Rağmenciler
₺350,00 Orijinal fiyat: ₺350,00.₺298,00Şu andaki fiyat: ₺298,00.
Hayatta iki türlü insan vardır: saydıcılar ve rağmenciler.
Saydıcılar; şartlar daha farklı olsaydı, elinde daha iyi imkan olsaydı, başka biri olarak doğsaydı neler yapabileceğini anlatır. Saydıcıların söylenme sebebi, rağmencilerin başarı nedenidir.
Rağmenciler kayıtsız ve şartsız mücadele insanıdır. “Yapamazsın” diyenlere rağmen, kendi korkularına rağmen, engelleyen ailelere rağmen, duyarsız eşlere rağmen, ayrımcılığa rağmen, yöneticilere rağmen, yoksulluğa rağmen buz kıran gemisi gibi ilerler.
Bu kitap rağmenci karakter ve kafa yapısını anlatıyor. Acıyı akılla işleyenlerin, zorluklara göğüs gerenlerin, yedi kez düşse de
sırtı yere gelmeyenlerin hikâyeleri var.
Yazar kritik bir sorunun peşinde: Mücadeleci insanlar, hayatın en acımasız zorluklarıyla nasıl başa çıkıyor? Dirençli, dayanıklı, yılmayan insanların zihni nasıl çalışır?
Hayat üniversitesi, zorluklarla mücadele fakültesi, azmin zaferi anabilim dalından dersler alacaksınız.
Hepimiz biraz rağmenciyiz. Siz nelere rağmen başardınız?
İleri doğru koşarken sizi geriye çeken eller kimindi?
Herkese ve her şeye rağmen tek bir hayalin peşindeyseniz, bu kitap sizin için. Kötü günlerde ruhunuzu yükseltip, size kim olduğunuzu hatırlatacak.
Destek göremeyenler. Kendi göbeğini kesenler.
Boyun eğmeyenler. Rağmenciler. Bu kitapta birleşin! “Yapamazsın” diyenlerden başka kaybedecek kimseniz yok.
Dünyayı ne kapitalizm kurtaracak ne de sosyalizm, tek kurtuluş yolu var: Rağmenizm!
| Yayınevi | Alfa Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Mümin Sekman |
| Sayfa Sayısı | 232 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Alfa Yayınları – Rağmenciler
/n
Hayatta iki türlü insan vardır: saydıcılar ve rağmenciler.
Saydıcılar; şartlar daha farklı olsaydı, elinde daha iyi imkan olsaydı, başka biri olarak doğsaydı neler yapabileceğini anlatır. Saydıcıların söylenme sebebi, rağmencilerin başarı nedenidir.
Rağmenciler kayıtsız ve şartsız mücadele insanıdır. “Yapamazsın” diyenlere rağmen, kendi korkularına rağmen, engelleyen ailelere rağmen, duyarsız eşlere rağmen, ayrımcılığa rağmen, yöneticilere rağmen, yoksulluğa rağmen buz kıran gemisi gibi ilerler.
Bu kitap rağmenci karakter ve kafa yapısını anlatıyor. Acıyı akılla işleyenlerin, zorluklara göğüs gerenlerin, yedi kez düşse de
sırtı yere gelmeyenlerin hikâyeleri var.
Yazar kritik bir sorunun peşinde: Mücadeleci insanlar, hayatın en acımasız zorluklarıyla nasıl başa çıkıyor? Dirençli, dayanıklı, yılmayan insanların zihni nasıl çalışır?
Hayat üniversitesi, zorluklarla mücadele fakültesi, azmin zaferi anabilim dalından dersler alacaksınız.
Hepimiz biraz rağmenciyiz. Siz nelere rağmen başardınız?
İleri doğru koşarken sizi geriye çeken eller kimindi?
Herkese ve her şeye rağmen tek bir hayalin peşindeyseniz, bu kitap sizin için. Kötü günlerde ruhunuzu yükseltip, size kim olduğunuzu hatırlatacak.
Destek göremeyenler. Kendi göbeğini kesenler.
Boyun eğmeyenler. Rağmenciler. Bu kitapta birleşin! “Yapamazsın” diyenlerden başka kaybedecek kimseniz yok.
Dünyayı ne kapitalizm kurtaracak ne de sosyalizm, tek kurtuluş yolu var: Rağmenizm!
İlgili ürünler
Bu Kitap Annelere Çok İyi Gelecek
İlk kitap yazmaya başladığımda demiştim ki: “Bir kişinin fikrini bile değiştirirsem o benim en büyük kazancım olacak. Bir anne ve babanın fikri değişirse bir çocuk değişir, bir çocuk değişirse dünya değişir.”
Ben biliyorum bu kitap annelere ve babalara çok iyi gelecek.
Babalar!
