Soğuk Ve Acı Barış Günleri
₺219,00 Orijinal fiyat: ₺219,00.₺181,00Şu andaki fiyat: ₺181,00.
| Yayınevi | Ketebe Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Aliya İzetbegoviç |
| Sayfa Sayısı | 288 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Ketebe Yayınları – Soğuk Ve Acı Barış Günleri
İlgili ürünler
Alman Vakıfları Ve Bergama Dosyası
Aralık 2002’de "faili meşhul" bir cinayete kurban giden değerli araştırmacı, Cumhuriyet Tarihçisi Dr. Necip Hablemitoğlu bu kitabında Alman Vakıflarının Türkiye’deki faaliyetlerine, yapısına ve bağlantılarına mercek tutuyor. Bu vakıfları Bergama’da altın madeni işletilmesinin önüne geçmeye iten dinamikleri inceliyor. Söz konusu vakıflarla işbirliği yapan Türk aydınlarının tutumunu eleştiriyor ve bu kişilerin eylemlerinin ne tür amaçlara hizmet ettiğini gözler önüne seriyor. Sivil Toplum Kuruluşlarının ve bireylerin Avrupa kökenli kurum ve kuruluşlarla olan ilişkilerinin ne tür riskler içerebileceği konusunda kamuoyunu aydınlatıyor, düşündürüyor...
Binbaşı Erseverin İtirafları
Tarih 23 Ekim 1993.
Çalan bir telefon.
“Ersever’i infaz ettik, sıra Soner’de.” Telefon kapanıyor.
Tarih 4 Kasım 1993.
Binbaşı Ersever, elleri arkadan bağlı, ağzı bantlı halde bulunuyor.
Öldürülmüş. Kafasına iki kurşun sıkılarak.
Ardından yakın arkadaşı itirafçı Mustafa Deniz ile sevgilisi Mahsune Dguebe’nin cesetleri bulunuyor.
Peki Binbaşı Ersever’i kim öldürdü?
Başbakan Tansu Çiller “kendi içlerindeki çatışma” diyor.
Kendi içlerindeki?
Kontrgerilla, JİTEM, itirafçılar...
Kontrgerilla timleri: Anadolu Halk Cephesi... TİT... KAP...
İtirafçılardan kurulu Yıldız Timleri...
Yeşil kod adlı Ahmet Demir...
Faili meçhul cinayetler...
Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?
Türkiye bir bilim ülkesi değildir. Ürettiği bilim de birkaç kişisel istisna dışında dünya ölçeğinde tamamen ihmal edilebilir düzeydedir. Türkiye’nin bu bilim fakirliği, sanayisine ve ticaretine de yansımıştır. Özgün hemen hiçbir sanayi ürünü olmayan Türkiye; ticarette de, tarımda da gariban olup; örneğin yazılım oluşturmak gibi akıl ve bilgiden başka hiçbir sermaye istemeyen, son derece kolay ve getirisi büyük bir işi dahi yapamamaktadır. Türkiye’de (askerlik hariç) hemen hiçbir konuda bir ehil insanlar sınıfı yoktur.
Bu korkunç cehalet denizini yaratanların arasında yaşamaya nasıl devam edebileceğiz? Atatürk Türkiyesi çoktan tarih olmuş, 1950’den beri kırsal kökenli zır cahil politikacılar elinde Osmanlı tüm dehşetiyle hortlamıştır. Ancak eskisinden çok daha hızlı gelişen dünyada yeni Osmanlı Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu kadar yaşamayacaktır. Aklımızı başımıza alıp, dünyayı yöneten bilgiyi edinip onu üretmeyi öğrenemezsek, bizlerin nesli bu yeni Osmanlı garibesinin parçalanarak tarih olduğunu ve Ön Asya’daki Türk varlığının silindiğini görecektir.
Türkiye sonu pek feci bitebilecek olan bu cehalet temelli politikalarından derhal vazgeçerek aklını başına almalıdır.
Damat
AKP’lilerin Fethullahçı damatları ya da Fethullahçıların AKP’li kayınpederleri...
• İsim isim o damatlar, o kayınpederler...
• Adil Öksüz’ün kayınpederi Cevat Yıldırım ve ailesinin sırları...
• Adil Öksüz’ün bilinmeyen son toplantısında kimler vardı?
• Adil Öksüz’ün eşi Aynur Öksüz’ün 15 Temmuz darbe girişiminden 10 gün önce ailesine gönderdiği üç ayrı telefon mesajında ne yazıyor?
