Kemalyeri
₺320,00 Orijinal fiyat: ₺320,00.₺264,00Şu andaki fiyat: ₺264,00.
Naim Babüroğlu
Naim Babüroğlu, 1960 yılında Antakya’da doğdu. İlk ve Ortaokul öğrenimini Antakya’da tamamladı. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1981 yılında Kara Harp Okulu’nu, 1982 yılında Piyade Okulu’nu bitirdi. Kıbrıs dahil, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın çeşitli birliklerinde Takım, Bölük, Tabur ve Alay Komutanlığı yaptı. 1992 yılında Kara Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olduktan sonra, Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’na atandı. Ardından, Kara Harp Akademisi’nde Öğretim Üyeliği ve Plan Subaylığı görevlerini sürdürdü. 1995 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdi. 1996-1997 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsilen Kuveyt ve Irak’ta Birleşmiş Milletler Askeri Gözlemci Subayı olarak görev yaptı. Tabur Komutanlığı görevinin ardından, 1998-2001 yıllarında Belçika’da NATO Karargâhında Kuvvet Plan Subayı görevinde bulundu.
| Yayınevi | İnkılap Kitabevi |
|---|---|
| Yazar | Naim Babüroğlu |
| Sayfa Sayısı | 208 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
İnkılap Kitabevi – Kemalyeri
/n
Naim Babüroğlu
Naim Babüroğlu, 1960 yılında Antakya’da doğdu. İlk ve Ortaokul öğrenimini Antakya’da tamamladı. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1981 yılında Kara Harp Okulu’nu, 1982 yılında Piyade Okulu’nu bitirdi. Kıbrıs dahil, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın çeşitli birliklerinde Takım, Bölük, Tabur ve Alay Komutanlığı yaptı. 1992 yılında Kara Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olduktan sonra, Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’na atandı. Ardından, Kara Harp Akademisi’nde Öğretim Üyeliği ve Plan Subaylığı görevlerini sürdürdü. 1995 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdi. 1996-1997 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsilen Kuveyt ve Irak’ta Birleşmiş Milletler Askeri Gözlemci Subayı olarak görev yaptı. Tabur Komutanlığı görevinin ardından, 1998-2001 yıllarında Belçika’da NATO Karargâhında Kuvvet Plan Subayı görevinde bulundu.
İlgili ürünler
100 Soruda Milli Mücadele
Doç. Dr. Ali Satan, Cumhuriyet tarihi ile ilgili kıyıda kalmış bilgileri derliyor ve yeni bir tarih penceresi açıyor. 100 Soruda Millî Mücadele adlı bu çalışmasında, Kurtuluş Savaşı’nın safahatını kronolojik olarak anlatıyor. Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Millî Mücadele dönemi hakkında piyasada mevcut hamaset dolu kitapların aksine akademik bilgi ve belgelere dayanarak hazırlanan bu kitap özenle seçilmiş ve merak uyandırıcı 100 soru ve bunlara verilen dikkat çekici ve doyurucu bilgileri içeren cevapları akıcı bir üslupla okuyuculara aktarıyor.
* Millî Mücadele nasıl ve ne zaman başladı?
* Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkması Osmanlı Genelkurmayı’nın operasyonu muydu?
* Mondros’ta verilen gizli mektupta neler yazıyordu?
* Müdafaa-i hukuk cemiyetlerini kimler kurdu?
* Sultan Vahdeddin ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki telgraf trafiğinin içeriği neydi?
* Erzurum, Sivas Kongreleri ve Amasya Görüşmelerinin arkaplanı nedir?
* TBMM’nin açılması III. Meşrutiyet’in ilanı mıdır?
* Sakarya Savaşı neden dönüm noktasıdır?
* Alevilerin, Bektaşilerin ve Mevlevilerin Millî Mücadele’deki rolü neydi?
* Mudanya Mütarekesi öncesinde İzmir’e gelen arabulucu mason kimdi?
* Millî Mücadele’de Türkistan ve Kıbrıs Türklerinin katkıları nelerdir?
* Millî Mücadele’de firar edenler olmuş mudur?
