Hayalet Öyküleri
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
1 adet stokta
Hayalet Öyküleri
M.R. James, İngiliz edebiyatının en önemli korku yazarlarından biri, modern hayalet anlatısının babası. Stephen King, H.P. Lovecraft ve Clark Ashton Smith gibi ustaları derinden etkilemiş bir isim olan James’in yazdıkları, yirminci yüzyıl hayalet öykücülüğünün doruk noktası olduğu kadar sonrasında gelen, bu türde yazılmış eserlerin de temelini atar.
Hayalet Öyküleri’nde antika bir düdüğün dünyaya çağırdığı korkutucu ruhların, ölümcül bir lanetten kurtulmaya çalışan insanların, kasabaya dehşet salan yaratıkların, gündüz kaybolup gece ortaya çıkan odaların ve intikam için geri dönen cadıların anlatıldığı karanlık öykülerle karşılaşacaksınız.
HAYALETLER ÜZERİMİZDE KOL GEZMEYE DEVAM EDİYOR.
David Stuart Davies’in önsözüyle
“En iyi hayalet öykülerini M.R. James yazmıştır.” –Neil Gaiman
“James’in kötücül yaratıkları benimkilerden çok daha korkunç çünkü onlar insan gerçekliğine hem çok yakın hem de bir o kadar uzak.” –Stephen King
“Birinci sınıf bir tuhaf kurgu ustası.” –H. P. Lovecraft
“Özgünlükte kimse M. R. James’in eline su dökemez.” –Clark Ashton Smith
İlgili ürünler
Casuslar Sahili
TESS GERRITSEN’DAN YEPYENİ BİR SERİ
Martini Kulübü serisinin ilk romanı Casuslar Sahili
Maggie Bird, sahil kasabası Purity’de yaşayan emekli bir casustur. Çiftliğinde sakin bir hayat sürer ve geçmişinden hiç bahsetmez. Ancak bir gün kimliği belirsiz bir ceset kapısına bırakıldığında, Maggie bunun geçmişiyle bağlantılı bir mesaj olduğunu anlar. Uzun zaman önce parçası olduğu başarısız bir operasyon hem casusluk kariyerini bitirmiş hem de acı bir kayba mal olmuştur. Maggie hayatta kalmak için peşine düşenleri bulmak zorundadır. Aynı kasabada yaşayan üç eski casus arkadaşının (kim olduklarını ve neler karıştırdıklarını soran olursa Martini Kulübü) yardımıyla, Bangkok’tan İstanbul’a, Londra’dan Malta’ya uzanan gizli görev yerlerine yeniden uğrayıp geçmişin hayaletleriyle yüzleşecektir.
Günahkar
Ailesi ile birlikte mutlu bir hayat yaşayan Şina, on sekizinci yaş gününe sayılı günler kala, ailesinin kendisinden sakladığı bir sırrı öğrenir. Bu sır tüm hayatını bir kabusa çevirir. Tüm sevdiği insanlar birer birer yok olurken, O kendini bağnaz bir topluluğa karşı mücadele ederken bulacaktır.
“Müziği duyduğunda Şina, yanında oturan Samir’e elini uzattı ve dansa davet etti. Samir şaşkındı. Çünkü dansa kaldırması gereken kendisiydi. Herkes ona bakarken elini Şina’ya teslim etti ve ayağa kalktı. Aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı eşliğinde dans etmeye başladılar.
Hem ışığım hem karanlığımsın,
Hem varoluş hem yok oluşumsun,
İçimde, kalbimdesin.
Yaşam da sensin ölüm de…
Sen nefretimsin sevgilim.
Sen her şeyimsin sevgilim.
Samir ellerini Şina’nın beline doladı. Şina ise kollarıyla bir sarmaşık gibi Samir’in boynuna sarıldı. Usul usul sallanmaya başladıklarında etraflarındaki herkesi, her şeyi unuttular. Üzerlerindeki gözler umurlarında değildi.”
Hizmetçi İzliyor
“Siz yeni komşularımız olmalısınız!” Bayan Lowell beyaz çitin ardından bize el salladı. Kızımın elini tutup ona gülümsedim fakat kocamı görür görmez Bayan Lowell’ın yüzünde tuhaf bir ifade belirdi. O anda bir karar verdim. Nihayet kendimize ait bir evimiz olmuştu. Geçmişim geçmişte kalmıştı. Orada kalmaya devam etmesi için her şeyi yapmaya hazırdım…
Eskiden başkalarının evlerini temizlerdim, şimdiyse bu evin bana ait olduğuna inanamıyordum. Göz alıcı mutfak, sakin çıkmaz sokak, çocuklarımın gönüllerince oynayabilecekleri arka bahçe… Kocam ve ben çocuklarımıza hak ettikleri hayatı verebilmek için yıllarca para biriktirmiştik.
Bayan Lowell’dan pek hoşlanmadıysam da bizi yemeğe davet ettiğinde bunu yeni mahallemizde arkadaş edinme fırsatı olarak gördüm. Kapıyı bize beyaz önlüğü ve sımsıkı topuzuyla hizmetçisi açtı. Onun yerinde olmanın nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyordum.
Ama o buz gibi bakışları içimi ürpertti…
Lowellların hizmetçisi sokağımızdaki tek tuhaflık değildi. Bir silüetin bizi izlediğinden emindim. Kocam geceleri evden çıkıyordu. Ve karşımızdaki evde oturan kadınla tanıştığımda sözleri beni iliklerime kadar ürpertmişti: Komşularına dikkat et.
Ailemi buraya taşıyarak korkunç bir hata mı yapmıştım?
En karanlık sırlarımı arkamda bıraktığımı sanıyordum. Fakat bu sakin banliyö sokağı, şimdiye kadar bulunduğum en tehlikeli yer olabilir miydi?
Korku Filmi
Küllerin Günü
Mezun Cinayetleri
İstanbul’un köklü liselerinden birinin aşure gününde, mezunlardan işadamı Murat Karaağaç lise binasının çatısından düşerek ölür. Şüpheli görünen vakayı araştırmaya başlayan Başkomiser Perihan Uygur’un soruşturması yukarıdan gelen emirle engellenir. Ancak bu mezun cinayetlerinin sadece ilkidir. Cinayetler devam edecek, Perihan Uygur ekibiyle birlikte ardında hiçbir iz bırakmayan katilin peşine düşecektir.
Tuna Kiremitçi ilk polisiye romanı Mezun Cinayetleri’nde yepyeni bir kadın başkahramanla tanıştırıyor okuru: Vahşi cinayetleri aklı, tecrübesi, sakinliğiyle çözen Başkomiser Perihan Uygur…
Şizofren
Çevrenizde yeterince ufku geniş insan yok ise nefes alamazsınız. Bu insanlardan hiç kalmamışsa boğulursunuz. Tüm bunlara rağmen onlara benzememeye çalışırsanız kendi içinizde bir çatışma yaşarsınız. Bu çatışmanın sonunda hâlâ kendiniz olarak kalmayı başarabilirseniz bir daha yıkılmazsınız.
Çünkü artık yalnızlığı seçmişsinizdir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.