Kırdığın Yerden Kırıl
₺400,00 Orijinal fiyat: ₺400,00.₺324,00Şu andaki fiyat: ₺324,00.
Bazen gitmek gerek hiç görmediğin yerleri görmek için… Bazen her şeyi unutmak gerek en sevdiğin şarkıyı silip ilk defa duyuyormuş gibi dinlemek gerek. Sevmek gerek sanki hiç o acıları tatmamış gibi yeniden tanışmak gerek. Yardım etmek gerek bazen de yardım edilmesine izin vermek gerek. Yaraların derin de olsa dikiş atılmasına izin vermek gerek. İçindeki merhamet seni sen yapan şey olsa da bazen merhameti bir kenara bırakman gerek.
Kalbini bazen kilitleyip saklamak gerek bazen de gül bahçeleri sunmak gerek. En önemlisi “ah” almamak gerek. Gün gelecek herkes buluşacak ya öbür tarafta. Ben sırf seni öte tarafta görmeyeyim diye hakkımı helal ediyorum. Ama sana tek bir cümle edeceksem yüreğimden geçirerek şunu söylemek istiyorum: KIRDIĞIN YERDEN KIRIL! Kırdığın yerden kırıl sevgilim kırdığın yerden kırıl.
Sence de yeterince üzülmedik mi yeterince hissetmedik mi acıyı? Son zerresine kadar tasarladığım her şeyi artık yorumlamayı bıraktım olduğu yerde kalsın dedim peşin peşin söyledim. Olmayacaksa yormayın dedim. Sevmeyecekseniz beni rahat bırakın dedim. Bence sen de öyle yapmalısın. “Sevmeyeceksen git canım yeterince yandı bir de sen yakma.” Artık bunu demek zorundayız: Kötü insanların dünyasında yaşamaya hak kazandık. Bir arkadaşa bakıp çıkacağız diye bir şey yok. Ya gelecekler bundan sonra bizim olacaklar ya da hiç hayatımıza girmeyecekler.
Benim çocuk yaşta gülümsememi benden çaldılar. Siz siz olun hiçbir çocuğun gülümsemesini çalmayın. Büyüyünce gülmeleri çok zor oluyor.
| Yayınevi | Hayykitap |
|---|---|
| Yazar | Zeus Kabadayı |
| Sayfa Sayısı | 248 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
Hayykitap – Kırdığın Yerden Kırıl
/n
Bazen gitmek gerek hiç görmediğin yerleri görmek için… Bazen her şeyi unutmak gerek en sevdiğin şarkıyı silip ilk defa duyuyormuş gibi dinlemek gerek. Sevmek gerek sanki hiç o acıları tatmamış gibi yeniden tanışmak gerek. Yardım etmek gerek bazen de yardım edilmesine izin vermek gerek. Yaraların derin de olsa dikiş atılmasına izin vermek gerek. İçindeki merhamet seni sen yapan şey olsa da bazen merhameti bir kenara bırakman gerek.
Kalbini bazen kilitleyip saklamak gerek bazen de gül bahçeleri sunmak gerek. En önemlisi “ah” almamak gerek. Gün gelecek herkes buluşacak ya öbür tarafta. Ben sırf seni öte tarafta görmeyeyim diye hakkımı helal ediyorum. Ama sana tek bir cümle edeceksem yüreğimden geçirerek şunu söylemek istiyorum: KIRDIĞIN YERDEN KIRIL! Kırdığın yerden kırıl sevgilim kırdığın yerden kırıl.
Sence de yeterince üzülmedik mi yeterince hissetmedik mi acıyı? Son zerresine kadar tasarladığım her şeyi artık yorumlamayı bıraktım olduğu yerde kalsın dedim peşin peşin söyledim. Olmayacaksa yormayın dedim. Sevmeyecekseniz beni rahat bırakın dedim. Bence sen de öyle yapmalısın. “Sevmeyeceksen git canım yeterince yandı bir de sen yakma.” Artık bunu demek zorundayız: Kötü insanların dünyasında yaşamaya hak kazandık. Bir arkadaşa bakıp çıkacağız diye bir şey yok. Ya gelecekler bundan sonra bizim olacaklar ya da hiç hayatımıza girmeyecekler.
