Bas Pedala Luna
Bugün Adım Kaktüs Benim
Dağ Sustu Dağ Konuştu
Gevrekçiii
Büyüme sorunlarını zekice kurgular ve ince bir mizahla ele alan Hacer Kılcıoğlu, yine sınırları aşan evrensel bir arkadaşlık hikâyesi anlatıyor. Okuru, Fransız bir belgeselci ve küçük bir simit satıcısının peşinden İzmir’in ara sokaklarında gezintiye çıkaran kitap, farklı kültürleri ortak bir duygu dilinde buluşturuyor. Umudun, neşenin ve zorlukların birbirine dolandığı yaşamları yan yana getiren hikâye, hayvan sevgisinden çocuk işçilerin sıkıntılarına, kişisel keşiflerin coşkusundan hasta bir ebeveynle yaşamanın zorluklarına kadar pek çok konuda düşündürüyor.
Solmuş tişörtü ve tokyo terlikleriyle İzmir sokaklarında gevreklerini satmaya çalışan Mahmut, yağmurlu bir günde, kendisi gibi sokaklarda dolaşan iki arkadaş bulur: Belgesel filmci Frank ve sıska sokak köpeği. Çalışan annesiyle birlikte hasta babasına bakan Mahmut’un zor yaşamı, Frank’ın çalışan çocuklarla ilgili çekmeye başladığı belgesel sayesinde renklenir. Frank’la aralarında kurulan güçlü arkadaşlık, Mahmut’u da, ailesini de etkileyecektir...
İyi Günler Eczanesi
Leb Demeden Leblebi
Duru, gözünü açtığında kendini, bahçeli, tek katlı evlerle çevrili, tanımadığı bir kasabada bulur. Karşısına daldan dala atlayarak soluksuz konuşan, cepleri leblebi dolu yaşıtı Jale çıkınca, mecburen onun peşine takılır. Laklak leyleklerin gölgesinde, kayıp horoz Pataros’un peşinde, buzcu dükkânından tren garına, pişi ziyafetinden postanede telefon bağlatmaya uzanan macerada bilmediği sözcükler ve kendi yaşamından çok farklı anılar toplamaya başlar. Duru, hiç tanımadığı bu eski kasabaya nasıl ve neden geldiğini çözebilecek midir?..