Hercai 2 Meftun
Wattpad Fenomeni Sümeyye Koç’tan yıkık dökük bir mazinin ortada bıraktığı yaralı bir adamla en az kendisi kadar yaralı olan bir kadının paramparça sevda hikâyesi bu. Hayallerini asmış bir kadının, yeniden düşlere tutunuş hikâyesi bu. Hercai bir adamın, meftuna dönüş hikâyesi…
Ne bir veda sözcüğü ne de haklı bir isyan. Hiçbir şey, onu sevmemeye yemin ettiği adamın karşısında güçlü tutamamıştı.
Dudaklardan dökülen her serzeniş karşısında ördüğü duvarları biraz daha yıksa da, onu bir daha affetmeyeceğine dair büyük bir yemini vardı. Asla boyun eğmeyecekti, ihanetini unutmayacak, o adamı yeniden sevmeyecekti. Olmamıştı... Yeminlerini bozduran, karanlık bir gecede ellerinden tutan, onu düşüren adamdan başkası değildi.
Yaralıydı. Lakin o adam daha yaralıydı.
Seviyordu. Lakin o adam daha çok seviyordu.
“Dinle,” diyordu yürek yakan bakışlarını kuzguni harelere emanet ederken. “Dinle ki anla öldüğümü, seni öldürdüğümü sandığım her yerden! Sen sadece bir bıçaktın. Bense o bıçağın düşmanıma değil, kalbime saplanacağını hesaba katamayan bir zavallıydım..."
Hükümran 2 – Ateş Kırağı
Yaşın on yedi…
Ama hayat sana küçüksün diye acımaz ki.
Düşmanım dediği adamla aynı masaya oturduğu günden sonra Berzâh; yaşayacağı tek ikilemin, geçmişte kalmış gerçeğin peşine düşmekle kaçıp gitmek arasında olacağını sanırken bambaşka bir kapana kısılır. Bir zamanlar bileklerini saran o kelepçe şimdilerde kalbine takılmıştır. Nereye baksa gördüğü simsiyah gözler onu avuçlarına almış ve kaçacak bir yer bırakmamıştır.
Berzâh’ın esas kimliğini ailesinden ve düşmanlarından saklamaya çalışan Aybars, aynı anda birden fazla cephede savaşırken yorgun düşer fakat onu asıl tüketen; günün sonunda kollarında uyuyan, güzel yüzlü yabancıdır. Davetsiz bir misafir gibi kapıya dayanan aşk, kuvvetli bir kasırga olup esmeye başlar hayatında. Gece olup karanlık çöktüğünde bir yangın harlanır göğsünde. Çünkü kalp rotasından çıkmış, akıl yolunu şaşırmıştır. Bazı kararlar alınmalı, bazı seçimler yapılmalıdır ama nafile…
Her kıyamet, kopacaktır zamanı geldiğinde.
”Belki…” dedi acının düştüğü sesiyle.
“Bir filmin aynı sahnesinde akmıştır gözyaşlarımız.
Söylesene… Hiç mi yok seninle aynı acıya yanmışlığımız?”