Montague Amca’nın Dehşet Hikayeleri
Mutluluk Sokağı
Geleceğe uzanan bir yolculuk romanı Mutluluk Sokağı. Yeni kazandığı okula başlamak için başka bir şehre doğru yola çıkan, iki ablası gibi evden ayrılarak kendine yeni bir yaşam kuracak olan bir gencin dopdolu hikayesi.
Bu yolculuk aynı zamanda geçmişe de götüren bir yolculuktur. Geride kalan çocukluğun, cıvıltılı kız kardeşlerin, özverili yaşamlanyla bütün sorunları aşmaya çalışan anne babanın ve anılarla dolu bir evin özlemi ise en yakın yol arkadaşı...
Ferda İzbudak Akıncı'dan yine bir solukta okunacak bir ilkgençlik romanı...
Nine Bizi Kurtarsana
Obur Prenses
Oğlum Ben Çocukken
Aytül Akal’dan her kuşağa seslenen, “iyileştirici” öyküler…
Üretken yazar Aytül Akal’ın, kendi çocuklarıyla olan ilişkilerinden esinlenerek kaleme aldığı Kızım Nerdesin?, Oğlum Nerdesin?, Kızım, Ben Çocukken… ve Oğlum, Ben Çocukken… kitapları, Gizem Malkoç tarafından yenilenen resimleri ve gözden geçirilen baskılarıyla tekrar raflara giriyor.
Anne, büyüdüğümün farkında mısın? Anne, kimse odama girmesin! Anne, sen uzaydan mı geldin? Alo anne, ben âşık oldum!..
Her kitapta, genel bir çatı öykü altında akıp giden on bağımsız öykünün yer aldığı seri, anne ile kızları/oğulları arasındaki inişli çıkışlı ilişkiyi; kimi zaman gülünç, kimi zaman duygusal, çoğu zamansa “tatlı sert” bir eleştirel yaklaşımla ele alıyor.
Anne-çocuk ilişkilerine eğlenceli olduğu kadar derinlikli bir gözle de bakmayı başarabilen seri, çocukluk ve ergenlik sürecindeki ruhsal değişimler, yemek yeme alışkanlıkları, ilk aşklar ve kişisel özgürlükler gibi, bu dönemi tecrübe eden çocukların gündemini meşgul eden ve kişilik gelişimlerine olumlu/olumsuz yansıyan konuları odağına alıyor.
Günümüz çocuklarının nabzını tutabilen güçlü bir mizah anlayışından beslenen, zekice kaleme alınmış diyaloglardan oluşan kitaplar, Aytül Akal’ın yorumdan uzak, tarafsız yaklaşımıyla inandırıcılığını arttırıyor.
Okuruna empati yeteneğini kullanma fırsatı tanıyan ve bu sayede içsel bir okuma deneyimi sunan seri, kıvrak anlatımıyla, çocukların bir ebeveynin düşüncelerini daha rahat kavrayabilmelerini de sağlıyor.
Anne ve çocuk arasındaki kuşak farkına dikkat çekerek, iki tarafın da birbirine karşı daha hoşgörülü ve anlayışlı olması gerektiğini savunan öyküler, öğreticiliğini ve gerçekçi anlatımını kendi içinde barındırıyor.
Büyük-küçük her yaştan okurun kendinden bir şeyler bulabileceği bu renkli kitaplar ebeveynlerin çocuklarını, çocuklarınsa ebeveynlerini daha yakından tanımalarına, kaygılarını-sorunlarını anlamalarına ve çözüm bulmalarına imkân sağlayarak, “iyileştirici” ve yapıcı bir etki yaratıyor.
