Çaşıt
₺320,00 Orijinal fiyat: ₺320,00.₺255,00Şu andaki fiyat: ₺255,00.
1 adet stokta
Çaşıt
Doğu ve Batı kağanlarının dirliğinde, birbirinin gücünü ölçmeye çalışan, çerisini ve malını sınayan çaşıtlar vardı. Bu çaşıtlar Türkeli’ne baş olmak, diğer kağanlar hakkında bilgi edinmek için kullanılırdı. Türk yurtlarına Çin’den gelen çaşıtlar olurdu ama bunların yanı sıra, Çinliye yardım eden ve Suğdak denilen budundan da çaşıtlara da rastlanırdı. Bunlar Türk düşmanları olarak bilinirdiler.
Göktürkler, Ötüken’de yerleşmiş yüzlerce çaşıtla adı konulmamış bir mücadeleye girişmişti. Ne var ki, çaşıt ordusunun başındaki kişi de bir Göktürk’tü! Türk’ün Türk’le vuruşması ve çaşıtlığına rastlansa da, Türk’ün Çinliye çaşıtlıkla hizmet etmesi işitilmiş şey değildi! Ötüken’de artık, olmaz işler oluyordu.
Devletin en ulu sırrını taşıyan gümüş oklar, kimlerin elindeydi? Umay Ana’nın kutlu sırrı gizlediği kaplumbağa yontusu neredeydi? Vezir Tonyukuk, Bilge Kağan ve Kül Tigin’in ölümünden sonra Göktürk Devleti’ni ayakta tutmaya çabalayan İl-İtmiş Katun bütün bu soruların karşılıklarını bulmak zorundaydı.
İlgili ürünler
Barbaros Hayreddin Geliyor (Tarihsel Roman)
Binbirdirek Batakhanesi Cevahirli Hanımsultan
Çılgın Türkler Kıbrıs
T. Özakman'ın Diriliş, Şu Çılgın Türkler ve Cumhuriyet-Türk Mucizesi eserlerinden oluşan Türkiye Üçlemesi, toplam 623 baskı yapmıştır.
Yazar bu kez yine yakın tarihimizin büyük konularından biri olan Kıbrıs sorununu yazdı. Kıbrıs'ın fethinden günümüze kadarki çarpıcı olayları, direniş destanlarını, Kıbrıs'ın yüz yıllık Milli Mücadelesini ve Barış Harekâtını bir bütün olarak yine belge-roman tarzında işledi. Çılgın Türkler-Kıbrıs'ın da üçlemenin gördüğü benzersiz ilgiyi göreceğine inanıyoruz.
Okumaya başlayınca hak vereceksiniz.
Çılgın Türkler-Kıbrıs'tan birkaç parça:
Donanma Kıbrıs'ın batısından geçerek Ada'nın güneyindeki Larnaka (Tuzla) körfezinde demir attı. 170 kadırga, 30 kalyon ve çeşitli 160 gemi, toplam 360 gemi denizi kapladı, direklerden ufuk görünmez oldu. (1570)
Konaktan Baf kapısındaki kışlaya gidildi. Türk bayrağı törenle indirilerek yerine İngiliz bayrağı çekildi. Bu törende protokol gereği birkaç Türk yönetici bulundu. Hepsinin gözleri doldu. Bu bayrak bu göndere elli bin şehit, binlerce gazi pahasına çekilmişti. Bu acı işlem her şehirde ve ilçede yapılacak, ay yıldız Kıbrıs'tan silinecekti. İndirilen bayrakları alan Türkler özenle katlayıp sakladılar. Bir gün hepsi gerekli olacaktı. Çünkü Türkün bir gün geri geleceğine inanıyorlardı.(1878)
Rumlar kapıyı tekmeleyip banyoya daldılar. Küvetin içindeki anneyi ve üç çocuğu görmüşlerdi. Türk subayının eşi ve çocukları bunlardı işte! Görerek, nara ata ata otuz üç el ateş ettiler. Dördü de öldü. Çocukların kanları, beyin parçaları, saçları tavana sıçrayıp yapıştı. (24 Aralık 1963)
Paraşütçüler Kıbrıs toprağına rahmet gibi yağıyorlardı. Kıbrıslı Türklerin kimi sevinçten ağlıyor, kimi şükür secdesine kapanıyor, kimi avaz avaz bağırıyordu. Denktaş'ın gözyaşları ip gibi yüzüne akıyordu. Acı, zulüm, ölüm, horlanma, eziyet, baskı ile dolu karanlık, kanlı yıllar sona ermişti. Bir Kıbrıs Türkü, bütün Rumlara işittirmek ümidiyle sesi çıktığı kadar bağırıyordu:
"Türkler gelirse işte böyle gelir!" (20 Temmuz 1974)
Cumhuriyet 2 Türk Mucizesi
1923-1938 Cumhuriyet dönemini anlatan Cumhuriyet - Türk Mucizesi’nin bu ikinci kitabıyla Türkiye Üçlemesi son buluyor. Bu kitabi da okumanızi diliyoruz. Çünkü: Çanakkale, Milli Mücadele ve Cumhuriyet bir butündür. Yakın tarihimizi oluşturan bu üç aşamali dönemin tarihini iyi bilmek zorundayız. Yoksa bugünu anlayamaz, yarını kestiremeyiz.
