Tehlikeli İnsanların Beden Dili
₺475,00 Orijinal fiyat: ₺475,00.₺404,00Şu andaki fiyat: ₺404,00.
Bugünlerde her gün yeni bir trajediyle uyanıyoruz. Sıradan halka karşı sıradan insanlar tarafından küçük küçük bir sürü kötülük yapılıyor. İş yerlerinde, ailelerde, komşularda, lokantalarda, kafelerde tehlikeli insanlar var. Bunlar manipülatif davranışlarla zehirlerini akıtıyorlar.
Emekli FBI ajanı Joe Navarro en yaygın 4 tehlikeli insan tipini tanımanın yollarını öğretiyor: Narsist, Yırtıcı, Paranoid ve Duygusal Olarak Dengesizler.
Kendinizi ve ailenizi bu tür insanlardan korumak ve kurban olmamak için için bilmek, öğrenmek zorundasınız.
“Temel bir hayatta kalma rehberi.”—Mike Rocha, ABD Gizli Servisi
“Her kadın bunu okumalı.”—Dr. Wendy Walsh
“Şiddet riskini bertaraf etmek için pek çok alet ve kitap bulunmakta, ama çok azı elinizdeki kitap gibi günlük hayatta işe yarıyor.” —Michel St-Yves
“Güven, dolandırma ve aldatmaca döngüsünün tuzaklarına düşmemek için, kurbanlarının kanını sömüren soğukkanlı duygu sömürücüler ortaya çıkınca çanların çalması için herkes bu kitabı okumalı.” —Werner U. Spitz
“Navarro pek çok hayatı duygusal ya da mali açıdan enkaza çeviren zehir dolu insanlara karşı gözünüzü açıyor.” —Laura Urquiza
| Yayınevi | Alfa Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Joe Navarro |
| Sayfa Sayısı | 335 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Alfa Yayınları – Tehlikeli İnsanların Beden Dili
/n
Bugünlerde her gün yeni bir trajediyle uyanıyoruz. Sıradan halka karşı sıradan insanlar tarafından küçük küçük bir sürü kötülük yapılıyor. İş yerlerinde, ailelerde, komşularda, lokantalarda, kafelerde tehlikeli insanlar var. Bunlar manipülatif davranışlarla zehirlerini akıtıyorlar.
Emekli FBI ajanı Joe Navarro en yaygın 4 tehlikeli insan tipini tanımanın yollarını öğretiyor: Narsist, Yırtıcı, Paranoid ve Duygusal Olarak Dengesizler.
Kendinizi ve ailenizi bu tür insanlardan korumak ve kurban olmamak için için bilmek, öğrenmek zorundasınız.
“Temel bir hayatta kalma rehberi.”—Mike Rocha, ABD Gizli Servisi
“Her kadın bunu okumalı.”—Dr. Wendy Walsh
“Şiddet riskini bertaraf etmek için pek çok alet ve kitap bulunmakta, ama çok azı elinizdeki kitap gibi günlük hayatta işe yarıyor.” —Michel St-Yves
“Güven, dolandırma ve aldatmaca döngüsünün tuzaklarına düşmemek için, kurbanlarının kanını sömüren soğukkanlı duygu sömürücüler ortaya çıkınca çanların çalması için herkes bu kitabı okumalı.” —Werner U. Spitz
“Navarro pek çok hayatı duygusal ya da mali açıdan enkaza çeviren zehir dolu insanlara karşı gözünüzü açıyor.” —Laura Urquiza
İlgili ürünler
Bu Kitap Annelere Çok İyi Gelecek
İlk kitap yazmaya başladığımda demiştim ki: “Bir kişinin fikrini bile değiştirirsem o benim en büyük kazancım olacak. Bir anne ve babanın fikri değişirse bir çocuk değişir, bir çocuk değişirse dünya değişir.”
Ben biliyorum bu kitap annelere ve babalara çok iyi gelecek.
Babalar!
Başlığına bakıp sakın “bu kitap annelere yazılmış.” demeyin. Mutlaka siz de okuyun!
Ve son olarak sizlere diyorum ki:
Dünya bir misafirhaneyse ve biz bir misafir olarak geldiysek dünyaya, o zaman misafirliğe gitmenin tadını çıkaralım.
Bunları Kimseye Anlatamamıştım
Akşam oldu, güneş battı, bizim buralara karanlık çöktü. Herkes evine, yuvasına çekildi.
Benim de üzerime karanlık çökmüştü. Yüreğim nasırlaşmış, beynim durmuştu. Okulun duvarları sanki üstüme yıkılıyor, evin havası ise beni boğuyordu. Annemle babama gıcıklık olsun diye ders çalışmıyordum. Herkesle kavga halindeydim.
