Tek İnsanın Değeri
₺240,00 Orijinal fiyat: ₺240,00.₺198,00Şu andaki fiyat: ₺198,00.
Haldun Taner’in düzyazı kitapları serisi yeni derlemelerle sürüyor. Tuncay Birkan’ın hazırladığı “Tek İnsanın Değeri” 1955-1986 yılları arasında Tercüman, Milliyet gazeteleri ve başka yayınlarda çıkmış yazılardan oluşuyor. Arada Bir, Devekuşuna Mektuplar, Hak Dostum Diye Başlayalım Söze, Perşembenin Gelişi başlıklı gazete köşelerinde güncel konuları, çağın getirdiği toplumsal sorunları eleştirel, hoşgörülü ve esprili bir yaklaşımla ortaya koyuyor Haldun Taner. Kadın-çocuk, aşk-evlilik, saygı-sevgi, gençlik-yaşlılık, insan-hayvan, geçmiş-gelecek, mutluluk-umut, özel günler-tatiller gibi pek çok insani konu ve toplumsal olguyu geniş bir kültürel çerçevede irdeliyor. “Bu ihmallerimizle, insan hayatını umursamayan bu adamsendeciliğimizle sâde ölmüşlere, ölenlere değil, yarınki eli belinde görünür kazaların kurbanı olan bugünkü yaşayanlara karşı da şimdiden suçluyuz.
Emin ol, yarınki kazalarda da kabahat ölen şoförde, boğulan kaptanda, hava durumunda, bastıran siste, esen rüzgârda, kabaran dalgada, patlayan frende bulunacaktır. Resmi ağızlar, aynı şeyleri söyleyeceklerdir: Teftişler zamanında yapılmış, makineler usulünce revizyondan geçirilmiş, her şeyyolunda gitmiş, ne var ki, kader, böyle tecelli etmiştir. Tabiat amansızdır. Talih zebun. Eceli kaza gelince suç aramak boşunadır. Kaza kurbanlarının hâtıraları hürmetle anılacaktır. Tanrı devlete, millete zeval vermesin vs. vs. Biz bu kafa ile ıslah olur muyuz dersin?”
(1958)
| Yayınevi | Yapı Kredi Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Haldun Taner |
| Sayfa Sayısı | 224 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “13, 00″, 560 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Yapı Kredi Yayınları – Tek İnsanın Değeri
/n
Haldun Taner’in düzyazı kitapları serisi yeni derlemelerle sürüyor. Tuncay Birkan’ın hazırladığı “Tek İnsanın Değeri” 1955-1986 yılları arasında Tercüman, Milliyet gazeteleri ve başka yayınlarda çıkmış yazılardan oluşuyor. Arada Bir, Devekuşuna Mektuplar, Hak Dostum Diye Başlayalım Söze, Perşembenin Gelişi başlıklı gazete köşelerinde güncel konuları, çağın getirdiği toplumsal sorunları eleştirel, hoşgörülü ve esprili bir yaklaşımla ortaya koyuyor Haldun Taner. Kadın-çocuk, aşk-evlilik, saygı-sevgi, gençlik-yaşlılık, insan-hayvan, geçmiş-gelecek, mutluluk-umut, özel günler-tatiller gibi pek çok insani konu ve toplumsal olguyu geniş bir kültürel çerçevede irdeliyor. “Bu ihmallerimizle, insan hayatını umursamayan bu adamsendeciliğimizle sâde ölmüşlere, ölenlere değil, yarınki eli belinde görünür kazaların kurbanı olan bugünkü yaşayanlara karşı da şimdiden suçluyuz.
Emin ol, yarınki kazalarda da kabahat ölen şoförde, boğulan kaptanda, hava durumunda, bastıran siste, esen rüzgârda, kabaran dalgada, patlayan frende bulunacaktır. Resmi ağızlar, aynı şeyleri söyleyeceklerdir: Teftişler zamanında yapılmış, makineler usulünce revizyondan geçirilmiş, her şeyyolunda gitmiş, ne var ki, kader, böyle tecelli etmiştir. Tabiat amansızdır. Talih zebun. Eceli kaza gelince suç aramak boşunadır. Kaza kurbanlarının hâtıraları hürmetle anılacaktır. Tanrı devlete, millete zeval vermesin vs. vs. Biz bu kafa ile ıslah olur muyuz dersin?”
(1958)
İlgili ürünler
Başlarım Senin Aşkına
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “Rabbim önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve Başlarım Senin Aşkına” diyeceğiniz bir kitap...
Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun?
Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş
İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın.
Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa,
Balık Yunus’u yemediyse,
Bıçak İsmail’i kesmediyse,
Deniz Musa’yı boğmadıysa,
Kuyular Yusuf’ları almadıysa,
Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini.
Ve anlarsın,
Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur.
Sabret…
Sabret…
Anlıyorsun değil mi?
