Dr. Rıza Nur Dosyası
... Bazı çevrelere göre Dr. Rıza Nur’un Hatıraları, "hezeyan"; bazı çevrelere göre de, "yakın tarihimizin bakir gerçekleri üzerine ışık tutan müthiş ifşaat", "Türk tarihine kıymetli bir vesika", "Cumhuriyet dönemine ilişkin sivil belge", "çok kıymetli, zengin ve ibret dolu tarihi vesikalar yığını", "alternatif tarih için çok önemli bir kaynak"tır. Kim haklı? "Turgut Özakman", "Dr. Rıza Nur dosyası" adlı incelemesinde bu soruları, yine Dr. Rıza nur’un yardımıyla yanıtlıyor.
Romantika
Romantika, Turgut Özakman'ın, Korkma İnsancık Korkma'dan sonra, ikinci romanı. Yine şaşırtıcı bir aşkın öyküsü. Bir aşk güzellemesi. 1960-1987 dönemine özgü çalkantılar. Sürprizler, oyunlar, dönüşümlerle dolu, gizemli bir ilişkinin gizli tarihi. Kuşaklar arası çatışmalar. Renkli, ilginç, şaşırtıcı karakterler. Kıvrak, akıcı, neşeli bir dil, yalın bir üslup. Çok acılı bir anlatım tekniği, usta işi bir kurgu. Konusu, kişileri, tekniği, kurgusu ile farklı bir roman.
1881-1938 Atatürk Kurtuluş Savaşı
"Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi"nde, 1881-1938 arasındaki 57 yıllık yoğun dönem, aynı zaman dilimi içindeki bazı dünya olaylarıyla, dönemin özelliğini belirten bazı ayrıntılar ve sayılarla birlikte verilmiştir. Kitapta, ayrıntılı kronolojiden ayrı olarak renkli sayfalara basılı, 1911-1938 dönemini kapsayan bir de "Özet Kronoloji" bulunmaktadır. Bu kitapçık, kuru bir tarih çizelgesi olarak da okunabilir; sıfırdan başlayarak, bin türlü iç ve dış engeli, oyunu, tuzağı, yoksunluğu ve yoksulluğu adım adım aşıp zafere ulaşan; aydınlanmayı yani aklın ve vicdanın özgürlüğünü sağlayan; yalnız maddi kalkınmayı değil, sanat, kültür, hukuk ve. alanlarda da kalkınmayı amaçlayan, 18 yılda başarılmış, benzersiz bir mücadelenin, devrimlerin ve kalkınma çabalarının satırbaşlarından oluşan heyecanlı bir roman gibi de.
Korkma İnsancık Korkma
Periler padişahının kızı Züleyha gibi çırılçıplak saçlarını beline akıtmış, ayakta duruyordu. Su tanecikleri inci dizisi gibi teninden aşağı süzülüyor, su almak için eğilip doğruldukça, ıslak kalçaları Balkız’ınkiler gibi kabarıp sönüyordu. Birden yan dönünce, soluğum kesildi... Sevdiğim her şey onda toplanmıştı.
Turgut Özakman
"Mustafa Kemal'in askeriyim, terhis olmak istemiyorum"
"Ülkede bir tiyatro açıldığında bir hapishane kapanır" sözlerinin sahibi, Cumhuriyet Türkiyesi'nin aydınlık, çağdaş yüzü ve doğru sözü, Türk Tiyatrosu'nun büyük emekçisi ve usta yazarı Turgut Özakman için
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü'nün hazırladığı Turgut Özakman'ı Anma Semineri Bilgi Yayınevi tarafından kitaplaştırıldı.
Çanakkale Geçilmez
Bilgi Yayınevi'nden Çanakkale Zaferinin 100. yılında Turgut Özakman'ın anısına okurlarımıza armağan.
Bu kitapçık, ortaöğretim öğrencileri ile Çanakkale Savaşı'nı kısaca ve doğru öğrenmek isteyenlere, ev hanımlarına, esnaflara, zanaatkarlara ve Mehmetçiklere yardımcı olmak için Diriliş-Çanakkale 1915 adlı kitabın kısaltılmış biçimidir.