Başlığına bakıp sakın “bu kitap annelere yazılmış.” demeyin. Mutlaka siz de okuyun!
Ve son olarak sizlere diyorum ki:
Dünya bir misafirhaneyse ve biz bir misafir olarak geldiysek dünyaya, o zaman misafirliğe gitmenin tadını çıkaralım.
Doğru İstersen Olur
“İstekler gerçek olur.
Her gün, her dakika, her saniye.
Kendimiz için sürekli bir şeyler isteriz.
Bilerek veya bilmeyerek.
Buna inansak da inanmasak da.
Hatta bunu hiç düşünmediğimiz zamanlarda bile isteriz.
Siz, kendiniz için ne istiyorsunuz?”
Pierre Franckh, "Doğru İstersen Olur!" adlı kitabında isteklerimizi gerçekleştirmek hakkında kendi tecrübelerinden yola çıkarak ipuçları veriyor. Yazar, hayatımızı yönlendiren isteklerimizi gerçekleştirebilmenin elimizde olduğunu ve “Doğru isteme”yi öğrenirsek neleri başarabileceğimizi, örnekleriyle anlatıyor. Evrene gönderdiği “siparişler”in altını çizerken, karşılaştığı diğer durumları da eğlenceli bir dille aktarıyor.
Peki “Doğru isteme” nedir?
Beklentilerimizin nasıl sonuçlanacağı bizim elimizde midir?
Elde ettiğimiz sonuçları mucize saymak ne derece doğrudur?
İsteklerimizi doğru formüle edebiliyor muyuz?
Evren, isteklerimize nasıl cevaplar verir?
“Çok çirkinim.”, “Çok mutsuzum.”, “Asla başarılı olamayacağım.”
Çoğu zaman bizi esir aldığını hissettiğimiz ve içinde boğulduğumuz bunun gibi kalıplaşmış inanç cümlelerinin hayatımızı nasıl olumsuz bir yöne çektiğini görüyoruz. Ve bunun üstesinden gelmek için atılacak adım basit: “Doğru İstersen Olur!”
Mutlu Evliliğin Sırları
Emniyet, yeri geldiğinde soru sormadan gözlerden cevabı almaktır. Oysa günümüzde eşler birbirlerinin telefonlarına bakmaktan gözlerine bakamaz duruma geldi. Bu asırda yolun Hatice'lerle kesişsin istiyorsan araman değil, olman gerekir. Sadık olanın yolu, sadıklarla kesişir. Doğru eşi arayanın önce doğru eş olması gerekir. İnsanlığın mayası ümmet, ümmetin mayası ise ailedir. Aile bozulursa ümmet, ümmet bozulursa insanlık bozulur. Öyleyse insanlığı düzeltmek isteyen kişi buna evvela aileden başlamalıdır.
Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Mutlu Evliliğin Sırları kitabında, akıcı üslubu ve etkili örnekleriyle İslam'a uygun bir aile modelinin ipuçlarını vermeye çalışıyor.
Öğretmenin Kişisel Gelişim Rehberi
Ben, “Hiçbir şey olamazsa bari öğretmen olsun,” cümlesinin çok sık kullanıldığı bir dönemde öğretmenliğe başladım. Birkaç yıllık tecrübeden sonra o cümle zihnimde şöyle değişti: “Eğer bir kişi öğretmenliğe layık değilse ne olursa olsun ama öğretmen olmasın.” Çünkü öğretmenlik kolay iş değildir. Başka mesleklere benzemez, mesai saatlerine sığmaz.
Bu yüzden öğretmen eve gidince işini kapının önünde bırakma lüksüne sahip değildir. Bırakırsa, öğrenciler de öğretmene duydukları saygı ve sevgiyi son dersten sonra sınıf kapısında bırakırlar.
Yıllar sonra buluşan mezunlar, akşamları öğrencilerini hatırlamayan öğretmenlerini hatırlamazlar.
Öğretmen, toprağı sürerken taşları, dikenleri değil hasat mevsimini düşünür. Sabah suladığı saksıdan akşam çiçek beklemez. Sabrı taşarsa verilen bütün emeklerin sele karışacağını bilir.
Onu Kendine Aşık Et
Yaşadığın aşk sana aynalık yapar...
Bu kitap, ruh eşlerini buluşturmaya adanmış spiritüel bir rehberdir.
Ritüeller, tılsımlar, enerji çalışmaları, dualar ve Meleklerin Mucizeleri yolunuzu aydınlatsın. Şimdi ve tüm zamanlara doğru Aşk olsun.