O gün sen geldin. Elimi tutup gözlerinle yüreğime "Merhaba" deyince üstüme çöken karanlık dağılmaya başladı, zihnim açıldı. İçimdeki hazineyi keşfettim. Kendimi fark ettim ve kendimle buluşup kucaklaştım.
Her şey değişmeye başladı. Yüreğime bahar geldi. Evimize de bahar geldi. Derslerin beni başarıya götüren dostlar olduğunu anladım. Öğretmenlerimin benim için gösterdikleri çabayı daha iyi gördüm.
Kısaca kendimle barıştım ve etrafımda kavga edecek kimse kalmadı.
İçimde oluşturduğun aydınlık öyle güçlü ki onu örtebilecek hiçbir karanlık yok artık.
Teşekkür ederim, bende zaten var olan beni bana tekrar hatırlattığın için..
Çoktan Seçmeli Hayatlar İçin Ruh Diyeti
Klimalı seminer salonlarında hayata olumlu bakmak kolay. Ezberlersin rolünü, çıkar oynarsın. Ama ölüm döşeğinde ezberlediğini değil, ancak yaşadığını oynayabilirsin.
Birinde rol biter, perde kapanır. Diğerinde rol biter, perde açılır. Ve bu gerçek, yaşadığın dakikaları okuduğun kelimelerin efendisi kılar.
Okuduklarınla yaşadıkların uyuşmuyorsa eğer, ancak bir su birikintisindeki gökyüzü kadar derin olabilirsin.
Bana kaç yıl yaşadığını, ne kadar çok şey bildiğini anlatma sakın!
En nihayetinde sen, aldığın son nefes ve kurduğun son cümlesin.
Salih Uyan Ruh Diyeti ’nde “Bir telaş, bir koşturma. Nereye gidiyoruz böyle?” diye sorduruyor okurlara. Modern hayatın mutluluk reçetelerine, trend olan yaşam biçimlerine ters köşeden bakıp yaşadığımız kültürel değişimlerle fark etmeden kaybettiklerimize dikkat çekiyor. Kof özgüven yerine tevazua, malumatfuruşluk yerine hakiki bilgiye kulak vermeye davet ediyor.
Ve diyor ki, “An gelir, nefesler tutulur. Kelimeler tükenir, bilgi kendinden utanır. İşte o zaman ruhu dinlendirmek gerekir.”
Ruhunuza iyi bakın, biraz dinlenmesi için Ruh Diyeti ’ne başlayın.
Değerler Psikolojisi Ve İnsan
Cesaret, sadakat, affetme, paylaşma, cömertlik, alçakgönüllülük, özeleştiri, adalet ve diğerleri…
Toplumun geneli tarafından kabul edilen bu ortak kavramlar; bir anlamda, mutluluğun standartlar kümesidir.
Değerleri bir banka hesabına benzetirsek, iyi yatırımlar yapan kişinin hesabı ona kâr getirecektir. Ne kadar kâr ettiği hemen anlaşılmasa da bu, ileri yaşlarda faydasını göreceği bir birikim olacaktır. Doğaya ya da ailesine yatırım yapan kişinin, bu yatırımların kendisine geri döneceğini bilmesi gerekir.
Bugünün toplumsal yapısına baktığımızda, değerler artık cümle içinde kullanılan kelimelerden ibaret. Oysa değerleri gölgeleyerek toplumları değiştiren bütün kötülükler, ağaçlarda saklı kurtlar gibidir. Nasıl ki kurtlar ağacı içten kemirerek devirirse, sosyal yozlaşma ve kuralsızlık da toplumu böyle çürütür.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bizleri toplumun manevi dinamikleri olan değerlerin hayatımıza yeniden hakim olması için bir adım atmaya çağırıyor, değer eğitiminin insandan başlayarak topluma yayılması gerektiğini söylüyor ve bir Güzel İnsan Modeli sunuyor.
Kendimi Yaşamak İstiyorum
Merhaba,
Şimdi sen bu kitabı eline alıp incelediğine göre ön kapaktaki başlık dikkatini çekmiş olmalı.
Sen de artık kendini yaşamak istiyor musun?
Başkalarının istediği ve beklediği gibi yaşamak seni de mi yoruyor?
İnsanın istemediği bir hayatı yaşamak zorunda bırakılması ne zor değil mi?
Kim bilir, senin içinde de ne fırtınalar kopuyordur. Dışarıdan görenler seni mutlu zannederken içindeki ateşin seni alev alev yaktığını nereden bilsinler, ruhunun derinliklerine gömdüğün sessiz çığlıkları nereden duysunlar?
Aynı yollardan geçmiş birisi olarak sana kalbimi açıyor ve ellerimi uzatıyorum.
Hadi gel, her şeye yeniden başlayalım. Elimizdeki malzeme sadece sevgi olsun!