Ve yakın tarihimizin dürüst, gerçek, doğru bir kılavuzu niteliğindedir. Sizi yalan yanlış, hastalıklı,
zehirli iddialardan koruyacak, başınızı dik tutmanızı, atalarınızın ve ninelerinizin
yiğitlikleri ve yurtseverlikleri ile gurur duymanızı, geleceğe güvenle bakmanızı sağlayacaktır.
Tarihimizi doğru olarak bilmeliyiz. Tarihini doğru bilmeyen milletler, çok geçmeden kuru kalabalığa döner. Kuru kalabalıkların sonu felakettir. Tarih ve günümüz bu felaketlerle dolu.
Açık Mektup
Turgut Özakman'ın yarım kalan mektubu
Açık Mektup, son gününe kadar yazmaya, araştırmaya, üretmeye devam eden değerli yazarımız Turgut Özakman'ın, Cumhuriyetimizin 90. yıldönümü dolayısıyla kaleme aldığı ve çok önemsediği, üzerinde titizlikle çalıştığı kitaplardan biriydi.
Ne yazık ki bitiremedi.
Cumhuriyetimizin 90. yılında “bir durum değerlendirmesi yapmak” gereğini duyarak, “bir aile büyüğü içtenliği ve açıksözlülüğü ile” kaleme aldığı bu kitap, herkese, hepimize yazılmıştır. “Bütün Ak Partililer, CHP'liler, MHP'liler, BDP'liler, Meclis dışı bütün partilerin, siyasi grupların taraftarları, medya mensupları, bürokratlar, üniversiteler, baro, sendika ve oda üyeleri, aydınlar, bilim ve sanat çevreleri, iş adamları, esnaflar, çiftçiler, STK üyeleri, ev hanımları, tutuklular, mahkûmlar, Ağrılı Zeyno Teyzeye kadar, kadın erkek, genç yaşlı, şehirli köylü, herkes” bu mektup-kitabın muhatabıdır.
Çılgın Türkler Kıbrıs
T. Özakman'ın Diriliş, Şu Çılgın Türkler ve Cumhuriyet-Türk Mucizesi eserlerinden oluşan Türkiye Üçlemesi, toplam 623 baskı yapmıştır.
Yazar bu kez yine yakın tarihimizin büyük konularından biri olan Kıbrıs sorununu yazdı. Kıbrıs'ın fethinden günümüze kadarki çarpıcı olayları, direniş destanlarını, Kıbrıs'ın yüz yıllık Milli Mücadelesini ve Barış Harekâtını bir bütün olarak yine belge-roman tarzında işledi. Çılgın Türkler-Kıbrıs'ın da üçlemenin gördüğü benzersiz ilgiyi göreceğine inanıyoruz.
Okumaya başlayınca hak vereceksiniz.
