Demokrasimiz Kaç Para Eder
Bütün gülünç olaylarla, kişiler Muzaffer İzgü'ye mi rastlar? Hayır, bizler de nice gülünçlüklere tanık oluyoruz. Ama o, gülüp geçmez bunları saptar, güncelliğini yitirmeden de gözlemlerini öyküleştirir. İzgü'nün öykülerini bu nedenle çok dikkatli okumak gerekir. Amacı, salt güldürmek değildir çünkü. Her öyküsü, bir kişinin başına gelmiş, pek çok kişinin de bugün yarın yaşayabileceği gülünçlüklerin birer örneğidir. Bunların topluca bir değerlendirilmesi yapılacak olsa, İzgü'nün toplumsal olayları kendine özgü bir dille ve eleştirel yaklaşımla sergilediği çıkar ortaya. Belki bu değerlendirmenin sonucuna da gülecektir çokları, gülmek de bir tepkidir kimi zaman derler ya... Doğrudur; ekonomik sıkıntı, işinden olmak, aşağılanmak, horlanmak da olsa işin içinde, bile bile gülüyoruz artık her şeye. Demokrasimiz Kaç Para Eder'i okuyun bakalım, kuşkumuz yok yine güleceksiniz!...-
Denek 3.8.3
“Olduğu yerde doğruldu, korku ve endişe dolu gözlerle etrafına bakındı. Manzara korkunç olduğu kadar, sürekli bir devinim içindeydi de. Yakınındaki ağaçların kimi devriliyor, kimi de sanki toprak altındaki bir güç tarafından dünyanın merkezine doğru çekiliyordu.”
Üzerinde uygulanmış tüyler ürpertici deneyler sebebiyle geçmişini hatırlamayan tetikçi, İstanbul’da meydana gelecek çok büyük bir afetle ilgili imgeler görür. Acaba bunlar gelecekte olacak olaylara dair birer öngörü mü yoksa kendi gibi yüzlerce deneğin başına gelen bir yan etki midir? Bu sorular gizemini sürdürürken, tetikçi, yakın arkadaşı Aras’la birlikte kendini beklenmedik bir kovalamacanın içinde bulur.
Umut Tayan’ın ilk kitabı Ambrosia’yla başlayan nefes kesici macera, kadim dinlerin beşiği olmuş Mardin’de, Mor Gabriel Manastırı’nın asırlara tanıklık etmiş gizemli taşları arasında son buluyor ve Ambrosia projesiyle ilgili tüm sırlar bu kitapta ortaya çıkıyor.
Deniz Feneri – Bilgi Yayınevi
Hepsi buydu, basit bir soru; yıllar geçtikçe insana giderek daha da yaklaşabilen bir soru.
Virginia Woolf’tan ölümün, uzun süren bir yasın ve boşluğun sözcüklerle inşası…
Woolf’un bilinç akışı tekniğini ustalıkla kullandığı başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri’nde onun kendi hayatına da ışık tutan fenerle birlikte okuyucu da derin dehlizlere dalıyor. Ramsay ailesinin yazlıklarında on yıl aralıklarla geçirdikleri iki günün anlatıldığı bu eserde Woolf, incelikle işlediği her karakterin geçmişi ve geleceği arasında muazzam bağlar kurarak okura ilerlemesi için tüneller açıyor.
Çağının ötesinde bir yazar olan Woolf hâlâ bizlerle konuşuyor ve fenerinin ışığı aydınlatmaya devam ediyor.
Deniz Feneri’ni, çevirmeni Cahit Kaya’nın kapsamlı önsözüyle sunuyoruz.
Deniz Gurbetçileri
Halikarnas Balıkçısı'nın, toplumsal sorunlara en fazla eğildiği kitabıdır Deniz Gurbetçileri. Yazar bu romanında, deniz emekçilerinin çile, sorun ve aşklarını, kısacası onların dünyalarını anlatır. Ama bu anlatım, kaynağından, birinci elden anlatımdır. Öyleki; Türklerin Türk sularında sünger avlamalarının yasaklanması üzerine birçok yere başvurup sonunda Genelkurmay'a telgraf çeken "Latif", Balıkçı'nın kendisidir aslında.