Ali Satan bu kitapta, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Mudanya Mütarekesi’ne kadar Türkiye’nin panoramasını çıkarıyor.
Abdülhamid
Hiçbir Osmanlı padişahının kişiliği ve saltanat dönemi, II. Abdülhamid'inki kadar yoğun ve birbirine taban tabana aykırı yorumlara konu olmadı. Pek yakın bir dönemde yaşamış ve çağının belgeleri ortadan kalkmamış bulunduğuna göre, bu, şaşılacak bir şeydir. Böyle bir "muarnma"nın oluşmasına yol açanlar da, hiç kuşkusuz, onun yakın ve uzak çevresindeki kimselerle kendisinden sonraki dönemin tarihi kişisel, öznel (subjektif) görüş açısıyla değerlendiren yazar ve siyasetçileridir.
Şöyle bir genelleme yapılabilir: Abdülhamid'in birtakım güncel hesaplaşmalar dolayısıyla bir simge gibi kullanılmış olması yüzünden, "vasat" bilgiyle yetinenler şu ya da bu görüşe inanmak durumunda kalmışlar, gerçeği öğrenmek isteyenler ise yeterli kaynaklar bulamamışlardır. Daha derinlemesine bakarsak, söz konusu değerlendirmelerin arka planında yakın geçmişten bu yana süregelmiş önemli bir siyasal ve düşünsel çatışmanın izlerine rastlarız. Bu, gelenekçilerle ilerlemeciler arasındaki çatışmadır. Başlangıçları çok daha önceye giden, ancak Abdülhamid döneminde belirginleşen, İkinci Meşrutiyet sonrasında yapılanıp bugünlere gelen bu çatışma, düşünsel planda İslamcılık ve Batıcılık akımları olarak biçimlenmiştir. İslamcılık akımının temsilcileri, Abdülhamid'in gerçek anlamda "Panislamizm siyaseti" izlediğini sandıkları ve yanlış buldukları her şeyde onun tahttan uzaklaşmasını sağlayan İttihatçıların parmağı olduğuna, Cumhuriyet döneminde de ittihatçı çizginin sürdürüldüğüne inandıkları için, Abdülhamid'i yüceltme yoluna gitmişlerdir. Batıcılık akımını savunan birçok kişinin de, ötekiler gibi, Abdülhamid'i "Panıslamist" olarak gördükleri ve onun Batıyla ilişkilerini bilmedikleri açıktır.
Günümüzde, "Hangi Abdülhamid?" sorusunu ortaya atmanın, onu şu ya da bu prizmadan görmenin, yanlış bilgi sahibi olmak ve tarihi yanlış değerlendirmek gibi sakıncaları bir yana, hiç yararı yoktur, Dolayısıyla, Osmanlı tarihinin oldukça uzun bir sürecinde tahtta kalmış ve üstelik imparatorluğu kendisini eksen alarak yönetmek için elinden gelen çabayı harcamış olan Abdülhamid, artık nesnel tarihin prizmasından geçirilerek incelenmeli, değerlendirilmelidir.
Anadolu Türk Tarihi 1 / Büyük Selçuklu Devleti
Kitapları, televizyon programları ve gezileriyle binlerce insana tarihi sevdiren Talha Uğurluel, sürükleyici üslubuyla, seyahatleriyle, fotoğraflarla ve zengin görsel kaynaklarla süslediği bu çalışmasında Büyük Selçukluları anlatıyor!
* Türkler tarih sahnesine ne zaman çıktı?
* Orta Asya’daki Türkler, İslamiyet’i, kimlerden ve nasıl öğrendi?
* Çinliler ve Abbasiler arasındaki mücadelede Türklerin rolü neydi?
* Türk tarihinde yaygın olarak kullandığımız “Türkmen” tabirinin Oğuzlarla bir ilgisi var mıydı?
* Selçuklular kendilerinden önceki diğer Türk devletleri gibi neden Asya’da kalmadılar?
* Selçukluları tam bağımsız hâle getiren Dandanakan Savaşı ve tarihçilerin “Dünyanın Gelini” dediği Rey hakkında bilinmeyenler...
