İlahi Komedya Cehennem
₺185,00 Orijinal fiyat: ₺185,00.₺161,88Şu andaki fiyat: ₺161,88.
Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür. Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkârlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir. On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Cehennem, Dante’nin de söylediği gibi, “Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir.”
| Yayınevi |
Altın Kitaplar |
|---|---|
| Yazar |
Dante Alighieri |
| Sayfa Sayısı |
299 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2019 |
| Boyut |
"13 ,50 X 19 ,50" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
19 adet stokta
Altın Kitaplar – İlahi Komedya Cehennem
/n
Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür. Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkârlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir. On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Cehennem, Dante’nin de söylediği gibi, “Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir.”
İlgili ürünler
Foucault Sarkacı
"Umberto Eco"nun ilk romanı olan "Gülün Adı" gibi, bu ikinci romanı "Foucault Sarkacı" da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. Belki de en uygunu, onu bir "bilim-roman" ya da "Eco-roman" diye nitelendirmek.
"Foucault Sarkacı", çok-katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. Bu da romana, değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor. "Foucault Sarkacı", kısaca, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüveni:
Pozitif bilimin yanısıra, uzantıları günümüze dek süregelen, gizli bilimlerin, Ortaçağı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. Okuyucuların, bu çetin, ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla.
- Şadan Karadeniz
Görünmez Kentler
Modern dünyanın masal anlatıcısı Italo Calvino'nun efsanevi kitabı Görünmez Kentler, tekrar elimizin altında... Kubilay Han'ın yolculuk eden Marco Polo... Batı'nın Doğu'yu gören gözünün kurduğu hayaller bir yanda, modern kentin içinden çıkılmazlığı ve geleceği öte yanda... "Kitap bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı." Okur, kitabı eline aldığında, yazarın kentleri arasında dolanacağından, önüne altın harflerle sunulan olasılıkları yutacağından, sonunda okuduklarını kendi zihnindeki ideal kentlere ekleyeceğinden emin olmalı. Okur, kitabı, mümkünse, büyük bir caddenin kenarına dizilmiş kahve masalarından birine ilişerek okumalı; göz önündeki gerçekle, göz önündeki kurguyu daha iyi görebilmek için... "Belki de kent yaşamının kriz noktasına yaklaşmaktayız ve Görünmez Kentler, yaşanmaz hale gelen kentlerin kalbinden doğan bir rüya."
İlahi Komedya 3 Lü Set ( Araf Cennet Cehennem)
Cennet
Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Cennet’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.
Cennet, ilk yedi katı iç içe geçmiş yedi gökten oluşan, on katlı, kainatın tümünü saran, ötesi olmayan en yüce yapıdır. Maddeden tamamen arıdır. Yalnızca duyularla algılanır, çünkü saf ışığın sarıp sarmaladığı, zaman mefhumunun olmadığı bir dünyadır. Dante’ye Cennet yolculuğunda Araf’ın tepesinde Vergilius’un yerini alan Beatrice eşlik eder. Şair ilk yedi katı geçip de sekizinci ve dokuzuncu katlara geldiğinde bu yolculuk boyunca neden sürekli olarak tarihi şahsiyetleri gördüğünü öğrenir. Bu tanrısal bir sırdır ve ancak ahlak ve erdem sahibi inanlı kimselere bahşedilmiş ruhsal bir taçlandırmadır. Ve son kata ulaştığında ise çiçekli iki sahil arasında süzülen bir ışık nehriyle karşılaşır. Burası ezeliyetin ve ebediyetin sahibi Tanrı’nın katı, sonsuz ışığın kaynağı arşıaladır.
On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Cennet, Dante’nin de söylediği gibi, “Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir.”
Cehennem
Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.
Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkarlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir.
On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Cehennem, Dante’nin de söylediği gibi, "Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir."
Araf
Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Araf’a yaptığı yolculuğun öyküsüdür.
Araf, Cennet ile Cehennem arasında, her katında yedi ölümcül günahı işleyenlerin arınarak Cennet’e gitmek için ıstırap çektikleri yedi katlı bir dağdır. Bu günahlar Cehennem’de azap çekmeyi gerektirmeyen günahlardır ve yukarıya çıkıldıkça çekilen ıstırabın derecesi azalırken, uhrevi arınma bir kerte daha artarak gerçekleşir. Dante’ye bu yolculuğunda Vergilius’un yanında büyük Latin şairi Statius da eşlik eder. Araf aydınlık bir yerdir ve umudu, pişmanlığı, kefareti ve en önemlisi ise metamorfozu temsil eder. O sebepledir ki Dante sürekli olarak Vergilius’un Metamorfoz’undan alıntılar yaparak eserinin mistik dokusunu lirik ve mitolojik öğelerle besler. Alıntı yaptığı her dize düşülen bir ikilemin açıklamasıdır ve Araf’ın her katında bir muamma vardır. Çözümü ise analitik bir zekânın edebi dehayla dokuduğu örüntünün altında saklıdır.
