Tarihe Tanıklığım
₺449,00 Orijinal fiyat: ₺449,00.₺382,00Şu andaki fiyat: ₺382,00.
“Buradakiler hayatımın belirli kesitleri çünkü hayatımın tamamının bazı kısımlarını unuttum, bazı kısımları da bana özeller. Geriye kalanlar ise biyografiden çok tarihi kronoloji mahiyetinde. Hayatımı takip eden hadiselere ilişkin hikayeler, gerçek şekilde, kendimize ait hikayeler ne kadar samimi ve doğru olabilirse o ölçüde anlatıldı.
Hatıraların nasıl kaleme alındığını bilmiyordum. Meşhur Churchill’in eserini okurken edebiyatın bu türünde, Churchill’in kendisinin de ifade ettiği üzere, yazarın tarihteki siyasi ve askeri gelişmeleri kendi şahsi tecrübeleriyle bağlantı kurarak yazdığını anladım. Bu nedenle de hatıralar her zaman subjektif görüşlerdir. Bu tarih değildir ve tarih, onu yaşayanlar tarafından yazılmamalıdır.
Kitap metninin nisbeten büyük bir kısmı, o döneme ait mektuplar veya mektupların kesitlerinden, konuşmalardan ve mülakatlardan oluşuyor.Bunlardan bazılarını bütün olarak almayı veya geniş şekilde sunmayı gerekli gördüm zira bunlar benim cereyan eden hadiselere mesafesiz, hızlı ve bazen de anlık tepkilerim. Bunu yaparken, geçmiş olaylara şahitlik etmenin en aslına uygun yolunun bu olduğunu düşündüm. Üstelik bu sayede buna benzer yazılarda sıklıkla görüldüğü gibi kendimi olduğumdan daha akıllı göstermekten de kaçınmış oldum. Kısacası, bundan sonra gelenler tarihimizin zor bir dönemine ilişkin benim doğrularımdır.”
| Yayınevi | Ketebe Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Aliya İzetbegoviç |
| Sayfa Sayısı | 560 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Ketebe Yayınları – Tarihe Tanıklığım
/n
“Buradakiler hayatımın belirli kesitleri çünkü hayatımın tamamının bazı kısımlarını unuttum, bazı kısımları da bana özeller. Geriye kalanlar ise biyografiden çok tarihi kronoloji mahiyetinde. Hayatımı takip eden hadiselere ilişkin hikayeler, gerçek şekilde, kendimize ait hikayeler ne kadar samimi ve doğru olabilirse o ölçüde anlatıldı.
Hatıraların nasıl kaleme alındığını bilmiyordum. Meşhur Churchill’in eserini okurken edebiyatın bu türünde, Churchill’in kendisinin de ifade ettiği üzere, yazarın tarihteki siyasi ve askeri gelişmeleri kendi şahsi tecrübeleriyle bağlantı kurarak yazdığını anladım. Bu nedenle de hatıralar her zaman subjektif görüşlerdir. Bu tarih değildir ve tarih, onu yaşayanlar tarafından yazılmamalıdır.
Kitap metninin nisbeten büyük bir kısmı, o döneme ait mektuplar veya mektupların kesitlerinden, konuşmalardan ve mülakatlardan oluşuyor.Bunlardan bazılarını bütün olarak almayı veya geniş şekilde sunmayı gerekli gördüm zira bunlar benim cereyan eden hadiselere mesafesiz, hızlı ve bazen de anlık tepkilerim. Bunu yaparken, geçmiş olaylara şahitlik etmenin en aslına uygun yolunun bu olduğunu düşündüm. Üstelik bu sayede buna benzer yazılarda sıklıkla görüldüğü gibi kendimi olduğumdan daha akıllı göstermekten de kaçınmış oldum. Kısacası, bundan sonra gelenler tarihimizin zor bir dönemine ilişkin benim doğrularımdır.”
İlgili ürünler
Benim Gözümde Menderes – 35
Demokrat Parti, daha kurulduğu andan itibaren Necip Fazıl için bir muvazaa partisi olmaktan öte bir anlama sahip değildir. Adnan Menderes ise hep bir ümit mevzuu olarak kalmış, fakat bir türlü kendisinden beklenen «hep»çi ve «gözükara» tavrı takınamamıştır.