Çılgın Türkler-Kıbrıs'tan birkaç parça:
Donanma Kıbrıs'ın batısından geçerek Ada'nın güneyindeki Larnaka (Tuzla) körfezinde demir attı. 170 kadırga, 30 kalyon ve çeşitli 160 gemi, toplam 360 gemi denizi kapladı, direklerden ufuk görünmez oldu. (1570)
Konaktan Baf kapısındaki kışlaya gidildi. Türk bayrağı törenle indirilerek yerine İngiliz bayrağı çekildi. Bu törende protokol gereği birkaç Türk yönetici bulundu. Hepsinin gözleri doldu. Bu bayrak bu göndere elli bin şehit, binlerce gazi pahasına çekilmişti. Bu acı işlem her şehirde ve ilçede yapılacak, ay yıldız Kıbrıs'tan silinecekti. İndirilen bayrakları alan Türkler özenle katlayıp sakladılar. Bir gün hepsi gerekli olacaktı. Çünkü Türkün bir gün geri geleceğine inanıyorlardı.(1878)
Rumlar kapıyı tekmeleyip banyoya daldılar. Küvetin içindeki anneyi ve üç çocuğu görmüşlerdi. Türk subayının eşi ve çocukları bunlardı işte! Görerek, nara ata ata otuz üç el ateş ettiler. Dördü de öldü. Çocukların kanları, beyin parçaları, saçları tavana sıçrayıp yapıştı. (24 Aralık 1963)
Paraşütçüler Kıbrıs toprağına rahmet gibi yağıyorlardı. Kıbrıslı Türklerin kimi sevinçten ağlıyor, kimi şükür secdesine kapanıyor, kimi avaz avaz bağırıyordu. Denktaş'ın gözyaşları ip gibi yüzüne akıyordu. Acı, zulüm, ölüm, horlanma, eziyet, baskı ile dolu karanlık, kanlı yıllar sona ermişti. Bir Kıbrıs Türkü, bütün Rumlara işittirmek ümidiyle sesi çıktığı kadar bağırıyordu:
"Türkler gelirse işte böyle gelir!" (20 Temmuz 1974)
Cumhuriyet 2 Türk Mucizesi
1923-1938 Cumhuriyet dönemini anlatan Cumhuriyet - Türk Mucizesi’nin bu ikinci kitabıyla Türkiye Üçlemesi son buluyor. Bu kitabi da okumanızi diliyoruz. Çünkü: Çanakkale, Milli Mücadele ve Cumhuriyet bir butündür. Yakın tarihimizi oluşturan bu üç aşamali dönemin tarihini iyi bilmek zorundayız. Yoksa bugünu anlayamaz, yarını kestiremeyiz.
Çanakkale ve Milli Mücadele ruhu, bağımsızlık sevdasi, yurt sevgisi, azim, sabır ve akıl Cumhuriyette kucaklaşıp birleşti, Türk Mucizesi oluştu. Bazı Batılı gözlemciler neden bu dönemi Türk Mucizesi diye nitelediler? Millet M. Kemal Paşa’nin açtığı istiklal, milli irade ve uygarlık bayrağı altında toplandı. Dünyaya egemen galiplere ve onların yardakçlarına karşı, yarı çıplak dört yil daha dövüştü.
Vatan düşmandan kurtarıldı. Ama 1923’te Türkiye 12 milyon nüfuslu, Anadolu’da tek fabrikanın bulunmadığı, geri, ilkel, yoksul, bütün nüfusunun sadece % 7’si okur-yazar olan bir köylü toplumuydu. Kadın-erkek eşitliği söz konusu bile değildi. Sıra milleti kurtarmaya gelmişti. Gazi M. Kemal Atatürk ve ideal arkadaşları ortaçağı yenmek, çağdaşlığı gerçekleştirmek için bir avuç bütçe, halkın desteği ve uygarlık öncülerinin özverileri ile birçok siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik devrimler, olaganustü atılımlar yaptılar. On beş yıla destanlar, efsaneler, harikalıklar sığdırdılar. Okudukça şaşacak, hayran kalacaksınız.
Bu tarihi doğru bilirsek aramızdaki birçok anlaşmazlık sona erer. Birçok sorunun kaynağı doğru tarihi kirleten yalanlardır. Doğru tarih kutup yıldızı gibi doğru, kurtarıcı yolu gösterir. Her alanda çağdaş uygarlığa ulaşmak, bunun gereklerini yerine getirmek zorundayız. Geri kalan dona kalır. Sözün özü, Atatürk’e yürüyelim!
Dersimiz Atatürk
Tarih, savaşlarda düşmana galip gelen büyük komutanlarla dolu. Tarihte milletlerini daha ileriye götürmek için çalışan birçok önemli önder var. Ama hiçbiri Atatürk gibi anılmıyor, özlenmiyor. Tarih sayfalarında uyuyorlar.
Çünkü aralarında Atatürk gibi hem vatanını düşmanlardan temizleyip yeni bir devlet kuran, hem milletini sömürüden, hurafelerden, ortaçağlılıktan kurtarıp çağdaş uygarlığa kavuşturan biri yok.
