Benim Babam Ömür Adam
Güçlü öykülemesi ve özgün üslubuyla sevilen Ömer Açık, çocuklar için yazdığı ikinci romanında yine sıcacık ve umut dolu bir dünya yaratıyor. İlk çocuk romanı Menekşe İstasyonu’ndaki zengin dil kullanımı, mahalle kurgusu ve birbirinden ilginç kahramanlarıyla dikkati çeken yazar, bu kez rüzgarla haşır neşir, hayallerinin peşinde koşan bir çocuğun öyküsünü anlatıyor. Çocukların heyecanını, yaşamı algılayışını başarıyla aktaran yazar, yarattığı mahalleyi ekmek fırını, kedili kitapçı ve dut ağaçlı meydan gibi sevginin sıcaklığını yansıtan ayrıntılarla biçimliyor. Benim Babam Ömür Adam, öğretmenlik görevini sürdüren Açık’tan, hem küçükler hem de büyükler için şiir tadında bir roman.
Arkadaşı Şair Amca’yla meydandaki dut ağacı altında buluşmayı seven Fiko’nun hayallerine giden yol, mor bir kuşaktır. Babasının verdiği üç karış uzunluğundaki kuşağı iki hafta boyunca kaybetmemesi gerekmektedir. İyi de, aklı beş karış havadaki Fiko bu işi başarabilir mi?.. Yaz tatili boyunca süreceği bal rengi bisikletin hayali bir yandan, aileye yeni katılacak bebeğin yarattığı karışık duygular bir yandan; Fiko’nun aklı karışmıştır bir kere…
Hatırlamak İçin Güzel Bir Gün
Hikayenin Kalbi
Kendi kitabını kendi seçebilenlerin hikâyesi...
Güçlü öykülemesiyle sevilen yazar Ömer Açık, kitap seçimlerimizi ve okuma eğilimlerini tartışmaya açıyor. Çocuklar üzerindeki okuma baskısını farklı bakış açılarından sorgularken, “inatçı eski” ile “cesur yeni”nin tatlı çekişmesi etrafında bir okul hikâyesi anlatıyor. Kitap okumanın ufuk açan özgürleştirici gücünü duyumsatan roman, yeniliklere ve değişime şans vermenin önemini her yaştan okura hatırlatıyor.
Anneannesi, mahalledeki “Çocukluğunu Yaşayamamış Yetişkinler Derneği”ne üye olan İlginç, kendi sınıfında “Kitap Sevmeyenler Derneği”ni kurmak ister. Yeter Öğretmen’in sıkıcı kitap listesi yüzünden, derneğine kolayca üye bulacağından emindir. Ancak, yeni Türkçe öğretmeni Bahar’la birlikte kitap okumak, zorunluluk olmaktan çıkar, özet defterleri rafa kaldırılır. Bahar Öğretmen’in önerdiği değişik birçok kitap sınıfı heyecanlandırmış, çok sevilmiştir. Bu sefer de veliler yeni önerileri sorgulamaya kalkışınca ortalık karışır…
Menekşe İstasyonu
Montsuzlar
Güçlü öykülemesiyle çok sevilen eğitimci, yazar Ömer Açık, üçüncü romanında, okul koridorlarından yaşama uzanan felsefi bir hikâye anlatıyor. Sıklıkla kullanılıveren alfabetik sıralamayı sorgulayan roman, sürprizli kurgusuyla dikkati çekiyor. Sözün unutulan gücünü hatırlatan yazar, şiddetten uzak gerçekçi karakterler eşliğinde adalet, özgürlük, dayanışma gibi önemli kavramları tartışmaya açıyor. Umut dolu mahalle hikâyelerini anlattığı Menekşe İstasyonu ve Benim Babam Ömür Adam adlı çocuk kitapları keyifle okunan Ömer Açık’ın son romanı, her yaştan okura sesleniyor.
Veysel’le birlikte sekiz öğrencinin, lisenin havalı montlarından alamamasının tek nedeni, alfabetik sıralamadır. Onlar, okulun Montsuzlar’ıdır artık. İyi de, A’yı en başa koyup B’yi, C’yi peşine takmak ve en sona da Z’yi yerleştirmek kimin fikridir? Veysel, uğradığı haksızlığa karşı mücadeleye girişecek, imzasız bir bildiri de kartopu etkisi yaratacaktır. Artık herkes, öğretmenler de dahil, ezber uygulamaları sorgulamaktadır. Art arda yükselen sorular, yeni düşüncelerin önünü açacak mıdır?..
Yaz Gezgini İle Hapşu Teyze
Sarı karavanla Anadolu yollarında çılgın ikili!
Etkileyici mahalle ve okul hikâyeleri anlattığı kitaplarıyla çok sevilen Ömer Açık yeni romanında, içimizde saklı kâşif ruha sesleniyor okurunu Anadolu'nun kültürel zenginliği içinde gezdiriyor. Roza'nın, yaz mevsimi boyunca teyzesinin karavanıyla gezip gördüğü, konakladığı yerler, yepyeni düşünceler ve keşiflerle dolu. Bir çocuğun zorluklarla baş etme çabasını neşeli bir dille yansıtan renkli macera, yaşamın büyük bir armağan olduğunu duyumsatıyor. Her yaştan okurun kendini ve dünyayı tanıma, yaşamı anlamlandırma serüvenine ilham veren roman, Ömer Açık'ın duru, etkili ve renkli Türkçe kullanımıyla unutulmaz bir yaz okuması armağan ediyor.
Zor bir kararın eşiğindeki ailesi, Roza'yı yaz tatili için teyzesinin yanına yollar. Karavanda yaşayan gezgin yazar Hapşu Teyze'yle doğanın ortasında, kent yaşamında hayal bile edemeyeceği yerler gören Roza, bir film çekiminde figüran olur, köylülerin yağmur duasına katılır, yamaç paraşütüyle kendini boşluğa bırakır. Uzun yol boyunca en yakın arkadaşı, cebindeki küçük deniz kabuğudur. Ama sıradan bir kabuk değildir bu...