• AKP milletvekili telefonda kiminle “Türkiye Cumhuriyeti’nin mafyası, Yeşil’in arkadaşı” diye konuştu?
• Ramazan Akyürek’in yardımcı istihbarat elemanından bu kitaba özel itiraflar...
• Fethullah Gülen’in “sağ kolu” olarak bilinen isim nasıl AKP’ye damat oldu?
• Kadir Topbaş’ın oğlu, eniştesine destek için ne yazdı?
• Bülent Arınç, damadına rağmen saraya nasıl çıktı?
• İsmail Kahraman’ın kamuoyundan sakladığı ailesinin bilinmeyenleri...
Ve diğer damatlar, kayınpederler...
Hepsi bu kitapta...
Gölge – Hayykitap
Haçlılar Pagan Yeni Roma olarak geri dönüyor! Hem de yerli ve milli görünen eller ile.
Totaliter bir matrixin içinde olduğunu anlamayan insan her yerde mevcut olan ve bir merkezden yönetilen gölgeyi ilk bakışta algılayamazdı ancak işler değişti. 100 yıldır saklanan bir işgalin sır perdesi yerle bir oldu. Zafer ve ihanet aynı çıktı. Kudüs’ten İstanbul’a uzanan bir işgalin aynılığı netleşti. İnsanlık tarihinde çok acımasız zulümler ve yalanlar gördü, yaşadı. Ancak insana ve onuruna bundan daha aşağılık ve acımasız bir saldırı görmedi.
Bizleri, vatanı ve insanlığı bekleyen daha büyük parçalanmalar yoldayken ‘koruyanı ve saldıranı aynı’ kapıya çıkaran gölgenin maskesi düştü.
Bilişsel savaş rakibe karşı avantaj elde etmek, düşmanı etkisiz hale getirmek hatta yok etmek için beyin bilimlerinin silahlandırıldığı bir alan ise bu katliamın en önemli karargahı ile tanışın.
Gözle görülen bu parçalanma, gücü eline geçirdiğini sananların halkın üzerinde oynadığı ölümcül bir oyundan başka bir şey değildir.
Biz aslında neyin içindeyiz? Sırada ne var? Aynı düşman çok daha beter bir sapıklığa insanlığı hazırlarken belki de ilk kez hepimiz için güneş uyanıyor.
Köstebek
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kakifdir...”
- Mustafa Kemal Atatürk
Yıl 2002, Dr. Necip Hablemitoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor” diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor: “Yeni binyılın şeylerinin, dervişlerinin, müritlerinin ve meczuplarının amaçlarının da değiştiğini gözlemlemleniyor. Artık amaç, bir şeirat develeti kurmak değil. Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.”
“Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor.
”Ben Türk’üm ve başka Türkiye yok” diyerek yola çıkmış ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir aydın olan Necip Hablemitoğlu, “Köstebek” kitabında Fetö Terör Örgütü tehdidini, devlet kademelerindeki örgütlenmelerini kuşkuya yer bırakmadan belgelerle ispatlıyor.
Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler
Antik Yunan kent-devletlerinin adı olan polis, Batı siyasal düşüncesinde, devletin izlediği tarihsel yolculuğun en mükemmel başlangıç noktası sayılmıştır. 1789 Fransız Devrimi ise, varlığını kendisinden önceki birçok gelişmeye borçlu olmakla birlikte, "eski dünyanın" artık tümüyle tarihe karıştığını, yepyeni bir dünyayı, "burjuva dünyasını" haber veren kırılma noktasını işaretlemek için üzerinde uzlaşılan simgeye dönüşmüştür. Elinizdeki kitap bu nedenle Antik Yunan’la başlayıp Fransız Devrimi’yle kapanmaktadır. Modern siyasal düşüncenin arkaik (eskil) ama eskimeyen köklerine bir yolculuk ya da bir geri dönüş... Kim bilir belki de hem bir Yunan düşünürünün, Epikuros’un, hem de çağdaş bir yazarın, Ursula K. LeGuin’in dediği gibi, "gerçek ilerleme, geriye dönüştür." Türkiye’de genel olarak siyaset bilimi, özel olarak siyasal teori, siyaset felsefesi ve siyasal düşünce tarihi alanında en köklü eğitim kurumu olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin deneyimli isimleriyle genç kuşak akademisyenlerinin ortak ürünü olan bu çalışma, üniversite lisans öğrencileri için bir kaynak kitap olmasının yanında, siyasal düşüncenin serüvenini izlemek isteyen bütün okurlara keyifli bir yolculuk imkânı sunuyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.