* Yıllardır aranan Malazgirt Savaşı alanı ve şehitlerin mezarları…
* Bütün bilinmeyenleriyle Türklerin Romalıları ilk kez yendiği Pasinler Savaşı alanı...
* Sultan Alparslan’ın kabrinin nerede olduğuna dair son bilgiler ve değerlendirmeler...
* Unutulan Türkler: Suriye ve Irak Selçukluları...
* Şam ve Kudüs tarihinde Selçukluların rolü...
* Selçukluların Altın Çağı: Sultan Melikşah dönemi...
* Nizamiye Medreseleri ile başlayan dillere destan eğitim seferberliği...
Anadolu Türk Tarihi: Büyük Selçuklu Devleti, tarihseverleri şehir şehir gezdiren yepyeni bir kitap… Eseri okurken Cend’den yola çıkacak, Nişabur’dan Merv’e, İsfahan’dan Rey’e, Ani’den Ahlat’a, Antakya’dan Halep’e, Kudüs’ten Kahire’ye seyahat edeceksiniz. Büyük Selçuklu medeniyetin izini sürerken bir devrin sanatına ve tarihine şahit olacaksınız. Selçuklu’nun sanatına, insanına, ilmine-irfanına, günümüzde bile karanlıkta kalmış hayranlık uyandıran yönlerine çok şaşıracaksınız...
Kgb Kremlinin Gözleri
İnsan, var oldu.
Efendi oldu, ama çoğunlukla da köle oldu.
Sınıf, bir bakıma kader de oldu. Halklar ilk günden itibaren baskı, sömürü ve adaletsizlik ile kavgalı oldu. 1789’da ayaklandı, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik!” dedi, kan döktü, can verdi, tiranları devirdi. Fransız Devrimi ile ümitlenir gibi olmuştu ki Sanayi Devrimi, eski düzeni yeniden kurdu; efendi yerine patron, köle yerine işçi geldi. Karl Marx diye biri çıktı. Kapitalizm bela, tarih dediğimiz sınıf mücadelesi dedi. Komünizm diye bir hayal kurdu. Sınıf değil kardeşlik, sömürü değil yoldaşlık olacaktı. Adeta bir dünya cenneti. Böyle bir dünya mümkün, “zincirlerinizden kurtulun!” dedi. Ve ekledi: “Kurtulun ve son bir devrim daha yapın!”
Rusya’da Lenin diye biri çıktı, “evet, mümkün!” dedi. Önce Çar’ı devirdi, sonra her şeyi. Rusya’yı yaptı Sovyetler Birliği. Olacaktı komünist bir dünya cenneti. Ancak bu, hayal edilenden çok farklı bir komünizmdi. Dikiş tutmadı, tutsun diye yaratıldı bir terör makinesi.
Adı KGB idi…
Daha iyi bir dünya adına yaktı, yıktı, ezdi geçti. Ezdikçe büyüdü, büyüdükçe daha çok ezdi. Devrimlerle darbelerle dünyanın yarısını ele geçirdi; herkesi izledi, herkesi dinledi; cennet idealinden yarattı bir korku devleti. Özgürlük adına özgürlükleri, insanlık adına insanları yok etti.
Bizzat kendisini besleyip büyütenleri bile…
Ve bir gün geldi, kendi elleriyle kurduğu cennet hayalini, cehenneme dönüşmüş bir kâbus olarak yine kendi elleriyle toprağa verdi.
Belki de bu, daha en başından itibaren yanlış yerde, yanlış zamanda yapılmış bir devrimin hikâyesiydi...
Teşkilat’ın İki Silahşoru
Biri Meşrutiyet’in Silahşoru Dede Yakup Cemil
Diğeri Cumhuriyet’in Silahşoru Torun ‘’Yakup Cemil’’
“Soner Bey beni arıyormuşsunuz?”
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih: 16 Haziran 1999.
“Tetiği çekene biz ‘Teğ-Men’ ya da ‘Çiftçi’ derdik. Bu şifreler
bize Teşkilatı Mahsusa’dan mirastı. Nasıl mı?
