Köstebek
₺240,00 Orijinal fiyat: ₺240,00.₺198,00Şu andaki fiyat: ₺198,00.
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kakifdir…”
– Mustafa Kemal Atatürk
Yıl 2002, Dr. Necip Hablemitoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor” diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor: “Yeni binyılın şeylerinin, dervişlerinin, müritlerinin ve meczuplarının amaçlarının da değiştiğini gözlemlemleniyor. Artık amaç, bir şeirat develeti kurmak değil. Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.”
“Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor… Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor.
”Ben Türk’üm ve başka Türkiye yok” diyerek yola çıkmış ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir aydın olan Necip Hablemitoğlu, “Köstebek” kitabında Fetö Terör Örgütü tehdidini, devlet kademelerindeki örgütlenmelerini kuşkuya yer bırakmadan belgelerle ispatlıyor.
| Yayınevi |
Pozitif Yayınları |
|---|---|
| Yazar |
Necip Hablemitoğlu |
| Baskı Yılı |
2016 |
3 adet stokta
Pozitif Yayınları – Köstebek
/n
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kakifdir…”
– Mustafa Kemal Atatürk
Yıl 2002, Dr. Necip Hablemitoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor” diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor: “Yeni binyılın şeylerinin, dervişlerinin, müritlerinin ve meczuplarının amaçlarının da değiştiğini gözlemlemleniyor. Artık amaç, bir şeirat develeti kurmak değil. Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.”
“Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor… Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor.
”Ben Türk’üm ve başka Türkiye yok” diyerek yola çıkmış ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir aydın olan Necip Hablemitoğlu, “Köstebek” kitabında Fetö Terör Örgütü tehdidini, devlet kademelerindeki örgütlenmelerini kuşkuya yer bırakmadan belgelerle ispatlıyor.
İlgili ürünler
Alman Vakıfları Ve Bergama Dosyası
Aralık 2002’de "faili meşhul" bir cinayete kurban giden değerli araştırmacı, Cumhuriyet Tarihçisi Dr. Necip Hablemitoğlu bu kitabında Alman Vakıflarının Türkiye’deki faaliyetlerine, yapısına ve bağlantılarına mercek tutuyor. Bu vakıfları Bergama’da altın madeni işletilmesinin önüne geçmeye iten dinamikleri inceliyor. Söz konusu vakıflarla işbirliği yapan Türk aydınlarının tutumunu eleştiriyor ve bu kişilerin eylemlerinin ne tür amaçlara hizmet ettiğini gözler önüne seriyor. Sivil Toplum Kuruluşlarının ve bireylerin Avrupa kökenli kurum ve kuruluşlarla olan ilişkilerinin ne tür riskler içerebileceği konusunda kamuoyunu aydınlatıyor, düşündürüyor...
Binbaşı Erseverin İtirafları
Tarih 23 Ekim 1993.
Çalan bir telefon.
“Ersever’i infaz ettik, sıra Soner’de.” Telefon kapanıyor.
Tarih 4 Kasım 1993.
Binbaşı Ersever, elleri arkadan bağlı, ağzı bantlı halde bulunuyor.
Öldürülmüş. Kafasına iki kurşun sıkılarak.
Ardından yakın arkadaşı itirafçı Mustafa Deniz ile sevgilisi Mahsune Dguebe’nin cesetleri bulunuyor.
Peki Binbaşı Ersever’i kim öldürdü?
Başbakan Tansu Çiller “kendi içlerindeki çatışma” diyor.
Kendi içlerindeki?
Kontrgerilla, JİTEM, itirafçılar...
Kontrgerilla timleri: Anadolu Halk Cephesi... TİT... KAP...
İtirafçılardan kurulu Yıldız Timleri...
Yeşil kod adlı Ahmet Demir...
Faili meçhul cinayetler...
Çankaya
Atatürk ne yaptığını, nasıl yapacağını, kimlere ne yaptıracağını, kimleri nasıl ve nerede değerlendireceğini bilen pek hesaplı bir adamdı.
Bir fıkrasından, bir hikâyesinden, bir yazı veya nutkundan hemen anladığımızı sandığımız Gazi, aradıkça yeni bir sır verir. Yaklaşılan bir dağ gibi büyür. O’nun hâl tercümesi, yeni Türk devletinin tarihi demektir. Tarihimizi bilmek için Gazi’yi öğrenmeliyiz!”
- Falih Rıfkı Atay
Kurduğu Cumhuriyet ile adını tarihin şanlı sayfalarına yazdıran, Türk’ün ne olduğunu dünyaya gösteren, olağanüstü şartlarda ortaya çıkmış sıra dışı bir liderdi Atatürk. O, neredeyse işgal edilmemiş toprağı kalmayan bir ulusun küllerinden doğmasına önderlik etti.
Büyük başarılara imza atmış Atatürk hakkında birçok kitap ve makale yazıldı. O’nun hakkındaki her şey etraflıca tartışıldı, hâlâ tartışılıyor. Bu yazıların birçoğu ancak Atatürk öldükten sonra yazıldığı için, Falih Rıfkı Atay gibi O’nu yakından tanıyan ve uzun yıllar yanında bulunanların ilk elden verdiği bilgilerin kıymet-i harbiyesi çok daha önemlidir.