Necip Fazıl bu eserinde, Adnan Menderes vasıtasiyle bir nevi kendi siyasi hal tercümesini kaleme almıştır. Adnan Menderes ile Demokrat Partiyi de kendi ruh aynasında biçimlendiği şekliyle anlatmıştır. Gerçeğe tam bağlı subjektif bir metod kullandığı eseri hakkındaki şu uyarısı önemlidir:
«Eserime alaka duyacak olanlar, orada önce beni, davamı, sonra Adnan beyi, partisini ve etrafını bulacak ve bütün bunların iç hakikatlerini bende tecelli etmiş şekilleriyle göreceklerdir.»
Dünyayı Değiştiren Konuşmalar
Savaş çağrılarından ateşkeslere, özgürlük isyanlarından ilham kaynağı sözlere, kutlamalardan anmalara kadar birçok konuşmayı derleyen bu merak uyandıran antoloji, önemli figürlerin seslerini tarihsel bağlamda bir araya getiriyor.
Earl Spencer'ın Galler Prensesi olan kızı Diana’nın cenazesinde “Modern çağın en talihsiz kadını” dediği konuşması, Nikita Kruşçev'in 1956'daki “Gizli Söylev”i, Kevin Rudd’ın Avustralya’da kötü muamele gören Aborjinler için yaptığı tarihi savunması, Barack Obama’nın ABD başkanlık seçimlerindeki ilk zafer konuşması, Malala Yusufzay’ın BM Gençlik Meclisindeki eğitime destek çağrısı, İndira Gandi’nin kadın eğitiminin önemine dair görüşleri, Al Gore’un BM Bali İklim Değişikliği Konferansı’ndaki konuşması…
Bunların yanı sıra, Martin Luther King’in “Bir hayalim var” ve “Vaat edilmiş toprakları gördüm” konuşmaları ile Nelson Mandela’nın coşkulu söylevleri de dâhil olmak üzere, modern dünyayı şekillendirmiş olan 50'nin üzerinde önemli tarihi figürün ilham veren konuşmaları bir araya geliyor. Her konuşmacının biyografisi ile konuşmasının önemi ve sonuçlarına yer verilen bu kitabı, dünya tarihinin sürükleyici bir özeti olarak okuyacaksınız.
Evliya Çelebi Seyahatname Den Seçmeler
Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi
Prof. Gombrich'in bu kitabının ilk baskısı 1935 yılında yayımlandı ve büyük bir başarı kazanarak hemen hemen pek çok dile çevrildi. Bu yeni baskısı için DuMond Yayınevi yapıtı baştan aşağı gözden geçirterek en yeni durumunu almasını ağladı. Yüzür ayrıca "50 yıl sonra son söz" başlağı altında kapsamlı bir son bölüm kaleme alı, böylece kitap bugüne kadar gelmiş oldu. "Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi" yazmak her zaman göze alınabilecek bir iş değildir; tam ibir bilimsel cesarete ihtiyaç gösterir. bu nedenle yazar haklı bir övgü kazanmıştır. İnsanlığın gerçek gelişim öyküsünü üç yüz sayfayı bira aşan bir kitapla göstermek kolay kolay göze alınacak bir iş değildir. Büyük bir güç, anlayış ve bilgi birikimine ihtiyaç gösterir. Bu kitabın adı " Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi" adını taşımaktadır. bir zamanlar yirmi beş yaşında olan Ernst H. Gombrich'in kaleminden 1935 yılında çıkmıştır. Yazar okuyucusuna 'sen' diyerek sesleniyor; ama her şeyi bilen bir amanın otoriter tavrı yok bu seslenmede. O, daha çok bir ağabey gibi konuşuyor okuyucusuyla, sanki kardeşlerine bir öykü anlatan ağabey. Ama kardeşlere anlatılanlar öylesine ilginc ki onları he birlikte Düşünmeye sürüklüyor.Gombrich konusunda usta. Gelişmeleri gösteriyor, Çağ Değişiklerini anlatıyor. Ama bütün bunları yaparken akıcı bir ifade ve gözler önünde canlandırıcı bir üslup kullanıyor. Fırsatını bulduğu zaman da çağları için çok önemli kişileri tanıtmayı da ihmal etmiyor. Bu kitabın yararı şurada: İnsanlığın tüm tarihi bir nefeste okumakla kalınmıyor, ayrıca tarihsel olayların biribirine bağlılığı veya benzerliği, sebepleri de kolayca anlaşılabiliryor. Die Zeit (Almanya'nın en ünlü haftalık fikir gazetesi)
Hunlar Hakanı Attila
Osprey
Büyük Komutanlar - 3
Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler
Hunlar Hakani Attila
Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen osprey büyük komutanlar serisi, hunlar hakanı attila ile devam ediyor…
Hunlar hakanı attila, tarihin en simgesel şahsiyetlerinden biridir; öyle ki mirası ve namı günümüzde dahi hayal gücünü harekete geçirebiliyor. Genel kanı, onun gelmiş geçmiş en etkili komutanlardan biri olduğu yönündedir.