İki kompartıman çalıştık; 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4’üm. Liege-Brüksel ve Rotterdam-Abnham hattı bizimdi.
Neler mi yaptık?
Operasyondan sonra ellerimizi kolonyalı mendillerle sildik...
Bunun eğitimini İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir
yerde aldım...”
İttihat ve Terakki’nin silahşoru Yakup Cemil’in kardeşi
Mehmed Hüsnü’nün torunuydu.
Sistemler, rejimler değişti; Teşkilat hep aynı kaldı.
Teşkilat’ın İki Silahşoru’nun 1903 yılında Pangaltı’da
başlayan 80 yıllık yazılmamış hikâyesi...
Türk Siyasi Tarihi
'- Teşkilât
- Medreseler
- Lâle Devri
- Patronahalil İsyanı
- III. Mustafa Dönemi
- III. Selim Dönemi
- Kabakçı İsyanı
- Vak'ayı Hayriye
- Cezayir'in Elden Çıkışı
- Tanzimat ve Sonrası
- Ayastefanos Antlaşması
- II. Meşrutiyet
- İttihatçılar
- 31 Mart Vakası
- Balkan Harbi
- 1. Dünya Harbi
- Mondros Mütarekesi
- Kürdistan İdeâli ve Şeyh Sait
Türkiye Cumhuriyetinde 1923-1961 Güç Odaklarının Mücadelesi
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılı olan 1923’ten 1961’e kadar geçen 38 yılda, öncesinde olduğu gibi, güç odaklarının büyük mücadeleleri oldu.
İşte elinizdeki kitap bu 38 yılda yaşananlara ışık tutuyor: Hangi tarihsel kesitte, hangi güçler ve temsilcileri, nasıl karşı karşıya geldi? Kimler kazandı, kimler kaybetti? Siyasal ve sosyoekonomik tarih nasıl yazıldı?
İlker Başbuğ bu süreçte yaşanan olayları neden-sonuç ilişkilerini ortaya çıkartacak şekilde sorular sormaya ve bu sorulara cevaplar bulmaya çalışarak tartışıyor ve analiz ediyor.
Bu yaklaşıma birkaç örnek:
• 1926’daki İzmir suikastı girişimi sonrası Atatürk’ün karşısında etkili bir güç kaldı mı?
• Atatürk, İnönü’nün başbakanlıktan ayrılmasının ardından neden Celal Bayar’ı tercih etti?
• Türk Devrimi’nin felsefesinin temel taşını hangi düşünce oluşturmaktadır?
• İnönü, 2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin coğrafyasından kaynaklı gücünü etkin hale getirebilmeyi başarabildi mi?
• Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu neden başarıyla uygulanamadı?
• İnönü’yü çok partili demokrasiye geçişe zorlayan nedenler ve sonuçları…
• 1946-1950 yılları arasında demokrasi mücadelesi veren bir partinin daha sonra bu çizgiden sapmasının nedenleri ve sonuçları…
• 27 Mayıs: İhtilal mi, darbe mi?
38 yıla damgasını vuran tüm önemli olayların analiz edildiği bu kitap siyasi tarihimize yeni bir bakışla bakmanızı sağlayacak…
Ya İstiklal Ya Ölüm
O gün İstanbul işgal altında. Kirli çizmeler dolaşıyor caddelerinde. Güneş bu karanlığın içine doğmak istemiyor. Güneşin her zamanki gibi doğması için Fenerbahçeliler, Kurbağalıdere kenarında kulüp binasının önündeki iskeleye yanaşan motorlarla Anadolu’ya silah kaçırıyorlar. Hem bu yüzden hem de işgal kuvvetlerinin takımlarını peş peşe yendikleri için özel bir nefret var üzerlerinde. Sahada cezalandırmak istenen Fenerbahçe, üstün başarılı sportif mücadele sonucunda alınan Harington Kupasıyla, taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurmuş, Türk istiklalinin ateşleyicilerinden olmuştur.
Bu başarıyı ve gururu anlatan Ya İstiklal Ya Ölüm halkımıza, bu sporcularımızın ve askerlerimizin aziz anısına bir armağan.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.