Patron
₺180,00 Orijinal fiyat: ₺180,00.₺144,00Şu andaki fiyat: ₺144,00.
Miralay Rahmi Bey’in oğlu Suat Rahmi, yurtdışında eğitim görmüş, birkaç yabancı dil bilen, birçok spor dalında başarıları olan ve Kurtuluş Savaşı’nda komutan olarak görev almış idealist bir Türk gencidir.
Savaş sonrasında devlette memur olarak görev almak istemez ve bir İngiliz şirketinde işe başlar. Kısa zamanda yükselen Suat Rahmi’ye şirketin Türkiye müdürlüğü ve tek karar verici olması teklif edilir.
Hükümetin önemli isimlerinden üniversite ve askerlik dostu olan Vedat yeni kurulan bir fabrikanın başına geçmesini, bu yabancı şirketlerle mücadele ederek ülke kalkınmasında görev almasını ister.
Dün savaşlarla yenmiş oldukları yabancıların ülke ekonomisine ve Türk halkına davranışlarını beğenmeyip onaylamayan Suat Rahmi o an şirketten istifa ederek ülkesi adına çalışmaya başlar.
Sıra aile hayatına yön vermeye gelince kimsenin beklemediği bir karar alır.
| Yayınevi | Ötüken Neşriyat |
|---|---|
| Yazar | Tarık Buğra |
| Sayfa Sayısı | 88 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “12, 00 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Ötüken Neşriyat – Patron
Miralay Rahmi Bey’in oğlu Suat Rahmi, yurtdışında eğitim görmüş, birkaç yabancı dil bilen, birçok spor dalında başarıları olan ve Kurtuluş Savaşı’nda komutan olarak görev almış idealist bir Türk gencidir.
Savaş sonrasında devlette memur olarak görev almak istemez ve bir İngiliz şirketinde işe başlar. Kısa zamanda yükselen Suat Rahmi’ye şirketin Türkiye müdürlüğü ve tek karar verici olması teklif edilir.
Hükümetin önemli isimlerinden üniversite ve askerlik dostu olan Vedat yeni kurulan bir fabrikanın başına geçmesini, bu yabancı şirketlerle mücadele ederek ülke kalkınmasında görev almasını ister.
Dün savaşlarla yenmiş oldukları yabancıların ülke ekonomisine ve Türk halkına davranışlarını beğenmeyip onaylamayan Suat Rahmi o an şirketten istifa ederek ülkesi adına çalışmaya başlar.
Sıra aile hayatına yön vermeye gelince kimsenin beklemediği bir karar alır.
İlgili ürünler
Akümülatörlü Radyo
Türk edebiyatının mühim isimlerinden Tarık Buğra, Yalnızlar adlı romanının doğuşunu bu eseriyle ilişkilendirir ve şöyle der: “Akümülatörlü Radyo benim ilk eserimdir. Ona bir amatörün ilk eserine verebileceği taptaze dikkatleri, gözlemleri, içtenliği ve duygu, düşünce birikimlerimi koymaya çalışmıştım. Şehir Tiyatrosu'ndan geri çekilince insanlarını romana döktüm. Ortaya Yalnızlar çıktı”.
Önce Dört Yumruk, daha sonra ise Akümülatörlü Radyo adıyla yayımlanan eser 1980 yılında Devlet Tiyatroları’nın Oda Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir. 1991 yılında Devlet Sanatçısı unvanına layık görülen Buğra, yarım kalan bir mutluluğun hikâyesi olan bu eseriyle de 1981 yılında Yazarlar Birliği tarafından Tiyatro Ödülü’ne layık görülmüştür.
Antigone – Hasan Ali Yücel Klasikleri 228
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles’in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos’ta günümüze ulaşabilmiştir. Sophokles’in tüm eserleri Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde yayımlanacaktır.