Gelgelelim, Attila’nın efsanevi seferlerinin ardındaki gerçeklere dair tam olarak ne biliyoruz? O, MS 430’ların sonlarından öldüğü yıl olan 453’e kadar Roma İmparatorluğu’nun önce doğu, sonra da batı yarılarını tarumar etmişti. Hatta 452 yılındaki seferde bizzat İtalya’yı hedef almış ve ebedi şehir Roma’yı tehdit altında bırakmıştı.
Zengin bir görsel malzemeyle desteklenen bu yeni kitap, Hunlar Hakanı’nı etrafını çevreleyen efsaneleri aralayarak analiz ediyor ve Avrupa’yı bir uçtan öbürüne silip süpürmeyi nasıl başarabildiğini açıklığa kavuşturuyor. Attila’nın getirdiği yenilikler ile verdiği savaşlar, yaşadığı pek az yenilgiden biri olan MS 451’deki Chalons muharebesi de dahil, masaya yatırılıyor.
Elinizde tuttuğunuz, Attila’nın olağanüstü fetihlerinin ve onun bu denli geniş bir imparatorluk kurabilmesini sağlayan kabiliyetlerinin eksiksiz bir hikayesidir. Salt kurucusunun iradesine bağlı bu imparatorluk, Attila sahneyi terk edince ayakta duramayıp dağılmıştır.
Mahkemelerde
"...Hülasa: Kuyucaklı Yusuf yüzümüzü ağartacak bir sanat eseridir.Zararlı bir tarafını göremedim. Mevzuzbahis tenkitler bugün el üstünde tutulan bazı Avrupa şaheserlerinde gördüğümüz -aynı mevzulara ait- tenkitler yanında son derece masum ve küçük kalır. Yalnız bir şahsın ve bir romanın değil, memleketimizde ilerlemesi lazım bir büyük ve faydalı sanatın da davasını gören Cumhuriyet adliyesinden zaten zayıf olan Türk romanının cesaretini kıracak bir karar çıkmayacağını kuvvetle ümit ederim.
Maarif Vekaleti Müfettişlerinden Reşat Nuri" Yazarlığının yanısıra siyasal kimliği de öne çıkan Sabahattin Ali, 1930'lu ve 1940'lı yıllarda Sol görüşlü olmanın bütün zorluklarını yaşadı. Filiz Ali'nin babasına ait bir sandıkta bulduğu belgeler, bu zorlukların ve çilelerin birer tutanağı niteliğindedir. Mahkemelerde Türk edebiyat tarihinde ilk defa Kuyucaklı Yusuf için Reşat Nuri tarafından yazılmış, sansür konusunda hala geçerli sayılabilecek görüşlerin ifade edildiiği raporu, Sabahattin Ali'nin soyadı konusundaki hassasiyetini, dönemin ünlü kişileri ile arasında geçen tartışmaları ve özel hayatına ışık tutacak birçok belgeyi içeriyor.
Sınıf Arkadaşım Atatürk
Mustafa Kemal’i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu’nda ve Harp Akademesi’nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu’suna katıldık. Önce Suriye’de Beşinci, sonra da Makedonya’da Üçüncü Ordu’larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık. Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.