FMV Özel Işık Lisesi ve İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili & Edebiyatı mezunu olan Tuğçe Işınsu, 11 yıl süren reklam yazarlığı kariyerinin ardından doğuştan sahip olduğu psişik güçleri ve aldığı spiritüel eğitimler ile Spiritüel Yaşam Danışmanlığı yapmaya başlamıştır. Birçok yaşam merkezinde, ayrıca 6 yıldır kendi sunduğu ve konuk katıldığı 150'nin üzerinde TV programında Aşk, Melekler, Mistisizm, Enerji Çalışmaları, Şifa Yöntemlerini tüm Türkiye'ye ve Dünyaya tanıtan Tuğçe Işınsu, 5 kitabın da yazarıdır. Dünyanın her yerinden binlerce danışan ile çalışmalarını sürdüren Tuğçe Işınsu, "Onu Kendine Aşık Et" ile okuyucuya ömür boyu yararlanabileceği bir aşk rehberi ve kendini aşkın içinde tanıma fırsatı sunuyor. Sorun yoksa aşk da yoktur. En büyük intikam çok sevmektir.
Öze Dönüş Terapisi
Yaşadığımız çağda hayatın anlamı üzerine o kadar yanlış tercümeler yapıldı ki kafalar karmakarışık oldu. Kavramların tercümesi yanlış yapılınca da mutsuzluk ve değersizlik hissiyle baş etmeye çalışan insanların sayısı hızla arttı. Mutlu insan için çizilen resimlerdeki klişe sahneler zihnimize öyle bir kazındı ki varlığımızı bu resimlere uydurmak için kendimizden vazgeçtik, yine de ruhumuz doymuyor. Sıradan kelimesi öyle bir yerin dibine batırıldı ki herkes farklı olmak uğruna aksesuar avına çıktı. Artık başarı özgeçmişteki satır sayısıyla, mutluluk sosyal medyada paylaşılan kurgu fotoğraflarla ölçülüyor.
Bu arada farklı olmak için çaba sarf etmeyip kendisine bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya çalışanlar da var elbette. Reklam yapmadan, gürültü çıkarmadan sessiz sedasız yaşayıp gidiyorlar yanı başımızda... Kalabalıklar hiç durmadan ön plana çıkmaya çalışırken onlar duruyorlar. Hayatın kargaşası içinde bir duruş sahibi olmayı unutanlara inat, her türlü fırtınaya karşı bir yel değirmeni gibi sapasağlam hem de...
Bu kitap işte bunca gürültünün ve kargaşanın ortasında meselenin özünü fark edelim, mutluluğun resmini çizebilelim, yüreğimizin götürdüğü yerden dönüp kendimize gelelim diye yazıldı.
Rahatlama Kitabı – Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler
Hiçbir şey, pes etmeyen ufacık bir umuttan daha güçlü değildir.
Rahatlama Kitabı, zor günlerden çıkarılmış derslerin ve öyle zamanlarda biraz olsun iyi hissettirecek önerilerin bir derlemesi.
Gece Yarısı Kütüphanesi ve İnsanlar gibi sevilen kitapların yazarı Matt Haig, Rahatlama Kitabı’nda kendi deneyimlerinden öğrendiklerini, Marcus Aurelius, Emily Dickinson, James Baldwin gibi fikirleriyle ilham vermiş isimlerden edindikleriyle harmanlayarak yaşamın iniş ve çıkışları üzerine kısa ve umut dolu metinler sunuyor. Zihnin zindanlar yaratabileceğini ama yanında anahtarlarını da verdiğini gösteriyor bizlere. Mutluluğun ancak “olmanız beklenenleri” bir kenara bıraktığınızda filizlenebildiğini hatırlatarak, yaşama telaşı arasında şöyle bir yavaşlayıp, var olmanın güzelliği ve tahmin edilmezliğinin değerini bilmeyi yüceltiyor.
Bir dostun aklına, sarılmanın huzuruna –ve en kötü zamanlarda bile umudu hatırlamaya– ihtiyaç duyduğunuzda elinizde olmasını isteyeceğiniz bir kitap.
“Matt Haig insanlık halleriyle, onun aydınlık ve karanlığıyla empati kuruyor; mükemmel anlatılarını inşa etmek için renk paletinin tamamını kullanıyor.”
—Neil Gaiman
“Modern hayatın keskin bir gözlemcisi.”
—New York Times
Sen Yanımda Ol Yeter
Kitap yazmak için odama kapandığım bir gün
kendime eğitmen yaptığım kızım Zuhal yanıma geldi:
“Baba, senin bir sözün var ya.”
“Hangisi?”
“Eğitim öğrenciye saygıyla başlar.”
“Evet kızım.”
“Ben de diyorum ki, yazarlık okuyucuya saygıyla başlar.”
“Nasıl yavrum?”
“Kitabının ilk sayfasında okuyucunun gözlerine dokunmak için izin iste.”
Kızımdan aldığım o muhteşem ilhamla diyorum ki, eğer izin verirsen önce gözlerine dokunmak, sonra da yüreğine misafir olmak istiyorum.
Müsaade var mı?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.