Bilim Öyküleri
Yayınevimizin çok sevilen kitap serisi Acayip Şeylerin yazarı Tarık Uslu, öykü dizimiz için yepyeni bir kitap hazırladı. En az, Acayip Şeyler kitapları kadar acayip bir kitap bu! Bilim Öyküleri adı altında okuyacağınız bu öyküler, bilim tarihinin en ilginç sayfalarından derlendi. Ancak derlenen bu öyküleri, sizlere bir ders kitabı gibi değil, son derece eğlenceli bir maceralı hikâye kitabı gibi anlatmayı tercih etti... Hayalen, bilim tarihinin en önemli olaylarının yaşandığı zamanlara gitti ve olan biteni kendine göre yaptığı kurgularla satırlara döktü. Bu kitabı okurken hem çok güleceksiniz, hem de çok eğleneceksiniz... Ancak bir yandan gülüp eğlenirken; bir yandan da, bilim ve bilim tarihine ait çok önemli bilgileri rahat rahat öğrenmiş olacaksınız. Ve kendi kendinize şunu sormadan da edemeyeceksiniz: "Ders kitapları neden sıkıcı olmak zorunda?"
Çarp Yoksa Ben Çarparım
Tarık Uslu'nun beklenen kitabı "Çarp Yoksa Ben Çarparım! " çıktı.
"Acayip şeyleri seviyorsanız, buna bayılacaksınız!"
Aranızda lisedeki Matematik öğretmenimi tanıyanlar varsa, rica ederim gidip ona benim bir Matematik kitabı yazdığımı söylemesin! Yüreğine iner kadıncağızın! Aslında bana sorarsanız bu bir Matematik kitabı da değil! Ama içinde bol miktarda Matematik var.
Bu kitapta görüp göreceğiniz hiçbir şey ihtimal sınavlarda karşınıza soru olarak çıkamayacak. Ama Matematik dersine bakışınızı değiştirecek.
Matematiği daha mı çok seveceksiniz peki? Sevenler daha çok sevecek, o kesin!
Ya hiç sevmeyenler? Onlar da şimdilik sadece sevecek...
Bütün eğitim öğretim hayatı boyunca Matematikten neredeyse nefret etmiş biri olarak, bu kitabı bitirdiğim gün şöyle düşündüm:
"Ama bu çok eğlenceliymiş! Neden kimse bana Matematiğin bu kadar eğlenceli bir şey olabileceğinden hiç bahsetmedi!"
Evet Matematik eğlencelidir, Matematik keyif verir, heyecanlandırır çünkü esrarengizdir ve Matematik, daha önce hiç farketmediği bir pencereden dünyaya bakmasını sağlar...
Daha önce hiç Tarık Uslu kitabı okumamış olanlar için söylüyorum:
Eğleneceksiniz ama bu kuru bir eğlence olmayacak. Şaşıracaksınız ama bu da lüzumsuz bir şaşkınlık olmayacak!
"Biz senin bütün kitaplarını okuduk, bize bir şey yok mu?" diyenlere ise sadece "Selam ve merhaba!" Çünkü onlar ne ile karşı karşıya olduklarını zaten biliyorlar, öyle değil mi?
Daha Da Küçükler İçin Şu Acayip Ay
Daha Da Küçükler İçin Şu Acayip Dinozorlar
Daha Da Küçükler İçin Şu Acayip Dünya
Şu Acayip Arılar
Acayip Şeyler Dizisi’nin bu kitabı balarılarının olağanüstü dünyasına dair... Bala dair hiçbir şey bilmiyor olsaydınız, arılar hakkında hiçbir bilginiz olmasaydı, bir kaşık bal yediğinizde ne düşünürdünüz?
Bal ile minicik bir böcek arasında böyle bir ilişki olduğunu, bu tatlı nimetin bize zehirli bir böceğin eliyle sunulduğunu bırakın düşünmeyi, hayal bile edebilir miydiniz?
