Fabrika Ayarı
₺165,00 Orijinal fiyat: ₺165,00.₺135,00Şu andaki fiyat: ₺135,00.
Biz sohbetin gücüne ve bereketine inanıyoruz. Zira sohbet bir hâl aktarımıdır. Sohbet gönlün dile gelmesidir. Sohbet kalbin içindekinin bütün yalınlığıyla dışa vurmasıdır. Sohbet ile söz âdeta can bulur, can olur, can verir. Evet, bir sohbetin, muhabbetin sonucunda ortaya çıkan bu kitabın temel amacı bir yerlerde aksini bulmak, bir gönülden yankılanmaktır. Bir başlangıca vesile olmak, bir umudu diriltmektir. Bütün meselemiz, bir insanın kalbine dokunabilmektir.
Sadece bir kardeşimizin fabrika ayarıyla, yani fıtratıyla yüzleşmesine aracı olsa, bu kitap görevini fazlasıyla yapmış olacaktır.
Umudumuz, belki de kurtuluşumuza sebep olacak o bir kişidir.
Duamız, o bir kişiye ulaşabilmek, dokunabilmektir.
Niyazımız, o bir kişinin yarasına merhem olabilmektir.
Ötesi değil, fazlası da değil: Sadece o bir kişi.
Amin.
| Yayınevi | Profil Kitap |
|---|---|
| Yazar | Hayati İnanç |
| Sayfa Sayısı | 160 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Profil Kitap – Fabrika Ayarı
/n
Biz sohbetin gücüne ve bereketine inanıyoruz. Zira sohbet bir hâl aktarımıdır. Sohbet gönlün dile gelmesidir. Sohbet kalbin içindekinin bütün yalınlığıyla dışa vurmasıdır. Sohbet ile söz âdeta can bulur, can olur, can verir. Evet, bir sohbetin, muhabbetin sonucunda ortaya çıkan bu kitabın temel amacı bir yerlerde aksini bulmak, bir gönülden yankılanmaktır. Bir başlangıca vesile olmak, bir umudu diriltmektir. Bütün meselemiz, bir insanın kalbine dokunabilmektir.
Sadece bir kardeşimizin fabrika ayarıyla, yani fıtratıyla yüzleşmesine aracı olsa, bu kitap görevini fazlasıyla yapmış olacaktır.
Umudumuz, belki de kurtuluşumuza sebep olacak o bir kişidir.
Duamız, o bir kişiye ulaşabilmek, dokunabilmektir.
Niyazımız, o bir kişinin yarasına merhem olabilmektir.
Ötesi değil, fazlası da değil: Sadece o bir kişi.
Amin.
İlgili ürünler
Aile İçinde
Evlerimizde bir arada ama yalnızız. Birbirimizin dertleri karşısında sağır, hakikat karşısında körüz. Aile olmayı unutmuşuz. Dünya ve ahiret saadetinin kaynağı olabilecek yuvalarımızdan çatırtılar geliyor fakat dönüp bakmıyoruz yaranın, hasarın nerede olduğuna. Modern çağın uğultusu bastırıyor tüm sesleri. Aile ocağımızı ihmal edip lüzumsuz pek çok şeyin peşinde vakit ve nakit harcıyoruz.
Her şeyin fiyatını öğreniyoruz da değerini pek bilmiyoruz sanki. Oysa en değerli şeyler para ile ölçülemeyenlerdir; huzur, ahlak, mutluluk, sevgi ve aile ortamı gibi.
Gelin, biraz düşünelim, Aile İçinde hep beraber. Nefsimize mağlup olup kaybetmeyelim en kıymetlilerimizi. Tam aksine onların değerini idrak edelim.
Başka kimimiz var ki?
Âleme Bir Yâr İçin Âh Etmeye Geldik / Gönül Sadası’ndan Akisler-3
Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat Da Yoktur
Gerze’de haylaz bir çocuk, Kuleli’de asi bir öğrenci, Hakkâri’de efsane bir komutan.
Türkiye’nin 90’lı yıllarına damga vuran unutulmaz kahraman Osman Pamukoğlu, dünü, bugünü ve yarını anlatıyor. Pamukoğlu, henüz küçük bir çocukken şekillenmeye başlayan karakterini bir örnek niteliğinde okura sunarken öğrencilik yıllarının yanı sıra askeri ve siyasi hayatının bilinmeyenlerini de satırlarla buluşturuyor. Ve satır aralarında çok sayıda “O kadar da olmaz!” denilecek yaşanmış olay yer alıyor…
Farklı yaş, eğitim ve sosyal statüdeki sekiz kişilik bir heyet tarafından hazırlanan sorular, Efsane Komutan’ın 70’i aşkın yılını bugüne taşımanın yanında yaşama dair ortaya çıkardığı felsefi cevaplarla yol gösterici bir haritaya dönüşüyor.
Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat da Yoktur, sarsılmaz bir karakterin doğuşunu tarihe asla silinmeyecek bir not olarak düşüyor.
Bilim Tarihi Sohbetleri
Dünya bilim tarihçiliğinin tartışmasız en önemli isimlerinden biri merhum Fuat Sezgin’di. Derinlikli, uzun yıllara dayanan çalışmaları, sahih bakış açısıyla bilim tarihinin insanlığın ortak malı olduğunu, bugünkü Batı biliminin İslam medeniyetinin güçlü tesirleriyle doğduğunu ortaya koydu.
