Canımın Canı
“Ah! Ben ki Feryal, ben ki Funda, ben ki Figen, ben ki çok satan kitap raflarının gediklisi, ben ki çalıkuşu olsun diye adı Feride konup da, ola ola devekuşu olan ve kendini müstear isimlerin ardına gizleyen bir korkak yazar...”
Birkaç müstear isimle, birbirinden ünlü ve çok satan romanların yazarı Feride Fazlıoğlu. Tam Araf’ta olduğuna inandığı bir dönemde hayatı yeniden başlayacaktır Feride’nin. Gerçek anlamıyla bir “yeni başlangıç”tır bu. Çünkü yıllardır sıra beklediği organ nakli gerçekleşmiştir. Gözlerini bir hastane odasında açtığı yeni hayatının gizli özneleri, gün geçtikçe esas kahramana dönüşecektir. Bir hastane odasında başlayıp önce Kadıköy-Yeldeğirmeni mahallesine, oradan çok uzaklara hatta yıllar öncesine uzanacak bir yeni hayattır artık onunki. Geçmişinin asla “bildiği” gibi olmadığını öğrenecek, geleceğinin ise hiç de hayal ettiği gibi şekillenmeyeceğini fark edecek…
Önceki romanları Paramparça’da 12 Eylül’ü, Beni Hep Böyle Hatırla’da 6-7 Eylül’ü kaleme alan Melike İlgün, yeni romanı Canımın Canı ile hem “Ah’lar Ülkesi” adını verdiği üçlemesini tamamlıyor hem de geçmişte yaşanan tarihsel olayların sıradan insanların hayatına yıllar boyunca nasıl tesir edeceğinin hikâyesini yazıyor.
Karınca Kardo
Meraklı ikizler Ali ve Ayşe doğanın sesine kulak verip Kardo’nun peşine takılıyorlar. Kardo kim mi? Sevimli mi sevimli, dost canlısı bir antenli: Karınca Kardo. Yer altının derinliklerinde, karınca yuvalarından örülmüş gizemli bir labirentte yolculuğa çıkan Ali ve Ayşe’ye katılmaya ne dersiniz? Arkadaşlık ve kardeşlik kavramlarını pekiştirirken, bir yandan da karıncaların yaşamları hakkındaki gizemleri keşfedeceksiniz .