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah – Bilgi Yayınevi
1866 yılında, dünyada sıkça deniz kazaları yaşanmaktadır. Bu kazaların nedeninin dev bir canavar olduğundan şüphelenilerek bir araştırma gemisi hazırlanır. Gemide doğabilimleri profesörü Aronnax da vardır. Gemi dev canavarla çatışır ve Aranox kendini canavarın içinde bulur. O canavar aslında son derece gelişmiş bir denizaltıdır. Jules Verne’in inanılmaz düş gücüyle dünya edebiyatına ve bilim tarihine kazandırdığı denizaltı Nautilus ve Kaptan Nemo, sualtının esrarengiz hazinelerini ve olağanüstü güzelliğini keşfeden bir yolculuk yapıyor.
Dersimiz Atatürk
Tarih, savaşlarda düşmana galip gelen büyük komutanlarla dolu. Tarihte milletlerini daha ileriye götürmek için çalışan birçok önemli önder var. Ama hiçbiri Atatürk gibi anılmıyor, özlenmiyor. Tarih sayfalarında uyuyorlar.
Çünkü aralarında Atatürk gibi hem vatanını düşmanlardan temizleyip yeni bir devlet kuran, hem milletini sömürüden, hurafelerden, ortaçağlılıktan kurtarıp çağdaş uygarlığa kavuşturan biri yok.
Üstelik Atatürk'ün Milli Mücadele ve Cumhuriyet zaferlerinin özellikleri, koşulları incelenirse, benzersiz büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
Atatürk yoksul, ilkel, geri, çağdışı toplumu çağa açan, Anadolu aydınlanmasını başlatan, Türkiye'yi kalkındıran insandır.
Bu konuda da örneği yok.
Birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi korumak için büyük küçük, kadın erkek herkese gerçek Atatürk'ü, değerini, büyüklüğünü, örneksizliğini iyi anlatmalıyız. Okulda, ailede, iş yerinde, basında, televizyonlarda, radyolarda, yurtdışında, her yerde, herkese.
Dersimiz: Atatürk bu büyük ödevin bir adımıdır.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, 1902 yılında İngiliz Doktor George Still tarafından tanımlanmadan önce çocuklarda bir "yaramazlık" sorunu şeklinde anlaşılıyordu. Daha da kötüsü, bu sorunun ailenin çocuğa sert davranmasıyla çözüleceğine inanılmaktaydı.
Bu bozukluk ülkemizde halen toplum tarafından yaygın olarak bilinmiyor. Ancak 1970'li yıllardan bu yana her bakımdan daha iyi tanınmaktadır. Artık hastalığın yetişkinlerde de oluştuğu ve bu hastalığın oluşumunda biyolojik nedenlerin de önemli bir yer tuttuğu biliniyor.
Bu kitapta hastalığın oluşum nedenleri, belirtileri, uzun dönemde nasıl gir gidiş izlediği, diğer hastalıklarla ilişkisi ve tedavisi, yapılan araştırmaların ışığında, anlaşılır bir dille okuyucuya aktarılıyor.
Dilber
Buraya öğretmenlik yapmaya mı geldin, yoksa birilerine avukatlık yapmaya mı geldin? Orası beni ilgilendirmez, o senin bileceğin. Ama sana şunu söyleyelim ki, üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokma. Yoksa burnumu sokayım derken başından olursun. Burada yaptığın iki yıllık görevle buranın her şeyini anlayamazsın. O senin söylediğin kanıtlama şekilleri burada geçmez. Anlaşılan bundan yola çıkarak kafanda bazı kahramanlıklara soyunmayı tasarlıyorsun. Buralarda asırlarca geçerli olan adetleri, kuralları sen gelip iki yıllık tecrübenle değiştiremezsin. Eski köye yeni adetler yaramaz. Bunun olması için, değil senin iki yıllık tecrüben, asırlarca senin gibi onlarca öğretmenin gelip gitmesi gerekir. Buralara nicesi gelip senin gibi kahramanlıklara soyundu, lakin kimisi harcadıkları zamana yandı, kimisinin ise hayatı harcandı!
