Aklını Arayan Çocuk
Damla, Emre, Senem, Çağlar, Görkem, Pınar, Berk… Onların da her günü sizinkinden farklı değil. Okulda, bahçede aileleriyle, arkadaşlarıyla macera dolu günler yaşıyorlar. Biten her günün ardından kendileri ve çevreleri hakkında yepyeni şeyler öğrenirken akıllarını karıştıran sorulara cevaplar arıyorlar. Sen de bu maceraya göz kırpmak ister misin?
Eyvah Yönetici Oldum
Bir İnsan Kaynakları Masalı, İşte Zor İnsanlar, İyi Ki Farklıyız ve Zor İnsanlarla Zorlanmadan Baş Etmek kitaplarının yazarından yöneticilik yolculuğuna çıkanların “iyilik meleği” olmaya aday bir kitap...
Özden Aslan, yönetim kitapları alanında iyi bir yazar. Bunun iki temel nedeni var: Öncelikle, eserlerinde doğrudan ders vermeye çalışmıyor. Okur dersi kendisi çıkarıyor, bu çok güzel bir fırsat. İkinci nedense, Özden Aslan’ın iyi bir lider ve oldukça deneyimli bir İK yöneticisi oluşu. O yüzden anlattıkları hep pratik ve gerçek. Bu kitap, sadece yöneticilerin değil, iş hayatındaki herkesin ders çıkaracağı çok çok iyi bir çalışma. Tek bir eksiği var kitabın: O da yazarın Türk oluşu. Kitap, “Dolores Steward yazdı” diye basılsaydı, fazlasıyla okunurdu emin olun.
- Ahmet Şerif İzgören
Uzun zamandır beklediğiniz gün geldi ve artık yönetici koltuğundasınız. Peki ya bundan sonrası? Bu sürece hazır mısınız? Yönetici olmanın gerektirdiklerini tam olarak biliyor musunuz? Bunları yerine getirebilecek misiniz? Beklemediğiniz anlarda beklemediğiniz yerlerden gelecek soru ve sorunlarla baş edebilecek misiniz?
Kendisi de bir yönetici olan Özden Aslan, yöneticilerin ve yönetici adaylarının doğru adımlar atmalarına ve yöneticilik temellerini sağlam inşa etmelerine yardımcı olmak üzere hazırladığı Eyvah, Yönetici Oldum! ile sadece bu soruları yanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda kendine has bir kurgu ve anlatım tarzı ile yöneticilere ve yönetici adaylarına roman tadında bir kılavuz kitap sunuyor.
Kırmızı Benekli Kutu
Çocukların severek okuduğu Aklını Arayan Çocuk’un yazarı Özden Aslan’dan yepyeni bir kitap!
“Sihir diye bir şey yoktur” der büyüklerimiz. Oysa çoğumuzun sihrine inandığı bir eşyası vardır. Bize uğur getirdiğine inandığımız, yanımızda olduğunda kendimizi güvende hissettiğimiz, bize arkadaşlık eden, alıp başka diyarlara götüren bir eşya. Belki bir kalem, belki bir oyuncak, belki bir kutu… Evet, bir kutu. Tıpkı Can’ınki gibi, kırmızı benekli, sihirli bir kutu.
Can, babaannesinin armağan ettiği kutuyla uzay gemisi HOPTİRİK’e atlayıp başka gezegenlerde yaşam aramaya gidiyor. Deniz altında yeni bir dünya keşfediyor. Denizkızı Alara ve BENTOS’la birlikte köpek balıklarıyla mücadele ediyor. Bu kadarcık mı? Tabii ki değil. İnsanın elinde onu her yere götüren sihirli bir kutu olur da, yerinde durur mu hiç? Bir sonraki macera Kızılderililer diyarında. Arkadaşı Kara Boncuk’la doğayı daha yakından tanıyor Can. Babaannesiyle birlikte Çanakkale Savaşı’na katılıp tarihe tanıklık ediyor.
Siz de küçücük bir kutuyla geçmişe, uzaya, deniz altına, dahası canınızın istediği herhangi başka bir yere gitmek istiyorsanız, haydi başlayın okumaya. Nasıl gideceğinizin sırrı da bu kitapta.