Oğlum Nerdesin – Tudem Yayınları
Öğretmen Neden Çıldırdı
Olduğun Yerde Kal
Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı gün, Alfie’nin beşinci doğum günü partisine denk gelmişti. Alfie, savaşın nelere yol açacağını tahmin edemese de bu süre boyunca hayatlarının eskisi gibi ilerlemeyeceğini biliyordu. Babası Alfie’yi terk etmeyeceğine söz vermişti vermesine, ancak bu sözü, eli silah tutan her erkek gibi orduya yazılmasına engel olmamıştı. Çok sevdiği ailesini geride bırakarak Avrupa cephelerinde savaşmaya giden babasının hayatında kanlı bir sayfa açılmıştı artık. Londra’da bıraktığı sevdiklerini ise çaresizlik, yoksulluk ve acı dolu bir mücadele bekliyordu…
Cephede geçen dört koca yıl boyunca Alfie büyümüş, babası ise gizli bir görevde olduğu gerekçesiyle ailesi ile olan tüm iletişimini koparmıştı. Savaş tüm acımasızlığıyla sürüyor, Alifie’nin ruhunda kopan fırtınalar dinmek bilmiyordu. Öte yandan tuhaf giden bir şeyler vardı. Babasının şu gizli görevi neydi? Alfie ne yapıp edip bulmalıydı babasını. Üstelik dünyanın en iyi nedeni uğruna her şeyi yapmaya hazırdı: Sevgi uğruna…
Johne Boyne, onlarca farklı dile çevrilerek dünya çapında milyonlarca okurun kalbine dokunan Çizgili Pijamalı Çocuk adlı kitabında olduğu gibi savaşa yine küçük bir çocuğun gözünden bakarak, bu büyük felaketin insanlar üzerinde bıraktığı kalıcı izleri şiirsel bir dille, umut dolu bir baba oğul hikâyesine dönüştürüyor.
Ormandaki Kitabevi Köstebeğin Anıları
Ormanın kalbinde, anıların dehlizinde...
Fransız çocuklarının ellerinden düşürmediği Mickaël Brun-Arnaud imzalı “Ormandaki Kitabevi” dörtlemesinin ilk halkası Köstebeğin Anıları; alevlere, zamana ve hafıza kaybına dair, kalpleri titreten bir arayış hikâyesi.
Mustarip olduğu hastalık nedeniyle zaman yolcusuna dönüşen bir köstebek ile bu yolculukta ona can simidi uzatan bir tilkinin ormanın derinliklerinde çıktıkları efsanevi macerayı sayfalarına taşıyan bu lirik fabl; şiirsel üslubu, eksantrik karakterleri ve çizer Sanoe'nin incelikli desenleriyle masalsı bir dünyaya açılıyor.
Anlatısını “Yeni anılar yaratmaktan daha güzel bir şey varsa o da o anıları yazıp sevdiklerinizle paylaşabilmektir,” görüşü üstüne kuran kitap, sevgi ve dostluğun iyileştirici gücüyle tüm zorlukların üstesinden gelinebileceğini, hatta unutulan anıların bile hatırlanabileceğini gösteriyor.
Yaşadıklarımı bilen tek şey o kitap!
Yıllardır Her-Şeyi-Unut hastalığı ile mücadele eden Köstebek Ferdinand, dönüş bileti almadan geçmişe giden bir trene binmiş gibidir. Çıktığı yolda ilerledikçe duraklar birer birer yok oluyor; anılarının anahtarını aradıkça hafızasının kapıları sıkı sıkıya kapanıyordur. Yine geçmişin yankıları kulağında çınladığı bir gün, evinde, arkasında notlar yazılı birkaç fotoğraf bulur. Zihnindeki eksik parçaları tamamlayabilmek için çabalarken aklına yıllar önce anılarını kaleme aldığı kitap gelir. Soluğu Kökkabuk köyünün tek kitapçısı Tilki Archibald'ın yanında alır. Ancak kitapçının bu eski el yazmasını birkaç gün önce gizemli birine sattığını öğrenir. Mösyö Köstebek'in, gençliğine, anılarına, içini sızlatan tüm sorularının cevabına ulaşabilmesi için kitabına kavuşması şarttır. Neyse ki eski dostu üstat tilki yardıma hazırdır. Böylece iki maceraperest arkadaş uzun bir yolculuğa çıkarlar. Oysa akıp giden zamanla birlikte büyük hayat kitabında çok fazla sayfa çevrilmiş, bazı sırlar çoktan ormanın derinliklerine gömülmüştür...