Dinozorla Kahvaltı
Bir gün okulunuzu insanlığın ilkçağlarından gelen bir konuk ziyaret etse ona neler sormak isterdiniz? Sahi, dinozorlar kahvaltıda ne yer acaba? Bir doğabilimci olup dinozorların ayak izini sürmeye var mısınız?
Korkunç sürüngen "Dino Teyze", Şeker İlköğretim Okulu öğrencilerini evrenin ve canlıların sırlarla dolu dünyasına soktu. Sizi de çağırıyor... Okuyun, gülümseyin, düşünün... Öyküler, görünmeyeni gösterir insana...
Diriliş ( Çanakkale 1915 )
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan daha.
Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmamıştı.
Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içindei bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.
60 Dakikada ölüm, yıkım, kıyım kustular.
Asker korunmak için toprağa girdi, karıştı, toprak oldu sanki.
Bombardıman sone erdi. İngiliz birlikleri batı ve orta kesime, Fransızlar doğu kesime taaruza kalktılar.
Askerler, savaşmak için taşın ve toprağın altından, ölüler canlanır, ruhlar ete kemiğe bürünür gibi doğruldular.
Ürpertici bir andı.
Bu küçük kuvvet, uzun süngüleriyle İngiliz taburunu karşıladı, kendinden üstün birliği dağıttı, sağ kalanları Sığındere ağzına kadar kovaladı.
Takımın komutanı teğmen, takımıyla birlikte koşuyor, bir yandan da "Sömürgelerde acı çeken, soyulan, korkudan titreyen, uyanmasına izin verilmeyen, el ayak öpen, uşaklık yapan tüm zavallılar şu tavşan gibi kaçan İngilizleri görseydiler" diye düşünüyordu.
Çanakkale Savaşı, hiçbir devletin, hiçbir ordunun, hiçbir silahın, yurt sevgisinden ve milli onurdan daha güçlü olmadığını, olmayacağını öğretmekteydi.
Bu büyük gerçek her gün bir kez daha kanıtlanıyordu. Bunu yaşamak herkese yıkılmaz bir özgüven veriyordu. Bundan sonra bir dış kudretten, ancak Çanakkale'yi yaşayamayanlar, milli tarihi okuyup kavrayamayanlar ile onursuzlar ve satılıklar korkacaktı.
Dolunay Dedektifleri 1- İz Peşinde
Yepyeni bir dizi... Dizinin ilk kitabı. Heyecan, serüven, şaşırtıcı ayrıntılar..
5 iyi arkadaş. Birce, Ece, Oğuz, Bilgecan ve Ada.. Akıllı, önsezili, cin gibi çocuklar. Hayal güçleriyle gözlem güçleri birleşince, çoğumuza "yok canım" dedirtecek ipuçlarından yola çıkıp öyle kördüğümler çözüyorlar ki bu grubun içinde olup o serüvenleri yaşamadığınıza hayıflanıyorsunuz.
Dolunay Dedektifleri 2 – Dehşet Mektuplar
5 iyi arkadaş; Birce, Ece, Oğuz, Bilgecan ve Ada... Akıllı, meraklı, cin gibi çocuklar. Bu kez, bir Türk bilim adamının, insanlığı etkileyecek denli önemli keşfi üzerine düğümlenen bir gizin peşindeler.
- İlk kitabı ile çocukları gizemli maceralara sürükleyen dedektiflik dizisinin ikinci kitabı.
- Yine iç içe geçmiş inanılmaz serüvenler, ucu Türkiye'de düğümlenen gizler...
- Beş kafadarın hayal güçleriyle gözlem güçleri birleşince çoğumuza "yok canım" dedirtecek ipuçlarından yola çıkıp öyle kördüğümler çözüyorlar ki bu grubun içinde olup o serüvenleri yaşamadığınıza hayıflanıyorsunuz.
