Akif Bey
Türk edebiyatının deniz konulu ilk piyesi olduğu için tiyatro tarihimiz açısından önemli olan Akif Bey’de, denizin güzelliği ve insanı etkileyen tarafları Akif Bey’in ağzından dile getirilir.
Bir savaş gemisinin kaptanı olan Akif Bey, Dilrüba adında ahlak yönünden düşük bir kadınla evlidir. Dilrüba ile evlenmek isteyen Esat Bey Rusların Türk donanmasını Sinop’ta yakmaları üzerine Akif Bey’in savaşta öldüğü haberini yayar. Dilrüba da kocasının Sinop’taki deniz savaşında öldüğünü iki yalancı şahitle ispat edip başkasıyla evlenmek için gerekli belgeyi alır ve Esat Bey’le düğün hazırlıklarına başlar. Sinop baskınından sağ olarak kurtulan Akif Bey, Dilrüba ile ilgili bütün gerçekleri babasından öğrenir. İntikam almak amacıyla düğün gecesi Dilrüba’nın evine gider ve ardından trajik olaylar yaşanır.
Eserin tiyatro severlerin ilgisini çekeceğini umuyor, Tiyatro Klasikleri serisi içinde yayımlamanın tiyatromuza katkıda bulunacağını düşünüyoruz.
Cezmi
Cezmi – Bilge Kültür Sanat
Cezmi sayesinde...
Türk edebiyatının ilk tarihî roman örneğiyle karşılaşacaksınız. Romanın girişinde geniş bir tarih bilgisi bulacaksınız. Cezmi Bey’in ciritteki ustalığını ve şairlikteki hünerini göreceksiniz. Cezmi Bey’in adım adım yükselmesini öğrenecek, savaşta düşman askerini canı pahasına kurtarmasına hayran olacak ve atalarınızla gurur duyacaksınız. Bu romanda tarihî şahsiyetlerin özel hayatlarından kesitler okuyacaksınız. İran şahının kız kardeşi Perihan ile karısı Şehriyar’ın aşkı arasında kalan Adil Giray’ın ne karar vereceğini sabırsızlıkla bekleyeceksiniz. Şehriyar’ın kendi kazdığı kuyuya düşüşüne heyecanla ve ibretle şahit olacaksınız. Cezmi’nin Adil Giray’ı esaretten kurtarmak için ölümle burun buruna gelmesini siz de yaşayacaksınız. Cezmi romanının ikinci cildinin yazılmayışına hayıflanacaksınız.
Gülnihal
İntibah – Anonim Yayıncılık
İntibah – Beyaz Balina Yayınları
Namık Kemal’in 1876 tarihinde basılmış olan İntibah romanında, dönemin iyi yetiştirilmiş gençlerinden sayılan Ali Bey'in Mehpeyker'e âşık olması ve bu aşkın sonunda Ali Bey'in başından geçenler anlatılır.
Namık Kemal İntibah’ta toplumsal hayatta kadın ve erkeğin konumunu, cariyelik kurumunu, iradesiz ve mirasyedi gençliği, intikam ile kişilik hezeyanlarını ele alır. Tüm bunların sonucunda gerçekleşen bir uyanışı (intibahı) romanın ana erkek kahramanı Ali Bey ile onun ailesinin yaşadığı facia üzerinden ortaya koyar.
İlk olarak Namık Kemal’in Magosa’da sürgünden İstanbul’a döndüğü yıl yayımlanan İntibah Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü’nde öğretim görevlisi olan Fatma Akman tarafından notlarla yayıma hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise yine aynı üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Eser, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak çevrilmiştir.
İntibah – Bilge Kültür Sanat
Namık Kemal, İntibah romanını 1873-1876 yılları arasında sürgünde bulunduğu Magosa’da kaleme almış ve romana “Son Pişmanlık” adını vermiştir. Hem sanatçı hem de dava adamı olan Namık Kemal, İntibah romanını tiyatrolarında olduğu gibi eğlendirirken eğitmek amacıyla yazmıştır.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey, iyi bir eğitim ve öğrenim görmüş bir gençtir. Yalnız hayat tecrübesi yoktur. O devrin seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken Mehpeyker’le tanışır. Genç adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin bir aşkla sever. İntibah; Ali Bey’i her şeyini, sağlığını, sevdiği kadını, servetini, onurunu ve annesine olan saygısını kaybetmiş zavallı bir insan yapan ve “Son pişmanlık fayda vermez.” dedirten felaketlerin anlatıldığı bir romandır.