Şu Acayip Atom
Merhaba Acayip Şeyler’in meraklı takipçileri! Bu kitaptaki konumuz atomlar! Kitaba başlamadan önce, "Atom dediğin küçücük bir şey, koca kitabı dolduracak kadar ‘acayip şey’ bulabilecek miyim acaba?" diye sordum kendi kendime... Fakat şimdi, 160 sayfalık sınırı aştığım halde, daha yazmayı düşündüğüm onlarca başlığın masamın üzerindeki küçük not kâğıtlarında mahzun mahzun bana baktığını görmekteyim... Buna rağmen, elinizdeki kitapta atomlar alemine dair çok çok ilginç bilgiler bulacaksınız. Elimden geldiği kadar bu anlaşılması zor konuyu eğlenceli bir hâle getirmeye çalıştım. Umarım, dizimizin öteki kitapları gibi Şu Acayip Atom kitabını da, keyifle okur, çok şey öğrenirsiniz... Ve umarım bundan otuz ya da kırk yıl sonra, Van’da, Erzurum’da, Afyonkarahisar’da ya da Bursa’da doğmuş; adı da Ahmet, Zeynep, Hüseyin, Emirhan ya da Hümeyra olan bir Atom Fiziği profesörünün, Nobel Fizik Ödülü’nü almak için çıktığı kürsüde, konuşmasına şu şekilde başladığını duyabilirim: "Ben çocukken babam bana Şu Acayip Atom adlı bir kitap almıştı. Gerçekten çok acayip bir kitaptı... " İşte Şu Acayip Atom kitabında okuyacağınız konu başlıkları: Atom çağı nasıl başladı? Atomun büyük küçüklüğü Büyük boşluk Nötronlar ve Protonlar Kehribar taşının esrarı Bir takım tuhaf deneyler Elektrik nasıl çarpar? Kurşunkalemin ucundaki en son atom En sevdiğim molekül: H2O Madde madde madde Isı ve sıcaklık Sesim geliyor mu? E=mc2 Moriwaki Yoko’nun son günü
Şu Acayip Balıklar
Acayip Şeyler Dizisi'nin çok meraklı, ve çok sabırsız okuyucuları, bir kez daha merhaba!
Dizimizin onbirinci kitabında, denizlere, göllere, şırıl şırıl derelere ve okyanusların derinliklerine dalıp, balıkların olağanüstü dünyasında mucizelerle dolu çok acayip bir yolculuğa çıkacağız...
Pek çoğumuzun ya balıkçı tezgahında ya da tavada kızarırken gördüğü balıklara şöyle biraz daha yakından bakacağız...
Solungaç neymiş, yüzgeç ne işe yararmış onu göreceğiz...
Suyun altında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışacağız...
Sokmayan, ısırmayan ama çok fena çarpan elektrikli balıklardan, hedefini her zaman on ikiden vuran okçu balıklarına ve olağanüstü göç maceraları ile eve dönen somonlara kadar bazı ilginç balıkları uzun uzun inceleyeceğiz...
Elbette köpekbalıkları, yunuslar ve balinalar üzerine de biraz kafa yoracağız...
E hadi buyrun! Paçaları sıvayın da ıslanmasın!
Şu Acayip Beyin
Beynin Hayat Bilgisi ve Fen Bilgisi kitaplarında yazmayan, çok acayip gerçekleri
Türkiye’nin en çok satan, çocuklar için yazılmış popüler bilim dizisi Acayip Şeyler’in 21. kitabı Ş Acayip Beyin çıktı!
Dizinin bu kitabının konusu, bütün o öteki “Acayip Şeyler” kitaplarından çok daha acayip!
Sayfaları arasında “Beynim, beynimi merak ediyor!”, “Mumyanın kayıp beyni”, “Kafamın tasını attırmayın!”, “Kod adı: Bos”, “Hepimiz sulu beyinliyiz!”, “Phineas Gage olayı”, “Sırlar odası: Talamus”, “Bu beyin benim, ben bu beyin değilim!” gibi birbirinden ilginç bölümlerin yer aldığı kitap, Acayip Şeyler Dizisi’nin sıkı takipçileri tarafından bir süredir merakla bekleniyordu. Ve Tarık Uslu, bu beklentiye değecek bir kitapla, ilk 20 kitaptan sonra “sezon finali” yaptığı diziye geri döndü.