- Mavisel Yener, çocuk yazınının her alanında önemli ödüller almış bir yazar.
- Murat Sayın'ın vinyetleriyle.
Dolunay Dedektifleri 3 – Mumya Dükkanı
Onlar, beş kafadar arkadaş. Heyecanlı, enerjik, akıllı ve meraklı. Dolunay onların yaşamına, olağanüstü bir serüvenle girdi. Birbiri peşisıra öyle gizemli olayları çözdüler ki şimdi dünyanın ünlü dedektifleri şaşkınlık içinde onları izliyor. İlk iki kitabı ile çocukları gizemli maceralara sürükleyen dedektiflik dizisinin üçüncü kitabı.
Birce, Ece, Oğuz, Bilgecan ve Ada yeni bir maceraya doğru yola çıkıyorlar. Bu kez gizemli ve büyüleyici bir kent olan Mardin'de, hiç tanımadıkları Bedo Dayı'yı arıyorlar yine pek çok yanıtsız soruyu yanıtlamaya çalışarak. Peki, tarihin sakladığı bütün sırlar çözülmeli mi gerçekten?
Dolunay Dedektifleri 4 – Korkunç Satranç
O gece dolunay vardı; etraf alışılmış olandan çok daha sessizdi. Dolunay sanki yeryüzündeki her şeyi susturmuş, onun ışığıyla yıkanmanın dışında bir şey düşünen kalmamıştı. Milyarlarca yıl öncesinden miras kalan o dolunay gecesi yeniden aydınlatıyordu gizemi... "Zekâmızı ve ipuçlarını kullanmanın zamanı geldi!" dedi Dolunay Dedektifleri...
Dolunay Dedektifleri 5 – Ölüler Ormanı
Onlar, beş kafadar arkadaş. Heyecanlı, enerjik, akıllı ve meraklı.
Dolunay onların yaşamına, olağanüstü bir serüvenle girdi. Birbiri peşisıra öyle gizemli olayları çözdüler ki şimdi dünyanın ünlü dedektifleri şaşkınlık içinde onları izliyor.
İlk dört kitabı ile çocukları inanılmaz serüvenlere sürükleyen dedektiflik dizisinin beşinci kitabında macera devam ediyor.
Dolunay Dedektifleri 6 – Yarasa Yarışları
Onlar, beş kafadar arkadaş. Heyecanlı, enerjik, akıllı ve meraklı. Dolunay onların yaşamına, olağanüstü bir serüvenle girdi. Birbiri peşisıra öyle gizemli olayları çözdüler ki şimdi dünyanın ünlü dedektifleri şaşkınlık içinde onları izliyor.
Herkes bilir ki hiçbir sır gizli kalmaz! Ama bu kez Dolunay Dedektifleri'nin işi çok zor.
"Nerik'in ikizi"nde, "yarasa savaşçılar"ın izinde, sonraki kuşaklara aktarılması gereken tılsımın gizini çözebilecekler mi?
İlk beş kitabı ile çocukları birbirinden inanılmaz serüvenlere sürükleyen dedektiflik dizisinin altıncı kitabı.
Beş kafadarın hayal güçleriyle gözlem güçleri birleşince çoğumuza "yok canım" dedirtecek ipuçlarından yola çıkıp öyle kördüğümler çözüyorlar ki bu grubun içinde olup o serüvenleri yaşamadığınıza pişman oluyorsunuz.
Mavisel Yener, çocuk yazınının her alanında önemli ödüller almış bir yazar.
Don Kişot – Bilgi Yayınevi
Donumdaki Para -6
Dr. Rıza Nur Dosyası
... Bazı çevrelere göre Dr. Rıza Nur’un Hatıraları, "hezeyan"; bazı çevrelere göre de, "yakın tarihimizin bakir gerçekleri üzerine ışık tutan müthiş ifşaat", "Türk tarihine kıymetli bir vesika", "Cumhuriyet dönemine ilişkin sivil belge", "çok kıymetli, zengin ve ibret dolu tarihi vesikalar yığını", "alternatif tarih için çok önemli bir kaynak"tır. Kim haklı? "Turgut Özakman", "Dr. Rıza Nur dosyası" adlı incelemesinde bu soruları, yine Dr. Rıza nur’un yardımıyla yanıtlıyor.