İntibah – Can Çocuk
Biz daima Avrupa lisanlarının edebiyatça gerek seçtikleri bütün kurallara gerek tercih ettikleri taklit tarzına tabi olmak mecburiyetindeyiz. Çünkü gerek o bütüne dair kurallar gerek o taklit tarzı Avrupa’nın hevesli evhamından çıkma birtakım hayaller değil sırf hakikat ve tamamıyla tabiatın sevkidir.
Namık Kemal
İntibah genel olarak aşk ve kıskançlık temaları etrafında kurgulanmış psikolojik ve kısmen sosyal muhtevalı bir eser olarak tanımlanır. Bu ve buna benzer konular Türk edebiyatında daha önceki dönemlerde mesneviler ile halk hikâyelerinde de işlenmiştir. Ancak Namık Kemal, savunduğu “edebiyat-ı sahiha” adına, tahlil ve tasvirleriyle mümkün olduğunca eskilerden ayrılmaya gayret etmiş, söz konusu bir kısım duyguları eskilerin aksine hayalî olarak değil beşerî ve gerçekçi planda ele almaya çalışmıştır.
Abdullah Uçman
Edebiyatımızın ilklerinden İntibah’ı, Namık Kemal’in romana sunuş olarak yazdığı ama yayımlatmadığı “Son Pişmanlık’ın Önsözü” yazısıyla birlikte, günümüz Türkçesine uyarlanmış olarak sunuyoruz.
İntibah – İnkılap Kitabevi
... Namık Kemal, roman türüne örnek olsun diye kaleme aldığı ve konusunu basit tuttuğu İntibah'ta başarılı bir deneme yapamadığını söylemektedir. Yazar, denemeye çalıştığı bu yeni teknikte, dili önemli bir unsur olarak ele almakta, dilin zenginleşmesi ile birlikte, bu yeni türün de gerçek kıvamına ulaşabileceğini sezdirmektedir...
İntibah – Türk Edebiyatı Klasikleri 4
“İnsan vicdanındaki sırları, kalbin en gizli köşelerine ulaşmadıkça bulmak imkânsızdır…” Arka fonunu Osmanlı sosyal yaşamının oluşturduğu İntibah, İstanbul’un Çamlıca ve mesire yerlerinde geçer. Kalburüstü bir ailede, iyi bir eğitim ve terbiyeyle yetişen Ali Bey’in hayatı Mehpeyker adlı hafifmeşrep bir kadına âşık olmasıyla değişir. Maddi manevi yıkıma sürüklenen bu genç adamın iç dünyasını Namık Kemal, eski edebiyatımızla yeni edebiyat arasında köprü kurarak tahlil ediyor. Edebiyatımızın ilk edebi romanı kabul edilen İntibah’ı, Namık Kemal’in bilinmeyen Önsöz’üyle birlikte sunuyoruz.
Namık Kemal (1840-1888) Gazeteciliğiyle toplumun fikirlerine yön veren, yazarlığıyla yeni edebiyatın kapılarını açan, mücadelesiyle Meşrutiyet’e ivme kazandıran fikir adamı, yazar ve en bilinen yönüyle vatan şairidir. Onda her şey hürriyet fikri ve vatan sevgisiyle başlar, neredeyse bütün uğraşları bu ikisi üstüne kurulmuş ve gelişmiştir. Erken yaşta annesini kaybedince çocukluk ve ilk gençliğini büyükbabasıyla ve onun görevi nedeniyle Sofya’dan Kars’a– yurdun çeşitli yerlerinde geçirir. İstanbul’a geldiğinde edebiyat çevrelerinde dikkat çeker ve dönemin ünlü şairleriyle tanışır, özellikle Şinasi’nin fikirlerinden etkilenir. Tasvir-i Efkâr’la başladığı gazetecilik hayatı Hürriyet, İbret, Diyojen gibi yayınlarda devam eder. Siyasetten hukuka, felsefeden edebiyata pek çok alanda yazdığı makaleleriyle fikir dünyasına; roman, şiir, tiyatro ve tarihi biyografi türlerindeki eserleriyle yeni edebiyata öncülük eder. İstanbul’dan defalarca uzaklaştırılıp sürgüne gönderilir. Yine de yazmaya; mektuplarıyla, gazete yazılarıyla, eserleriyle çağdaşlarına yol göstermeye ve halkına ulaşmaya devam eder. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
Vatan Yahut Silistre – Anonim Yayıncılık
Vatan Yahut Silistre – Bilge Kültür Sanat
Oynandığı zaman halkı coşturan ve yazarının sürgüne gönderilmesine yol açan Vatan yahut Silistre Namık Kemal sahnelendiğini gördüğü ilk ve tek eseridir. Eserin asıl değeri vatan konusunu işlemiş olmasındadır. Türk edebiyatında vatan sevgisi ve fikri en güzel şekilde ilk defa bu eserde ele alınmıştır. Türk tiyatrosunun ilerlemesinde önemli bir yere sahip olan eserin öğrenciler tarafından sahneye konması insanımızın vatan kavramı üzerinde yeniden düşünmelerini sağlayacaktır.
