Tersyüz Ve Salyangoz

Orijinal fiyat: ₺139,00.Şu andaki fiyat: ₺115,00.

Saliha Demir

Resimleyen: Merve Ergenoğlu

Saliha Demir’in yeni kitabıyla kar kürelerinin bekleme salonuna bir güzel yerleşeceğiz. Merve Ergenoğlu’nun kalplere dokunan çizimleri sayesinde bunu yapmamız epey kolay olacak. O yuvarlak, minicik dünyaların eşliğinde ışıltılara bulanacağız. Yeni kabuklarına, yeni hayatlara kavuşanların öyküsüne tanık olurken dostluk, çaba ve umut da bizim kar küremize dolacak. Ona özenle bakmayı unutmayalım, tıpkı Salyangoz’un yaptığı gibi. Hep parlasın, dost elleriyle sarmalansın…

***

Şimdi yeni kabuklar bulma vakti…

Tersyüz, bir kar küresinin içinde yaşıyor. Kar küreleriyle dolu bir depoda. Nasıl ışıltılı, nasıl eğlenceli bir yer olduğunu siz düşünün! Hepsi görevlinin gelip onları seçmesini bekliyor, böylece mağazada sergilenebilecekler.

Tersyüz’ün arkadaşı Salyangoz, güzel dostluğu ve tüm desteğiyle hep yanında. Camı ışıl ışıl olsun da seçilsin diye, Tersyüz’ün küresini her gün özenle parlatıyor. Sonunda o gün geldiğinde ise…

Tema: Kim olduğumuz

Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Farklılıklar, arkadaşlık, DUYGULAR, umut, olumlu düşünme, ERDEMLER, sorun çözme

Tutum ve Değerler: Güven, dostluk, empati, yaratıcılık, sevgi, yardımseverlik

Profil Öğeleri: Duyarlı, riski göze alan

Yılbaşı öncesi bir kar küresinin içinde olmak ha­rikaydı. Toplandıkları depoda hiç ama hiç sıkılma­dılar. Anlatacak öykü çoktu. Gülecek şey de… Ama mağazanın açıldığı saatlere doğru bir yarış baş­lar, sohbetler kesilirdi.

Küçük gemi Tersyüz, kar küresinin camındaki gıcırtıya aldırmamaya çalışarak bekledi. Hızlı eller arkadaşlarını parıl parıl parlayan gövdelerinden tutuyor, sepete dolduruyordu.

Toplanan kar küreleri kapının ardındaki ma­ğazada sergileniyordu. Seçim zamanı geldiğinde Tersyüz heyecanla cama yapışır, görevliler tara­fından alınmayı beklerdi. Gıcırtı uzmanı arkadaşı Salyangoz, Tersyüz parlasın diye saatlerce camını temizlerdi.

Gıcırt, göcürt, gucurt, gücürt…”

Deponun kapısı kapandığında kürelerden ho­murtular yükselir, azalan ışıkta yaydıkları ışıltı göz kamaştırırdı. Cam gövdeleri parlak ve tom­buldu. Orada balıklar gibi yüzen pullar, ışık oyun­ları yapardı. Deponun yıldızı dansçı Prenses, fır­fırlı eteğini savurur ve etrafında uçuşan pulları neşelendirirdi. O, harika bir kar küresiydi.

Başka bir kar küresinde neşeli Kardan Adam, diğerinde Oyuncak Ayı’yla yavruları ve tüm o eğlenceli kar küreleri…

***

Market görevlisi, küreyi bir kutuya koyup heye­candan yerinde duramayan yeni sahibine verdi. Kocaman gözlüklü çocuk, Tersyüz’e çok sevimli gelmişti. Şapkasında büyük harflerle MİÇO yazı­yordu. Ona artık Miço diyecekti. Tersyüz, “İkimiz de dünyaya bir camın arkasından bakıyoruz. Bu çok güzel” diye mırıldandı.

Eve geldiklerinde Miço sabırsızlıkla kutuyu açtı ve Tersyüz’ü uzun uzun seyretti. Tersyüz de Miçosunu. Babası, “Uyku zamanı küçük denizci!” diye seslenince Miço küreyi kitaplarının yanına yerleştirdi ve odadan ayrıldı. Salyangoz için iyi bir fırsat doğmuştu.

“Bekle beni dostum” dedi. “Kendime bir kabuk bulacağım.”

Yavaş ve yapış yapış hareketlerle kapının altın­dan çıktı ve gitti. Onun gidişini seyreden Tersyüz huzurlu bir uykuya daldı.

Sanal Gerçeklik Defteri

Orijinal fiyat: ₺139,00.Şu andaki fiyat: ₺115,00.

Saliha Demir’den okurlarını balon tarlalarında koşturacak, gofretten yapılma kızaklarla kremalar üzerinde kaydıracak, pamuk şekeri tadındaki bulutların üzerinde zıp zıp zıplatacak bir kitap… *** Her şey boş bir sayfayla başlıyor… Yaptığın resimlerin içinde bir yolculuğa çıkmak ister miydin? O ışıl ışıl dünyada gezinmek nasıl da eğlenceli olurdu, öyle değil mi? İşte İso ve Meri, evlerine ulaşan gizemli paketin yardımıyla bu şansı yakalıyorlar. Şimdi gelsin yepyeni maceralar, hayalden yapılma uçsuz bucaksız çizgiler, göz alıcı renkler… İyi hoş ama kahramanlarımız evlerine nasıl dönecekler? Sana bir sır verelim mi? Benzer bir yolculuğa sen de çıkabilirsin. Hayal gücünü yanına aldıysan sıra sende. KİTAPTAN Güneşin yorulmaya başladığı saatlerdi. İnatçı iki bulut komiklikte birbiriyle yarışan şekillere bürünüyorlardı. İso, onların arasından incecik şeritler halinde sızan güneş ışınlarını seyrediyordu. O sırada toparlak burnunu cama yapıştırdığını fark etti. Yanaklarının etrafında oluşan “O” şeklindeki cam buğusunu görünce şaşırdı. Fırsatı kaçırmamalıydı. Parmakları camın üzerinde dans etmeye başladı. Bir şeyler çizmek İso’ya her zaman heyecan verirdi. Bir cama, bir kâğıda, tahta parçasının üstüne, kurumamış betona, ezilmiş bir kabağa bile çizdiği olmuştu. İso’nun el kol hareketleriyle bir şeyler yaptığını gören Meri, koşarak balkona geldi. *** “Ta ta ta taaaaaam!” dedi İso. “Açılış törenimize hoş geldiniz.” Ev ahalisi alkışlarken İso ve Meri’nin kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Kurdeleyi kestikten sonra az önceki sakin çocuklar gitmiş, hızla kutuya saldıran iki çocuğa dönüşmüşlerdi. Var güçleriyle kutuyu açarken içinde daha küçük bir kutu ve bir mektup olduğunu fark ettiler. Anneleri zarfı açtı, okumaya