Gölgelerin Efendisi-6 Kuşatma Altında
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺247,50Şu andaki fiyat: ₺247,50.
Gölgelerin Efendisi serisinin soluk soluğa okuyacağınız bu altıncı kitabında, beşinci kitapta başlayan macera tüm hızıyla sürüyor…
| Yayınevi |
Beyaz Balina Yayınları |
|---|---|
| Yazar |
John Flanagan |
| Baskı Yılı |
2011 |
1 adet stokta
Beyaz Balina Yayınları – Gölgelerin Efendisi-6 Kuşatma Altında
/n
Gölgelerin Efendisi serisinin soluk soluğa okuyacağınız bu altıncı kitabında, beşinci kitapta başlayan macera tüm hızıyla sürüyor…
İlgili ürünler
Canavar Peşinde 8-Dev Maymun Pençe
Kötü Büyücü Malvel sihirli altın zırhı çaldı ve parçalarını Avantia’nın dört bir yanına gizledi. Tom bu parçaları bulmak zorunda ancak her biri, Malvel’in yarattığı altı korkunç canavar tarafından korunuyor.
Tom’un yolu bu kez Kara Orman’a düşüyor.
Kahramanımız, şimdi de Dev Maymun Pençe ile mücadele etmek zorunda…
Festergrimm
MEKANİK BİR DEV UYANIRKEN, KASABA İÇİN ZAMAN DARALIYOR!
Büyük Nautilus Oteli’nin Kayıp Eşya Koruyucusu Herbie ve korkusuz arkadaşı Violet, şu ana dek Tuhaf Deniz Kasabası’nın pek çok sırrını ortaya çıkarmıştır: Dalgaların altında gizlenen, sahillere vuran ve kilitli kapıların ardında yatan sırlar. Zeki ve acımasız düşmanları Sebastian Yılanbalık, kasabanın soğuk ve fırtınalı bir gününde ölümden dönmüşçesine ortaya çıkıp uzun süredir kapalı olan balmumu müzesini açma planlarını anlattığında, maceraperest ikili onun kötü niyetlerinden şüphelenir. Araştırmaları onları kasabanın sırlarla dolu efsanevi geçmişine götürdüğünde, haklı olduklarını anlarlar. Sebastian Yılanbalık, anahtarının Herbie’de olduğunu inandığı bu sırrı ortaya çıkarmak için her şeyi göze almıştır.
Ölümden dönen ezeli baş düşman… Ürkütücü efsaneler… Hareket eden balmumu heykelleri… Ve kasabayı kasıp kavuran devasa bir robot… Devamı için yeterince cesaretli misin?
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Karahindiba Şarabı
“Temiz, dumansız ve etkili, işte karahindiba şarabı bu.”
Düzyazının şairi Ray Bradbury’den, kendi çocukluğundan esintiler taşıyan eşsiz bir cennet tasviri.
Ölümün kaçınılmaz olduğunu bilse de yaşadığının farkına varan, aldığı her nefeste daha da güçlenen on iki yaşındaki Douglas Spaulding, ailesi, zaman makinesi yapmaya çalışan komşuları ve yaz mevsimini doyasıya yaşadığı arkadaşlarıyla birlikte bu benzersiz romanda hayat buluyor. Hayatın büyüsü Douglas’ı etkilerken, yaz mevsiminin tüm güzellikleri karahindiba şarabıyla birlikte şişeleniyor.
Bradbury, yarı-otobiyografik romanı Karahindiba Şarabı’nda geçmişini ve anılarını olmasını istediği gibi yeniden canlandırırken, çocukluğunun büyülü kapılarında bekleyip, okuru kendi cenneti Green Town’da misafir ediyor. Yıllarca fantastik kurgu, bilimkurgu ve korku türünde yazdığı eserlerle tanınmasına rağmen, en iyi eserlerinden biri olan bu romanla yaşamı boyunca yazdığı her cümleye kaynaklık eden bir büyüme öyküsü anlatıyor bize.
Karahindiba Şarabı, Tom Sawyer’ın Maceraları ve Çavdar Tarlasında Çocuklar’la karşılaştırılabilecek güçte olan nadir romanlardan.
Powerless Ciltli
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.
Yanan Denizin Dansı
Hırsızlar Krallığı, Aadilor diyarındaki hem büyü hem de zevkle dolup taşan saklı bir yerdi. Yemin ve kanla bağlı üç ölümcül büyücüden oluşan Mousai, güçlerini bu krallığın hazinelerini korumak için kullanıyordu. Niya Bassette, Mousai’a dansıyla güç getiriyordu. Ne var ki, baştan çıkarıcı hareketlerinin ardında ağır bir sır taşıyordu. Kötü şöhretli korsan lordu Alōs Ezra ise yıllardır bu sırrı ona karşı kullanmaktaydı. Kaçakçılık suçundan Hırsızlar Krallığı’ndan sürgün edilen korsan, Niya’yı rehin alma planıyla yeniden ortaya çıkmıştı. Bu sırrı kullanarak Hırsız Kral tarafından bağışlanmayı hedefliyordu. Niya sırrını korumak ve özgürlüğünü garanti altına almak için korsan lorduyla kendi anlaşmasını yaptı. Fakat bunu yaparken bir şekilde adamın gemisine bağlanmıştı. Şimdi ölümcül sularla, kana susamış bir mürettebatla ve ona ihanet eden kalbiyle mücadele etmek zorundaydı. Alōs’la aralarındaki çekim, çok geçmeden bu hassas ateşkesi tehdit etmeye başladı ve açık denizlerde çalkantılı bir yolculuğa sebep oldu. Krallığından çok uzakta olan Niya, gerçekten de tehlikeli bir dansın içindeydi. Karanlık eylemlerin asil kalpleri gizlediği ve en çekici dansların çoğu zaman karşı tarafı yaktığı Aadilor dünyasına hoş geldiniz. Baştan çıkarıcı bir dansa ne dersiniz?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.