Sefer Turan’ın söyleşiyle şekillendirdiği Bilim Tarihi Sohbetleri İslam bilimler tarihinin en önemli isimlerinden Fuat Sezgin’in hayatı, anıları, aynı zamanda bilimler tarihine duyulan tutkunun kitabı… Yaşadıklarını dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını çizerek anlatan Sezgin, 1940’larda adım attığı üniversitede yavaş yavaş yazma eserlerin ve bilimler tarihinin sınırsız dünyasına yolculuğunu, alışıldık kalıpların dışına çıkan öğrenme şevkini gözler önüne seriyor. Ne var ki akademik araştırmalarıyla ses getiren Sezgin, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında yürütülen tasfiye sonucunda kürsüsü elinden alınan bilim adamlarımızdan biri olmaktan kurtulamayacaktır.
Fuat Sezgin, kitaptaki söyleşilerde sadece geçtiği bu yolları anlatmakla kalmıyor, bakış açısına yön veren bilimler tarihi alanındaki gelişmeleri de tüm ayrıntılarıyla sunuyor. Bir yandan icatlar, buluşlar hakkında muazzam bir sohbete şahitlik ederken diğer yandan bilimler tarihine, Hellmut Ritter, Carl Brockelmann, George Sarton, Franz Rosenthal gibi isimlere, oryantalist araştırmalardan İslam aleminin ahvaline, İslam kültür çevresinde Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin modellerinin sergilendiği müzelere uzanan kapsamlı bir dökümün sunulmasına da tanık oluyoruz.
Sefer Turan’ın Bilim Tarihi Sohbetleri, sadece bir insanın hikayesini anlatmıyor; insanların yaptıkları iyi işlerle kendi hayatlarını olduğu kadar başkalarının hayatlarını da nasıl zenginleştirdiğini gösteriyor… Bu yönüyle çalışma, bilim tarihine ilgi duyanlar için olduğu kadar İslam’ın bilimler bilimler tarihindeki yaratıcı rolünü kavramak için de bir başucu kitabı niteliğinde.
Dem Bu Demdir Saat Bu Saat / Gönül Sadası’ndan Akisler-4
Her Şeye Hakkınız Olabilir Umutsuz Olmaya Asla!
Ülkemin yaşayan en büyük, en saygın ustalarından birinin hayata bakışı, öğretileri ve en önemlisi kendi yolunu bizimle paylaşması bizler için ne büyük onur ve mutluluk… Ölümsüz ustaya, bu ölümsüz eser için sonsuz teşekkürler ediyorum. Kitabı okurken içim ısındı. Şemsiyesiz kalan tüm duygularıma tercüman oldunuz.
Oyunculuğun büyük bir ışık olduğunu ve bu ışığın içimizden geldiğini ben de vurgulamak isterim.
Sevgili okurumuz, bu ışık o kadar büyük ki “Yapamazsın, edemezsin!” diyenlere inat, daha da parlıyor.
Ve şimdi diyorum ki:
Kitabın ışığı sizin de yolunuzu aydınlatacak.
Sadece Müzik
Edebiyatın büyük ustası müziğin bilge maestro’suyla buluşuyor…
Dünyanın yaşayan en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami’nin okurları, onun her romanının, her kitabının kendine has bir “çalma listesi”ne sahip olduğunu bilirler.
Bu kitapta Murakami, çağımızın en büyük orkestra şeflerinden Seiji Ozawa ile “sadece müzik” konuşuyor. 1960’lı yıllardan başlayarak uluslararası alanda kazandığı başarılarla adından söz ettiren, başta Viyana ve Berlin Filarmoni Orkestraları olmak üzere dünyanın tüm önemli topluluklarını yöneten, Boston Senfoni Orkestrası ve Viyana Devlet Operası’nın müzik yöneticiliğini yapan Ozawa ile Murakami’nin konuşmaları müziğin çok da bilmediğimiz yönlerini keşfetmemize olanak sağlıyor. Bir orkestra şefinin müziğe yaklaşımını, yıllar içinde bazı yapıtlara nasıl farklı bir gözle bakabildiğini, genç müzisyenlerle çalışmanın Ozawa gibi bir ustaya bile neler kazandırdığını bu sürükleyici sohbete kulak verdikçe öğreniyor, onların aracılığıyla bu kitapta müziğin adeta “kalbine” iniyoruz.
Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor
Senin bilgeliğin bizim yaşamımızı etkiliyor.
Fikirlerini samimi olarak açıklamaktan kaçınmayan, genel geçer hiçbir şeyi umursamadan kendi doğrularını arayan ve söyleyen gerçek bir fikir insanı arıyorsanız, Türkiye’deki ender örneklerinden biri Celâl Şengör’dür.
Bilimsel eleştiriye açıklığıyla, her ne kadar ilk bakışta bana Heidegger’i anımsatan politik duruşuyla bir “demokrat” gibi görünmese de aslında o bir bilgi demokratıdır ve eleştirel düşüncenin önemini tüm Türkiye’ye en iyi anlatan ve öğreten kişidir.
Bugün elinize aldığınız bu kitap, Türkiye’nin yetiştirdiği çok yönlü ve nadide bir âlimle, bizim Karl Popper’imizle yapılmış enfes bir nehir söyleşidir. Okuyacağınız sohbet, bir bilim ve bilgi insanının çocukluktan itibaren nasıl adım adım geliştiğini ve nasıl evrildiğini anlatan bir özet, bir yolculuk öyküsüdür.
Şen ve neşeli görünüşünün arkasında büyük bir ciddiyet saklayan, kendisine yapılan her türlü eleştiriyi kucaklarken bilime yapılan saygısızlığa büyük öfke duyan bir bilim insanı olarak tanıdığım Celâl Şengör’ün dediği gibi, başkalarının cehaleti nasıl bizim yaşamımızı etkiliyorsa Celâl’in bilgeliği de bizim yaşamımızı olumlu yönde etkilemiştir ve etkileyemeye devam edecektir.
Bu kitap da muhtemelen bu etkinin halkalarından biri olacaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.