Otuz yıllık bir aşk hikâyesinin izinde, küçük hayvanların kendilerinden büyük kaderlerine nasıl karşı durduklarını gösteren Köstebeğin Anıları, “Bazen unutmak o acıyı tekrar tekrar yaşamaktan yeğdir,” diyor ve gidenlerin ardında kalp sızısıyla kalanların yüreğini tatlı bir huzurla dolduruyor.
Bu kitabı alıp Köstebek Ferdinand'ın hatıralarına giden yolda yürüyen tüm okurlar; Madam Petunia'nın Çay Salonu'na konuk olup tadına doyum olmaz meşhur “bademinli” tartı tatma, bin dört yüz kırk üç adımlık bir tırmanışın ardından görkemli meşe ağacına çıkma, yıldızların altında unutulmaz bir gece yaşama ve hatta muazzam melodiler eşliğinde kulaklarının pasını atma şansına erişecekler.
Elbette yanı başlarında Kökkabuk köyünün en sevilen içeceği, bir fincan marşmelovlu sıcak çikolata eşliğinde.
Sahi, neyi hatırlamak istiyordum ki?..
Ormanın Kalbindeki Çocuk
Ortanca Balık
"... Bir mektup aldım. Bu hayatımda aldığım ilk mektup! Yani internetteki elektronik mektupları saymıyorum. Kâğıda yazılan, katlanıp zarfa konan, zarfın üstündeki adrese göre de, dolaşıp dolaşıp evinizin posta kutusuna ulaşan" Bir mektubun beni bu kadar heyecanlandırabileceğini düşünmezdim." Nisan, ailenin ortanca çocuğu. Hayatı, ablası Eylül’ü anlamaya çalışmak ve kardeşi Ekim’in yaşından büyük yaramazlıklarını izlemekle geçiyor. Ama o yine de hayatı kendi gözlemleriyle anlamaya çalışırken, aklındaki her soruya cevap aramaktan ve arkadaşlarıyla yepyeni oyunlar yaratmaktan hiçbir zaman vazgeçmiyor.
Öykülerle Atasözleri Söz Kulağa Yazı Uzağa
Öykülerle Atasözleri ve Öykülerle Deyimler serisi, zengin içeriği ve göz alıcı çizimlerinin yanı sıra, kitapların sonlarında yer alan sözlükleri ve özel olarak tasarlanan sınıf etkinlikleri ile genç okurların dilimizin inceliklerini ve güzelliklerini keyif alarak öğrenmeleri için özenle hazırlanmış benzersiz bir dizi. Habib Bektaş'ın kaleme aldığı özgün öykülerden oluşan kitaplar, içerdikleri renkli deyim ve atasözü seçkilerine ek olarak, deyişlere ve yerel söyleyişlere de değinerek dilimizi daha iyi tanımamızı sağlayacak kapsamlı birer kaynağa dönüşüyor.
Öykülerle Atasözleri: Söz Kulağa Yazı Uzağa, Homeros'tan Murat Orhon Arıburnu'na, mitolojiden sözlü kültürümüzün çeşitliliğine, bu kültürün beslendiği kaynaklara sırtını yaslayan eşsiz bir çalışma. Öykülerle Deyimler: Uzun Lafın Kısası ise dilimizin zenginliklerine kapı aralarken genç okurlar için akılda kalıcılığı kolaylaştırmayı ilke edinen yapıcı bir eser. Birbirini tamamlayan bu iki kitap, öğrencilere, öykülerin sonlarında yer alan etkinlikler sayesinde atasözlerinin ve deyimlerin bağlam içinde nasıl kullanılması gerektiğine dair çeşitli ipuçları verirken, öğretmenlere de alternatif sınıf etkinlikleri önerisinde bulunarak öğrencileri ile keyifli ve kaliteli zaman geçirme fırsatı sunuyor.