Üstelik Atatürk'ün Milli Mücadele ve Cumhuriyet zaferlerinin özellikleri, koşulları incelenirse, benzersiz büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
Atatürk yoksul, ilkel, geri, çağdışı toplumu çağa açan, Anadolu aydınlanmasını başlatan, Türkiye'yi kalkındıran insandır.
Bu konuda da örneği yok.
Birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi korumak için büyük küçük, kadın erkek herkese gerçek Atatürk'ü, değerini, büyüklüğünü, örneksizliğini iyi anlatmalıyız. Okulda, ailede, iş yerinde, basında, televizyonlarda, radyolarda, yurtdışında, her yerde, herkese.
Dersimiz: Atatürk bu büyük ödevin bir adımıdır.
Cumhuriyet 1 Türk Mucizesi
Türkiye Üçlemesi
1. Diriliş
2. Şu Çılgın Türkler
3. Cumhuriyet - Türk Mucizesi (iki kitap)
Sevgili Gençler!
Cumhuriyetin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için Afganistan'ı, Irak'ı, İran'ı, Pakistan'ı, Emirlikleri, Suudi Arabistan'ı Suriye'yi Mısır'ı Libya'yı Tunus'u, Cezayir'i Fas'ı, Müslüman Afrika'yı düşünün.
Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu. Yolunu düşünerek, arayarak, deneyerek açtı. Şartlardan, ihtiyaçlardan, imkanlardan, tarihten yararlanırdı. Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda eleman, uzman yok, araç, gereç yok. Osmanlıdan borca batık bir miras kalmış.
O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılar.
Töre
Turgut Özakman, "Bütün Oyunları" dizisinin altıncı kitabında daha önce defalarca sahnelenmiş Güneşte On Kişi, Duvarların Ötesi ve Töre isimli üç oyun bulacaksınız.
Özakman, Töre'yi, "kadını yüceltmek, kan davasını aşağılamak için" yazılmış bir oyun olarak niteler. Töre, "ölüm"e karşın "yaşam"ı savunmayı seçen, ailedeki erkeklerin çoğunu yitirmiş sekiz kadının öyküsüdür. Kadınların bile ellerinde silah "düşman izi" sürdüğü bir karabasan ortamında yaşanan dram, gözleri görmeyen nene ve torun Zühre üstünde odaklanır.
Ah Şu Gençler (Bütün Oyunları 3)
Turgut Özakman, "Bütün Oyunları" dizisinin üçüncü kitabında gençlerin birbirleriyle ve yetişkinlerle olan ilişkilerindeki temel çatışmalar bir kabare tiyatrosu üslubu içinde biçimlendirilmiştir.
Kitapta yer alan sekiz oyundan biri olan Ah Şu Gençler oyununun ilk bölümünde gençlerin yetişkinlere, ikinci bölümünde de yetişkinlerin gençlere bakışı dile getirilmektedir. Diğer oyunlarda da toplumsal hayatımızda karşımıza çıkan bazı olgular eleştirel bir güldürü biçiminde aktarılmıştır.
19 Mayıs 1999 “Atatürk Yeniden Samsun’da”
Konu Atatürk ve silah arkadaşları, 19 Mayıs 1999'da Samsun'a yeniden ayak basıyorlar ve Türkiye'nin son 50 yılına damgasını vuran liderlerden hesap soruyorlar. Kitap Özeti Uzun yıllar boyunca "Ah bir gelse!", "Ah Atatürk olsaydı!" diye özlediğimiz Atatürk bir mucize gerçekleşip dönseydi neler olurdu acaba? Bu kitap işte bu özlemin ve bu mucize sürecinde yaşanan olayların, sevinçlerin, umutların, acıların romanıdır. Okurken şaşıracak, düşünecek ve trajikomik sahnelerde kendinizi tutamayıp güleceksiniz. Kitap Özeti Uzun yıllar boyunca "Ah bir gelse!", "Ah Atatürk olsaydı!" diye özlediğimiz Atatürk bir mucize gerçekleşip dönseydi neler olurdu acaba? Bu kitap işte bu özlemin ve bu mucize sürecinde yaşanan olayların, sevinçlerin, umutların, acıların romanıdır. Okurken şaşıracak, düşünecek ve trajikomik sahnelerde kendinizi tutamayıp güleceksiniz.
