Büyük Taarruz
₺355,00 Orijinal fiyat: ₺355,00.₺293,00Şu andaki fiyat: ₺293,00.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk, 9 Eylül 1922’de İzmir’de Büyük Taarruz zaferiyle son bulur. Bu yolculukta, Mustafa Kemal tarihin akışını değiştirir. Ve, bu yolculukta kendi kaderini dokur. Ve O’nun kaderi, Türk Ulusu’nun kaderi olur… O’nun zaferi ise, Türk Ulusu’nun ve bütün mazlum ülkelerin zaferi olur…
Bu kitapta, Sarışın Kurt’un Büyük İskender, Hannibal, Sezar ve Napolyon’u kıskandıran savaş ustalığını okuyacaksınız. Üç Mustafa’yı; Mustafa Kemal’i, Mustafa Fevzi’yi, Mustafa İsmet’i…
Ölümden ağır sorumluluk duygusunu, ölü ve yaralılarla dolu savaş meydanını… Endişe de var, göz yaşı da; biraz da tebessüm ve mutluluk…
Savaşın Ustası, bu Taarruz’da sözünü söyler ve işgalcilerin hayallerini yerle bir eder…
Ve, Usta Nazım’ın dediği gibi, “Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlar…”
41 yaşındadır.
Bu zafer, bir son değil yeni bir başlangıçtı.
Savaşın Ustası, sözünü söylemişti… Söz sırası, Barışın Efendisi’nde…
Ve asıl savaş şimdi başlıyordu…
Siz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…
| Yayınevi | İnkılap Kitabevi |
|---|---|
| Yazar | Naim Babüroğlu |
| Sayfa Sayısı | 200 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 30″, 70 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
İnkılap Kitabevi – Büyük Taarruz
/n
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk, 9 Eylül 1922’de İzmir’de Büyük Taarruz zaferiyle son bulur. Bu yolculukta, Mustafa Kemal tarihin akışını değiştirir. Ve, bu yolculukta kendi kaderini dokur. Ve O’nun kaderi, Türk Ulusu’nun kaderi olur… O’nun zaferi ise, Türk Ulusu’nun ve bütün mazlum ülkelerin zaferi olur…
Bu kitapta, Sarışın Kurt’un Büyük İskender, Hannibal, Sezar ve Napolyon’u kıskandıran savaş ustalığını okuyacaksınız. Üç Mustafa’yı; Mustafa Kemal’i, Mustafa Fevzi’yi, Mustafa İsmet’i…
Ölümden ağır sorumluluk duygusunu, ölü ve yaralılarla dolu savaş meydanını… Endişe de var, göz yaşı da; biraz da tebessüm ve mutluluk…
Savaşın Ustası, bu Taarruz’da sözünü söyler ve işgalcilerin hayallerini yerle bir eder…
Ve, Usta Nazım’ın dediği gibi, “Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlar…”
41 yaşındadır.
Bu zafer, bir son değil yeni bir başlangıçtı.
Savaşın Ustası, sözünü söylemişti… Söz sırası, Barışın Efendisi’nde…
Ve asıl savaş şimdi başlıyordu…
Siz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…
İlgili ürünler
Bozkırın Asenaları: Türk Tarihinin Kadın Liderleri
Uçsuz bucaksız bozkırda var olma mücadelesinde Türkleri başarıya götüren en önemli özellik kadın ve erkeğin birbirlerini tamamladıklarına olan inançları olmuştur. Türk toplumunda yazılı olmayan ancak her bireyin uymak zorunda olduğu kuralları ifade eden töre; sosyal, siyasi, askerî ve iktisadi hayatta kadın ve erkeğin hak ve yetkilerini liyakat ve adalet esasına göre belirlemiştir.
Aileden devlete giden yapıda ve var olma mücadelesinde, hayatın getirdikleri ile birlikte mücadele etme anlayışından hareket edilerek, kadın daima erkeğinin yanında yer almış; hem aileyi hem de yeri geldiğinde devleti yönetmiştir. İşte bu anlayışın bir yansıması ve sonucu olarak da Türk tarihinde onlarca kadın tahta geçip devleti yönetmiştir.
Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel’in Bozkırın Asenaları/Türk Tarihinde Kadın Liderler adlı bu çalışmasında, MÖ. 6. yüzyılda yaşayan Türk tarihinin ilk hükümdarı Tomris Hatun’dan, Kırgızların 19. yüzyıldaki bağımsızlık mücadelesinin yılmaz neferi Kurbancan Datha’ya; Sabar Kağanlığı’nın muktedir gücü Boğarık Hatun’dan, Abbâsî Devleti’ni yöneten Valide Sultan Şağab Hatun’a; Büyük Selçuklu Devleti’nin son terken hatunu Gevher Hatun’dan, Türkiye Selçukluları Sultanı I. Kılıçarslan’ın ömrünü oğluna adayan eşi Ayşe Hatun’a; Hindistan’ın kahraman kadın hükümdarı Raziye Begüm Sultan’dan, Kayı boyunun dirayetli hatunu Hayme Ana’ya kadar “Altun Özük Uz Hatun: Altın Gibi Temiz, Akıllı ve Bilgili Hatun” ünvanını hak eden bütün kadın hükümdarlarımız anlatılmaya çalışılmıştır. Yücel’in bu kitabı yazmaktaki amacı, tarihimizin güçlü kadınlarının çok az bilinen hayat hikâyelerini bir araya getirerek günümüz nesline yeniden hatırlatmaktır.
Eğlenceli Bilgi 158 Kutuplarda İnecek Var!
Coğrafya gereksiz detaylardan kurtuldu! Coğrafya senin için tam bir eziyet mi? Karışık haritalardan, yaşlı kaya parçalarından ve yorucu sınavlardan bıkıp usandın mı? O zaman, tüm bu sıkıcı coğrafya derslerine elveda demenin tam zamanı… Çünkü şu anda, Kutuplarda İnecek Var kitabı ile buz gibi, bir o kadar da cesaret isteyen bir yolculuğa çıkmak üzeresin!
Sarsılacaksın! Görünen ucu, apartmanlardan bile yüksek olan buz dağlarını gördüğünde…
Kaçacaksın! Aç kutup ayıları kutup kampının etrafını sardığında…
Çığlık atacaksın! Kırılma tehlikesi olan buzul vadilerinin kenarında sarsıldığında…
Tüm bunlar heyecanlanman için yeterli değil mi? Kutuplarda İnecek Var’da ayrıca, kutup kâşiflerinin soğuk ısırması yüzünden parmaklarını kaybedişlerini, Eskimo evi yapımını ve buzlar altında kalmış tüm zenginlikleri bulabilirsin. Hepsi cidden şok edici!
Coğrafya hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!
“İlham verici!” – Kraliyet Coğrafya Topluluğu
İkinci Yüzyılda Yeniden Atatürk
Bazı şeyler vardır ki bir kanunla, bir emirle, bir düdük çalarak düzeltilebilir. Ama bazı şeyler vardır ki, kanunla, emirle milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler.
Fesi atar şapkayı giyer; ama alnında fesin izi vardır.
Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanların başındaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar o zihniyetin içindedir. Zihniyet, binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, boğuşursunuz onunla sadece. Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda muvaffak olursunuz…
Boğuşuyoruz ve boğuşa boğuşa yeneceğiz. Önemli olan burasıdır. Yani, boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler boğuşa boğuşa ilerlerler, yorulan, umutsuzluğa düşen yenilir. Biz inanıyoruz, inandığımız şey doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü bunun başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu budur.
Mustafa Kemal Atatürk
Orta Çağ Avrupası – Sosyalkültürel Ve Ekonomik Hayat
Orta Çağ Avrupa Tarihi denilince standart özelliklerle tanımlamanın oldukça zor olduğu yaklaşık 1.000 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Günümüzde “Orta Çağ Avrupası” cehalet, durağanlık, vahşet, kötü hijyen, salgın hastalıklar, kilisenin inanılmaz gücü ve “karanlık” sıfatı ile anılmaktadır ancak “karanlık” yakıştırması bir efsanedir ve gerçekleri gizlemektedir. Avrupa için Orta Çağ, klasik dönemle bağlantının kurulduğu, bugünün uluslarının şekillendiği, pek çok kavramın temellerinin atıldığı dikkate değer bir dönemdir.
Elinizdeki bu eser alışılagelmiş Orta Çağ algısını Latince ana kaynaklardan yapılan alıntılarla kırarken, ülkemizde Orta Çağ Avrupası’na dair daha önce değinilmemiş kitap, dil ve yazı, takvim ve zaman, vergi sistemi, tatil anlayışı ve yıl boyu tatiller, kale yaşantısı, çan geleneği, banyo ve temizlik kültürü, veba salgını yazarlarına örnekler gibi konulara yer vermektedir.
Ayrıca yine bu kitapta, Orta Çağ Avrupası’nda yaşayanların kendilerinden önceki kültürlerden neleri miras aldıklarını, zihinsel altyapılarını, kültürel özelliklerini, yaşayışlarını, nelere önem verdiklerini, ne zorluklar çektiklerini, çocukların, kadınların, yaşlıların dünyasını, doğumdan ölüme giden süreçte başlarına gelenleri, kendilerini yönetenlerle ilişkilerini, aldıkları cezaları, kilise ya da dinden ne kadar etkilendiklerini, dışarıdan bakanlar tarafından nasıl göründüklerini kısacası hayatlarına dair merak edilen birçok konuyu bulacaksınız.