Hanımefendiler, beyefendiler! Acayip Şeyler Dizisi’nin ikinci sezonu başladı! Şu Acayip Beyin, bugüne kadar okuduğunuz maceraların en acayibi, sarsıcı, çarpıcı, bilgi dolu ve her zaman olduğu gibi eğlenceli konularla karşınızda!
Şu Acayip Bitkiler
Şu Acayip Böcekler
Şu Acayip Burunlar
Şu Acayip Gökyüzü
"Gökyüzünün hayat bilgisi ve fen bilgisi kitaplarında yazmayan çok acayip gerçekleri" İşte geldik Acayip Şeyler Dizisi'nin dördüncü kitabına. Bu kitapta konumuz gökyüzü yani başımızın üzerindeki mavi gök kubbe... Geçenlerde büyük bir gazetenin internet sitesinde gezinirken "Gereksiz Bilgiler" diye bir köşe gördüm. Merak edip bir baktım ve çok şaşırdım. Çünkü "gereksiz bilgiler" adı altında bakın hangi başlıklar vardı: Gökyüzü neden mavidir? Bulutlar nasıl oluşur? Yağmur nasıl yağar?.. Demek birileri için bütün bunlar gereksiz birer bilgiden ibaretti öyle mi? Bunu gördüğüm sıralarda, sizler için bu kitabı yazmakla meşguldüm ve yağmurun nasıl yağdığına dair sayfalar dolusu yazı okumuştum. Ancak okuduklarım içinde, bana gereksizmiş gibi gelen tek bir cümle görmedim. Yağmur bizim için ne kadar önemliyse; onun gökyüzünün engin maviliği içinde ipsiz ve direksiz dolaşan dev gibi bulutların içinde,nasıl damla damla yaratılıyor olduğunu bilmek de, o kadar önemliydi... Bu gökyüzünün altında yaşıyorsak, uzayın korkunç soğuğundan, güneşin zararlı ışınlarından ve daha pek çok tehlikeden bu gökyüzü ile korunuyorsak, ciğerlerimizi bu gökyüzünden içimize çektiğimiz hava ile şişiriyorsak, bu gökyüzünden üzerimize usul usul yağdırılıyorsa yağmur ve yeryüzündeki hayat, o yağmur ile devam ettiriliyorsa, aynı gökyüzünün mavi teninde yedi renkli bir çiçek gibi açan gökkuşağını seyredip neşeleniyorsak, aynı gökyüzünde esen kekik kokulu rüzgarlara serinliyorsak; gökyüzü bizim için bu kadar önemliyse, ona dair öğrenebileceğimiz hiçbir bilgi gereksiz ve önemsiz olamazdı. Elinizdeki kitabı okuduğunuzda bana hak vereceksiniz eminim!
Şu Acayip Gözler
Şu Acayip Hayvanlar
Hepiniz biliyorsunuzdur ama, ben yine de Acayip kelimesinin ne anlama geldiğini kısaca anlatayım: Acayip, garip, tuhaf, alışılmadık, olağanüstü, tabiatüstü, şaşırtıcı, mucizevî, akıl almaz.. gibi anlamlara gelir.
Peki nedir Acayip olan? Herşey! Evet etrafımızda gördüğümüz herşey, aslında çok Acayip’tir. Ancak, alışkanlık denen yapışkan bir hastalık yüzünden, üstelik çok da bulaşıcıdır biz aslında çok Acayip olan milyon tane şeyi, artık pek Acayip bulmamaya başlarız. Daha doğrusu, onların üzerindeki Acayiplikleri farketmek; en azından ilk bakışta farketmek, bizim için mümkün olmaz. Bir süre sonra da, gözümüzün önünde dursalar bile, onlarda bir Acayiplik, bir harikalık ve mucizevi bir yaratılış olduğuna tamamen kör kalırız.
