Cahil Hoca
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺221,00Şu andaki fiyat: ₺221,00.
Felsefenin elması Joseph Jacotot’nun başına düşmüştür: 1818’de sürgünde bir devrimci olan Jacotot Belçika’da Fransız edebiyatı okutmanı olarak yarı-zamanlı bir iş bulur. Tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde hocalık etmek zorundadır… İki dilli bir Fénelon baskısı koşar imdadına; “öğrencileri”nin kendi kendilerine Fransızca ve Telemak’ı öğrenmelerine kılavuzluk eder. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğini gösteren bu tuhaf deneyin sezdirdiği kaçınılmaz sonucu anlamakta hiç gecikmez Jacotot: Bilen ile bilmeyenin, öğreten ile öğrenenin, kol emekçisi ile zihin emekçisinin, kısacası zekâların eşitliği. Bu şaşırtıcı hikâyeyi ve Jacotot’nun felsefesini anlatan Jacques Rancière hem eğitim üzerine çok özgün bir düşünce sunuyor hem de zekâların eşitsizliğini ve bilgi hiyerarşisini bahane eden toplumsal eşitsizlik tasavvurlarına önemli eleştiriler getiriyor. “Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır,” diyen Cahil Hoca, eğitimciler ve eğitim sistemi üzerine kafa yoranlar için olduğu kadar siyaset felsefesiyle ilgilenenler için de ufuk açıcı bir kitap.
1940 Cezayir doğumlu Fransız filozof. Paris 8 (St. Denis) Üniversitesi’nde felsefe dersleri vermiş olan Rancière’in adı ilk kez Althusser’in iki ciltlik Lire le Capital (1965; Kapital’i Okumak) derlemesine yazdığı yazıyla öne çıktı. 1990’da yayımlanan Siyasalın Kıyısında ile birlikte, Batı geleneğinde “siyasal”ın kuruluşu üzerine odaklanmaya başladı ve Le Mésentente (1995, Uyuşmazlık, Aralık, 2005), La haine de la démocratie (2005, Demokrasi Nefreti, İletişim, 2014) ve Chronique des temps consensuels (2005, Mutabakat Dönemlerinin Vakayinamesi) gibi kitaplarında çok özgün ve ufuk açıcı bir siyaset düşüncesi geliştirdi. Estetik, tarih teorisi, edebiyat ve sinema hakkında yazdıklarıyla da yankı uyandırdı.
| Yayınevi | Metis Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Jacques Ranciere |
| Sayfa Sayısı | 144 |
| Baskı Yılı | 2017 |
5 adet stokta
Metis Yayınları – Cahil Hoca
/n
Felsefenin elması Joseph Jacotot’nun başına düşmüştür: 1818’de sürgünde bir devrimci olan Jacotot Belçika’da Fransız edebiyatı okutmanı olarak yarı-zamanlı bir iş bulur. Tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde hocalık etmek zorundadır… İki dilli bir Fénelon baskısı koşar imdadına; “öğrencileri”nin kendi kendilerine Fransızca ve Telemak’ı öğrenmelerine kılavuzluk eder. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğini gösteren bu tuhaf deneyin sezdirdiği kaçınılmaz sonucu anlamakta hiç gecikmez Jacotot: Bilen ile bilmeyenin, öğreten ile öğrenenin, kol emekçisi ile zihin emekçisinin, kısacası zekâların eşitliği. Bu şaşırtıcı hikâyeyi ve Jacotot’nun felsefesini anlatan Jacques Rancière hem eğitim üzerine çok özgün bir düşünce sunuyor hem de zekâların eşitsizliğini ve bilgi hiyerarşisini bahane eden toplumsal eşitsizlik tasavvurlarına önemli eleştiriler getiriyor. “Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır,” diyen Cahil Hoca, eğitimciler ve eğitim sistemi üzerine kafa yoranlar için olduğu kadar siyaset felsefesiyle ilgilenenler için de ufuk açıcı bir kitap.
1940 Cezayir doğumlu Fransız filozof. Paris 8 (St. Denis) Üniversitesi’nde felsefe dersleri vermiş olan Rancière’in adı ilk kez Althusser’in iki ciltlik Lire le Capital (1965; Kapital’i Okumak) derlemesine yazdığı yazıyla öne çıktı. 1990’da yayımlanan Siyasalın Kıyısında ile birlikte, Batı geleneğinde “siyasal”ın kuruluşu üzerine odaklanmaya başladı ve Le Mésentente (1995, Uyuşmazlık, Aralık, 2005), La haine de la démocratie (2005, Demokrasi Nefreti, İletişim, 2014) ve Chronique des temps consensuels (2005, Mutabakat Dönemlerinin Vakayinamesi) gibi kitaplarında çok özgün ve ufuk açıcı bir siyaset düşüncesi geliştirdi. Estetik, tarih teorisi, edebiyat ve sinema hakkında yazdıklarıyla da yankı uyandırdı.
