Yaşamın Anlam Ve Amacı
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺160,00Şu andaki fiyat: ₺160,00.
| Yayınevi | Olimpos Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Alfred Adler |
| Sayfa Sayısı | 296 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Olimpos Yayınları – Yaşamın Anlam Ve Amacı
İlgili ürünler
Anksiyete Terapisi
PSİKOTERAPİDE GÜNCEL KLİNİK YAKLAŞIMLARI DİZİSİ
“Bu kitapları okumak, yaptığınız işte daha iyi olmanızı sağlayacaktır. Klinik örneklerle, somut öneriler kombine edilerek yalnızca ne yapılacağının değil, nedeninin de anlaşılmasına olanak verilmektedir. Bu dizi, psikoterapötik ve psikiyatrik teknikler üzerine yeni standartlar getirerek açık ve ustaca yazılmış klinik yazıları içermektedir.”
David Speigel, M.D.
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri ve Davranışsal Bilimler Profesörü
Anksiyete Terapisi;
• Tanısal Değerlendirme
• Maruz Bırakma Teknikleri
• Bilişsel Terapi Teknikleri
• Progresif Relaksasyon (Kademeli Gevşeme)
• Otojenik Eğitim
• Psikodinamik Terapiler
• Tıbbi Tedavinin Rolü
• Agorafobinin Eşlik Ettiği Panik Bozukluğu İçin Bir Bilişsel-Davranışçı Tedavi Paketi
• Sosyal Anksiyete İçin Bir Bilişsel-Davranışçı Tedavi Paketi
başlıklarından oluşan her bir bölümüyle panik atak, agorafobi ve sosyal fobiler gibi birçok anksiyete bozukluğunun klinik tedavisine yönelik kapsamlı ve güncel bir rehberdir. Alanlarındaki uzman kişiler tarafından yazılan Anksiyete Terapisi, bir dizi etkili klinik etkinlik ve müdahale hakkında yararlı bilgiler sunmaktadır. Hem sağlık profesyonellerine hem de konuyla ilgili okuyucuya hitap eden kitapta, birçok vaka öyküsünün yanı sıra, ilacın rolü incelenmekte ve maruz kalma terapisi, bilişsel-davranışsal terapi, progresif relaksasyon ve psikodinamik psikoterapi gibi spesifik teknikler ele alınmaktadır. Yazarlar, bu tekniklerin pratikte nasıl işlediğinin açıkça anlaşılması için klinisyenlerle danışanlar arasındaki diyalog metinlerini de yazılarına dahil etmiştir.
Bağımlılık
Günümüzde alkol ve madde altkültürü, insanlık tarihi boyunca değişik ülkelerde bu alanda oluşmuş altkültürlerin çağımızın iletişim ve haberleşme araçlarından yararlanarak küreselleştiği yeni bir kültür bileşimidir. Bir ucunda bağımlının elindeki yarım gram eroin olan karışık, gizli ve karanlık yumağın öbür ucunda dünyadaki yıllık cirosu milyarlarca dolar olan silah ve uyuşturucu madde kaçakçıları bulunmaktadır. Amaç, bireyi yeraltı örgütlerinin çıkarları doğrultusunda işlev yapan bağımlı bir organizma durumuna indirgemektir.
Beden Asla Yalan Söylemez
Birine öfkelenme özgürlüğümüz yoksa onu sevmeyi seçemeyiz.
Sevmeme özgürlüğümüz olmayan birini gerçekte(n) sevemeyiz.
Birine karşı hissettiğimiz duygu “ona karşı hissetmemiz gerekenler” diye önceden tarif edilmişse, onunla meselemiz bitmeyecek, hatta başlayamayacaktır bile.
Gerçek hayatta “Böyle hissetmem lazım!”, “Şöyle hissetmemem lazım!” diye bir şey yoktur çünkü. Hisler ne yöne gideceklerini gerekliliklere sormazlar. Hiçbir ‘gerçek’ ve olgun ilişki özünde nesnel değildir. Özneler ‘gerçek’ paylaşımlarını nesnellik üzerinden kurmazlar.
Kabullenme özgürlüğümüz olmayan her duygu dışarıya akamayan bir irin gibi bedenimizi ve ruhumuzu ele geçirir. İçimize hapsettiğimiz her duygu aynı zamanda içimizi hapseder.
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız çünkü. Eksik olduğumuzu ararız, hem de eksik bırakandan ya da ona benzeyenden. Noksanımızı, bizi zaten noksan bırakandan dileniriz bir ömür boyu.
Oysa yapabileceğimiz yegâne şey alamadığımız ilgiyi, saygıyı, duygularımıza dair anlayışı, korumayı ve koşulsuz sevgiyi kendimize gösterebilmemizdir. İnsan ancak kendi kendinin ebeveyni olabildiğinde yetişkin, özgür ve mutlu olabilir.
Bunlar içinizde bir yerlere biraz tanıdık geliyorsa bu kitabı okumaya hazırsınız. Size bu kitabın kimle veya kimlerle ilişkinize dair olduğunu söylemeyeceğim yine de… Çünkü biliyorum ki söylersem kaçacaksınız. Size iyi gelmediği, sizi mahvettiği, sizi hasta ettiği, sizi mutsuz ettiği hâlde kaçacaksınız.
Oysa kaçmanın kendisiydi asıl korkunuz. Biraz canınızın yanmasına izin verirseniz, canınızın yanması geçecek. Sizi kendinizin şifalı ellerine doğru çağırıyorum.