-Ne olmuş canım, tavuk işte, bak yumurtladı. Oh ne iyi!
-O bir İneeeeek! Süt verecek tabii!
-Ağaçtan elma çıkar tabi kardeşim, bulaşık süngeri çıkacak değil ya!
-Yani bulaşık süngeri çıksa daha Acayip olurdu öyle mi?
-Ee.. tabi!
Şu Acayip Hücre
Acayip Şeyler Dizisi'nin çok meraklı, çok heyecanlı ve çok sabırsız okuyucuları bir kez daha merhaba!
Biliyorum! Biliyorum! Biliyorum! Şu Acayip Hücre kitabı gereğinden fazla gecikti. Ama bana da hak verin. Hücre konusu, gerçekten çok acayip.
Şu Acayip Atom kitabını yazarken, "Bir daha bu kadar küçük bir şey hakkında kitap yazmaya kalkmayacağım, çok zor oluyor!" diye sızlanıp durduğumu hatırlarsınız.
Hücre kitabına başladığımda "Oh! Bu hiç değilse atomdan milyonlarca kat daha büyük!" diyordum. Evet, hücre atomdan büyük olmasına büyüktü ama yine de çok küçüktü.
Sadece küçük olmakla kalsa iyi, bugüne kadar karşılaştığım en acayip şeydi hücre...
Nereden başlayacağıma uzun bir süre karar veremedim. Başladığımda ise, okuduğum ve öğrendiğim şeyler beni öylesine hayretler içinde bıraktı ki, yazmayı falan bir kenara bırakıp, hücre hakkında öğrenebildiğim kadar çok şey öğrenmeye çalıştım...
Bu kitapta sizlere öğrendiğim o birbirinden acayip bilgileri anlatmaya çalıştım. Fakat bazı konular o kadar karmakarışık ve içinden çıkılmazdı ki, yazmaktan çok daha uzun bir zamanı o konuları anlamaya çalışmakla geçirdim...
Üstelik size bu dizinin ta en başından beri bir söz vermiştim ve bu sözümü tutmak için gayret göstermeliydim. Öğrendiğim bilgileri, bir ders kitabındaki gibi, bir ansiklopedi maddesindeki gibi, anlaşılmaz ve sıkıcı bir şekilde değil, olabildiğince eğlenceli bir şekilde anlatmalıydım...
Zaten Tarık Uslu'yu ve kitaplarını bu yüzden seviyor değil miydiniz!?
Ancak söz konusu olan endoplazmik retikulum ya da protein sentezi, ya da Deoksiribo Nükleik Asit sarmalları gibi sadece acayip değil aynı zamanda çok acayip konular olunca, espri yapmak, komik momik bi şeyler yazmak bir miktar zor oldu.
Zor oldu ama oldu! Şu Acayip Hücre kitabını okurken, Acayip Şeyler'in öteki kitapları gibi yine çok eğleneceksiniz, eğlenirken de çok önemli bilgiler edineceksiniz...
Tıpkı atom kitabında olduğu gibi, hücreler hakkında da yazmam gereken her şeyi yazamadım...
Biliyorsunuz Acayip Şeyler kitapları 160 sayfa. Ancak Şu Acayip Atom kitabı gibi Şu Acayip Hücre kitabı da 192 sayfa oldu. Hücre bölünmesi gibi çok önemli bir konuya bile yerimiz kalmadı.
Eh ne yapalım! Onu da artık gelince yüz yüze konuşuruz...
Şu Acayip İnsan Vücudu
Merhaba arkadaşlar! Acayip Şeyler Dizisi’nin yine çok acayip bir kitabı ile karşınızdayım. Bu sefer konumuz insan vücudu. Yani bizzat kendi bedenimiz.
İnsanlar için yeryüzü ve gökyüzü sırlarla, acayip şeylerle ve akıl almaz mucizelerle dolu esrarengiz bir yerdir. Ama evrenin en büyük sırlarından biri, aynaya her baktığında, insanın karşısında durur: Kendi bedeni!
