Her Şey Değişir
₺460,00 Orijinal fiyat: ₺460,00.₺368,00Şu andaki fiyat: ₺368,00.
Alman çocuk ve gençlik edebiyatının ödüllü yazarı Ute Wegmann’dan duygu yüklü bir büyüme hikâyesi. İlkgençliğin kaygı ve korkularını gerçekçi bir üslupla anlatan yazar, küçük ama ömürlük mutlulukların peşine düşüyor.
On dört yaşındaki Hoover, üç kardeşin en küçüğüdür. Daha önünde hiç de kısa olmayan okul yılları vardır. Üstüne üstlük, en sıkıcı sonbahar tatilini geçiriyordur. Hoveer’ın tek yakın arkadaşı, kaybettiği eşinin yasını tutan, yetmiş sekiz yaşındaki dedesidir. Doğum günü için dedesine sürpriz yapmak isteyen Hoover’ın imdadına Claudine yetişir. Cesur ve özgür ruhlu bu kızın bir fikri vardır. Peki, Hoover’ın dedesi uğruna bu planı gerçekleştirecek cesareti var mıdır?
| Yayınevi | Destek Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Anette Inselberg |
| Sayfa Sayısı | 256 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2019 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
Destek Yayınları – Her Şey Değişir
Alman çocuk ve gençlik edebiyatının ödüllü yazarı Ute Wegmann’dan duygu yüklü bir büyüme hikâyesi. İlkgençliğin kaygı ve korkularını gerçekçi bir üslupla anlatan yazar, küçük ama ömürlük mutlulukların peşine düşüyor.
On dört yaşındaki Hoover, üç kardeşin en küçüğüdür. Daha önünde hiç de kısa olmayan okul yılları vardır. Üstüne üstlük, en sıkıcı sonbahar tatilini geçiriyordur. Hoveer’ın tek yakın arkadaşı, kaybettiği eşinin yasını tutan, yetmiş sekiz yaşındaki dedesidir. Doğum günü için dedesine sürpriz yapmak isteyen Hoover’ın imdadına Claudine yetişir. Cesur ve özgür ruhlu bu kızın bir fikri vardır. Peki, Hoover’ın dedesi uğruna bu planı gerçekleştirecek cesareti var mıdır?
İlgili ürünler
Hayat Cesurlara Torpil Geçer
Kalbin Temizse Hikayen Mutlu Biter
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Senin şu anda bu satırları okuyor olmanın tesadüf olmaması gibi, benim Afrika’ya araştırma yapmak için gidip orada bir sufiyle karşılaşmam ve ondan öğrendiklerimi bu kitapta derlemiş olmamın da tesadüf olmaması gibi.
“Dert insana daima yol gösterir” der sufiler. Önemli olan yolu yürümekten vazgeçmemek. Yolda olan için “umut var” demektir. Kader her an yeniden yazılır çünkü.
Kiminle ne zaman karşılaşacağını, neyi ne zaman bulacağını bilemezsin. Bazen istediğin şeyi aramakla bulamazsın ama bulanlar hep arayanlar olmuştur. Mevlana’nın dediği gibi: “Sen yola çık, yol sana görünür.”
Yoluma ortaklık eden hocalarımın ilhamıyla karşına çıktığım bu kitapta sıkıntılarından kurtulman, ilişki problemlerini çözmen ve hayata daha olumlu bakabilmen için sufilerin kullandığı pratik yöntemleri kendi deneyim süzgecimden geçirerek sunuyorum. Kitapta yer alan öğretiler bugüne kadar binlerce insana yardımcı oldu, sana da olacağına inanıyorum.
Şunu sakın unutma yol arkadaşım, kaç yaşında olursan ol, başından ne geçmiş olursa olsun; kalbin temizse hikâyen mutlu biter.
“İyi beni bulur.”
Kendini Ertelemekten Vazgeç
Şimdi Harekete Geç.
Mutlu, sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir hayata ulaşmanın anahtarı, hayalleri ertelememektir...
İnsan hayatı, başlı başına bir mucize... “Ömür” denen kısıtlı zamanı hakkıyla değerlendirmekse insanın boynunun borcu... Peki ama nasıl?
İnsanın zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişiminin önüne engeller koyan korkular, kaygılar, güvensizlikler ve çekirdek inançların temeli çocukluk döneminde atılıyor ve ömür süresini olduğu gibi esareti altına almayı başarabiliyor. Ta ki kişi, gelişiminin önünde duran engellerin farkına varıp bunları aşmaya karar verinceye kadar.