On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Araf, Dante’nin de söylediği gibi, “Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir.”
Prag Mezarlığı
19. yüzyılda Paris: Komün Günleri; hançer darbeleri; absent dumanları arasında hazırlanan cinayetler; kanalizasyonda yatan cesetler; patlamalar; isyanlar; takma sakallar; sahte noterler; düzmece vasiyetler; satanist örgütler; kara ayinler; cinsellikle pek fazla ilgilenmeyen, hastalarının rüyalarına burnunu sokmamaya kararlı bir Doktor Froïde Torino, Palermo, Paris şehirlerinde dolaşan histerik bir satanist; iki kez ölen bir rahip; masonlara karşı entrikalar kuran Cizvitler; rahipleri kendi bağırsaklarıyla boğan masonlar; çarpık bacaklı raşitik bir Garibaldi; bir sahte belgenin Siyon Bilgelerinin Protokollerine dönüşmesi... Umberto Eco, 2010 yılında İtalya’da yayımlanır yayımlanmaz çoksatarlar arasına giren romanı Prag Mezarlığı’nda, çok renkli, çok katmanlı, çok kişilikli bir dünya sunuyor bize. Hitler’in Yahudi soykırımının gerekçesini oluşturduğu iddia edilen Siyon Bilgelerinin Protokolleri’nin ortaya çıkışını ele alıyor bu eserde. Dönemin popüler macera romanlarından gazete yazılarına kadar çok sayıda kaynağın bir araya gelmesiyle oluşan protokollerin tarihçesini, o dönemin tefrika romanlarına uygun bir tarzda ve tabii ki her zamanki gibi engin tarih, edebiyat ve popüler kültür bilgisini konuşturarak romanlaştırıyor. Üstelik dönemin kaynaklarından seçilmiş uygun resimlerle. Okurları tam bir karnaval bekliyor!
Tatar Çölü
İtalyan edebiyatının köşe taşlarından Dino Buzzati’nin ilk romanı olan Tatar Çölü, modernist edebiyata yapılmış en önemli katkılardan biri. Genç teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Uzun boylu kalmak istemediği bu sınır bölgesinde geçirdiği seneler ona, vaktiyle gözünde büyüttüğü zafer tutkusunun kofluğunu ve askerlik hayatının monotonluğunu öğretir. “Yaşamı boyunca beklediği an” bir türlü gelmez. Zamanla “sesi, ihtiyar sesine dönüşür”, “bakışları çok yaşlı bir adamın bakışları gibi sarımtırak ve camdan bir görünüş alır”. Varoluşun anlamsızlığı, boylu boyunca serilir önüne. Gündelik hayatın durağan ritmi, alışkanlıkların uyuşturucu etkisi ruhunun derinliklerine işlerken Tatar Çölü’nün sadece kendisinin değil aynı zamanda insanlığın sınır bölgesi olduğunu anlar. Edebiyatta Beckett, Camus ve Kafka’nın başlattığı varoluşsal sorgulamaya karmaşık bir boyut katan, zengin bir anlatı Tatar Çölü. “Tatar Çölü, sadece aklıyla hareket ettiğini düşünen insanlara meydan okumak gibi büyük bir riski göze alan, sıra dışı bir roman.” Tım Parks
Yanlış Okumalar
Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi yoğun içerikli romanların yazarından zekice yazılmış bir keyifli parodiler toplamı "Yanlış Okumalar", Striptiz üzerine yazılan bir denemeden Nabokov'un Lolita'sına, insanın ayda ilk yürüyüşünden bir yayınevine gelen ve sözde editörce geri çevrilen Homeros'un, Marcel Proust'un ya da Dante'nin ünlü yapıtlarına kadar çeşitli konuları işlediği hicivlerden, benzeklerden derlenen ve önceki yıllarda İtalya'nın 2. Verri dergisi için kaleme alınmış olan bu yazılar için Eco, "Benzeği benimsememin, derinde yatan bir nedeni vardı," diyor. "Neo-avangard yapıt günlük yaşamın ve yazın'ın dilini tersyüz etme özelliğini içinde taşıyorsa da komik ve groteskin de bu programın bir parçası olması gerekirdi..."
Yüreğimin Sesini Dinle
1993'te yayınlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Susanna Tamaro, bu yeni romanında o büyüleyici öykünün devamını sunuyor okurlarına. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden genç torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur,” diyordu yaşlı kadın, “o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.” Yüreğimin Sesini Dinle'de, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşer. Bu arayış, hem kendi yüreğine, hem de kutsal topraklara doğru bir yolculuğa çıkarır onu. Kendi öyküsünü keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda, aile evinin tozlu tavanarasında hiç ummadığı bir öyküye kavuşacaktır: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Tamaro, bu kez, Yüreğimin Sesini Dinle diyor okurlarına: Yaşama bir anlam katmak, öfkeyi sevgiye, kırgınlıkları güce dönüştürmek için...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.