor. Günlük hayatta karşılaşılan ve ilişkileri çıkmaza sokan çeşitli sorunları gidermek için vazgeçilmez bir başucu kitabı.
Bilimin Ucunda
Arka kapağı çevirdiğinize ya da internette bu cümleyi okumaya başladığınıza göre kitap ilginizi çekti ve karar aşamasındasınız. Instagram’ın en büyük bilim hesaplarından olan Bilimin Ucunda içeriklerini beğeniyorsanız muhtemelen kitabı sepete eklediniz bile! Aşağıdaki paragraflar Bilimin Ucunda üslubuna aşina olmayanlara geliyor.
Dünya’nın deli dolu geçmişinde kartopuna döndüğü, volkanlarla cayır cayır yandığı ve bahtsız tiranlar dinozorların makus talihlerine yenildiği zamanlara yolculuk edeceğiz. Depremlerin yerkabuğunu nasıl şekillendirdiğine bakıp faylarla örülü ülkemizin hareketli jeolojik geçmişine ışık tutacağız: fay anasını be!
Canlılık ve türleşme konusuna bir ucu Bağcılar, diğer ucu Natal, Brezilya’dan gireceğiz. Dünya’nın ve canlıların nasıl bir etkileşim içinde değiştiğini, Everest’in zirvesinde deniz kabukları arayarak hep birlikte göreceğiz.
Başlayalım mı?
Bilimin Ucunda, doğa algımızın bilimsel devrimlerle dolu evrimini temel olgulara
değinerek ve teknik dilden arınmış bir şekilde okuyucuyla paylaşıyor.
Dr. Tansu Daylan (Astrofizikçi)
Olmaz olsun böyle üslup! Edebi bir facia.
M. Akif Coşkun (Yazar)"
Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi
“Bu kitap matematikteki yerleşik sembollerin kökenlerinin ve evriminin izini sürmektedir. Esasen bir matematik sembolleri tarihidir, ancak aynı zamanda sembollerin matematiksel düşünüşü nasıl etkilediklerinin ve nasıl geniş ve kalıcı bir bilinçaltı esin yelpazesi uyandırdıklarının da keşfidir.”
Pek çoğumuz artı, eksi, eşittir gibi basit matematik sembollerini sık sık kullansak da çok azımız bu sembollerin 16. yüzyıldan önce var olmadıklarını bilir. Peki, bunun öncesinde matematikçiler ne yapıyordu? Matematik bugün bildiğimiz haline nasıl evrildi? Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi ’nde Joseph Mazur matematiksel notasyon sistemimizin gelişiminin ardındaki büyüleyici hikâyeyi bizlere anlatıyor. Sembollerin ilk kez nasıl kullanıldığını, zaman içinde sembollerin nasıl değişim geçirdiğini ve yazılı matematiğin sembol öncesi ve sonrası dönemde nasıl uygulandığını ayrıntılarıyla açıklıyor. 16.yüzyıldan önce nesir ya da nazım şeklinde kaleme alınan, hatta rakamların bile yazıyla gösterildiği metinlerle yapılan retorik cebir, semboller sayesinde bir dönüşüm geçirir. Bu sadece şeklen değil, matematiksel düşünceyi, yaklaşımı, anlamı, anlamayı ve iletişimi de değiştiren psikolojik bir dönüşümdür. Semboller benzerlik, ilişkilendirme, özdeşlik, çağrışım ve tekrarlanan imgeler yoluyla bizi etkiler, bilinçaltı çağrışımlarla yeni fikirlere kapı açar, deneyim ile bilinmeyen arasında bağlantılar kurulmasını sağlar ve temel matematik bilgisinin yayılmasını kolaylaştırır.
Matematiğin kelimelerden kısaltmalara, oradan sembollere uzanarak bugün bildiğimiz haline ulaşma serüveni Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi ’nde çarpıcı tarihi anekdotlar eşliğinde sizleri bekliyor…
Çocuklar İçin Deprem Kitabı
Kuantum Üstünlüğü
Çok satan Tanrı Denklemi kitabının yazarından; yapay zekâyı güçlendirebilecek, küresel ısınma, açlık ve tedavisi olmayan hastalıklar gibi insanlığın en büyük sorunlarından bazılarını çözebilecek ve nihayetinde bilimin en derin gizemlerini aydınlatabilecek, insanlığın bir sonraki büyük teknolojik başarısı olan kuantum hesaplamaya dair heyecan verici bir yolculuk. Tüm profesyonel hayatını kuantum teorisi üzerine çalışmalar yaparak geçirmiş olan Dr. Michio Kaku, kendine özgü akıcı anlatımıyla, bu heyecan verici bilimsel gelişmenin ve insanlığın geleceğine sahip çıkma yarışının büyüleyici hikâyesini anlatıyor.