İlahi sistem, tekâmülü gerçekleştirmeye kapılar açan, fırsatlar sunan bir sistemdir. İş ki ilham dolu bu kapılardan geçmeye karar vermiş olun. Yaşam yolculuğu içinde ilahi sistemde çınlayacak en acıklı söz “keşke”dir.
“Keşke” diyenin tekâmülünün gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu yüzden süreç içinde her zaman bilinçli, güven dolu, şuurlu ve iradeli ilerlemek çok değerli.
“Keşke içimdeki vesveseden kurtulsaymışım, meğer hepsi boşmuş.”
“Keşke yardım ettiğimi zannedip insanların gelişimine engel olmasaymışım.”
“Keşke insanları yargılamasaydım, olaylara takılı kalmasaydım, meğer hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş.”
“Keşke üretmenin güzelliğini daha önce bilseymişim, meğer ömrüm koca bir vakit kaybıymış.”
“Keşke bugünün işini yarına bırakmasaymışım.”
“Keşke affetmenin gücünü, öfkenin yıkımını bilseymişim.”
Ne yazık ki bütün bu pişmanlıkların temelinde “ertelemek” güdüsü yatıyor. Sevmeyi, anlamayı, büyümeyi, gelişmeyi, hayalleri ve tekâmülü ertelemek.
“Ertelemek” bir hiledir.
Dışarıdaki kaosun hileyle sizi tekâmül yolunuzdan alıkoymasına izin vermeyin.
Bülent Gardiyanoğlu’nun bu kitabı erteleme hilesine nasıl çelme takabileceğiniz yolunda eşsiz bilgilerle ve önerilerle dolu...
Yarın keşke dememek için:
Son nefesinde, gözünün önünden nasıl bir ömrün videosunun geçmesini isterdin?
Kendini ertelemekten vazgeç!
Koltuğumdaki Kadınlar
Dr. Ayşe Duman Koltuğumdaki Kadınlar’da içsel sevincini yitirmiş, dışsal iyi hissediş oyuncaklarına bağımlı hale gelmiş zihin-bedenlerin acılarından ve ızdıraplarından söz ediyor. Yani seni, beni, bizi bize anlatıyor.
Koltuğuna oturan kadınların hikâyeleri eşliğinde, kadının kendine zihnini şefkatle dinleme, beden kayıtlarını anlama, kabul etme ve değişme izni verdiğinde “iyileşmenin” nasıl da mümkün olduğunu gösteriyor.
Yaşam yolculuğunda beden bilgeliğinin önemini vurgulayan Dr. Duman, kadını dış seslerin gürültülerinden, şartlanmışlıklardan, düzen kurucuların dayatmalarından özgürleşerek biyolojinin fısıltılarını duymaya davet ediyor.
“Hikâyelerimizle birbirimize bağlı olduğumuz yaşam yolculuğunda neşelerimiz kadar acılarımız da ışık oluyor birbirimize.
Acıyı, ona tutsak olmadan özgürleşmenin, var olma sevincini hissetmenin en sağlam basamağı olarak kullanan kadınların hikâyeleri ışık olsun istedim, yola çıkmak isteyenlere, yolda olanlara.”
Özgürleşebilmek
İnsan ancak kendinden başka kimseye benzemek istemediğine karar verdiğinde özgürleşir...
Özgürlük, özgünlüktür...
Kendi gibi olabilme cesareti gösterebilen korkusuzların parmak izidir...
Dilediğini yapabilmek değil, ne dilediğinin farkında olmaktır.
“Başkası ne der?” kaygısıyla yaşamak yerine, başkası için yaşamaktan, vazgeçebilmektir.
Kaybetme korkusundan arınmak değil, kaybetme ihtimaline rağmen cesaret göstermektir.
Göze almak değil, gözden çıkarabilmektir özgürlük...
Ve özgürlük, doğuştan kazanılmış bir haktır.
Hiç kimse özgürlük hakkını sonradan öğrendiği korkulara, kaygılara, şüphelere ve değersizliğe feda etmemelidir.
Uluslararası çok satanlar listesinde haftalarca bir numara olan, Türkiye’de de yüz binlerce okura ulaşmayı başaran Vazgeçebilmek ve Sevebilmek kitaplarının yazarı Guy Finley’den özgür olabilme cesareti üzerine korkulara meydan okuyan eşsiz bir manifesto...