Öykülerle Atasözleri ve Öykülerle Deyimler dizisi, mizahı, nükteyi, zaman zaman absürdü de içinde barındıran içerikleriyle salt genç okurlara değil, yetişkinlere de hitap eden ve her kitaplıkta bulunması gereken benzersiz bir çalışma…
Öykülerle Deyimler Uzun Lafın Kısası
Öykülerle Atasözleri ve Öykülerle Deyimler serisi, zengin içeriği ve göz alıcı çizimlerinin yanı sıra, kitapların sonlarında yer alan sözlükleri ve özel olarak tasarlanan sınıf etkinlikleri ile genç okurların dilimizin inceliklerini ve güzelliklerini keyif alarak öğrenmeleri için özenle hazırlanmış benzersiz bir dizi. Habib Bektaş’ın kaleme aldığı özgün öykülerden oluşan kitaplar, içerdikleri renkli deyim ve atasözü seçkilerine ek olarak, deyişlere ve yerel söyleyişlere de değinerek dilimizi daha iyi tanımamızı sağlayacak kapsamlı birer kaynağa dönüşüyor. Öykülerle Atasözleri: Söz Kulağa Yazı Uzağa, Homeros’tan Murat Orhon Arıburnu’na, mitolojiden sözlü kültürümüzün çeşitliliğine, bu kültürün beslendiği kaynaklara sırtını yaslayan eşsiz bir çalışma.
Öykülerle Deyimler: Uzun Lafın Kısası ise dilimizin zenginliklerine kapı aralarken genç okurlar için akılda kalıcılığı kolaylaştırmayı ilke edinen yapıcı bir eser. Birbirini tamamlayan bu iki kitap, öğrencilere, öykülerin sonlarında yer alan etkinlikler sayesinde atasözlerinin ve deyimlerin bağlam içinde nasıl kullanılması gerektiğine dair çeşitli ipuçları verirken, öğretmenlere de alternatif sınıf etkinlikleri önerisinde bulunarak öğrencileri ile keyifli ve kaliteli zaman geçirme fırsatı sunuyor.
Öykülerle Atasözleri ve Öykülerle Deyimler dizisi, mizahı, nükteyi, zaman zaman absürdü de içinde barındıran içerikleriyle salt genç okurlara değil, yetişkinlere de hitap eden ve her kitaplıkta bulunması gereken benzersiz bir çalışma...
Parktaki Gergedanlar
Parmak Uçları
"Artık parmak uçlarınla görmeyi öğrenmen lazım."
Görmek için bir çift göz yeter mi? Gördüğünün farkına varabilmek, onu her şeyiyle hissedebilmek için gözler bazen yetmeyebilir insana. Öyle ki, hayata görmeyi bilmeyen gözlerle bakmaktansa, görmeyi bilen bir yüreğin penceresinden bakmak çok daha anlamlı gelebilir bazılarına...
Işık, Mert ve Doğan... Farklı kültürlerden gelen, bambaşka karakterlere sahip, ruhları ayazda kalmış üç genç. Normal koşullarda yolları kolay kolay kesişmeycek bu gençlerin hayatlarını birleştiren en önemli şey ise yaşadıkları ortak deneyimler ve kalplerini dolduran sevgi. doğan, doğuştan görme engelli. Görmenin ne demek olduğunu bilmemesine rağmen, diğer duyuları sayesinde dünyayı birçok insandan çok daha iyi görme becerisine sahip bir delikanlı. Mert ise geçirdiği bir hastalık yüzünden gözlerini kaybedip daha önce hiç bilmediği bir yaşamla baş başa kalmış çekingen bir genç. Büyüme sancıları ile boğuşan Işık'sa kendisiyle o kadar meşgul ki dünyaya kör gözlerle bakmaktan kendini bir türlü alıkoyamıyor...
Gözleri hayatın renklerinden ve gözülleklerinden mahrum kalmış bu gençlerin içlerini aydınlatacak, onlara yaşama sevinci verip yaralarını umutla sarmalarına yardımcı olacak en önemli güçse dostluklarının yeşerttiği koşulsuz sevgi. Birbirlerinin hayatlarına dokunarak yitirdikleri özgüvenlerini geri kazanma inancını bulacak bu üç arkadaş için hayat küçük mucizelerle dolu. Yeter ki keşfetmesini bilsin insan. İlk kitabı daha 16 yaşındayken yayımlanan genç yazar Seran Demiral'ın sorun odaklı yeni romanı Parmak Uçları, okurlarını, pek düşünme gereği duymadıkları gerçeklerle yüzleşecekleri karanlık sularda yüzdürürken, engellilerin yaşantısı hakkında farkındalık kazandıracak ilginç deneyimler yaşatıyor.