Descartesin Yanılgısı
Descartes’ın, çok iyi bilinen “Düşünüyorum, öyleyse varım” söylemini dile getirdiği yüzyıldan bu yana bilim, bireyin gerçek varlığının kaynağı olarak duyguları çoğunlukla göz ardı etmiştir. Modern sinirbilimi bile yakın bir zamana kadar duygular yerine beyin fonksiyonlarının bilişsel tarafına odaklanma eğilimi göstermiştir. Ancak, Descartes’ın Yanılgısı eserinin yayınlanmasıyla birlikte bu tutum değişmeye başlamıştır. “Dünyanın önde gelen nörologlarından biri olan” (New York Times) Antonio Damasio, duygular ile rasyonalite arasındaki bağlantıya ilişkin geleneksel düşüncelere bu eserinde karşı çıkmıştır. Oldukça sürükleyici olan bu kitabında Damasio, hepimizin uzun zamandır şüphe ettiği şeyi -yani duygular bir lüks değildir, aksine rasyonel düşünce ve normal sosyal davranışlar için gereklidir söylemini- vaka çalışmaları yoluyla sergilerken okuru bilimsel bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.
Matematik Ve Korku
Bu kitabın matematik korkusunu yeneceği inancı (ne yazık ki) doğru değil. Matematikten korkmamak için öbür kitaplarımı da okumalısınız. Anlamadığınız yazıları atlayarak... Bir ya da iki yazıyı anlamamanız hiç önemli değil... Dünyanın sonu değil ya! Ben de her matematik yazısını (hatta çoğunu) anlayamam. Ama ilginizi çeken yazıları anlamaya çalışın, hatta yazının tamamını okumadan, kendi kendinize anlamaya çalışın. Yazıda sorulan soruyu illa çözebilmek gerekmez. Amaç, düşünerek, çalışarak, dirsek çürüterek mutlu olunabileceğini, eğlenilebileceğini göstermek. Eğlenmek için illa kahkaha ya da göbek atmak gerekmez! Kimileyin ciddi bir iş yaparak da eğlenilebilir. Matematik, herşey gibi, ancak emek verildikçe sevilir. Önemli olan çalışmak, emek vermek. Gerisi kendiliğinden gelir.
Soluk Mavi Nokta
Carl Sagan, keskin bakışını Evren’in muhteşem gizemine atmış ve dahası bunu dünya genelinde milyonlarca okurun rahatlıkla anlayacağı bir açıklıkla dile getirmişti.
Soluk Mavi Nokta işte bu taçlanmış çalışmanın adıdır. İnsan ırkı nihayet radikal anlamda yeni bir sınır bölgesine, yani uzayın sınırına gelip dayandığında, gelecek kuşaklar çağımıza geçip gitmiş bir zaman olarak bakacaklardır. Soluk Mavi Nokta’da Carl Sagan, kozmostaki bu muhteşem yeni tarihimizin izini sürüyor ve güneş sistemimizden çıkıp galaksilerin ötesindeki mesafelere yol alırken, bize daha önce bir karaltı gibi görünen bu yeni geleceği anlatıyor. Carl Sagan başka dünyaların keşfinin ve bu dünyalara olası yerleşimlerin ne bir fantezi ne de bir lüks olmadığı konusunda ısrarcı: elbette insan ırkının hayatta kalması için gerekli olan koşulların da farkında olarak sürdürülen bir ısrar bu...
Canlı Devre
Incognıto Ve Beyin - Senin Hikâyen’in Yazarından
Madde yoksunluğu ile kırık bir kalbin ortak yönü ne? Anıların düşmanı neden zaman değil de başka anılar? Kolsuz bir insan nasıl dünyanın en iyi okçusu olabiliyor? Geceleri neden rüya görürüz ve bunun gezegenimizin dönüşüyle ne ilgisi var? Kör bir insan diliyle görmeyi, sağır bir insan derisiyle işitmeyi nasıl öğrenebilir?