Orta Çağ Avrupası: Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Hayat kitabında, alanında uzman Doç. Dr. Özlem Genç dönemin Latince ana kaynaklarını kullanarak “Karanlık Orta Çağ” efsanesini gün yüzüne çıkarıyor.
Ortaçağ İnsanları
Ortaçağ İnsanları Nasıl Yaşarlardı?
Ortaçağ’da yaşamış bir köylü, bir ev hanımı, bir kumaşçı bizim tarih ufkumuzda kaybolup gider. Oysa bir derebeyinin mülk defteri, kronikler, seyyahların hikâyeleri, başrahibin kayıtları, ev idaresi konulu öğretici eserler, aile mektupları koleksiyonları, evler, kitabeler ve vasiyetnameler araştırmacılar için bulunmaz birer kaynak niteliğindedir. İşte Ortaçağ’ın sıradan insanlarının bu sıra dışı hayatları, çağın detaylarını keşfetmek adına oldukça önemlidir.
Eileen Power, İngiliz tarihçiliğinde de var olan bu eksikliği çok önceden fark etmişti. Ortaçağ İnsanları bu eksikliği gidermek için yazdığı, Ortaçağ’ın gündelik hayatını yeniden kurguladığı bir eser... Sıradan insanları sıradan olmayan bir üslupla anlatması ise kitabın en dikkat çeken tarafı...
Kitapta Çiftçi Bodo’nun peşinden Şarlman zamanındaki bir yurtluk hayatını, Marco Polo ile 13. yüzyıl iklimini ve onun seyahat aşkının hikâyesini, Madame Eglantine ile bir başrahibenin yaratıcı tasviri ile beceriklice harmanlanmıs¸ gec¸ Ortac¸agˆ piskoposlarının ziyaret kayıtlarını, Parisli bir ev hanımıyla 14. yüzyılın ev hayatını, Thomas Betson ile 15. yüzyılın yün ticaret dünyasını ve tacirleri, VII. Henry zamanında bir Essex kumaşçısının faaliyetlerini tüm canlılığıyla okumak mümkün.
Bu şekilde Ortaçağ gündelik hayatının kapılarını aralayıp günümüze ışık tutan Power; bize dinden, siyasetten, du¨s¸u¨nce hayatından, ticaretten, u¨retimden, ziraat ve kadın vazifelerinden o¨rneklerle kuşattığı yeni bir dünya sunuyor.
Ortaçağ İnsanları, oldukça geniş ve her türlü sürprize açık olan bir dönemin bilinmeyen yönlerini şahıslar eşliğinde ortaya koyan benzersiz bir sosyal tarih çalışması…
Savaş Sanatı – Hasan Ali Yücel Klasikleri 234
Sun Zi / Sun Tzu (MÖ 6. yy) Yazarın adı Wade-Giles transkripsiyon sisteminde “Sun Tzu”, Pin-Yin transkripsiyon sisteminde “Sun Zi” olarak yazılmaktadır. Doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Komutan ve düşünür olarak ünlenen Sun Zi’nin Savaş Sanatı adlı eseri insanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseridir. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür.
Selahaddin’den Baybars’a Eyyubiler – Memluklar (1193-1260)
Eyyübîler Devleti'nin Selahaddin devri hakkında çok sayıda monografi yazılmıştır. Buna karşılık Selahaddin' den sonraki döneme (1193-1260) dair çalışma çok azdır. Henüz devrin tarihi ayrıntılı olarak ortaya konmamıştır.
Bu hususu göz önüne alarak, bu kitapta devrin siyası, kültür ve ilim tarihini ana kaynaklara dayanarak ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalıştık. Eyyübîlerin son on yılının tarihi, onların memlukları tarafından kurulan Memluklar Devleti'nin kuruluş devri (1250-1260 arası) tarihiyle irtibatlı olduğu için Memlukların ilk on yıllık tarihini de anlattık. Okuyucunun ibretle göreceği gibi, siyası çalkantılara rağmen Eyyübîler ile Memluklar, Haçlılara ve Moğollara karşı Ortadoğu'daki Türk-İslam medeniyetini, Selahaddin'in kurduğu siyasi birliği başarıyla korumuşlardır.
Bu devir, hatta Memluklar devri siyası çalkantılara rağmen kültür ve ilim tarihi bakımından son derece verimli geçmiştir. Çok sayıda ilim adamı değerli eserler vermişlerdir. Sanat değeri yüksek mimarı eserler meydana getirilmiştir. Bugün bu eserlerin önemli kısmı hala ayaktadır. Eyyübîler devri aynı zamanda Türk hakimiyetinin, kültürünün Ortadoğu Arap ülkelerinde yayılma, yerleşme devri olduğu gibi Osmanlı hakimiyetine de zemin hazırlamıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.