Düdüklü Tencere Orkestrası
Sadece komik şeyler var, hep gülünüyor ve göbek atılıyor.
Konfeti yerine barbunya kabukları uçuşuyor.
Çaydanlık, ipteki çamaşırlar, hatta ağaçlar bile dans ediyor.”
Işıl için yaz tatili denince akla ilk gelenler yıldız ağacı, gül yaprağı, kumdan kale ve suda takla. Ama bu yaz tatili diğerlerinden biraz farklı. Neden mi? Çünkü sahilde başlayan arkadaşlık hikâyesi, onu Düdüklü Tencere Orkestrası eşliğinde göbecik gezegenine götürüyor.
Dilge Güney, 2021 Muzaffer İzgü Çocuk Romanı Yarışması Birincilik Ödülü’ne değer görülen Düdüklü Tencere Orkestrası’nda bize incelikli, eğlenceli, kıpır kıpır bir arkadaşlık hikâyesi anlatıyor. Samimi ve mizahi diliyle bizi keyifli bir yolculuğa çıkaran Güney, önyargılarımız yüzünden açamadığımız kapıları açmaya davet ediyor.
Haydi, “Göbecik, kahkaha ve barbunya kabukları adına!” buyurun kitabın sayfalarına…
Sadece komik şeyler var, hep gülünüyor ve göbek atılıyor.
Konfeti yerine barbunya kabukları uçuşuyor.
Çaydanlık, ipteki çamaşırlar, hatta ağaçlar bile dans ediyor.”
Işıl için yaz tatili denince akla ilk gelenler yıldız ağacı, gül yaprağı, kumdan kale ve suda takla. Ama bu yaz tatili diğerlerinden biraz farklı. Neden mi? Çünkü sahilde başlayan arkadaşlık hikâyesi, onu Düdüklü Tencere Orkestrası eşliğinde göbecik gezegenine götürüyor.
Dilge Güney, 2021 Muzaffer İzgü Çocuk Romanı Yarışması Birincilik Ödülü’ne değer görülen Düdüklü Tencere Orkestrası’nda bize incelikli, eğlenceli, kıpır kıpır bir arkadaşlık hikâyesi anlatıyor. Samimi ve mizahi diliyle bizi keyifli bir yolculuğa çıkaran Güney, önyargılarımız yüzünden açamadığımız kapıları açmaya davet ediyor.
Haydi, “Göbecik, kahkaha ve barbunya kabukları adına!” buyurun kitabın sayfalarına…
Sadece komik şeyler var, hep gülünüyor ve göbek atılıyor.
Konfeti yerine barbunya kabukları uçuşuyor.
Çaydanlık, ipteki çamaşırlar, hatta ağaçlar bile dans ediyor.”
Işıl için yaz tatili denince akla ilk gelenler yıldız ağacı, gül yaprağı, kumdan kale ve suda takla. Ama bu yaz tatili diğerlerinden biraz farklı. Neden mi? Çünkü sahilde başlayan arkadaşlık hikâyesi, onu Düdüklü Tencere Orkestrası eşliğinde göbecik gezegenine götürüyor.
Dilge Güney, 2021 Muzaffer İzgü Çocuk Romanı Yarışması Birincilik Ödülü’ne değer görülen Düdüklü Tencere Orkestrası’nda bize incelikli, eğlenceli, kıpır kıpır bir arkadaşlık hikâyesi anlatıyor. Samimi ve mizahi diliyle bizi keyifli bir yolculuğa çıkaran Güney, önyargılarımız yüzünden açamadığımız kapıları açmaya davet ediyor.
Haydi, “Göbecik, kahkaha ve barbunya kabukları adına!” buyurun kitabın sayfalarına…
Dünyanın Merkezine Yolculuk – Bilgi Yayınevi
Dünyanın Ucundaki Fener
Dünyada en çok satan klasiklerden...
