Kırmızı Arabanın Hayaleti
Gizemli bir köşk, sürekli suret değiştiren kimliği belirsiz bir ev sahibi, iki delikanlı, iki kız, bir kedi, bir köpek, bir tavşan, bir kuş, yerine getirilmeyi bekleyen dört ayrı vasiyet ve tüm bunlara şahit olan üstü açık kırmızı bir Cabrio…
Ruhları tedirgin eden bu gençlik masalı, hiçbir gencin kayıtsız kalamayacağı muhteşem vaatlerle dolu bir iş ilanının yayımlanması ile başlıyor. Kısa yoldan hızlı bir şekilde kolayca hedefe ulaşmak için tek yapmak gereken ise üç aylık bir süre zarfında gizemli köşkteki işverenin verdiği görevi tamamlamak. Türkiye’nin bir ucundan diğerine uzanan dört ayrı yolculuk ve dört sıra dışı görev… Her biri türlü tehlikeler ve anlam verilemeyen karşılaşmalarla dolu dört değişik serüven. Bilinmeyene doğru gitmenin getirdiği ürkütücü ve tedirgin edici hislerin kişisel hırslarla birleşerek oluşturduğu ruhsal hezeyanlar okurları derinden tesir etmeye yetiyor da artıyor bile. Özellikle birinci bölümün sonunda kanınızın çekildiğini hissetmeniz işten bile değil…
Korkularınızla yüzleşeceğiniz esrarengiz bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız tek yapmanız gereken üstü açık bu kırmızı arabayı takip etmek!..
Kırmızı Kartal
Miyase Sertbarut’un on binlerce çocuğun hayallerini kanatlandıran ödüllü öyküsü Kırmızı Kartal, Gül Sarı’nın resimleri ve gözden geçirilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alıyor.
Okurlarını, Evşen adında bir kız çocuğunun küçük mutluluklardan beslenen, iyimser dünyasına konuk eden bu naif kitap, gerçekçi kahramanları ve doğayı kucaklayan anlatımıyla, umut etmenin hayattaki en vazgeçilmez duygulardan biri olduğunu hatırlatıyor.
Küçük Evşen’in en büyük düşü gelecekte yazar olmaktır. Ta ki bir gün, evlerinin yakınındaki bir araziye küçük bir uçak pisti kurulana değin. O günden beri Evşen’in yazar olmak dışında ikinci bir düşü daha var: Piper Pa-25’le, nam-ı diğer Kırmızı Kartal’la uçabilmek. Kim ne derse desin, bir gün mutlaka uçacaktır o göz kamaştırıcı kırmızı uçakla. Muzaffer amcası söz vermiştir bir kere...
Hayallerine sıkı sıkıya bağlı on yaşındaki bir kızın, karşılaştığı bütün önyargılara ve olumsuzluklara rağmen tutkularından asla vazgeçmeyişini gözler önüne seren bu ilham verici öykü, radyo tiyatrosu dinlemekten masal anlatımına, hatta seyyar dondurmacılara uzanan nostaljik dokunuşlarla günümüz çocuklarını yıllar öncesinin kültürel ve sosyal zenginlikleriyle tanıştırıyor.
Kırmızı Şemsiye
Kış Ülkesi Çocukları
Kızım Ben Çocukken
Aytül Akal’dan her kuşağa seslenen, “iyileştirici” öyküler…
Üretken yazar Aytül Akal’ın, kendi çocuklarıyla olan ilişkilerinden esinlenerek kaleme aldığı Kızım Nerdesin?, Oğlum Nerdesin?, Kızım, Ben Çocukken… ve Oğlum, Ben Çocukken… kitapları, Gizem Malkoç tarafından yenilenen resimleri ve gözden geçirilen baskılarıyla tekrar raflara giriyor.
Anne, büyüdüğümün farkında mısın? Anne, kimse odama girmesin! Anne, sen uzaydan mı geldin? Alo anne, ben âşık oldum!..
Her kitapta, genel bir çatı öykü altında akıp giden on bağımsız öykünün yer aldığı seri, anne ile kızları/oğulları arasındaki inişli çıkışlı ilişkiyi; kimi zaman gülünç, kimi zaman duygusal, çoğu zamansa “tatlı sert” bir eleştirel yaklaşımla ele alıyor.
Anne-çocuk ilişkilerine eğlenceli olduğu kadar derinlikli bir gözle de bakmayı başarabilen seri, çocukluk ve ergenlik sürecindeki ruhsal değişimler, yemek yeme alışkanlıkları, ilk aşklar ve kişisel özgürlükler gibi, bu dönemi tecrübe eden çocukların gündemini meşgul eden ve kişilik gelişimlerine olumlu/olumsuz yansıyan konuları odağına alıyor.
Günümüz çocuklarının nabzını tutabilen güçlü bir mizah anlayışından beslenen, zekice kaleme alınmış diyaloglardan oluşan kitaplar, Aytül Akal’ın yorumdan uzak, tarafsız yaklaşımıyla inandırıcılığını arttırıyor.