İlgili ürünler
Aşkın Metafiziği – Yapı Kredi Yayınları
Arthur Schopenhauer, Aşkın Metafiziği’nde sevgi ve aşkın oluşumunu, insan ilişkileri içindeki görünürlüğünü ve işlevlerini kendi özgün felsefesi içinde inceliyor. Aşkın Metafiziği’ne Schopenhauer’ın seçme metinleri ve kitabın çevirmeni Selahattin Hilav’ın Schopenhauer’ın felsefesine dair incelikli değerlendirmesi eşlik ediyor.
“…hayatın gürültü patırtısına göz atacak olursak, bütün insanların, yaşamanın gerekleri ve zavallılıkları ile uğraştıklarını, bütün güçleriyle bu yaşamanın bitmek tükenmek bilmeyen gereksinimlerini gidermeye ve çeşitli acılarını uzaklaştırmaya çalıştıklarını ve buna karşılık, bu acı çeken varlığı daha bir süre devam ettirmekten başka bir şeyi ummaya bile kalkışmadıklarını görürüz. Bununla birlikte, bu gürültü patırtının içinde âşıkların, istek dolu bakışlarla birbirlerini süzdüklerini de görürüz. Peki, bu bakışlar niçin gizli, ürkek ve kaçamaktır? Çünkü âşıklar, bütün bu yoksunluğu ve düşkünlüğü sürdürmek isteyen hainlerdir; onlar olmasa, yoksunluk ve düşkünlük sona erer. Âşıkların boşa çıkarmak istediği, tıpkı kendilerinden öncekilerin çıkardığı bu sona eriştir işte!”
Batı Felsefesi Tarihi 1. Cilt
Avrupa siyasal düşüncesine bugüne kadarki en açık seçik giriş.
- The Times
Batı felsefesini bağlamı içinde öyle bir kapsayıcılık ve keskinlikte işliyor ki. Zamanımızın Sokrates’inden entelektüel enerjiyle kotarılmış bir başyapıt.
- A.L. Rowse
Zamanımızın en değerli kitaplarından birisi.
- G.M. Trevelyan
Pythagoras, Herakleitos, Parmenides, Empedokles, Anaksagoras Atomcular, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles, Stoacılık
Böyle Söyledi Zerdüşt – Hasan Ali Yücel Klasikleri 156
Herkes İçin ve Hiç Kimse İçin Bir Kitap.
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.
Felsefe Makinesi
25 Hikâyeyle 25 Büyük Felsefi Soru!
Felsefe Makinesi’nin sayfalarını çevirdikçe felsefenin en büyük sorularıyla karşılaşacaksınız: “Zaman nedir?”, “İnsanlar özgür müdür?”, “Hiçlik hakkında düşünebilir miyiz?”, “Evren sonsuz mudur?” ve daha nicesi... Sorular büyük, ama çocuklarla konuşulamayacak kadar değil... Felsefe Makinesi, bu uçsuz bucaksız konuları çocuklarla keşfetmeniz için ihtiyacınız olan kılavuzluğu sağlıyor.
Çocukların sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerini geliştiren Çocuklar için Felsefe (P4C) pedagojisinin dünyadaki en önemli temsilcilerinden biri olan eğitimci Peter Worley’nin Felsefe Makinesi, eğitimcilere ve çocuklarıyla felsefi konular üzerine konuşmak isteyen ebeveynlere bir rehber niteliğinde.
Kitabın ilk bölümünde bu pedagojik yöntemin teorik temelleri, ikinci bölümde ise çocuklarla uygulayabileceğiniz 25 felsefe oturumu yer alıyor. Uzun yıllar Çocuklar için Felsefe alanında edindiği deneyimleri okurlarıyla paylaşan Worley, oturumlar boyunca felsefi hikayeler, sorular ve tartışma yönetimini kolaylaştıracak öğretim tekniklerini anlatıyor. Her bir oturum, çocukların felsefi kavramları anlaması ve aynı zamanda iyi vakit geçirmesi için eğlenceli etkinlikler de içeriyor.
Çocuklara felsefe yapmayı öğreten Felsefe Makinesi, Çocuklar için Felsefe pedagojisini öğrenmek ve deneyimlemek isteyenlere yönelik geliştirilmiş, mükemmel bir başucu kitabı.
Little Thinkers Society’nin kurucusu Özge Özdemir’in sunuşuyla...
Fragmanlar
Okur bu kitapta ne bulacak?
