Türkleşmek. İslamlaşmak. Muasırlaşmak
Altın Işık – Bilgi Yayınevi
Osmanlı’nın son dönemlerinde fikirleriyle dikkat çeken, sosyoloji alanının ilk temsilcilerinden olan Ziya Gökalp, toplumsal ve siyasal görüşlerini anlattığı sayısız makale yazmıştır. Yazdığı makalelerle hem döneminin aydınlarını hem de kendinden sonra gelen kuşakları etkilemiştir. Makalelerinin yanı sıra didaktik şiirler de yazan Gökalp, ulus ve tarih bilincini yerleştirmek, ulusal değerleri halka benimsetmek amacıyla eserlerini kaleme almıştır.
Türklerin Orta Asya’dan beri süregelen kültürünü yaşatmak isteyen Gökalp’in 1922’de yayımladığı Altın Işık, manzum ve mensur masallardan, Dede Korkut’tan manzumlaştırdığı parçalardan ve iki perdelik tiyatro oyunundan oluşmaktadır.
Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
Ziya Gökalp Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak kitabında, Tanzimat'ın ilanından itibaren Osmanlı Devleti'nde tartışılan üç ayrı fikir akımı üzerinde durmuştur: Türkçülük, İslamcılık ve medeniyetçilik. Gökalp, devletin ve milletin kurtuluşunu bu üç fikrin uzlaşmasında aramış; İslamcılık ve medeniyetçilik düşüncelerini, Türkçülük düşüncesini daha da zenginleştirecek bir vasıta olarak görmüştür. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, Ziya Gökalp'ın zengin bilgi birikiminden hareketle bir sistem içerisinde sunduğu düşüncelerinin özeti mahiyetindedir. Kitapta, Türk milletinin ve devletinin 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı sorunlarına dair yazarın ortaya attığı çözüm önerileri yer almaktadır. Benzer sorunların günümüzde daha da şiddetli bir şekilde yaşandığı düşünülürse, Ziya Gökalp'ın fikirlerinin ve çözüm önerilerinin bugün için ne kadar değerli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Altın Işık – Bilge Kültür Sanat
Ziya Gökalp çocuklar için yazdığı halk masallarında çalışkanlık ve dürüstlüğü, hakkın zulme karşı zaferini, görünüşe değer vermenin kötü sonuçlarını, sabrın ve iyi kalpliliğin faydalarını, aile bağının kutsallığını, kadının toplumun ilerlemesinde rol üstlenmesi gerektiğini, Türk’ün engin hoşgörüsünün varlığını savunmuştur. Altın Işık’ta halk kültürünün işlenmesiyle millî bir edebiyatın meydana getirilebileceğini göstermeye çalışan yazar bu eserinde çocuklara milli duygu ve ahlaki değerler aşılamaya çalışır.
Ziya Gökalp Türk çocuklarını yepyeni masallarla buluşturarak onların gönüllerinde "altın ışık"ın yanmasını arzu ediyor. Sahi "altın ışık" ne? Merak ediyorsanız kitabı mutlaka okumalısınız. Keloğlan, Tembel Ahmet, Ala Geyik, Başat sizi bekleyen masallardan birkaçı sadece.
Türk Töresi
Ziya Gökalp ilk kez 1923 yılında yayımlanan kitabında, Türklerin töreyi ne şekilde tanımladığını, töre anlayışlarının nasıl şekillendiğini, töreyle ilgili bilgilerin hangi kaynaklarda ne ölçüde yer aldığını, kısacası Türk töresinin ne demek olduğunu araştırmaktadır.
Eserin “Başlangıç” kısmında “Töre Ne Demektir?”, “Türk Kendisini Başkalarından Nasıl Ayırıyordu?” gibi sorular sorarak bunlara cevap arayan Ziya Gökalp, öncelikle töre kelimesini, tarihî ve edebî kaynaklardaki takibini yaparak tanımlamıştır. Ziya Gökalp’a göre Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kaidelerin toplamı demektir.
Bu yüzden Ziya Gökalp, Türk mitolojisinin ana karakterlerinden tutun da yirminci yüzyılda bile canlılığını hâlâ muhafaza eden kadim geleneklerimiz arasında bağlantılar kurarak, Türk töresini bütün yönleriyle ele almış ve oldukça sade bir dille okuyucuya sunmuştur.
Kızıl Elma- Şiirler
Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan…
Ziya Gökalp, büyük bir çoğunluğunu "Genç Kalemler", "Türk Yurdu", "Halka Doğru", "Türk Sözü" gibi dergilerde yayımladığı şiirlerini "Kızılelma" adı altında bir araya getirmiştir. Kitapta yer alan "Kızılelma" şiiri, kitabın adını ve kitapta yer alan şiirlerin muhtevasını da tayin etmiştir. "Turan", "Ötüken Ülkesi", "Altın Yurt", "Altın Destan", "Ergenekon", "Balkanlar Destanı" ve "Kızıl Destan" gibi şiir adlarına bakıldığında bunların Kızılelma mefkuresiyle örtüşen şiirler oldukları görülür.
Ziya Gökalp'ın bu kitabına "Kızılelma" adını koyması ve kitabında ilk olarak "Turan" şiirine yer vermesi tesadüf değildir. Bu iki şiir, Ziya Gökalp'ın hayatı boyunca savunduğu ve dile getirdiği temel düşüncelerinin yansıması, hatta özetidir. "Turan" şiiri, Türklerin büyük bir ülkede birlikte yaşama ideallerini ve isteğini anlatırken, "Kızılelma" ise bu ülkede yaşayan insanların ülküsünü dile getirmekte, onlara aramaları ve ulaşmaları gereken yerleri ve fikirleri işaret etmektedir.
Kızılelma oldu bir güzel Cennet: Oradan Turan'a yağdı saadet.