Üç Yanlış Üç Ceset
₺280,00 Orijinal fiyat: ₺280,00.₺233,80Şu andaki fiyat: ₺233,80.
Öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda patlak veren hırsızlık olayı Hercule Poirot için hiç de ilgi çekici bir durum değildir. Başlangıçta basit bir hırsızlık gibi görünen olayda çalınanların listesini gören Poirot, eşi bulunmaz bir sorunla karşılaştığını hemen anlar. Çünkü listede; bir steteskop, bir kutu çikolata, parçalanmış bir bez çanta ve çorba içinden çıkarılmış bir elmas yüzük vardır. Çalınanların pek bir değeri yoktur, ama pansiyondakilerin neden böylesine şaşkınlık ve dehşet duyguları içinde olduğu Poirot’nun aklını fena halde kurcalamaya başlamıştır…
| Yayınevi |
Altın Kitaplar |
|---|---|
| Yazar |
Agatha Chrıstıe |
| Baskı Yılı |
2008 |
1 adet stokta
Altın Kitaplar – Üç Yanlış Üç Ceset
/n
Öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda patlak veren hırsızlık olayı Hercule Poirot için hiç de ilgi çekici bir durum değildir. Başlangıçta basit bir hırsızlık gibi görünen olayda çalınanların listesini gören Poirot, eşi bulunmaz bir sorunla karşılaştığını hemen anlar. Çünkü listede; bir steteskop, bir kutu çikolata, parçalanmış bir bez çanta ve çorba içinden çıkarılmış bir elmas yüzük vardır. Çalınanların pek bir değeri yoktur, ama pansiyondakilerin neden böylesine şaşkınlık ve dehşet duyguları içinde olduğu Poirot’nun aklını fena halde kurcalamaya başlamıştır…
İlgili ürünler
Akıl Oyunları
Charlie Giles, kariyerinin zirvesinde bir yönetici. Kendisine şifreli notlar bıraktığını asla hatırlamıyor. Kimi öldüreceğini tek tek sıraladığı listeye ilk defa görmüşçesine bakıyor. Nasıl olur da en yakınındaki insanı bile öldürmek ister? Anlam veremediği bu şifreli notları kendisinin yazdığından emin. Gelebilecek tehlikelere karşı onu uyaran Anne Pedersen adında biriyle konuşuyor fakat kadının adı kayıtlarda yok. Ölmüş bir adam görüyor ancak polisi oraya götürdüğünde ceset ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan yok oluyor. İşler daha da çığırından çıkmaya başladığında Charlie, kardeşi ve babası gibi şizofren olduğunu düşünmeye başlıyor. Kendisini durdurabilecek mi yoksa bu sonu olmayan akıl oyunlarına yenileri mi eklenecek? Çözebilmesi için halüsinasyonlar arasında tek bir gerçeğe ihtiyacı var ya da gerçeğe aykırı tek bir ayrıntıya. "Umulmadık sürprizler ve zihninizi kurcalayacak oyunlarla dolu bir roman. Muhteşem bir yapıt." -Tess Gerritsen- "Daniel Palmer okuyucuyu can evinden vuracak bir kitapla karşımızda. Karakter tahlilleri enfes. Son sayfaya kadar bitmek bilmeyen bir heyecan dalgası ve zekice düşünülmüş bir olay örgüsü." -John Lescroart- "Akıp giden bir konu, algılarınızı zorlayacak karakterler; net ve zekice kurgulanmış diyaloglar. Bir romandan başka ne beklersiniz? Çok yönlü bir yetenekten başlangıç vuruşu gibi bir ilk roman. Okuyucuyu daha da iştahlandıracak yazım tarzı ile tüylerinizi diken diken edecek bir okuma serüveni. Daniel Palmer, takip edilecek yazarlar arasındaki yerini bu kitapla perçinliyor." -Steve Berry-
Canavar Peşinde 6 Alev Kuşu Epos
Avantia’yı korumakta olan altı canavar var: Ateş Ejderhası Ferno, Deniz Yılanı Sepron, Dağ Trolü Arkta, At-Adam Tagus, Kar Canavarı Nanuk ve Alev Kuşu Epos. Bu canavarlar, Kara Büyücü Malvel’in yaptığı kötü büyü nedeniyle, bir zamanlar korudukları toprakları yerle bir etmeye başladılar. Tom, şimdi Canavarların en korkuncu olduğu söylenen Alev Kuşu Epos ile karşı karşıya. Epos’u etkisi altına alan kötü büyüyü bozması şart. Yoksa Avantia’yı kurtaramayacak...