Çanakkale ve Milli Mücadele ruhu, bağımsızlık sevdasi, yurt sevgisi, azim, sabır ve akıl Cumhuriyette kucaklaşıp birleşti, Türk Mucizesi oluştu. Bazı Batılı gözlemciler neden bu dönemi Türk Mucizesi diye nitelediler? Millet M. Kemal Paşa’nin açtığı istiklal, milli irade ve uygarlık bayrağı altında toplandı. Dünyaya egemen galiplere ve onların yardakçlarına karşı, yarı çıplak dört yil daha dövüştü.
Vatan düşmandan kurtarıldı. Ama 1923’te Türkiye 12 milyon nüfuslu, Anadolu’da tek fabrikanın bulunmadığı, geri, ilkel, yoksul, bütün nüfusunun sadece % 7’si okur-yazar olan bir köylü toplumuydu. Kadın-erkek eşitliği söz konusu bile değildi. Sıra milleti kurtarmaya gelmişti. Gazi M. Kemal Atatürk ve ideal arkadaşları ortaçağı yenmek, çağdaşlığı gerçekleştirmek için bir avuç bütçe, halkın desteği ve uygarlık öncülerinin özverileri ile birçok siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik devrimler, olaganustü atılımlar yaptılar. On beş yıla destanlar, efsaneler, harikalıklar sığdırdılar. Okudukça şaşacak, hayran kalacaksınız.
Bu tarihi doğru bilirsek aramızdaki birçok anlaşmazlık sona erer. Birçok sorunun kaynağı doğru tarihi kirleten yalanlardır. Doğru tarih kutup yıldızı gibi doğru, kurtarıcı yolu gösterir. Her alanda çağdaş uygarlığa ulaşmak, bunun gereklerini yerine getirmek zorundayız. Geri kalan dona kalır. Sözün özü, Atatürk’e yürüyelim!
Gaziler Çağı
Kuşçubaşı Eşref (İsmail Bilgin)
Eşref Sencer Kuşçubaşı ya da namı diğer Kuşçubaşı Eşref…
Sıkı bir savaşçı, iyi bir istihbaratçı, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü casuslarından...
Ve tarihimizde hep merak edilen bir kurum: Teşkilat-ı Mahsusa…
Osmanlı’nın son dönemleri… Bir yanda Balkanlarda patlak veren isyanlar, diğer yanda iç karışıklıklarla baş etmeye çalışan bir devlet. Bir yanda varoluş mücadelesi veren Osmanlı İmparatorluğu, diğer yanda büyük bir hızla dünya savaşına doğru sürüklenen ülkeler. Böyle bir ortamda, gözünü budaktan esirgemeyen bir savaşçı çıkar ve tarihin seyrini değiştirir.
İçindeki vatan aşkıyla, 20.000 kişilik orduya sadece 40 adamıyla hiç çekinmeden kafa tutan ve saatlerce savaşan bir asker. İngilizlerin Ortadoğu’daki oyunlarını bozmak için akıl almaz istihbarat faaliyetleri yürüten bir casus. Arap çöllerinde çok hızlı yer değiştirmesiyle bilinen meşhur “uçan şeyh”…
Tarihimizin önemli figürlerini genç nesillere anlatan romanlarıyla okurun büyük beğenisini toplayan İsmail Bilgin’in kaleminden, hayatı mücadelelerle geçmiş bir istihbaratçının benzersiz hayat hikayesi…
“Durmadan çalıştım… Hiçbir zaman filozof ya da siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça kırığı, birkaç madalya ve memleketim için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında hiçbir şey elde etmedim.”
Oğuz Kağan Destanı Diriliş
Gördüğü düşler ne anlama geliyordu?
Teoman Bey’in oğlu Oğuz’un cevaplanmasını istediği tek soru buydu aslında. Ama bu sorunun cevabının başka sorularla birlikte geleceğini bilmiyordu.
Kadim Türk piramitlerini kimler, neden yapmıştı? Burada saklanan sır neydi? İyi ile kötünün, hak ile batılın arasındaki büyük savaşın perde arkasında kimler vardı? Büyük Tufan’dan önce Hz. Nuh’un oğlu Yafes tarafından dövülen kutlu kılıç, çağlar sonra Türk milletinin kaderini nasıl değiştirecekti? Türklere verilen görev neydi ve bu görevi yerine getirebilecekler miydi?
Kehanetlerin, ihanetlerin, babalar ile oğullar arasında yaşanan kıyasıya mücadelelerin sonucunda dünya yeniden şekillenmeye başlayacak, Tunghular, Yüeçiler ve Çinliler bozkırın yiğit çocuklarını yok etmeye çalışırken Oğuz töreyi yaymak için önce kendi kanından olanlara karşı savaşmak zorunda kalacaktı.
Destanlarımızın başkenti Ötüken’de başlayan macera yine Ötüken’de biterken siz de yeni bir çağın başlangıcına adım adım şahitlik edeceksiniz…
“Tanrı’nın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi. Ve yeryüzüne hakim kıldı…”
- Divanü lügati’t-Türk“
"Allah’ın ‘Doğuda’ bir ordusu vardır. Onun adını Türk koymuştur. Kendisine başkaldıranlardan işte onlar vasıtasıyla intikam alır.”
- Hadis (Divanü lügati’t-Türk)
“Boyun eğmeyeceğiz… Biz ölsek de kahramanlığımızın şanı yaşayacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaklardır.”
- Çi-çi Yabgu

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.