Pythagoras’ın Yunan diyarından Mısır’a göçmesini, burada uzun yıllar kaldıktan sonra Mısır’dan çıkıp bütün bir Ortadoğu’yu dolaşmasını ve bölgenin kadim bilgelik ve gizemlerini toplayıp Miletos’a taşımasını, burada Thales ile birlikte Pherekydes’in öğrencisi olmalarını, ardından İtalya’ya göçüp kendi okulunu veya deyim yerindeyse tarikatını kurmasını, burada kendini Hermes’in oğlu diye tanıtmasını ve haricilere gösterdiği kerametleri, bilgeliğiyle büyük ün yapıp kitlesel bir lidere dönüşmesini ve öğrencileriyle birlikte bütün İtalya’yı yönetir hale gelmesini, başımıza tiran olur korkusuyla öldürülmesini, okulun kendine has beslenme düzenini, okulunun ikili yapısını, kamuya açık derslerinde dinleyicilerine sunduğu öğretisini, içeride yalnızca kıdemli öğrencileriyle paylaştığı sır kabilinden öğretileri, bu sırlar konusunda öğrencilerin ketumluğunu ve bunları haricilere anlatanların başına gelenleri, ruh göçünü temellendirme şeklini, gökteki ve yerdeki her şeyde sayısal karşılığı olan bir armoni görmesini, müzik teorisinin temellerini atışını, onluğun ve on noktalı üçgenin onun etiyolojisindeki hatta bir bütün olarak kozmolojisindeki özel yerini, ölçülemezlik problemi ve irrasyonel sayılar üzerine çalışmalarını, birden veya birimden belirsiz ikiliye, bunlardan noktaya, noktadan doğru parçasına, doğru parçasından düzleme, düzlemden katı cisimlere doğal varolanları nasıl türettiğini, ay altıyla ay üstünü ayırmasını, evrenin merkezinde yer dahil tüm yıldızların etrafında döndüğü alev alev yanan bir ocak görmesini, gökyüzünde olması gerektiğini düşündüğü onlu diziyi tamamlayabilmek adına karşı-yer diye bir şey uydurmasını, felsefenin ve kozmosun isim babası olmasını ve daha birçok ilginç şeyi.
Süzme Felsefe
Beyin bir donanımdır, herkeste vardır. Akıl bir yazılımdır, herkeste yoktur.
Cehalet gelirken bedava gelir, giderken her şeyi götürür.
Kitabı okurken elinizde kalem olsun. Kendi düşüncelerinizi yazmaktan çekinmeyin ve doğru düşüncelere vardığınızda dillendirin ki çoğalsın. İlk mum sönük olsa da karanlığı aydınlığa çevirir, bu sıfırı bir yapmak gibidir ve sıfırı bir yapmak biri yüz yapmaktan daha değerlidir. Diğer mumlar ise aydınlığı çoğaltır.
Önce düşünceler değişecek, sonra onlar diğer her şeyi değiştirecekler.
Üstadın Sesi
İnsanlar derinliklerime taş atabilsin diye kuru bir kuyu olabilirdim, çünkü susuz dudakların değmediği tertemiz bir pınar olmaktansa boş bir kuyu olmak daha iyidir.
Duyun beni anavatanımın çocukları… Ermişin sesinden size ulaşan bu sözler üzerine düşünün. Yüreğinizde yer açın ve bilgelik tohumunun gönül bahçenizde tomurcuklanmasına izin verin. Çünkü bu Tanrı’nın en değerli hediyesidir.
Ermiş dokunduğu hakikat ışığını onu dinlemeye cesareti ve aklı olanlara sunmaya devam ediyor. Kitabı okurken Cibran'ın aydınlatan sesini de duyacaksınız.
Vadinin Perileri
Aşkın ve insanlığın şairi Halil Cibran’dan...
Üç öyküden oluşan Vadinin Perileri kitabında Halil Cibran, “inanç” kavramını ele alır ve zor zamanlarda insanı nasıl kurtarabileceğini gösterir. İnanç dolayımında sözü aşka, sevgiye, ihanete, sömürüye, hayal kırıklığına getirerek insan ruhunun derinliklerine iner. Uzaktan değil, yanı başımızdan gelen bir sestir Cibran.
“Kimsin sen, ey kalbime o kadar yakın olduğu halde gözlerimle göremediğim varlık?” diye seslendi. “Kimsin sen, ey beni benden koparıp varlığımı uzak ve unutulmuş çağlara iliştiren güç? Bir harabe perisi misin? Yoksa başka âlemlerden, bana hayatın beyhudeliğini, bedenin zayıflığını, faniliğini anlatmaya gelen ölümsüz bir ruh mu? Duyularımı tutsak edip, beni kabilemin gençleri arasında alay konusu haline getirmek için, yerin karnından çıkıp gelen Cin taifesinin kraliçesi misin yoksa? Kimsin sen ve nedir kalbimi istila eden bu ayartının, bu coşkunun ve mahviyetin anlamı?”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.