Bu soruların yanıtı gözlerimizin hemen arkasında duruyor. Yaşadığımız gezegende keşfedegeldiğimiz en ileri teknoloji, kafatasının karanlık haznesinde taşıyıp durduğumuz şu bir buçuk kiloluk organda saklı. Nasıl ki hayatın heyecanı kim olduğumuzla değil, kime dönüşme sürecinde olduğumuzla ilgili, beynin sihri de onu oluşturan parçalardan çok, parçaların dinamik ve canlı bir doku oluşturmak üzere kendilerini durmaksızın yeniden dokumalarında yatıyor. Beynimiz, tıpkı dünyamız gibi, değişken ve akışkan bir sistem.
Kuşağının en iyi bilim anlatıcılarından David Eagleman Canlı Devre’de, en yeni bilimsel araştırmalar ve ilginç vakalar eşliğinde, şu satırları okumakla bile ebediyen değişecek beynimizin içyüzüyle tanıştırıyor bizleri.
“Göz alıcı... Isaac Asimov’dan bu yana, fikirlerini böylesine çokboyutlu ele alan bir bilim insanıyla karşılaşmamıştık. Oliver Sacks ve William Gibson, Carl Sagan’ın verandasında bir araya gelip yazsalar böyle olurdu dedirten bir kitap.” Wall Street Journal
“Eagleman, beynin uyum yeteneğine dair gizemi fazlasıyla ikna edici ve fazlasıyla sürükleyici bir şekilde sunuyor.” Khaled Hosseini
Eşyanın Tabiatı
“Kendimizi uygar saymak hoşumuza gidebilir ancak bize
uygarlığı bahşeden, büyük ölçüde malzeme zenginliğimizdir…
Biz onları yarattık, onlar da karşılığında bizi
bugünkü halimize getirdiler.”
Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?
Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.
Eşyanın Tabiatı’nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik’in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil, dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.
Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü
“Bu kitap yüzünden sabahladım.”
Olıver Sacks
“Miodownik betonu bile ışıldatacak kadar iyi yazıyor.”
Fınancıal Tımes
“Ustaca yazılmış, fazlasıyla keyifli.”
Observer
Evren Avucunda
“Bu kitabın iki vaadi var: sadece tek bir denklem kullanmak (E = mc2) ve hiçbir okuru geride bırakmamak. Üç yüz seksen sayfa ve beş milyar yıllık göz alıcı bir yolculuk.”
- Alexander Masters / The Spectator
Evrende yalnız değiliz.
Evrene yapacağımız bu yolculukta da.
Kumsalda yatmış gökyüzünü seyrederken biri elimizden tutuveriyor ve bizi muazzam bir yolculuğa çıkarıyor; karadeliklere, en uzak galaksilere ve kâinatın başlangıcına götürüyor.
Bir atomun çekirdeğine dalıyor, zamanda yolculuk ediyor, Güneş’in içine giriyoruz. Dokunuyoruz.
Christophe Galfard, evreni avucumuza bırakıyor.
Fransa’da yılın bilim kitabı seçildikten sonra 20 dile çevrilen Evren Avucunda kısa sürede bir popüler bilim klasiğine dönüştü. Gezegenimizin en özel bilim anlatıcılarından Christophe Galfard –ki kendisi Stephen Hawking’in öğrencisi– denklemler yerine hayal gücümüzden faydalanarak bizleri kelimenin gerçek anlamıyla “bambaşka dünyalara” götürüyor.
Zamanın Kısa Tarihi
Yaklaşık kırk dile çevrilen ve dünya üzerindeki her 750 kişiden birinin edindiği Zamanın Kısa Tarihi çağımızın en büyük zihinlerinden biri olan Stephen Hawking’in sorularına yanıt aradığı bir kitap:
“Evren nasıl başladı ve başlamasını olanaklı kılan şey neydi?
Zaman her daim ileri doğru mu akar?
Evrenin bir sonu ya da sınırı var mı?
Uzayda başka boyutlar var mı?
Her şey sona erdiğinde ne olacak?”
Elinizdeki bu baskı Hawking’in 2016 yılında kitabını son kez gözden geçirdiği ve bir Ek yazdığı genişletilmiş baskıdan dilimize kazandırılmıştır. Hawking’in bu ekte de belirttiği gibi, evrenin başlangıcından 300.000 yıl sonrasını araştıran ve Hawking’in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden kozmik mikrodalga ardalan ışınımı uydularının (WMAP ve Planck) verileri ve LIGO deneyinin kütleçekim dalgalarını saptaması gibi yeni gelişmeler ışığında Zamanın Kısa Tarihi güncelliğini koruyor.