Okuruna empati yeteneğini kullanma fırsatı tanıyan ve bu sayede içsel bir okuma deneyimi sunan seri, kıvrak anlatımıyla, çocukların bir ebeveynin düşüncelerini daha rahat kavrayabilmelerini de sağlıyor.
Anne ve çocuk arasındaki kuşak farkına dikkat çekerek, iki tarafın da birbirine karşı daha hoşgörülü ve anlayışlı olması gerektiğini savunan öyküler, öğreticiliğini ve gerçekçi anlatımını kendi içinde barındırıyor.
Büyük-küçük her yaştan okurun kendinden bir şeyler bulabileceği bu renkli kitaplar ebeveynlerin çocuklarını, çocuklarınsa ebeveynlerini daha yakından tanımalarına, kaygılarını-sorunlarını anlamalarına ve çözüm bulmalarına imkân sağlayarak, “iyileştirici” ve yapıcı bir etki yaratıyor.
Korkak Oğlan
Küçük Kara Robot
Küçük Mürmür Okula Başlıyor
Küçük Ressam
Ezgi, çok güzel bir kızdı. Kara, iri gözleri vardı. Gülünce ışıl ışıl parlıyordu gözleri.
Uslu, anlaklı, becerikliydi. Yaşlı ninelerine yardım eder, istediklerini getirir, istemediklerini götürürdü. Annesi ile babası yabancı bir ülkeye gittiği için, dedesiyle ninesinin yanında kalıyordu. Annesi ile babası yabancı bir ülkeye gittiği için, dedesiyle ninesinin yanında kalıyordu.
Resim tutkunu Ezgi, bir gün, bahçeden havuç yiyen bir tavşanı çiziyor. İşte, ne olduysa ondan sonra oluyor. Ezgi'ye göre, resimlediği tavşan hırsız, sevimsiz... Ezgi'nin hırsız diye resimlediği tavşan, Ezgi'ye başkaldırıyor: "Ben havuçları yaşamak için yiyorum. Oysa insanlar bizi"
Küçük Toplayıcının Büyük Macerası
Yeni bir dünya mümkün mü?
Sinan Yaşar'ın kaleme aldığı Küçük Toplayıcının Büyük Macerası, çocukluğun saf ve temiz dünyasını içtenlikle yansıtırken, küresel ısınmaya ve iklim krizine dikkat çeken sürükleyici bir serüven.
Doğa tutkunu küçük bir toplayıcı ile iki yakın arkadaşının, aile ve okul yaşantısından kesitler sunan roman, dünyamızın insan eliyle nasıl adım adım yaşanmaz hâle getirildiğini fantastik bir kurgu eşliğinde betimliyor.
Yazar kitabında ayrıca, işsizlik, geçim sıkıntısı ve bunlara bağlı olarak gelişen yeni bir eve taşınma zorunluluğu gibi çocukların duygu dünyalarını olumsuz etkileyebilecek ani değişimleri duyarlılıkla el alıyor.
Altın için ağaç kesenler şimdi tüm altınları verip ağaçları geri getirmeye razıydı. Ama nafile...
İsminin hakkını veren kişiliğiyle tanınan Kahraman, can dostları Duygu ve Bilge'yle birlikte küçük bir kasabada yaşamaktadır. İnsanların her gün üstüne basıp geçtikleri “doğal” güzellikleri cam kavanozlarda biriktiren Kahraman'ın sakin ve huzurlu hayatı ebeveynlerinin aldığı taşınma kararı ile aniden değişir. Ait olduğu evden uzaklaşacak olması yetmezmiş gibi gözünden sakındığı koleksiyonu da tehlike altındadır. Üstelik kara bulutlar sadece kendi evlerinin değil, tüm kasabanın, hatta ülkenin üzerinde gezinmektedir. Yaklaşan tuhaf rüzgârlar, artan boğucu sıcaklar, hayatta kalma mücadelesi veren hayvanlar derken doğanın sessiz çığlığı giderek dayanılmaz bir hâl alır. İnsanlığın çaresizce kaderine teslim olmaya hazırlandığı bir anda küçük toplayıcı Kahraman'ın eline geçen tılsımlı taşlar yeni bir umudu da beraberinde getirir.
Sinan Yaşarı'ın, “yeni ve kirlenmemiş bir dünya” ütopyasından yola çıkarak yazdığı Küçük Toplayıcının Büyük Macerası, ekolojik dengenin bozulması sonucunda oluşabilecek felaketlere karşı farkındalık yaratıyor.
Merak uyandırıcı hikâyesini Doğa Ana'nın doğrudan okura seslendiği ara metinlerle renklendiren kitap, zihinleri meşgul edecek bir soruyla uzun uzun düşündürüyor: Yeni bir dünya mümkün mü?
Küçük Toplayıcının Büyük Yolculuğu
Kuğu Gecesi
Kurbağalara Fısıldayan Çocuk
Anı avcısı macera peşinde!
Rodari Ödüllü yazar Miyase Sertbarut, Kurbağalara Fısıldayan Çocuk ile zamanı bile şaşırtmayı başaran bir anı avcısının gündüz düşlerine uzanıyor.
