Şair
₺495,00 Orijinal fiyat: ₺495,00.₺409,00Şu andaki fiyat: ₺409,00.
3 adet stokta
Şair
“Ben iyi yazılmış ilk satırların tutkunuyumdur. Bazılarının pul ya da bozuk para koleksiyonu yapması gibi, onları küçük bir defterde biriktiririm. Bunlar arasında Şair’in ilk cümlesi mavi kurdeleyle birinci sırada. Jack McEvoy, “Ölüm, benim kalp atışımdır,” diye yazıyor ve siz o anda bir ilk cümlenin cazibesine kapılıp romanın içine doğru çekiliyorsunuz.” Stephen King Gazeteci Jack McEvoy için ölüm, asla yazmak istemeyeceği bir hikâye ve çözmeye umutsuzca ihtiyaç duyacağı bir gizemle birlikte gelir. Eşine az rastlanacak türden bir kurnazlıkla hareket eden seri katilin hedefinde, dehşet verici davaların içinde sıkışıp kalmış cinayet masası dedektifleri vardır. Katilin ardında bıraktığı ipuçlarıysa Edgar Allan Poe’nun eserleri arasından seçtiği alıntılardır. En son kurban, Jack McEvoy’un ikiz kardeşidir. Jack, kardeşinin ölümünü araştırarak yeni cinayetlere engel olmaya çalışırken farkında olmadığı büyük bir tehlikenin içine düşer. Amansız seri katilin sıradaki hedefi, Jack McEvoy’dan başkası değildir!
İlgili ürünler
Günahkar
Ailesi ile birlikte mutlu bir hayat yaşayan Şina, on sekizinci yaş gününe sayılı günler kala, ailesinin kendisinden sakladığı bir sırrı öğrenir. Bu sır tüm hayatını bir kabusa çevirir. Tüm sevdiği insanlar birer birer yok olurken, O kendini bağnaz bir topluluğa karşı mücadele ederken bulacaktır.
“Müziği duyduğunda Şina, yanında oturan Samir’e elini uzattı ve dansa davet etti. Samir şaşkındı. Çünkü dansa kaldırması gereken kendisiydi. Herkes ona bakarken elini Şina’ya teslim etti ve ayağa kalktı. Aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı eşliğinde dans etmeye başladılar.
Hem ışığım hem karanlığımsın,
Hem varoluş hem yok oluşumsun,
İçimde, kalbimdesin.
Yaşam da sensin ölüm de…
Sen nefretimsin sevgilim.
Sen her şeyimsin sevgilim.
Samir ellerini Şina’nın beline doladı. Şina ise kollarıyla bir sarmaşık gibi Samir’in boynuna sarıldı. Usul usul sallanmaya başladıklarında etraflarındaki herkesi, her şeyi unuttular. Üzerlerindeki gözler umurlarında değildi.”
Hizmetçi İzliyor
“Siz yeni komşularımız olmalısınız!” Bayan Lowell beyaz çitin ardından bize el salladı. Kızımın elini tutup ona gülümsedim fakat kocamı görür görmez Bayan Lowell’ın yüzünde tuhaf bir ifade belirdi. O anda bir karar verdim. Nihayet kendimize ait bir evimiz olmuştu. Geçmişim geçmişte kalmıştı. Orada kalmaya devam etmesi için her şeyi yapmaya hazırdım…
Eskiden başkalarının evlerini temizlerdim, şimdiyse bu evin bana ait olduğuna inanamıyordum. Göz alıcı mutfak, sakin çıkmaz sokak, çocuklarımın gönüllerince oynayabilecekleri arka bahçe… Kocam ve ben çocuklarımıza hak ettikleri hayatı verebilmek için yıllarca para biriktirmiştik.
Bayan Lowell’dan pek hoşlanmadıysam da bizi yemeğe davet ettiğinde bunu yeni mahallemizde arkadaş edinme fırsatı olarak gördüm. Kapıyı bize beyaz önlüğü ve sımsıkı topuzuyla hizmetçisi açtı. Onun yerinde olmanın nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyordum.
