Karabibik – Bilge Kültür Sanat
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beymelek köyünde yaşayan Karabibik, tarlasını sürmek için Koca İmam’ın öküzlerini kiralar. Karabibik o devir Türk köylüsünün geçim şartları, hayalleri, evlilik düşünceleri, kılık kıyafeti hakkında sunduğu bilgilerle Türk romanının köye yönelik ilk eseri olması bakımından önemlidir. Karabibik’in en büyük hayali bir çift öküz sahibi olmak ve kızını evlendirmektir. Bu hayalinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin cevabını Nâbizâde Nâzım’ın 1890’da yayımladığı Türk edebiyatının ilk köy romanı kabul edilen Karabibik’te bulacaksınız.
Karabibik – Kırmızı Kedi Yayınevi
Zehra – Bilge Kültür Sanat
Realizm ve natüralizm akımlarının etkisiyle eserler yazan Nâbizâde Nâzım’ın Zehra romanı ilk defa Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilerek yayımlanmıştır. Zengin bir tüccar olan Şevket Efendi; sinirli, kıskanç ve geçimsiz biri olan kızı Zehra’yı kâtibi Suphi ile evlendirir. Suphi’nin annesi, gelinine yardımcı olsun diye eve Sırrıcemal adında cariye alır. Bunun üzerine kıskançlık krizine giren Zehra, hem kendisinin hem de çevresindekilerin felaketine sebep olan kararlar alır. Romandaki tasvirler Boğaziçi mehtap eğlencelerini, Bulgurlu’nun tabiat güzelliklerini, Beyoğlu eğlence yerlerini, tulumbacıların yangın söndürmesini, Şehzadebaşı’ndaki tiyatroda oynanan oyunu ve seyircileri gözler önüne sermektedir.
Zehra – Kırmızı Kedi Yayınevi
Zehra – Türk Edebiyatı Klasikleri 22
Zehra, Tanzimat edebiyatının temel dinamiklerini en iyi yansıtan romanlardan biridir. Kıskançlık, aşk, ihanet temaları etrafında toplumsal dokuyu, kadın-erkek ilişkilerini ve o dönem geçerli ahlaki kodları gerçekçi bir biçimde yansıtır. Okur olarak Beyoğlu başta olmak üzere Kâğıthane, Büyükdere, Rumelifeneri’nde kahramanlarla birlikte gezer, o semtlerin havasını soluma fırsatı buluruz. Dönemin Şehzadebaşı tiyatro hayatı, tulumbacıların dünyası ya da cinayet soruşturması gibi toplumsal olgular hakkında aktardığı eşsiz gözlemleri de bu eseri çok değerli kılan ayrıntılardandır. Genç yaşta kaybettiğimiz yetenekli yazarımız Nabizade Nâzım, Zehra’nın akıcı hikâyesi ve gerçekçi gözlemleriyle bize 1894 İstanbul’una harika bir edebi bir yolculuk yapma fırsatı sunar.