Dünyanın yalnızca insanlar için değil kurbağalar, saatler ve hatta saksıda filizlenmeyi bekleyen birkaç tohum için de dönmekte olduğunu hatırlatan kitap, evrende yalnız olmadığımızı bir kez daha duyumsatıyor bizlere.
Çevremizde binbir türlü olay yaşanırken dayanışmanın hayatımızı güzelleştireceğine vurgu yapan bu sıcacık roman, çilek reçeli kokuları eşliğinde neşeli bir maceraya açılıyor.
Yaz tatili ödevi için anılarını yazması gereken Eren, kısa süre sonra kendini anılar denizinde yüzerken bulur. Kaleme sarıldıkça hooop babaannesinin köyüne, oradan da bir masalın içine zıplar. Kâh korkunç bir devi yener, kâh bulutları delen dallı budaklı bir fasulye ağacına tırmanır. Dünyanın en acayip saatini görmek uğruna bir odadan ötekine koştururken içindeki meraklı canavara söz geçirmeye çalışır. Tam o sırada kulağına gelen vrrrak vrrrak sesleriyle çukura düşen çaresiz bir kurbağayı kurtarmak için bir plan yapmaya karar verir. En sonundaysa, “Meğer yazmak da tatile çıkmak gibi bir şeymiş,” düşüncesiyle kalakalır. Üstelik anılarını avlarken ne zıpkın kullanmıştır ne olta!
Eğlenceli hikâyesinin arka planında “Hayatı anlamlı kılan anılar değil de nedir?” sorusu üzerine düşündüren kitap, küçük “an”ların zamanla nasıl büyük ''anılara'' dönüştüğünü gösteriyor.
Gül Sarı'nın ele avuca sığmaz çizimleriyle iyice şenlenen Kurbağalara Fısıldayan Çocuk, içimizdeki sese kulak vermeye çağıran, iyileştirici bir roman.
Kuş Kulesi
Kuzey Yıldızı
Marvin Redpost: Sınıftaki Başkan
Marvin Redpost: Uçan Doğum Günü Pastası
Masal Dolu Anadolu
Anadolu'nun belleğinden geleceğe miras masallar…
Koray Avcı Çakman'ın yazıp, Elif Deneç'in resimlediği Masal Dolu Anadolu, yurdumuzun zengin sözlü anlatı geleneğini şiir diliyle harmanlıyor; Kaf Dağı'nın ardındaki nice masal kahramanını gün yüzüne çıkararak, çocuklarla tanıştırıyor.
Geçmişten aldığı ilhamı geleceğe nakşetme hevesiyle dört başı mamur bir anlatıcıya dönüşen Koray Avcı Çakman, Anadolu'nun bağrında şekillenen masallara yenilerini ekleyerek insanlığın en kadim düşlerinden kırkyama masallar örüyor. Düş dünyasında gezinmekten hoşlanan her yaştan okura tadına doyulmaz bir masal ziyafeti yaşatıyor.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken; sözleri gökteki yıldızlardan kayan, düşleri çağlayan pınarlardan taşan bir yazar yaşarmış. Az gitmiş uz gitmiş, derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi geçerek soluğu Kaf Dağı'nda almış. Var var imiş, yok yok imiş geçip gittiği yollarda. Kim demiş, ne demişse katmış yanına, o hâlde varsın anlatsın bakalım hangi masalları katmış efsunlu masal çuvalına?
İbiş ile Değirmenci Memiş'in, Karga ile Bülbül'ün başından geçenlere yeni anlamlar kazandıran, Dilsiz Dilli Kilim'in ve Zümrüdü Anka Kuşu'nun seslerine kulak vermeye çağıran yazar, devlerin cirit attığı bir dünyada Keloğlan'a türlü kaderler biçmekten kendini alıkoyamıyor. Anadolu masal geleneğini var eden eşsiz değerleri yepyeni anlatılarda günümüz çocuklarıyla buluşturan Masal Dolu Anadolu, okurlarının üzerine kahkaha otu serpiştirip onları kısa süreliğine dahi olsa gerçek dünyadan uzaklaştırmayı başarıyor.
Masal türünün edebiyatımızdaki yeri ve önemini bir kez daha hatırlatan Koray Avcı Çakman ritmik ve oyunbaz kalemiyle gökten üç elma düşürüyor; onları da kitabının, okurlarının ve masallara can veren kahramanların başına taç ediyor…
Mavi Boya
Mavi Zamanlar
Mavi Zamanlar çocuklar için yazılmış bir roman; ancak pek çok yetişkinin de okumaktan zevk alacağı bir masal.
-Varlık
Nefis anlatımı, sürükleyici kurgusuyla ‘Mavi Zamanlar' gerçekten keyifle okunan bir roman.
-Radikal Kitap
Geçmişten günümüze var olan değerlere sahip çıkışın bir öyküsü var bu kitapta. Mavi Zamanalar, Allianoi'nin sessiz çığlığı!
-Cumhuriyet Kitap
Birce ve arkadaşlarının gerçek, efsane ve bilimle iç içe geçen serüvenlerifantastik roman okuyucularının nefeslerini kesecek.
-Ankara Milli Eğitim Dergisi