“Kozmolojinin karmaşıklığını herkesin anlayacağı şekilde basit bir açıklıkla ortaya seriyor... Müthiş bir beyin.”
- Observer
“Böyle büyük problemleri araştıran bir dehâyı izlemek heyecan verici.”
- Sunday Time
“Einstein’dan bu yana en büyük bilimsel zekâ.”
- Daily Express
Kara Delikler Ve Bebek Evrenler
Olay yaratan çok satan kitabı Zamanın Kısa Tarihi’nde, Stephen Hawking, kelimenin tam anlamıyla, fiziğe, evrene, gerçekliğin kendisine bakışımızı değiştirdi. Kara Delikler ve Bebek Evrenler’de Stephen Hawking’in 1976 ile 1992 yılları arasında yazdığı bazı yazılar yer alıyor. Yaygın olarak Einstein’dan beri en parlak teorik fizikçi sayılan Hawking, bu on üç yazı ve bir söyleşide, evrenimizi anlamamıza yarayan şaşırtıcı bir olanaklar dizisini ortaya çıkarıyor.
Stephen Hawking, evrenin bilinmez ve anlaşılmaz bir şey, insanın sezebileceği, fakat hiçbir zaman tam olarak analiz edemeyeceği veya kavrayamayacağı bir şey olduğu görüşüne katılmaz. Ona göre bu görüş dört yüz yıl önce Galileo tarafından başlatılan ve Newton tarafından devam ettirilen bilimsel devrimlere karşı haksızlık etmektedir. Onlar evrenin en azından bazı alanlarının, gelişigüzel şekilde davranmadıklarını, kesin matematiksel yasalar tarafından yönetildiklerini gösterdiler. O zamandan beri geçen yıllar içinde Galileo ve Newton’un çalışmalarını evrenin hemen hemen her alanına yaymış bulunuyoruz. Hawking’e göre evrenin tam bir teorisini ortaya koyabiliriz. O durumda aslında Evrenin Efendileri olacağız.
“Aydınlanmada ikinci bir şans... Hawking karmaşık konuları basit, herkesin anlayabileceği bir dille becerikli şekilde çözüyor....
Çok kolay okunuyor.”
San Fransisco Chronicle
“Özlü, aydınlatıcı ve çağdaş kozmolojinin yapısından gelen şaşırtıcı doğası göz önüne alındığında olağanüstü kolay okunan bir kitap.”
The Wall Stret Journal
Daha İyi Bir Dünya İçin Yapay Zeka
Bir Varmış 1 Yokmuş
50 Bilim İnsanıyla Bilimin Kısa Tarihi
“Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.”
Isaac Newton
Bu kitapta astronomiden fiziğe, kimyadan mikrobiyolojiye, iki bin yılı aşan bilim tarihimzdeki elli bilimsel araştırmanın her biri en dikkat çekici yanlarıyla açıklanıyor. Öncülerden en çağdaş bilim insanlarına kadar, dünyanın en büyük dahilerinin başarılarını okumaya hazır mısınız? Darwin, Einstein Curie ve Hawking yeniden yaşam buluyor.
Genetik 101
DNA’nın yapısını, antibiyotik direncini, bakteri ve viru¨sleri öğrenmek isteyenler için...
Genetik yapımız kim olduğumuzu bu¨yu¨k ölçu¨de anlatır; biz de bu anlatıyı çocuklarımıza miras bırakırız. Göz rengimizden boyumuza, hangi hastalıklara yakalanma riskimiz olduğundan kaç yıl yaşayacağımıza kadar pek çok şey bu anlatıda mevcuttur. Peki ya bu¨tu¨n bunların ardındaki karmaşık ve bu¨yu¨leyici sistem nasıl işler?
Genetik 101, DNA’nın yapısı ve işleyişinden gen aktarımına, genetik bilimindeki son yeniliklerden u¨topik bir du¨nyanın kapılarını aralamışız izlenimi yaratan deneylere kadar milyonlarca yıllık evrim yolculuğumuzun en ilginç kısımlarını özetliyor. Bu kapsamlı ve eğlenceli kitapta genetik bilimiyle ilgili merak ettiğiniz her şeyi bulacaksınız.