Bertolt Brecht Bütün Oyunları 1
20. yüzyıl Alman şiir ve tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olan Bertolt Brecht, epik tiyatronun, diğer bir deyişle diyalektik tiyatronun kurucusudur. Eserleri uluslararası alanda da saygıyla karşılanmış, pek çok ödüle layık görülmüştür. Düzen çarklarındaki çürük yanları başarıyla hicveden Brecht, onlarca oyununun yanı sıra kuramsal yazıları ve yeni sahneleme yöntemleriyle çağdaş tiyatro anlayışına da yön vermiştir. Körü körüne eğlendirmekten ziyade seyircide bir bilinç yaratmayı önceleyen Brecht’in epik tiyatrosunda oyuncuların role dışarıdan yaklaşması, seyirciden kopmadan farkındalığını belli etmesi, seyircinin katarsis yaşamasına engel olması beklenir. Brecht’in kavramlaştırdığı bu yabancılaştırma efekti, seyircinin oyunla duygudaşlık kurmasını engelleyip akılcı eleştirel bakışını korumayı amaçlar. Brecht, insanı koşulların bir ürünü olarak gören diyalektik görüşü benimsemiş ve insanın bu koşulları değiştirebileceğine inanmıştır: Mesele yalnızca dünyayı yorumlamak değil, ayrıca onu değiştirmektir; amacım bu ilkeyi tiyatroya uygulamaktı.
Bir Perdelik Piyes – Çingene Hocanın Rüyası
Oyun Sanatının Sınırlarında
‘’Oyun sanatının (dram sanatı) sınırları nerede başlayıp nerede sona ermektedir? Onu başka sanatlardan (şiir, roman, müzik gibi) ayıran nitelikler nelerdir? Tiyatro ya da kukla sahnesi, gölge ya da sinema perdesi, radyo frekansları ya da televizyon ekranı bu sanatı nasıl değiştirmektedir? Yeni anlatım araçlarının icat edilmesiyle ve toplumsal değişimlerle birlikte, oyun sanatı hangi özellikleri kazanmıştır?
Oyun sanatının alt dalalrı olan, tiyatro, sinema, opera, bale, kukla, gölge oyunu, radyo oyunu arasında nasıl bir ilişki var? Bu sanatlar arasında nasıl bir etkileşim gerçekleşmiştir? Birbirlerinden yararlanmaları nasıl sonuçlar doğurmuştur? Başarılı örnekleri bize ne söyler? Bu örnekler oyunsanatbiliminin (dramaturji) yöntemleriyle irdelendiğinde nasıl sonuçlara ulaşırız?
30 yılı aşkın süre, tiyatro, sinema, yaratıcı drama ve edebiyat bölümlerinde oyun (dram) sanatı, oyunsanatbilimi (dramaturji) oyunlaştırma (dramatizasyon) ve uyarlama (adaptasyon) gibi dersler veren, Prof. Dr. Hasan Erkek, Oyun Sanatının Sınırlarında adlı kitabında, yukarıda sorduğu soruların kapılarını çalıyor. Bir yandan alanda derinleşirken öt eyandan uygulayıcılara çizdiği yol haritalarıyla kılavuzluk yapıyor.
Oyun Sanatının Sınırlarında, oyun (dram) sanatı akanında çalışan amatör ve profesyonellere, özellikle tiyatro, sinema, yaratıcı drama, yaratıcı yazarlık alanlarında çalışan genç akademisyenlere, öğretmenlere ve öğrencilere önemli katkılarda bulunacaktır.
Sahnedeki Madun: Çağdaş Batı Tiyatrosu’nda Oryantalizm
Zafer Gaye Değildir
Romanları, tiyatro oyunları ve senaryolarıyla çok yönlü bir yazar olan Tarık Buğra’nın Zafer Gaye Değildir isimli senaryosu, sonucu veya sonuca giden yoldaki çarpıcı olayları ve başarıları değil, Mustafa Kemâl’in Atatürklüğe, gerçek söylenişi ile de Türkiye’nin ve Türklüğün gerçek kurtuluşuna yöneliş dönemini anlatır.
Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer, bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer payidar olamaz. O, boş bir gayrettir.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.