Vatan Yahut Silistre – Bilgi Yayınevi
Vatan ve özgürlük şairi Namık Kemal, ömrü boyunca yurt sevgisini ve özgürlük aşkını aşılamak için çalışmış bir edebiyat insanı, gazeteci ve aydındır. Türkiye’de aydınlanmanın öncü isimlerindendir. Onun zulme ve esarete karşı mücadeleyi anlatan eserleri, Kurtuluş Savaşı’na giden yolda halkın bilincinde büyük yer tutmuş, kendinden sonraki kuşakları da etkilemiştir.
Tiyatronun modernleşmesi için büyük çaba harcayan Namık Kemal, izleyicilere belli düşünceleri aktarmak için en yararlı ve eğlenceli yolun tiyatro olduğunu düşünerek piyesler yazmıştır. “Vatan”, “hürriyet”, “millet” gibi kavramları tiyatro eserlerinde de sıkça kullanarak düşüncelerini halka bu yolla iletmiştir.
Batılı anlamda ilk tiyatro eseri olarak kabul edilen Vatan Yahut Silistre, kuşatma altındaki bir kalenin özveriyle kurtuluşunun öyküsüdür. İçinde tutkulu bir aşk hikâyesini de barındırır. Oyunun sahnelenmesinin ardından izleyiciler çok etkilenmiş, Namık Kemal ve arkadaşlarının sürgüne gönderilmesine neden olacak kadar büyük gösteriler yapılmıştır.
Vatan Yahut Silistre – Türk Edebiyatı Klasikleri 6
Namık Kemal için tiyatro, halka doğrudan ulaşabilmesi bakımından oldukça önemli bir türdür. Vatan yahut Silistre oyununda da vatan sevgisini türlü duygularla çarpıştırıp nihayet hepsinden üstün çıkararak halka vatan fikrini ve sevgisini aşılamak ister. Kırım Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Zekiye ve İslam Bey arasında yeni başlayan aşk, İslam Bey’in cepheye gitmesiyle beklenmedik bir hal alır. Zekiye İslam Bey’in ardı sıra erkek kılığına girerek Silistre savunmasına katılır ve böylece savaş meydanında aşkın, vatan sevgisinin, millet fikrinin iç içe geçtiği olaylar yaşanır. Vatan yahut Silistre 1 Nisan 1873’te ilk kez sahnelendiğinde halk üzerinde gösterilere varan büyük bir coşku yaratmış, bu etkinin diğer bir sonucu olarak Namık Kemal’in gazetesi İbret kapatılmış, kendisi de Magosa’ya sürülmüştür. Yazarı hayattayken Rusçaya ve Almancaya çevrilen eser, daha sonra pek çok dilde yayımlanır.
Zavallı Çocuk
Atâ amcasının yanına sığınmış tıp tahsili yapan bir gençtir. Amcası Halil Bey’in kızı Şefika’yı sevmektedir. Şefika da Ata’ya karşı muhabbet beslemektedir. Ata’yı seven Şefika istemediği paşayla evlenmek zorunda kalınca vereme yakalanır. Şefika’yı hasta yatağında bulan Atâ bu duruma dayanamaz ve zehir içerek intihar eder. Namık Kemal Zavallı Çocuk’ta ailesinin bütün yükünü omuzlarında hisseden bir genç kızın dramını etkili bir şekilde ortaya koyuyor.