Ama o buz gibi bakışları içimi ürpertti…
Lowellların hizmetçisi sokağımızdaki tek tuhaflık değildi. Bir silüetin bizi izlediğinden emindim. Kocam geceleri evden çıkıyordu. Ve karşımızdaki evde oturan kadınla tanıştığımda sözleri beni iliklerime kadar ürpertmişti: Komşularına dikkat et.
Ailemi buraya taşıyarak korkunç bir hata mı yapmıştım?
En karanlık sırlarımı arkamda bıraktığımı sanıyordum. Fakat bu sakin banliyö sokağı, şimdiye kadar bulunduğum en tehlikeli yer olabilir miydi?
Korku Filmi
Korku Kulübü 15 – Korku Şatosu
Şizofren
Çevrenizde yeterince ufku geniş insan yok ise nefes alamazsınız. Bu insanlardan hiç kalmamışsa boğulursunuz. Tüm bunlara rağmen onlara benzememeye çalışırsanız kendi içinizde bir çatışma yaşarsınız. Bu çatışmanın sonunda hâlâ kendiniz olarak kalmayı başarabilirseniz bir daha yıkılmazsınız.
Çünkü artık yalnızlığı seçmişsinizdir.
Ucubeler
Evrenin yasalarına karşı çıkabilir miyiz? İsyan edip kendimizi yeni baştan yaratabilir miyiz? Yoksa boşuna mı debeleniriz içimizdeki o gözden uzak bataklığın bulanık sularında?
"Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir." Ucubeler, 2012'de Zignata Geçidi adlı kitabı yayımlanan yetenekli yazar Nuray Türk'ün ilk öykü kitabı. Sonunda evini yakan sahtekâr bir besteci, torununun garip hastalığıyla mücadele ederken aklını yitiren yaşlı bir adam, intikam peşinde büyük bir dövüşçüye dönüşen dev bir kadın ve yeniden çocuk olmak isteğiyle garip deneyler yapan bir Progeria hastası…
Dört öyküden oluşan Ucubeler'de varolma biçimlerinden hoşnutsuz, dayatılan dünyayı kabullenmeyen, ona başkaldıran insanların çığlıklarını duyuyoruz.
Nuray Türk öykülerinde işte bu kendini yeniden yaratma çabasını yüceltiyor ve soruyor: Bunu gerçekten yapabilir miyiz? Başa sarabilir miyiz? Düzeltmeler yapabilir miyiz? Ucubeler'i okurken yazarın bunu başarmayı ne kadar arzuladığını, aslında hiç de umutsuz olmadığını hissediyoruz. Sanki ne kadar çok sorarsa, ne kadar çok ayak direrse, başarıya o kadar yaklaşacakmış gibi. Ve Nuray Türk okuru da bu dirençli kahramanların dünyasına sürüklemekte çok usta.
Yörünge
NASA’nın görevlendirdiği Doktor Emma Watson hayatının macerasını yaşamak üzere Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkmıştır. Büyük bir heyecanla beklediği bu görev, yerçekimsiz ortamda tekhücreli bir organizma kültürünün kontrolden çıkmasıyla kâbusa dönüşür. Deney hayvanlarında görülen korkunç bir hastalık astronotlara da bulaşınca mekik ekibi dünyadan yardım istemek zorunda kalır. Ancak ABD ordusu duruma el koyar ve mekikle her türlü irtibat kesilir. Dev bir karantina merkezine dönüşen mekikte ölüm kalım mücadelesi başlamıştır artık.
Meraklandırıcı ve inandırıcı bir genetik facia hikâyesi… Tüyleriniz diken diken olacak…
-Publishers Weekly
Tess Gerritsen’ın ne kadar iyi olduğunu görmek ürkütücü…
-Harlan Coben

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.