Pes Etme Mucizeler Yolda
Her şeyin bir zamanı var ve her şeyin bir nedeni...
Hayatı kabullen. Her şey olması gerektiği gibi, korkma.
Sen de tam olman gereken yerdesin. Kalpten istediğin şeye ulaşmak için, zihninden geçenleri değil, tam da ihtiyacın olan deneyimleri yaşayacaksın.
Sakin ol. Geç kalmadın. Erken de değil. Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok... Kimlerden ileri ya da geri olduğunun da...
Kaç yaşında hissettiğinin, kendini nerede görmek istediğinin ve şu an nerede olduğunun farkında olman mühim...
Yaşaman gerekeni yaşıyorsun sadece. Ne bir eksik ne bir fazla... Bil ki kusursuz bir düzen var senden gayrı.
İlmi ve iradesi dışında yaprağın bile kıpırdamadığı bir yaratan var, hatırla.
Beklentilerinin farkında ol ve onları minnetle değiştirmeyi öğren. Kanaat etmeyi ve şükretmeyi unutma. O vakit göreceksin ki mucizenin kendisisin aslında.
Mucize sensin.
Sen Yola Çık Yol Sana Görünür
Her Şey Vaktini Bekler. Ne Gül Vaktinden Önce Açar Ne de Güneş Vaktinden Önce Doğar. Biraz Sabret Senin Olan Sana Gelecektir.
Mevlana 21. yüzyılda dünyanın başına gelenleri görseydi acaba ne düşünürdü?
Bu hız çağında boğuştuğumuz sorunları çözüme ulaştırmak için bize nasıl yol gösterirdi?
Hakan Mengüç, kaleme aldığı bu yeni kitabında tam da bu soruların yanıtını arıyor.
Büyük düşünür, sekiz yüz yıl öncesinden sesleniyor çağımızın acı çeken ruhlarına...
Onlara 21 altın kuralı hatırlatıyor!
Hiçbir şeyin çaresiz ve çözümsüz olmadığını, her derdin içinde bir derman saklı olduğunu fısıldıyor.
Peki ya o dermanı bulmak mümkün mü?
Doğru yere bakınca evet...
Doğru yeri bilen gönül gözünü uyandırmanın tam zamanı...
Aradığın hazine tam olarak durduğun yerde.
Hoş geldin yol arkadaşım.
Sevebilmek
İlişkilerin büyüsünü keşfetmeye ve sevdiğinle beraber uyanabilmeye hazır mısın?
O halde doğru sev!
Hem de sınırsızca, doludizgin, alabildiğine, cüretkârca, cömertçe, hiç esirgemeden, geri adım atmadan, sağanak misali yağarcasına, hesap etmeden, ölçüp tartmadan, eğip bükmeden, teminat aramadan, verdiğinin geri dönmesini beklemeden, garanticiliğe meyletmeden, korkusuzca, cesaretle sev!
Çünkü sevebilmek, içsel bir reformdur.
Bir şeyleri sevmeye başladığında, dünya da değişmeye başlar. Sevilmemek korkusundan özgürleşmiş, sevmek için sevilmeye ihtiyacın kalmamıştır artık. Hesapsızca sevebilmenin ve sevdikçe her şeyi değiştirebilmenin büyüsüyle yeni hayatlar ve ilişkiler inşa ediyor, sonsuz olasılıklara fırsat veriyorsundur. Kaybetme korkusu bir tehdit değildir bundan böyle. Bilirsin ki sevebilen için kaybetmek yoktur.
İşte bu yüzden “Sevip sevilmek cennettir...” diyenler yalan söylediler hep.
“Her şeye rağmen sevebilmektir cennet...”
İlişkinin gerçek büyüsü sevebilmektir...
Uluslararası çok satanlar listesinde haftalarca bir numara olan, Türkiye’de de yüz binlerce okura ulaşmayı başaran vazgeçebilmek kitabının yazarı Guy Finley’den, ilişkilerin büyüsü üzerine eşsiz bir sevgi çözümlemesi...
Sevebilmek adlı bu yeni kitabıyla ilişkilerin kaderini baştan yazmaya talip olan Guy Finley, bir kez daha doğru bilineni tersine çeviriyor ve sevginin prensiplerini sıralıyor peş peşe...
Üstelik, “Sevmek tabii ki büyüleyici ama mesele doğru sevebilmek...” diyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.