Hatırla
Parmak Uçları
"Artık parmak uçlarınla görmeyi öğrenmen lazım."
Görmek için bir çift göz yeter mi? Gördüğünün farkına varabilmek, onu her şeyiyle hissedebilmek için gözler bazen yetmeyebilir insana. Öyle ki, hayata görmeyi bilmeyen gözlerle bakmaktansa, görmeyi bilen bir yüreğin penceresinden bakmak çok daha anlamlı gelebilir bazılarına...
Işık, Mert ve Doğan... Farklı kültürlerden gelen, bambaşka karakterlere sahip, ruhları ayazda kalmış üç genç. Normal koşullarda yolları kolay kolay kesişmeycek bu gençlerin hayatlarını birleştiren en önemli şey ise yaşadıkları ortak deneyimler ve kalplerini dolduran sevgi. doğan, doğuştan görme engelli. Görmenin ne demek olduğunu bilmemesine rağmen, diğer duyuları sayesinde dünyayı birçok insandan çok daha iyi görme becerisine sahip bir delikanlı. Mert ise geçirdiği bir hastalık yüzünden gözlerini kaybedip daha önce hiç bilmediği bir yaşamla baş başa kalmış çekingen bir genç. Büyüme sancıları ile boğuşan Işık'sa kendisiyle o kadar meşgul ki dünyaya kör gözlerle bakmaktan kendini bir türlü alıkoyamıyor...
Gözleri hayatın renklerinden ve gözülleklerinden mahrum kalmış bu gençlerin içlerini aydınlatacak, onlara yaşama sevinci verip yaralarını umutla sarmalarına yardımcı olacak en önemli güçse dostluklarının yeşerttiği koşulsuz sevgi. Birbirlerinin hayatlarına dokunarak yitirdikleri özgüvenlerini geri kazanma inancını bulacak bu üç arkadaş için hayat küçük mucizelerle dolu. Yeter ki keşfetmesini bilsin insan. İlk kitabı daha 16 yaşındayken yayımlanan genç yazar Seran Demiral'ın sorun odaklı yeni romanı Parmak Uçları, okurlarını, pek düşünme gereği duymadıkları gerçeklerle yüzleşecekleri karanlık sularda yüzdürürken, engellilerin yaşantısı hakkında farkındalık kazandıracak ilginç deneyimler yaşatıyor.
Tatuta’ya Yolculuk
“Karşılarına çıkıp ne diyeceğim peki? ‘Siz! Ey yüzyıllık ağaçlar, sizin karşınızda benim cılız sesim bile daha gür çıkıyor!’ Yok ya, bu ayıp olur. Peki şu nasıl? ‘Sizin türünüz milyonlarca senedir burada ama benimkiler bir geldi, şurada birkaç yüzyılda, hele şu son birkaç on yılda bir ilerledi, bir ilerledi ki sormayın!’ Ah, bu daha iyi oldu. Farkımızı anlatırken, özeleştiri de yapıyorum. Umarım sevgili ağaçların yüzyıllar içinde espri anlayışları gelişmiştir.”
Evlere kapanılan salgın günlerinde Zeki, “alternatif bir yaşam biçimi”ni değerlendirmek ister. Kent hayatına alışmış ve kırsal yaşama ilişkin önyargıları olan kızı Sezgi, babasının planına dirense de yaşadıkları kentten ayrılarak birlikte bir çiftliğe giderler. Ev sahipleri üç kişilik bir ailedir: Zeyno, Gür ve çocukları Ege.
Sezgi, doğadaki ömrünü tamamlamış nesneleri sanatsal bir form içinde geri dönüştürme uğraşına girişecek; Ege, doğayla ilişkisini, ekolojik ilgi ve merakını yaşıtlarıyla çevrimiçi buluşmalara taşıyacaktır
İklim krizi ve ekolojik yıkım sirenlerinin en tiz seslerle çaldığı çağımızda çocuklar da yetişkinler de işbirliğine, ortak emeğe, “biz” duygusuna, doğayla yaratıcı bir ilişki kurmaya dayalı bu yaşam biçiminin içinde yaşadıkları deneyimlerle dönüşüme uğrayacaklardır.
Ekolojik tarımı, sürdürülebilirlik felsefesini, gönüllü bilgi ve tecrübe takasını temel alan TaTuTa projesini sıcak bir arkadaşlık hikâyesi içinde anlatan özgün bir çocuk romanı.