Şu Acayip Işık Ve Renk
Acayip Şeyler Dizisi'nin ilk kitabı Şu Acayip Hayvanlar, 2008 yılının Kasım ayında çıkmıştı. Aradan beş yıl geçti. Yine bir Kasım ayında, yine gecenin oldukça ilerlemiş bir saatinde, dizimizin on üçüncü kitabı olan Şu Acayip Işık ve Renk'in son cümlelerini tamamladım...
Hemen her kitaptan sonra aynı şeyi söylüyorum ama bu sefer, gerçekten çok acayip bir kitap oldu. Açıkcası ışığı yazmanın bu kadar zor olacağını hiç tahmin edemezdim... Evet zor oldu ama bana göre son derece keyifli oldu. Umarım sizler de okurken keyif alacaksınız. Tabii keyif alırken bir yandan da, acayip hem de çok acayip şeyler öğreneceksiniz...
Şu Acayip Beş Duyu'da görüşmek üzere hoşçakalın! Tabii araya sürüngenler girmezse..!
-Tarık Uslu-
Şu Acayip Karıncalar
Türkiye’nin en çok sevilen popüler bilim dizisi Acayip Şeyler’in heyecanlı okurlarınca yaz başından beri beklenen 14. kitabı Şu Acayip Karıncalar nihayet çıktı! Tarık Uslu’nun karıncalar aleminde yaptığı seyahat, yine olağanüstü acayip ama bu sefer gerçekten çok acayip maceralarla dolu. Her zamanki gibi eğlenceli, komik ve şaşırtıcı…
Tarık Uslu, kitabının ön sözünde okurlarını bakın nasıl selamlıyor:
"Çarp Yoksa Ben Çarparım" adındaki Matematik kitabı, daha doğrusu Matematikle ilgili kitap ve Özkan Öze’nin(!) uzun zamandır plânladığı ama bir türlü yapamadığı bir kaç işin ardından, nihayet yeni bir Acayip Şeyler kitabı ile birlikteyiz sevgili arkadaşlar.
Biliyorum çok ara verdim ve Acayip Şeyler’in heyecanlı okuyucularının sabrını zorladım. Ama bakın işte karıncalar âleminde yaptığım kısa, fakat çok eğlenceli bir seyahat ile geri döndüm!
Şu Acayip Arılar’dan sonra karıncalar hakkında bir kitap yazmam gerektiğini düşünüyordum. Ve işte bu kitabın son satırlarını yazdığımda, ne kadar haklı olduğumu da gördüm.
İnanın bana “karınca kararınca” hiç de öyle ufak tefek bir şey değilmiş. Yeryüzü kitabının bu kara kuru siyah harfleri, gerçekten çok ama çok acayipmiş!
Elbette yine pek çok konuyu atlamam gerekti. Çünkü buna ne zaman, ne de bana ayrılan sayfalar yeterdi. Buna rağmen Şu Acayip Karıncalar’ı çok beğeneceğinizi düşünüyorum.
Sizlere sözünü verdiğim ama bir türlü başlayamadığım Şu Acayip Beş Duyu için de biraz daha sabır göstermenizi istiyorum. Çünkü Arılar, karıncalar derken, o güzel kelebeklerin bir köşede mahzun mahzun durup, “Acaba bize hiç sıra gelmeyecek mi?” diye telaşlanmalarına gönlüm razı gelmedi. O yüzden sırada kelebekler var...
Eminim kelebekler vadisinden döndüğümde, sizlere anlatacağım çok şey olacak..
Şu Acayip Kelebekler
Şu Acayip Kulaklar
Şair Hayali, aslen Selanik taraflarındandı. Çok hareketli geçen gençlik yıllarının sonlarına doğru, elinde demir asa, ayağında demir çarık ile yolu Vardar Yenicesi’ne düşen bir Kalenderî dervişinin peşine takılıp, İstanbul’a kadar geldi.