Pembe Kutunun Gizemi
Küçük bir pembe kutu, nasıl büyük bir cesaret sınavına dönüşebilir?
Okul yaşamı, engellilik, zorbalık gibi konuları odağına alan Pembe Kutunun Gizemi, aynı zamanda sürükleyici bir dedektiflik macerası!
Sözlükte yazdığına göre N-A-N-N-A, cesur demekmiş. Öte yandan Nanna, hayatındaki küçük büyük her şeyden korkan bir çocuk. Lakin günlerden bir gün, sınıf arkadaşlarından Milan'ın beklenmedik bir davranışına tanıklık ettiğinde, istemeden bir sırrın içine çekiliyor. Şimdi soruları açıklığa kavuşturma vakti: Pembe kutuyu kim aldı? Ve en önemlisi bu kutu ne işe yarıyor?
Nanna bir hayli tedirgin. İçindeki fırtına, tüm mutluluğunu tek lokmada yutuveriyor âdeta. Neyse ki onu rahatlatıp harika bir plan hazırlaması için yüreklendirecek yakın arkadaşı Lilly ve biricik Lotte teyzesi var...
Alman yazar Angela Bernhardt'ın “Tek Başıma Okuyorum!” koleksiyonu için kaleme aldığı Pembe Kutunun Gizemi, güzel şeyleri duymasak bile kalpten hissedebileceğimizi anımsatan, etkileyici bir kitap.
O hâlde, Nanna'nın peşine takılıp korkuyu cesaretle takas etme zamanı.
Piyon
Problem Atölyesi
Rüküş Kral Ne Giymiş
Bir zamanlar süse, gösterişe çok düşkün bir kral varmış. Kral’ın terzisi ona birbirinden güzel elbiseler dikermiş. Ancak terzi yaşlanmış ve işini eskisi kadar hızlı yapamaz olmuş. Kral yeni ve paragöz bir terziyi işe almış. Eski ve emektar terzisinin değerini bilmeyen Kral, bu yeni terzisinin iş bilmezliği yüzünden bütün krallığa rezil olmuş.
Rüzgar Masalları
Sahibini Arayan Keman
Çocuk edebiyatımızın ödüllü yazarı Koray Avcı Çakman’ın büyülü kaleminden süzülen, yaşama sevinciyle harmanlanmış sıcacık öyküler…
Öğretmenlerinin önerisi üzerine sınıftaki tüm öğrenciler koleksiyonculuğa merak sarmıştır. Pul, peçete, eski para derken iş gazoz kapağı toplamaya kadar uzanır. Oysa Erkan’ın çok daha parlak bir fikri vardır: Kelebek koleksiyonu yapmak. Peki ama nasıl? Parklarda, bahçelerde uçuşan o canım kelebekleri yakalayabilmek öyle kolay mı ki? Birileri Erkan’ı bu hevesinden vazgeçirmeli. İyisi mi Erkan anı koleksiyoncusu olsun. Siz hiç böyle bir koleksiyoncu ile tanıştınız mı? Sahi, anı koleksiyoncusu topladığı anıları nerede saklar?..
Daha maç başlamadan düzenlenen yalancı bir kupa töreni, Eyüp ustanın mağaza vitrininde sahibini arayan ladin ağacından yontulmuş usta işi bir keman, sahibi tarafından hor kullanılıp daha eskimeden eskiciye satılmak zorunda bırakılmış mavi pötikareli bir koltuk ve büyüyünce ne olmak istediğine karar veremeyen bir çocuk…
Yeni kitabında, yaşamın içinden yedi farklı öykü anlatan Koray Avcı Çakman, öykülerinin satır aralarında, biriktirdiğimiz tüm anıların hayatımıza kattığı zenginliği ve günümüz insanının maymun iştahlılığı üzerine mizahi öğelerle bezeli eleştirel bir resim çiziyor.
Sahibini Arayan Keman, hayata ayna tutan, gerçek kadar yakın, kalpleri ısıtan bir öykü şöleni.