Estados Adası, sert Antarktika rüzgârları, dev dalgaların egemen olduğu ıssız kumsalları, gemilerin parçalandığı, denizcilerin can verdiği kasvetli kayalıklarıyla Güney Amerika'nın en uç noktasında yer alıyordu. Artık medeniyet hâkimiyeti eline almaya cesaret ettiğinde, dünyada kalan en son ve en vahşi sahiller bir deniz feneriyle aydınlandı...
Fakat bu önemli ışığın koruyucusu Vasquez, iki arkadaşını öldüren ve onu vahşi doğaya süren tehlikeli ve gözü kara Kongre çetesini hesaba katmamıştı. Tek başına, hiçbir donanımı olmadan Kongre'nin hain planlarına engel olabilecek miydi acaba?
Sürükleyici bir hırs ve azim öyküsü...
Duyduk Duymadık Demeyin
Bir varmış bir yokmuş...
Bütün masallar bu tümceyle başladığı için, biz de öyle başlıyoruz. Evet, bir varmış bir yokmuş. Şimdi içinizden bazıları;
"Aaaa, benim babamın maaşı, annemin maaşı," diyecekler.
Bir başkası;
"Harçlığım," diyecek, "Hop bir şey aldım, bitiverdi."
Bir başkası;
"Tatil," diyecek, "Aman da hemencecik bitiverdi. Sanki bir varmış bir yokmuş gibi..."
Ebola 76
Larva Avcısı kitabıyla Uluslararası Arap Roman Ödülü kısa listesine kalan Amir Tag Elsir, insanların, Ebola’nın gündelik yaşamlarına girişiyle yaşadığı çelişkileri ve bunun sosyal-siyasal düzlemde yansımalarını güçlü bir ironiyle harmanlayarak bu kez okuru Ebola yıllarındaki Sudan’a götürüyor.
Ebola 76’da mavi yakalı bir işçi olan Lewis fark etmeden ülkesine ölümcül bir hastalık taşır. Bunun ailesi, arkadaşları ve meslektaşları için ölümcül sonuçları olur. Bir dizi tuhaf ve komik rastlantının sonucu hastalık Nzara şehrini tamamen ele geçirir. Kör gitaristler, işçiler, acımasız fabrikatörler kısa süre sonra “Ebola Günleri”nde çaresizce hayatta kalma mücadelesi verirler.
Romanın en sıra dışı karakterlerinden biri de Ebola’nın kendisidir, tekinsiz varlığıyla bu akıcı, trajikomik hicvin sayfalarında gezinir. Sinsice gülerek bedenden bedene geçen Ebola, tüm zamanların en şeytani ve öngörülemez kötü karakterlerinden birini temsil eder.
Eğer Bir Fareciğe Kurabiye Verirsen
Dünyada tüm zamanların en çok sevilen çocuk kitabı serilerinden biri olan “Eğer…” serisinin
ilk üç kitabını çocuklarımızla buluşturuyoruz.
New York Times Çok Satanlar unvanlı yazar Laura Numeroff’un kaleme aldığı,
Felicia Bond’un eğlenceli resimleriyle süslediği, on üç dile çevrilen kitaplar, rengârenk,
kaliteli baskılarıyla şimdi Türkçede.
Bir fareciğe kurabiye verdiniz diyelim, yanına bir bardak da süt ister. Sütten bıyık olmuş mu diye aynaya bakmak ister, sonra da tüylerini kırpmak için makas ister...
Bu hareketli fareciğe kurabiye vermenin sonuçları, genç ev sahibini bitap düşürecek ancak
bu keyifli kitabın her sayfasında birbirini takip eden komiklikler küçük okurları gülümsetecek.