– Cem Mumcu
Yetenekli Çocuğun Dramı adlı dünyaca ünlü kitabın yazarı Alice Miller, Beden Asla Yalan Söylemez ile bu hastalıkların nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Bu kitap, duygularımız ile bedenlerimizin kaydettikleri ve ezelden beri içselleştirdiğimiz ahlâk kurallarına uymak için hissetmek istediklerimiz arasındaki çatışmayı ele alır.
Çift Terapisi
PSİKOTERAPİDE GÜNCEL KLİNİK YAKLAŞIMLARI DİZİSİ
“Çift Terapisi”, psikolog, psikiyatr, sosyal hizmetli, danışman ve din adamı gibi geniş bir profesyoneller grubu için rehber niteliğindedir. Alanlarındaki uzmanlar tarafından yazılan “Çift Terapisi”, etkili çift tedavisi konusunda daha etik, esnek ve yaratıcı yaklaşımları sergileyerek değerlendirme, hüküm verme, hipotez kurma ve test etmede paha biçilmez bir kaynak olacaktır. Bu kitabı hem profesyoneller hem de bu alana ilgi duyanlar için çok yararlı buluyorum.
Dr. Ellyn Bader
California, Menlo Park The Couples Institute
Direktör Yardımcısı
“Çift Terapisi”nde, özel terapi kılavuzları, klinik örneklerin bolca kullanıldığı somut öneriler ve ayrıntılı hasta hikâyeleri sunulmaktadır. Niyetimiz okuru etkilemek, büyülemek ya da gizli akademik tartışmalara dipnot koymak değildir. Bunun yerine;
• Çift Terapisinin Temelleri
• Çift Terapisinde Mitler
• Irklar, Etnik Gruplar Ve İnançlar Arası İlişkiler
• Homoseksüel Çiftler
• Çift Terapisinde Sağlık Konuları
• Zor Çiftler
• Ev İçi Şiddet
• Ebeveyn Çiftler
başlıklarından oluşan her bölüm, pratik içindeki klinisyene pragmatik değer taşıyan bir temel sunmak üzere tasarlanmıştır. Aslında genel editör, cilt editörleri ve bölüm yazarları olarak amacımız tektir. Hastalarımızın hayatlarına önemli, acil ve somut katkılar yapmak.
Irvin D. Yalom, M.D.
Psikiyatri Profesörü
Stanford Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Kendini Affet
“Ben”in Sabotajından Kurtulma Yolları
"Yasak" bir şey yaptığımızda hissettiğimiz suçluluk duygularını veya vicdanımızın sızlamasını hepimiz biliriz: yine çok fazla yemek yemişizdir, adaletli ya da dürüst olamamışızdır, bir işi özenerek yerine getirmemişizdir.
İyi insan tablosuna uygun olmayan herhangi bir şey, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı bir tür "moda"/ "moda değil" listesine göre değerlendiren içsel sansürcüyü sahneye çağırabiliyor. Bu liste eğitim, gelenekler ve alışkanlıklardan oluşan bir kurallar bütünü olup çoğumuz onu bir yük olarak yanımızda taşıyoruz. Zira ona her zaman uygun davranabilen biri yoktur herhalde? Ancak: Bunu yapmamız gerekiyor mu ki? Başkalarına ve tabii kendimize ait olan beklentilerimizle nasıl baş edebiliriz; onları özgüvenli, hatta neşeli bir şekilde çiğneyerek, ama yine de sorumluluk alarak?
"Katı içsel sansürcüyü" ve kendimize ilişkin bakış açımızı adım adım nasıl uzlaştırabileceğimizi, Peter Uffelmann bize somut ve tutkulu bir şekilde gösteriyor.
Olağan Psikopatlar
Psikopat. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize. Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi’nden Prof. Kevin Dutton, psikopatik eğilimlerin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor. Kevin Dutton, yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları kapaktaki "ermiş" kelimesi maalesef nedensiz kullanılmadı ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde sayesinde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor. Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.
Sahip Olmak Ya Da Olmak
Eğer insan yalnızca “sahip olduğu” şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir. Böylece yaşamı yanlış kurmanın sonucunda ortaya yenilmiş, moralsiz, yıkık ve acınacak bir insan çıkar. “Olmak” kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur. Olduğum gibiysem ve kişiliğim “olmak” tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimin yıkılması tehlikesi de doğmaz. Odak noktamı ve davranışlarımı yönlendiren güdüleri, kendi içimde bulurum.
Toplum Psikolojisi Ve Empati
Dünya geçmiş asırlara göre daha müreffeh, fakat hayat standartlarının yükseldiği, zenginliklerin arttığı toplumlarda şiddet azalmıyor, hatta tam aksine artıyor. Her gün önünden geçtiğimiz bir toplumsal histeriyle karşı karşıyayız.
O halde toplum neden böyle oldu? Dünya topluluğu nereye gidiyor? Üstelik suçluların çoğu da akıl hastası değil. O halde sebep nedir? Tahammülsüzlük mü? “Öteki”nin duygusuna kayıtsızlık mı? Yoksa empati eksikliği ve bencillik yükselen bir trend haline mi geldi?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Toplum Psikolojisi ve Empati’de dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Yazar, bireysel ve toplumsal şiddet ilişkisini irdelerken, hem geçmişteki toplumları inceliyor hem de günümüz toplumunu, bireyler üzerinden biyolojik ve psikolojik verilerle tahlil ediyor. Son yıllarda şiddet eğiliminin artışıyla birlikte ayyuka çıkan sosyal şizofreniyi ele alıyor, şizofreninin aslında bireyden topluma doğru yayıldığını ileri sürüyor ve buna çözüm önerileri getiriyor.
Toplum Psikolojisi ve Empati günümüzün toplumsal dertlerini anlamak ve bunları çözmek adına atılmış güçlü bir adım.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.