İstanbul’da iyi bir eğitim aldı ve bir süre sonra yazdığı birbirinden güzel gazellerle devrin padişahı Kanunî Sultan Süleyman’ın bile dikkatini çekmeyi başardı...
Gösterişten, tantanadan, lüks hayattan hoşlanmazdı. Pek bir sade yaşardı. Gerçek bir derviş ve inançlı bir adamdı. Şairliği gibi bu sade hayatı ile de tanınıp takdir edildi...
Ben, Hayalî’nin şiirlerini severim. Hele de “Bilmezler” gazelini...
O gazeli duymadıysanız bile gazelin şu mısrasını illa duymuşsunuzdur.
“O mâhiler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler.”
“O balıklar!” diyor. “Denizin içindedirler. Suda yüzerler ama ne sudan, ne de suyun kıymetinden haberleri yoktur! Ancak bir oltanın ucuna takılıp sudan çıktıklarında anlarlar suyun kıymetini. Derya neymiş, deniz neymiş, su nasıl bir nimetmiş o zaman farkına varırlar!” diyor...
İnsan da sağlığın kıymetini hasta olunca, gençliğin kıymetini yaşlanınca, bir dilim ekmeğin kıymetini açlıktan midesinden yukarılara acı acı sular çıkmaya başlayınca anlamıyor mu?
Peki ya seslerin kıymetini?
Bir sesler denizinde yaşadığımız halde kaç kere durduk ve düşündük seslerin ve sesleri işitebilmenin kıymetini?
Pek çoğumuzun aklına bile gelmedi değil mi?
O zaman, o mâhilerden ne farkımız kaldı?
Derya içreyiz, deryayı bilmeyiz...
“Hadi buna bir son verelim artık!” diyenler!
Buyrun Acayip Şeyler Dizisi’nin 20. kitabı Şu Acayip Kulaklar’a kulak verin!
–Tarık Uslu (Özkan Öze)
Şu Acayip Sinekler
Şu Acayip Sürüngenler
Okul programlarında ya da kitap fuarlarında karşılaştığım okuyucularıma, “Acaba bir sonraki acayip şeyler kitabı ne ile ilgili olsun?” diye sorduğumda, en çok karşılaştığım teklifin “Şu Acayip Dinozorlar” olması beni oldukça şaşırtıyor.
Neden mi? Çünkü yeryüzünde artık tek bir dinozor bile yaşamıyor da ondan! Fakat dinozor severleri de kırmak istemediğim için, hiç değilse, hâlen aynı yerkabuğunu paylaşıp, aynı atmosferin altında çekirdek çıtlattığımız sürüngenleri yazayım dedim. Belki dinozorlar kadar iri kıyım yaratıklar değiller ama en azından bütün acayiplikleriyle birlikte capcanlılar. Üstelik tarih öncesinin dev yaratıklarıyla yakın akraba oldukları da söylenebilir. Mesela bir komodo ejderini büyütsen büyütsen ve biraz daha büyütsen loş ışıkta T-REX olarak yutturabilirsiniz rahatlıkla... Timsahlar ise zaten şu halleriyle bile, dinozor severleri heyecanlandırıyor olmalılar.
İguanalar, dikenli çöl kertenkeleleri, bukalemunlar, yılanlar ve tabii kaplumbağalarla dolu bir acayip şeyler serüveni için önden buyrun lütfen! Merak etmeyin yılanları en sona koydum. İlk sırada kaplumbağalar var…
Şu Acayip Uzay
Acayip Şeyler Dizisi’nin bu en son kitabında hep beraber atmosfer tabakasının dışına çıkacağız... Ayları, gezegenleri, yıldızları, göktaşlarını, bir baştan bir başa Samanyolunu, ve öteki gökadaları dolaşacağız...
Bu kitap, gökyüzünün, başımızın üzerindeki bu muhteşem kitabın; yıldızlardan, galaksilerden, gezegenlerden ve uydulardan harflerle yazılı satırlarını okumak konusunda biraz olsun hevesimizi arttırabilirse oh ne iyi!