Çünkü sevgi her derde deva olan en güzel ilaçtır. Beni iyileştiren sevgi merhemini senin yaralarına da sürmek istiyorum.
Buna müsaaden var mı?
Öze Dönüş Terapisi
Yaşadığımız çağda hayatın anlamı üzerine o kadar yanlış tercümeler yapıldı ki kafalar karmakarışık oldu. Kavramların tercümesi yanlış yapılınca da mutsuzluk ve değersizlik hissiyle baş etmeye çalışan insanların sayısı hızla arttı. Mutlu insan için çizilen resimlerdeki klişe sahneler zihnimize öyle bir kazındı ki varlığımızı bu resimlere uydurmak için kendimizden vazgeçtik, yine de ruhumuz doymuyor. Sıradan kelimesi öyle bir yerin dibine batırıldı ki herkes farklı olmak uğruna aksesuar avına çıktı. Artık başarı özgeçmişteki satır sayısıyla, mutluluk sosyal medyada paylaşılan kurgu fotoğraflarla ölçülüyor.
Bu arada farklı olmak için çaba sarf etmeyip kendisine bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya çalışanlar da var elbette. Reklam yapmadan, gürültü çıkarmadan sessiz sedasız yaşayıp gidiyorlar yanı başımızda... Kalabalıklar hiç durmadan ön plana çıkmaya çalışırken onlar duruyorlar. Hayatın kargaşası içinde bir duruş sahibi olmayı unutanlara inat, her türlü fırtınaya karşı bir yel değirmeni gibi sapasağlam hem de...
Bu kitap işte bunca gürültünün ve kargaşanın ortasında meselenin özünü fark edelim, mutluluğun resmini çizebilelim, yüreğimizin götürdüğü yerden dönüp kendimize gelelim diye yazıldı.
Sen Hiç Kendini Yaşadın Mı ?
Biliyor musun bugün sende okunanların çoğu taa çocukluğundan itibaren sana yazılanlar, bugün sende görünenlerin çoğu küçüklüğünde ruhuna ekilenlerdir.
"Bir tomurcuk gibiydim, ne zaman başımı toprağın üstüne çıkarıp filizlendiysem, bir çiçek olarak açmak istediysem kopardılar. Yeniden açmayı denedim, tekrar kopardılar. Adım Gül ama ben hayatımda hiç gülmedim. Kendimi yaprakları dökülmüş, dalları kırılmış bir ağaç gibi hissediyorum."
Koskoca bir delikanlı ya da genç kızken sınıfta arkadaşlarının önünde rencide edildin mi? Birine tepki göstermek isteyip de ayıp olur diye tepkini içine gömdün mü? Hakkını yiyenlere isyanını sadece dişlerini sıkacak kadar gösterebildiğin anlarda neler hissetmiştin?
Aslında başarısızlık diye bir durum yoktur. Bizim başarısızlık sandığımız şey, öğretmenin dersi anlatma biçimi ile öğrencinin dersi öğrenme biçiminin uyuşmamasından kaynaklanan bir durumdur.
"Babama ve kocama olan öfkem gözümü kör etmiş, içimdeki kor ateşin dumanı basiretimi örtmüş. Yaşanmamışlıklara olan hıncım aklımı sis perdesi gibi kapatmış. Korkak, pısırık, tedirgin, endişeli biri olarak yaşamışım bugüne kadar."
Bugüne kadar beynin seni kontrol etti. Şimdi sen beyninin kontrolünü eline alsan ve hayat otobüsünün direksiyonuna geçsen bundan sonra hayatında nasıl değişiklikler olacağını düşünebiliyor musun?
Siyah Pantolon
Siyah Pantolon hikayesi, Alişan Kapaklıkaya’nın bizzat yaşadığı ve milyonları derinden etkileyen duyguların başında gelmektedir.
Anadolu’nun kendi halinde bir köyünde, birçoğumuzun hayatında var olan, yoklukla mücadele eden bir ailenin dramatik öyküsü…
Zorluklar içinde büyümeye ve okumaya çalışan bir ailenin çocukları... Eve güçlükle alınan ve kardeşlerin sırayla giyebildiği bir pantolon... Ama gelin görün ki; o kardeşlerden biri, tam da siyah pantolonun sırası kendine geldiği gün cennete gidiyor.
Eğitimci-Yazar Alişan Kapaklıkaya, sizleri bu kez duygu yüklü bir yolculuğa davet ediyor. Çocuk yaşta vefat eden kardeşi Rafet’in ve Siyah Pantolon’un hikayesini okurken kendinizi sorgulayacak; tüm sevdikleriniz için hayatınızda, en çok da yüreğinizde kocaman bir yer açacaksınız!

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.