Batı Notları
Batı Notları , Nuri Pakdil’in Fransa’ya yaptığı gezinin akabinde kaleme aldığı yazıları içeriyor. Kitapta sadece Batı’ya dair tespitler yapılmıyor, ülkemizdeki Batılılaşma sürecinin halkımıza ve genelde tüm mazlum halklara yansımaları ele alınıyor. Batı Notları , tarih bilincine sahip Müslüman bir yazarın Batı’yı ve Batılılaşma girişimlerini değerlendirdiği bir çalışmadır.
Sunuş yazısında şöyle diyor Pakdil: “Yalnızca izlenimlerimi değil, Batı’nın bende yaptığı çağrışımları da yazdım. Şunu da belirteyim: Bilinen gerçeklere yeni bir şey eklenmedi.Ama bunlarla, uygarlık sorunlarımıza az çok değiniliyorsa, bu gerçeklerin sürekli yazılması ve üzerinde düşünülmesi zorunludur.”
Nuri Pakdil, Paris’te katıldığı bir sempozyumda, Afrika ülkelerinden gençlerle görüşür. Bu konuşmalarda Afrika’nın dirilişine, diriliş özlemine yoğunlaşır dikkati. Ve 1969’da Türkiye’ye döndüğünde, “Afrika sorunlarını inceleyecek, Afrika uluslarıyla kültürel ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek, bununla ilgili yapılması gerekli girişimleri hükümete önerecek, bir Afrika Enstitüsü” kurulmasını önerir. Çünkü artık, “Yabancılaşmayı bırakarak, mazlum ulusların yürek çırpıntılarını duymanın vaktidir”.
Nuri Pakdil için edebiyat, sadece güzel söz üretme eylemi değildir. Edebiyat; bir duruş, bir tutum alış, karşı koyuş ve muhalefet etme aracıdır.
Edebiyat Kulesi
“Sürekli cümle kurarak, cümlelerini bozmalıyım bunların” diyen Nuri Pakdil’in, Edebiyat Kulesi ’nde kurduğu her yeni cümle, “mutlak öğreti”yi, “kök”leri, “insan”ı savunmada atılan birer yeni adım. Pakdil, aynı zamanda, cümlelerini kurarken gösterdiği olağanüstü titizliğin ipuçlarını da veriyor okura.
O, başını yastığa koyduğunda, “Aynası Firavun Tapınıcılığı olan bir ülkenin” aklından hiç çıkmadığını söylüyor. Bunu bilerek ve bunun öfkesiyle var gücüyle insanı saran buzullara vuruyor, harflerle yapılmış çekicini.
Köklere sımsıkı bağlanmanın, sahih bir eylem birlikteliği içerisinde insanı ve yeryüzünü onaracak bir yaşama ustalığının ipuçlarını veriyor Pakdil. Sabır, onun metinlerini okurken hiç bilmediğimiz kadar soylu bir bilgiyle anlam kazanıyor.
“Yazmalı ve mütemadiyen yeni tasarılar yapmalı tabii. Cambazlığın tıpkısı: Birtakım ağırlıklarla ipin üzerinde gidip gelmeli ve düşmemeli. Seyirlik bir iştir yazmak.”
“Bilinç, Tarih’e sarksa ve araştırarak çıksa oradan bir: Karanlığı yol diye önümüze koyanları göreceğiz.”
Eşref Saat
Türkçeyi güzel kullanan yazarlardan biri olan Şevket Rado sohbetlerinde akıcı ve kolay anlaşılır bir üsluba sahip. Eşref Saat çocuklara hatta her seviyedeki insana vazife duygusunu, etrafına faydalı olmayı, güçlüklerden yılmamayı, aileye bağlı olmayı telkin etmek amacıyla İstanbul Radyosu’ndaki konuşmalarından oluşuyor. Eşref Saat’i okuyarak hayatı sevecek, sağlığınızın değerini bilecek, zengin olmak için doğru davranışın ne olduğunu öğreneceksiniz. İlköğretim öğrencileri için belirlenen 100 Temel Eser’den biri olan Eşref Saat pek çok insanın keşke öğrencilik yıllarında, çok daha önce okusaydım diyeceği türden bilgiler içeren bir kitap. Eser, yazarın radyo konuşmalarını dinleyenlerin o günlere dönmelerini sağlayacak türden bir anlatıma sahip. Yazarın ifadesiyle "hayatı sevmeyi, çalışmayı, iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe değer vermeyi üstün tutan" bir insan olmanın kapısını aralıyor Eşref Saat.
İkra
Allah’ın ilk emri olduğu için okumadı annem
bilirsin bizim toplumu sevgilim
annem okumuş olsaydı sana Mem û Zîn’i anlatırdı
Mem bir ağıt yaktı,
döküldü dolunayda Zîn’in saçları.
sevgilim, annem okumamış bilirsin
seni istemeye geldiğimizde anneme sorulmasın
türkçesi de bozuktur annemin sevgilim
adını söyleyemezse sen yine de “efendim anne” de.
sevgilim, benim annem okumadı ama
senin için çok güzel diyor
ne güzelsin sen, gözlerin Galata terası manzarası gibi
sevgilim çok güzelsin sen
bana sarıl Sovyetler dağılmasın
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.