Matematiğin Kısa Tarihi-Çetele Kemiklerinden Yapay Zekaya
Günümüzden yaklaşık 1200 yıl önce Abbasi halifesi el-Memun büyük matematikçi Harezmi’den matematiği herkesin anlamasını ve hem iş hayatında hem gündelik hayatında, arazi ölçümünde, ticari işlemlerde, miras paylaşımında kullanabilmesini sağlayacak bir elkitabı hazırlamasını istedi. Harezmi kitaba teorik bir bölüm de ekledi ve böylece ortaya meşhur Kitabü’l Muhtasar fi’l Hisabi’l Cebr ve’l Mukabele, yani bugün bilinen adıyla Cebir adlı eser çıktı. Dünya bu kitaptan çok şey öğrendi.
Matematiğin Kısa Tarihi’ni Launay’a el-Memun sipariş etmemiş olsa da, yazarın kaygısı halifeninkiyle aynı: sokaktaki insana matematiği tanıtmak, sevdirmek; bilimi hayatın içine daha fazla sokabilmek, böylece akılcı düşünceyi teşvik etmek, dolayısıyla refahı ve mutluluğu artırmak.
Matematiğe meraklı okur bu kitabın yardımıyla, çetele tutmaktan algoritma hazırlamaya, matematiksel düşüncenin tüm evreleri hakkında bilgi sahibi olacak…
Evren 101
Uzay yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?
Ders kitapları genellikle uzayın güzelliklerini ve gizemini sıkıcı tartışmalarla arka planda bırakırlar. Galileo da böyle bir şey istemezdi tabii ki! Bu yüzden, Evren 101 sıkıcı ayrıntılara ve uzun anlatılara girmeden, yıldızlarla bezenmiş gökyüzümüzün ardında saklanmış olanları keşfetmenizi sağlayacak ve ilginizi her daim canlı tutacak ilginç bilgileri sizlere eğlenceli bir dille sunmak için hazırlandı.
Büyük Patlama’dan Samanyolu’na, Isaac Newton’dan Henrietta Swan Leavitt gibi başarılı bilim kadınlarına, gökyüzüne dair her şeyi içinde barındıran bu elkitabı, başka hiçbir yerde bulamayacağınız resimler, tablolar ve eğlenceli astronomik bilgilerle dolu!
İster kara deliklerin ardındaki gizemi çözmeye çalışın ister en sevdiğiniz gezegenle ilgili daha fazla bilgi edinmeyi amaçlayın, bütün sorularınızın cevabı Evren 101’de; hatta farkında olmadan yanıtını aradığınız soruların bile...
Buluşlarım
İsmi genellikle Thomas Edison’la girdiği bilimsel mücadeleyle birlikte anılsa da Nikola Tesla, belki de gelmiş geçmiş en önemli mucitlerden biridir. Amerikalı mucit Edwin Armstrong, “Dünya, Nikola Tesla gibi birinin bir kez daha gelmesi için çok uzun bir süre beklemelidir,” der ve haklıdır da. Dönen manyetik alan, kablosuz enerji aktarımı, uzaktan kumandalı model tekne, Tesla bobini ve transformatörün mucidi pek bilinmese de Tesla’dır. Buluşlarım: Bir Dâhinin Özyaşamöyküsü, Tesla’nın kendi yaşamını anlattığı ve zamanın ötesinde bir zihne sahip olduğunu kanıtladığı muhteşem bir eser.
Fakat kısa süre içerisinde zaaflarımı ele geçirdim ve daha önce hiç yaşamadığım bir keyfi yaşadım; dilediğimi yapmayı... Zaman içerisinde bu güçlü zihinsel egzersiz benim için alışkanlık haline geldi. İlk başlarda dileklerim sönüktü fakat kademeli olarak arzu ile arzuyu gerçekleştirmek için gerekli irade özdeşleşti. Yıllarca süren bu disiplin pratiğinden sonra kendimi kontrol etmekte öyle uzmanlaştım ki bazı güçlü insanları mahveden ihtiraslar benim için adeta oyuncak gibiydi.
Olağanüstü Matematik
Antik metinleri çözmeye çalışan arkeologlar. Bir salgın hastalığın tüm dünyaya yayılıp pandemiye dönüşmesini engellemeye çalışan uzmanlar. Kendilerini dışlamaya çalışan bir toplumda oy hakkı mücadelesi veren Afro-Amerikanlar. Ve mutfak masasında bulmaca çözen bir aile.