Diriliş ( Çanakkale 1915 )
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan daha.
Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmamıştı.
Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içindei bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.
60 Dakikada ölüm, yıkım, kıyım kustular.
Asker korunmak için toprağa girdi, karıştı, toprak oldu sanki.
Bombardıman sone erdi. İngiliz birlikleri batı ve orta kesime, Fransızlar doğu kesime taaruza kalktılar.
Askerler, savaşmak için taşın ve toprağın altından, ölüler canlanır, ruhlar ete kemiğe bürünür gibi doğruldular.
Ürpertici bir andı.
Bu küçük kuvvet, uzun süngüleriyle İngiliz taburunu karşıladı, kendinden üstün birliği dağıttı, sağ kalanları Sığındere ağzına kadar kovaladı.
Takımın komutanı teğmen, takımıyla birlikte koşuyor, bir yandan da "Sömürgelerde acı çeken, soyulan, korkudan titreyen, uyanmasına izin verilmeyen, el ayak öpen, uşaklık yapan tüm zavallılar şu tavşan gibi kaçan İngilizleri görseydiler" diye düşünüyordu.
Çanakkale Savaşı, hiçbir devletin, hiçbir ordunun, hiçbir silahın, yurt sevgisinden ve milli onurdan daha güçlü olmadığını, olmayacağını öğretmekteydi.
Bu büyük gerçek her gün bir kez daha kanıtlanıyordu. Bunu yaşamak herkese yıkılmaz bir özgüven veriyordu. Bundan sonra bir dış kudretten, ancak Çanakkale'yi yaşayamayanlar, milli tarihi okuyup kavrayamayanlar ile onursuzlar ve satılıklar korkacaktı.
Şu Çılgın Türkler
80 yıldır beklenen kitap
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
"...Özakman'ı kitabı tarihsel bir gerçeğin güzelim bir Türkçeyle roman diline dönüştürülmesidir. Kırk yıllık özel çabayla saydamlaştıran özgün tarihimizin anlamamızı yeniden ve bu vakitte içimize sindirmek, bize ve yeni kuşaklara her zamankinden daha çok gerekli. Bu kitabı okuyun, çocuklarınıza okutun, dostlarınıza armağan edin.
- İlhan Selçuk, Cumhuriyet
"Şu Çılgun Türkler'i okuyun 'çılgın' babalarınızla, dedelerinizle onur duyun."
- Hasan Pulur, Milliyet
"Hiç 688 sayfa boyunca gözlerinizin sürekli dolduğu oldu mu? Hiç, bir kitap acıyı, kederi, gururu ve zaferi akıl almaz med-cezirler arasında adeta yaşadığınız oldu mu?... Hiç, hıçkırıklarınızdan övünç duyduğunuz oldu mu?... Benim oldu. Elleri öpülesi Turgut Özakman'ın 'Şu Çılgın Türkler' kitabını okurken."
"An be an, gün be gün bir kurtuluşun, yeniden varoluşun çoşkusunu soluk soluğa Şu Çılgın Türkler'de yaşayacaksınız."
- Doğan Hızlan, Hürriyet
"...Bu kitabı okurken. kendi babamdan ve amcamdan, ailemden hep duyduğum olayları yaşadım. Bunu ancak çılgın Turgut yazabilirdi. Ancak doğrusu, haset duymadım desem yalan olur; böyle bir şaheseri kendim yazamadığım için!"
Altemur Kılıç, Ortadoğu
"Şu Çılgın Türkler'i bu yaz mutlaka okuyun... Okutun... Hatta 'çılgın türkler' kursları açıp gençlere Kurtuluş Savaşı'nı öğretin... Mutlaka!"