Aura
₺180,00 Orijinal fiyat: ₺180,00.₺153,00Şu andaki fiyat: ₺153,00.
| Yayınevi | Olimpos Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Hakan Özkan |
| Sayfa Sayısı | 168 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Olimpos Yayınları – Aura
İlgili ürünler
Dua Kader Değiştirir
İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya...
Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte...
Eğer yüreğinde Rabb'in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma.
Hz. Mevlana'nın şu dizesi ne de hoştur aslında:
“İyi değilim demek ne haddimize?
Şükürler olsun her halimize!”
Erkeklerin İç Sesi
Bir cümlenizle kırılan, bir cümlenizle yelkenleri suya indiren, bir cümlenizle affeden adam değilim ben artık.
Yoruldum.
Her şeyi geçiştirmek, sadece gülmek istiyorum.
Bir zamanlar hayatın getirdiği her şeyin üzerine iyi ya da kötü daha çok kafa yorardım. Uykularım kaçardı düşünmekten. Anı yakalayamazdım. En mutlu olmam gereken anda bile, ya geçmiş için üzülür, ya gelecek için kaygılanıyor olurdum.
Bu saatten sonra kendimi yormayacağım hiç.
Gülüp geçeceğim.
Böyle tertemiz delirdim işte, sizi de beklerim, burası çok eğlenceli...
Türkiye’nin en çok takip edilen fenomeni Çağrı Taner’den, bilinen ama adlandırılamayan, hissedilen ama dile dökülemeyen, yanımızda olan ama yüzleşilemeyen ne varsa, hayatımıza, sustuklarımıza, anlatamadıklarımıza dair içten, duru bir sesleniş.
Bir erkeğin içinden, sadece erkeklere değil, hepimize…
Hangimiz Sevmedik
PUSLU HAVALAR
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi,
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü,
Rast gitmiyor işim gücüm,
Dar geliyor sensiz sokaklar,
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum,
Işıklar sönük, yollar sessiz,
Ellerim cebimde, sigaram bitti,
Güneş doğmak üzere,
Sadece yürüyorum,
Sen o sırada rüyalarda,
Ben ise puslu havalarda.
İkra
Allah’ın ilk emri olduğu için okumadı annem
bilirsin bizim toplumu sevgilim
annem okumuş olsaydı sana Mem û Zîn’i anlatırdı
Mem bir ağıt yaktı,
döküldü dolunayda Zîn’in saçları.
sevgilim, annem okumamış bilirsin
seni istemeye geldiğimizde anneme sorulmasın
türkçesi de bozuktur annemin sevgilim
adını söyleyemezse sen yine de “efendim anne” de.
sevgilim, benim annem okumadı ama
senin için çok güzel diyor
ne güzelsin sen, gözlerin Galata terası manzarası gibi
sevgilim çok güzelsin sen
bana sarıl Sovyetler dağılmasın
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
Kelime Defteri
Ben ilkokula gittiğim yıllarda öğretmenimiz bize Kelime Defteri tuttururdu. Alfabetik fihrist formunda, ince uzun bir defterdi bu. Türkçe dersi sırasında karşılaştığımız yeni bir kelimeyi ve onun anlamını günlük defterimize değil Kelime Defteri’ne yazar, karşı tarafta cümle içinde kullanırdık. Böylece kendimize ait sözlüğümüz oluşurdu.
Şimdi ben de kendi kelimelerimi merak ediyorum ve onları bir araya getirerek cümle içinde kullanmayı deniyorum. Bir tür Kelime Defteri çıkarmak istiyorum kısacası. Bir de merak ediyorum, acaba fark etmediğim kelimelerim de var mıdır benim? Yoksa hepsinin farkında mıyımdır?
İşte benim Kelime Defteri’m...
…
Aşk: Ezelden beri aşk olduğu için kelimelerin en başına yazıldı.
İnsaniyet: Her türlü davanın üstünde.
Tabiat: Yarı ölü düştüğüm bahçede yabani bir lâvanta çiçeğini saçlarımın arasına takma arzusunu duyduğumda, beni taşıdığım can hatırına onaracak olanı da tanıdım.
Nergis: Gül devrim, lâle devrim geçti. Şimdi nergis devrimdeyim.
Karadeniz: Karadeniz’in ayrı bir kimliği var. O yüzden Kelime Defteri’nde Deniz’e rağmen Karadeniz var. İçinde Fırtına.
Çay: Çayı yaratan Allah’a hamd olsun. Ya yaratmamış olsaydı!
Yazı: Hayatımın merkezinde duran şey yazıdır, yazarlık değil.
Defter: Bitti. Oysa benim daha çok kelimem kaldı. Su gibi. Ateş gibi.
Yetişkinler Ejderhalardan Neden Korkar?
Edebiyat gençlere denemelerle göz kırpıyor, denemeler gençleri ustalarla tanıştırıyor!
Hazırladığı edebiyat seçkileriyle tanınan akademisyen, yazar İshak Reyna, bu kez Türk ve dünya edebiyatından deneme yazılarını gençler için özenle seçti. Birbirinden etkileyici 30 deneme yazısından oluşan seçkinin amacı, gençleri edebiyatın bu yenilikçi türüyle yakınlaştırmak. Daha önce yine Müren Beykan’ın yayına hazırladığı Dikkat! Kırılacak Eşya ve Ay’ı Boyamak adlı öykü derlemeleriyle dikkati çeken Günışığı Kitaplığı, bu kez Türk edebiyatından 15, dünya edebiyatından 15 usta yazarın kaleme aldığı deneme yazıları seçkisiyle, genç okuru çok renkli bir düşünce dünyasında dolaştırıyor. Futboldan sanata, mizahtan siyasete, gençlikteki zorluklardan aşka uzanan denemeler, okurun düşüncelerini de hayal gücünü de harekete geçiriyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.