Benim çocuk yaşta gülümsememi benden çaldılar. Siz siz olun hiçbir çocuğun gülümsemesini çalmayın. Büyüyünce gülmeleri çok zor oluyor.
İlgili ürünler
Batı Notları
Batı Notları , Nuri Pakdil’in Fransa’ya yaptığı gezinin akabinde kaleme aldığı yazıları içeriyor. Kitapta sadece Batı’ya dair tespitler yapılmıyor, ülkemizdeki Batılılaşma sürecinin halkımıza ve genelde tüm mazlum halklara yansımaları ele alınıyor. Batı Notları , tarih bilincine sahip Müslüman bir yazarın Batı’yı ve Batılılaşma girişimlerini değerlendirdiği bir çalışmadır.
Sunuş yazısında şöyle diyor Pakdil: “Yalnızca izlenimlerimi değil, Batı’nın bende yaptığı çağrışımları da yazdım. Şunu da belirteyim: Bilinen gerçeklere yeni bir şey eklenmedi.Ama bunlarla, uygarlık sorunlarımıza az çok değiniliyorsa, bu gerçeklerin sürekli yazılması ve üzerinde düşünülmesi zorunludur.”
Nuri Pakdil, Paris’te katıldığı bir sempozyumda, Afrika ülkelerinden gençlerle görüşür. Bu konuşmalarda Afrika’nın dirilişine, diriliş özlemine yoğunlaşır dikkati. Ve 1969’da Türkiye’ye döndüğünde, “Afrika sorunlarını inceleyecek, Afrika uluslarıyla kültürel ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek, bununla ilgili yapılması gerekli girişimleri hükümete önerecek, bir Afrika Enstitüsü” kurulmasını önerir. Çünkü artık, “Yabancılaşmayı bırakarak, mazlum ulusların yürek çırpıntılarını duymanın vaktidir”.
Nuri Pakdil için edebiyat, sadece güzel söz üretme eylemi değildir. Edebiyat; bir duruş, bir tutum alış, karşı koyuş ve muhalefet etme aracıdır.
Hangimiz Sevmedik
PUSLU HAVALAR
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi,
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü,
Rast gitmiyor işim gücüm,
Dar geliyor sensiz sokaklar,
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum,
Işıklar sönük, yollar sessiz,
Ellerim cebimde, sigaram bitti,
Güneş doğmak üzere,
Sadece yürüyorum,
Sen o sırada rüyalarda,
Ben ise puslu havalarda.
Kanadını İyileştirdiğiniz Her Kuş Bir Gün Uçar Gider
Klas Duruş
Nuri Pakdil, dilin pörsümüş örtüsünü kaldıran, “Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?” diyen bir “klas duruş”un sahibidir.
O, tüm yeryüzünü büyük bir titizlikle gözetleyen, gözlemleyen, algılayan, sürekli kendini yenileyen yerli ve yabancı zorbalara, kara siyasa cambazlarına, emek sömürücülerine, insanı kendi karanlıklarında boğmaya çalışanlara karşı yiğitçe direnen, insanın önüne aydınlık ufuklar açan bir eylem ve tavır adamıdır.
“Emek” kavramı kadar, “mülkiyet” kavramı üzerinde de durur Pakdil: “Kirli mülkiyet”in eşitsizliğin temeli olduğu gerçeğinden hareketle bu kavramın insanı Tanrı’dan uzaklaştırdığına vurgu yapar ve çözüm önerir:
“Aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. Bir de, daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin: vicdanımızla. Dâima, terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz: Kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak.”
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.