Bu sayılanların pek ortak noktası varmış gibi durmasa da, hakikat öyle değil. Hepsi, çok yönlü zorluklarla karşı karşıya ve sorunlarını çözmek için de matematiğe ihtiyaç duyuyorlar. Yazar ve eğitimci olan Anna Weltman, bu kitapta matematiğin gücünün sınırlarının nerelere ulaşabileceğini gösteriyor ve bizlere matematiğin bilimden politikaya, tarihten eğitime, sanattan sağlığa pek çok alanda nasıl uygulanabileceğini açıklıyor. Weltman sayesinde matematiğin bizi savaştan ve salgın hastalıklardan nasıl koruduğunu, dünyayı daha adil bir yer haline getirmek için nasıl da işe yaradığını öğreniyoruz.
Hem tarihi olaylardan hem de güncel örneklerden yararlanan yazar, matematiksel düşüncenin karmaşık izlerini takip ederken, küresel problemlere ve bir bütün olarak insanlığın ortak mirasına büyüleyici bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Bu kitap, olağanüstü bir kitap!
Sistem Liderliği
Sistem Liderliği
İş Yaşamında 100 Kanguru
Ahmet Şerif İzgören
Ahmet Şerif İzgören’in bugüne kadar 54 baskı yaparak 100 binden fazla okurla buluşan “İş Yaşamında 100 Kanguru” kitabı güncellendi ve ismi “Sistem Liderliği: İş Yaşamında 100 Kanguru” olarak revize edildi. Kitapta pratik uygulamalar ve örnekler eşliğinde “Sistem Liderliği Modeli” anlatılıyor.
“Sadece yöneticilik vasıflarına sahip olan insanlar var olan bir yapıyı sürdürürler. Liderler ise peşinden sürükledikleri gruplar yaratırlar, bir sistem yaratma peşinde değillerdir. Onları işin başındayken hareket halinde, liderin direktifleriyle yönlenen bir grup şeklinde görebilirsiniz; lider olmadığı zaman grup dağılır. Bir Sistem Lideri; Sistem Liderliği Modeli çerçevesinde kendisinden sonra da yaşayan ‘devamlı gelişim ve değişim’ anlayışında bir sistem oluşturur. İzgören Akademi ve Elma Yayınevinin başarılı çizgileri, uygulamanın başarısı konusunda çok önemli birer kanıt niteliğinde. Modelde savunulan nitelik; beceri ve prensipler doğru temel alındığında sistemin işlememe ihtimali çok düşük. Uygulama için belirtilen başlıklar arasında hepsine yüzde yüz sahip olmanızı gerektiren bir başlık yok, tek bir tanesi dışında; güven. Ekibinize yaydığınız güven %100 olmalı. Birisine % 99 güveniyorsanız, o %1’lik güvensizlik her şeyi başlamadan bitirir.”
Doğanın Anatomisi
Resimlerle Doğa Julia Rothman'ın doğada çıktığı büyüleyici görsel gezi sırasında sanat ve bilim iç içe geçiyor. Hayatınızda bir kez bile dağların nasıl oluştuğunu öğrenmek istemiş ya da mantarın yaşam döngüsünü, bir kuşun üzerindeki farklı tüy tiplerini merak etmişseniz Rothman'ın çizimlerini ve şemalarını incelemekten keyif alacaksınız. Rothman'ın toprağa ve suya, hayvanlara ve bitkilere ilişkin canlı açıklamaları, sizlere doğanın harikalarıyla ilgili yepyeni bakış açıları sunacak.
Geleceğin Fiziği
New York Times'ın en çok satanlar listesindeki Olanaksızın Fiziği (Physics of the Future) kitabında, önümüzdeki yüzyılın baş döndürücü, kışkırtıcı ve neşelendirici bir görünümünü, geleceği laboratuarlarında şimdiden icat eden, dünyanın en iyi üç yüzden fazla bilim insanıyla yaptığı görüşmelere dayanarak bize anlatıyor. Sonuç, tıpta, bilgisayarlarda, yapay zekayada, nanoteknolojide, enerji üretiminde ve uzay yolculuğunda devam edegelen devrimsel gelişmelerin, en otoriter ve bilimsel olarak hatasız bir tasviri.
Michio Kaku, başından sonuna kadar, sert ve soğuk bilimsel prensipleri aydınlığa kavuşturuyor, belli başlı teknolojilerin büyüyebilme oranlarını, ne kadar ileriye gidebileceklerini ve onların nihai limitlerini ve risklerini sorguluyor. 2100'e giden yıllara heyecan uyandıran bir bakış fırlatmak için çok büyük miktarda bilgiyi bir araya getiren Geleceğin Fiziği, önümüzdeki yüz yılın nefes kesecek bilimsel devrimlerinin içine doğru heycanlı, harikulade bir yolculuk sunuyor.