Falih Rıfkı Atay, 1923’den 1938’e kadar Atatürk’ün yanında bulunmuş, O’nun yaşadıklarını bizzat kendisinden dinlemiş ve hatta birçoğuna şahit olmuş devrin önemli gazetecilerindendir. Çankaya, Atatürk’ü doğumundan okul yıllarına, savaştığı cephelerden yaptığı inkılaplara, tartışma sofralarından insani yönlerine kadar her detayı anektodlara yer vererek anlatan muazzam bir kitaptır.
Atatürk’ü ve Türkiye’nin dönüşümünü her yönüyle anlamak ve algılamak için, Çankaya kitabı onlarca yıldır en önemli kaynak olmaya devam ediyor.
Her vatandaşın mutlaka okuması gereken çarpıcı bir eser!
Gölge – Hayykitap
Haçlılar Pagan Yeni Roma olarak geri dönüyor! Hem de yerli ve milli görünen eller ile.
Totaliter bir matrixin içinde olduğunu anlamayan insan her yerde mevcut olan ve bir merkezden yönetilen gölgeyi ilk bakışta algılayamazdı ancak işler değişti. 100 yıldır saklanan bir işgalin sır perdesi yerle bir oldu. Zafer ve ihanet aynı çıktı. Kudüs’ten İstanbul’a uzanan bir işgalin aynılığı netleşti. İnsanlık tarihinde çok acımasız zulümler ve yalanlar gördü, yaşadı. Ancak insana ve onuruna bundan daha aşağılık ve acımasız bir saldırı görmedi.
Bizleri, vatanı ve insanlığı bekleyen daha büyük parçalanmalar yoldayken ‘koruyanı ve saldıranı aynı’ kapıya çıkaran gölgenin maskesi düştü.
Bilişsel savaş rakibe karşı avantaj elde etmek, düşmanı etkisiz hale getirmek hatta yok etmek için beyin bilimlerinin silahlandırıldığı bir alan ise bu katliamın en önemli karargahı ile tanışın.
Gözle görülen bu parçalanma, gücü eline geçirdiğini sananların halkın üzerinde oynadığı ölümcül bir oyundan başka bir şey değildir.
Biz aslında neyin içindeyiz? Sırada ne var? Aynı düşman çok daha beter bir sapıklığa insanlığı hazırlarken belki de ilk kez hepimiz için güneş uyanıyor.
Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler
Antik Yunan kent-devletlerinin adı olan polis, Batı siyasal düşüncesinde, devletin izlediği tarihsel yolculuğun en mükemmel başlangıç noktası sayılmıştır. 1789 Fransız Devrimi ise, varlığını kendisinden önceki birçok gelişmeye borçlu olmakla birlikte, "eski dünyanın" artık tümüyle tarihe karıştığını, yepyeni bir dünyayı, "burjuva dünyasını" haber veren kırılma noktasını işaretlemek için üzerinde uzlaşılan simgeye dönüşmüştür. Elinizdeki kitap bu nedenle Antik Yunan’la başlayıp Fransız Devrimi’yle kapanmaktadır. Modern siyasal düşüncenin arkaik (eskil) ama eskimeyen köklerine bir yolculuk ya da bir geri dönüş... Kim bilir belki de hem bir Yunan düşünürünün, Epikuros’un, hem de çağdaş bir yazarın, Ursula K. LeGuin’in dediği gibi, "gerçek ilerleme, geriye dönüştür." Türkiye’de genel olarak siyaset bilimi, özel olarak siyasal teori, siyaset felsefesi ve siyasal düşünce tarihi alanında en köklü eğitim kurumu olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin deneyimli isimleriyle genç kuşak akademisyenlerinin ortak ürünü olan bu çalışma, üniversite lisans öğrencileri için bir kaynak kitap olmasının yanında, siyasal düşüncenin serüvenini izlemek isteyen bütün okurlara keyifli bir yolculuk imkânı sunuyor.
Türkiyede Çağdaşlaşma
Niyazi Berkes'in ilk kez 1964'te The Development of Secularism in Turkey başlığıyla İngilizce yayımlanan bu başyapıtı, daha sonra dilimize de kazandırılmış, Cumhuriyet'in 50.yılında ve daha sonra, 1978'de iki baskısı yapılmıştır. Berkes'in kitaba sonradar eklediği notlar da göz önüne alınarak ekseksiz bir kaynakça ve dizinle tekrar Türk okuruna sunduğumuz bu önemli çalışmada, Türkiye'nin geleneksel devlet sisteminden laik bir yönetime geçişinin kapsamlı tarihi Berkes'in özgün yaklaşımları ve benzersiz yorumları eşliğinde okunabilir.
Cumhuriyet tarihine damgasını vurmuş 75 kitaptan biri sayılan bu vazgeçilmez kaynak, bu köklü değişim süreci içindeki ekonomik yapıya ve buna bağlı teknik gelişmelere de ışık tutmakta, bunlara koşut olarak gelişen siyasal ve dinsel dönüşümleri de toplumdaki yansımalarıylabirlikte ele almaktadır.Alanındaki en nitelikli tarih incelemesi diyebileceğimiz bu önemli çalışma, okurun Türkiye'nin bugününü belli işaret noktalarından hareketle okumasını sağlayacak, daha sağlıklı değerlendirmeler için bir çıkış noktası oluşturacaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.