Demir Ökçe – Modern Klasikler 23
Jack London’ın Demir Ökçe’si distopya edebiyatının ilk örneği olarak kabul edilir. Günümüzden yüz yılı aşkın bir zaman önce kaleme aldığı eserinde London, çok eski ama hiç eskimeyen bir hikâyeyi konu edinir. Ezen ve ezilen mücadelesi tüm çıplaklığıyla gözler önündedir. Amerika Birleşik Devletleri’ni pençesine almış olan Oligarşi, namıdiğer Demir Ökçe tüm şiddeti ve gaddarlığıyla emekçilerin üzerine yürümektedir. Teröristler, ekonomik ve siyasi ilişkiler, faşist devlet yapılanması sanki daha o zamandan yirminci yüzyılda insanlığın yaşayacağı acı olayların habercisi gibidir... Jack London ya da doğduğunda kendisine verilen isimle John Griffith, 12 Ocak 1876'da San Francisco'da doğdu. İlk teknesi Razzle Dazzle'la San Francisco Körfezi'nde maceralı bir hayata atıldı. Kaçak istiridye avladı, Japonya'da fok avlayan bir gemide tayfalık yaptı, ABD'yi bir başına dolaştı. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verip Oakland'a döndü, liseye başladı; sınavlarını dışırdan vererek üniversiteye girdi. 1897'de altın aramak isteyen binlerce kişi gibi Jack London da Kanada'ya gitti ve bu yolculuk yazarlığının keşfi oldu. Bir yıl kaldığı Klondike hakkında, 1903'te yayınlanan Vahşetin Çağrısı ile 1906'da çıkan Beyaz Diş dahil çok sayıda öyküyü kaleme aldı. 22 Kasım 1916'da geride bıraktığı 15 eseriyle, hayata gözlerini yumdu. Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı ile başladığımız Jack London'ın bütün eserleri dizisini Demir Ökçe ile sürdürüyoruz.
Kadınsız Erkekler
Kadınsız Erkekler Ernest Hemingway'in gençlik yapıtlarının en önemlilerinden biridir. İçindeki on dört öykü, daha sonra yazacağı konuları yansıtmaktadır; savaştan kaynaklanan acılar, erkeklerle kadınlar arasındaki tedirgin ilişki, spor ve sportmenlik... Kötü Hikâye'de ünlü matador Maera'ya ölümsüz bir ağıt yakmıştır Hemingway. Bir Başka Ülke'de, savaşta yaralarının iyileşmesini beklerken eşinin vakitsiz ölümünün yasını tutan bir İtalyan subayını anlatmaktadır. Katiller, Chicago'lu iki kiralık katille öldürecekleri adamın öyküsüdür. Kızılderili sevgilisi Prudence tarafından aldatılan Nick Adams, yazarın daha sonraki öykülerine On Kızılderili'yle giriş yapar. Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler ise genç bir çiftin çocuk aldırma üstüne yaptığı yürek burkan, alçak sesli bir tartışmadır. Genç Hemingway, kendine özgü keskin, vurucu bir anlatımla kaleme aldığı bu yapıtlarla Amerika'nın en iyi öykücüsü olarak belirmeye başlamıştır.
Seçilmiş Kişi
Sonra döndü ve onu yalnız başına, yüzü kalabalığa dönük ayakta dururken bırakarak, sahneden ayrıldı. Kalabalık aynı anda hep birlikte adını mırıldanmaya başladı. "Jonas." İlk başta fısıldıyorlardı. Zorlukla duyuluyordu, sesleri bastırılmıştı. "Jonas, Jonas." Sonra daha yüksek sesle ve hızla devam etti. "JONAS. JONAS. JONAS." Adının bir ağızdan söylenmesinden, Jonas, topluluğun kendisini ve yeni görevini benimsediğini, yeni bebek Caleb’e verdiği gibi kendisine de yaşam verdiğini biliyordu. Göğsü minnet ve gururla kabarmaştı. Ama aynı zamanda korkuyla da dolmuştu. Kendisinin seçilmesinin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ne olacağını ya da başına neler geleceğini bilmiyordu.
Troia Surlarının Ardında
Binlerce yıl öncenin Ege dünyasında karşılaşan iki genç kadın... Biri, ülkesi Sparta'yı, evini, hatta çocuğunu terk ederek, aşığı Paris'le birlikte Troia'ya kaçan ve dünyanın en güzel kadını olduğu söylenen, Helena. Diğeri, Batı Anadolu'nun en zengin kenti Troia'nın, olacakları önceden bilen, ama sözlerine inanılmayan yalnız prensesi, Kassandra. Ve onların gözünden, Yunanlar'la Troialılar arasında on yıl süren kanlı bir savaşın öyküsü. Yitirilen binlerce yiğidin, yok olan bir krallığın ve yazgılarına başkaldıran kadınların romanı.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.