Eğlenceli Şeyler Kitabı
Çocuk edebiyatının bol ödüllü, usta kalemi Mavisel Yener’den eğlenceli, sıra dışı, şaşırtıcı deneyimler sunan bir kitap. Büyüyünce yazar olmayı düşleyen çocuklara yepyeni pencereler açılıyor. Okumayı seven çocukları bekleyen sürprizler sayfalarda onlara gülümsüyor. Yaratıcı okuma ve yazma çalışmaları yaptırmak isteyen öğretmenler için de bir armağan… Öykü, masal, şiir, deneme, anı, çizgi roman, bilmece, bulmaca ve daha pek çoğu Eğlenceli Şeyler Kitabı'nda çocuklara gülümsüyor.
Ejderha Mo
Ejderha Mo uçardı yükseklere, giderdi ovalara.
Ardından geri gelirdi kalenin kapısına,
başlardı ejderha dikenlerini saymaya.
Ejderha sevenler burada mı?
Peki ya ballı zencefilli süt sevenler?
Ejderha Mo sizi eğlenceli,
sıcacık bir dostluk hikâyesine davet ediyor.
Ama kitabı dikkatli açın,
içinden her an bir ejderha dikeni düşebilir.
Ekmek Parası
Bir ekmek parası kazanabilmek için çekilen sıkıntılar, katlanılan zorluklar, aç yatılan geceler, çıplak geçirilen kış günleri;ama ille de yaşama ve insanlara duyulan sevgi...
10 milyonu bulan okuruyla, tükenmek bilmeyen enerjisiyle, gülmecenin sivri kalemi, çocukların “yazar dedesi” Muzaffer İzgü, kendi çocukluğunun öyküsünü çok sevdiği çocuklara armağan ediyor.
Elma Şekeri Ülkesi
Mavisel Yener’i kim tanımıyor ki artık! Çocukların duygusal ve düşünsel eğitimine masallarıyla katkı veren yazarın bu kitabı için bakın neler söylenmiş:
“Bu masallar beni çok eğlendirdi. Masalcı Dede’nin sandığını çok merak ettim.” Banu Demircan (7 yaş)
“Elma Şekeri Ülkesi’ndeki masalları sınıfta duygu eğitimi çalışmalarımda kullandım, öğrencilerim masalların aynasında kendilerini tanıdılar.” Gökhan Toklu (Sınıf Öğretmeni)
“Masalları torunuma okurken çok duygulandım.” Ayşe Gürbilek (75 yaş)
“Bu kitabı hiç sevmedim; çünkü benim masalım anlatılmamış.” Öfkeli Zo (Masal Kahramanı)
“Elma Şekeri Ülkesi’ni resimlerken başka gezegenlere gittim.” Murat Sayın (Ressam)
Eşeğin Gözyaşları
Eşeğin Türküsü
Eski Köyün Gizi
'Eski Köyün Gizi', iki ana bölümden oluşan bir roman.Birinci bölümde,yüzyıllar öncesinde,İbrahim Paşa'nın,doğduğu köy olan Muşkara'yı bir şehire dönüştürme çalışmasıyla gelişen olaylar anlatılıyor. Muşkara Köyü'ne 'Nevşehir' adı verilir.Yakınlardaki Nernek Köyü'nün suyu alınıp Nevşehir'e götürülür.Nernekliler başka yerlere göçerler.İkinci bölüm günümüzde geçer.Yaşar, Orhan, Dursun yanlarına köpekleri Ala'yı da alarak Nernek köyünü keşfe çıkarlar.Karşılarına bir tünelin çıkmasıyla da heyecanlı günler başlar.Roman,verdiği tarihsel bilginin yanında Kapadokya yöresini tanıtmasıyla da önem taşıyor.Hüseyin Güney'in duru Türkçesi okumayı zevkli kılıyor.
Esrarlı Ada
Evinden Kaçan Masal
Eyvah Kardeşimi Sevmeye Başladım
Romanları ve hikâyeleriyle Türk edebiyatının en iyi yazarlarından biri sayılan Ayla Kutlu’dan başarılı bir çocuk kitabı: Eyvah Kardeşimi Sevmeye Başladım.
Her çocuğun şansının tersine döndüğü bir gün gelebilir. Hiç beklemediğiniz bir sabah değişimin başladığını fark edersiniz. Anneniz de babanız da size farklı davranıyordur. Acaba neden?