Doktor Moreau’nun Adası – Modern Klasikler 100
Wells’in öncü niteliğindeki bilimkurgu klasiği Doktor Moreau’nun Adası yayımlandığı günden beri “sarsıcı” etkisinden hiçbir şey yitirmedi. Bilimsel yöntemlerinin doğuracağı sonuçlar konusunda hiçbir sorumluluk hissetmeyen çılgın bilim insanının hikâyesi, unutulmaz filmlere ilham vermiştir. Acı, zulüm, ahlaki sorumluluk, insanın doğaya müdahalesi gibi felsefi temalarıyla dikkat çeken yapıtında, Wells daha sonra genetik alanındaki çalışmaların gündeme getireceği etik meseleleri öngörmüştür.
Bir deniz kazasından kurtulan Edward Prendick, mahsur kaldığı adada garip yaratıklar ve karanlık sırlarla karşılaşır. Bu ada, insanı ve yazgısını kollayacak bir Tanrı’nın bulunmadığı, bütünüyle ahlaktan yoksun bir evrenin mikrokozmosudur adeta.
Doktor Moreau’nun Adası bilimin kontrolden çıktığı zaman barındırabileceği potansiyel tehlikelere karşı bir uyarı niteliği taşır.
Dünyalar Savaşı – Modern Klasikler 136
Dünyalar Savaşı’nın Pearson’s Magazine’de tefrika edildiği 1897 yılında, Kraliçe Victoria’nın tahta çıkışının altmışıncı yılı törenlerle kutlanmıştı. Büyük Britanya İmparatorluğu, Kanada’dan Yeni Zelanda’ya uzanan, Afrika’nın büyük bir kısmıyla Hint yarımadasının tamamını kapsayan geniş topraklarıyla gücünün doruğundaydı. Dünyalar Savaşı, Wells’in İngiliz emperyalizmi üzerine bir yorumu; 20. yüzyıl başında imparatorluğun genişlemesinin muhtemel sonuçlarına ilişkin kaygıları yansıtan felsefi ve ideolojik öyküsüdür. Mars’tan gelip tuhaf araçlarıyla imparatorluk topraklarında gezinen, yollarına çıkan her şeyi ölümcül ısı ışınlarıyla yerle bir ederken tüm yaşamı da sona erdiren yaratıkların istilası, belki de Victoria dönemi okurunun bu kaygılarına denk düşmüştü. Orson Welles’in 1938’de romandan uyarladığı bir radyo oyununu gerçek sanan dinleyicilerin panik içinde sokağa dökülmesi, yapıtın imgelemi tetikleme gücünü ortaya koydu. Çeşitli film ve dizi versiyonları yapılan Dünyalar Savaşı birçoğuna da esin verdi. Wells’in capcanlı imgelemiyle özgün ve gerçekçi anlatımı, uzay yolculuğu ve başka gezegenlerden dünyamıza yönelik istilalar konusuna artık hiç de yabancı olmadığımız bugün de her kuşaktan okuru cezbetmeye devam ediyor.
Görünmez Adam – İş Bankası Kültür Yayınları
Görünmez Adam, yeni bir yüzyılın eşiğinde bilimsel gelişmelerin insanların hayatlarında ve inanç sistemlerinde büyük değişimlere yol açtığı 1897 yılında yayımlandı. Baştan ayağa sarınıp sarmalanmış garip bir adam, İngiliz taşrasında bir hana yerleşir ve yöre halkında büyük bir merak uyandıran gizli deneylerine başlar. Ancak bu parlak bilim insanının çalışmaları geriye dönüşü olmayan sonuçlar doğuracaktır. Wells, insanda içkin olan yozlaşma potansiyeline; bilimin kontrolden çıkmasının ve insanın eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmamasının yol açabileceği tehlikelere işaret eder.
Görünmez Adam – Kısaltılmış Metin
Çok soğuk bir kış gününde köye gelen yabancı, hanın sahibini çok sevindirmişti. Böyle küçük bir köyde, kış mevsiminde müşteri bulmak çok zordu. Hele ki adam ücreti peşin ödeyince, hancının keyfi iyice yerine geldi. Yabancının tepeden tırnağa sımsıkı giyinmiş olması tuhaf değildi. Sonuçta dışarıda tipi vardı. Adamın kıyafetlerini ya da eldivenlerini içeride şömine yandıktan sonra çıkarmaması da normal kabul edilebilirdi. Herhalde çok üşümüştü. Ancak sürekli atkı, gözlük ve eldivenle dolaşması, bir süre sonra herkese garip gelmeye başladı. Bir de odasında bilimsel deneyler yaptığını söyleyip hancının girmesini yasaklayınca, köyde bir dedikodu patlaması yaşandı. Artık köylülerin tek hedefi bu adamın sırrını öğrenmekti.
Bilim kurgunun en büyük yazarlarından H. G. Wells, Görünmez Adam ’da muhteşem bir macera ve şaşırtıcı bir bakış açısı sunuyor.
Tanrıların Tohumu
“Eğer Wells olmasaydı, çağdaş bilimkurgu da olmazdı.”
– Kingsley Amis
“Geleceğin, insanların hayal ettiği gibi parlak olmayacağını öngören Wells’i okumak, yaptığım en iyi keşiflerden biriydi.”
– George Orwell
H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası ve Dünyalar Savaşı gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Tanrıların Tohumu’nda ters giden bilimsel gelişmelerin, kırılgan bir ırk olan insanlığı nasıl yıkıma sürükleyeceğini anlatıyor.
Sevimsiz oldukları söylenebilecek iki biliminsanı Profesör Redwood ve Bay Bensington gözden uzakta çalışmalarını sürdürüyorlardı. Bu sırada keşfettikleri Herakleophorbia, namı diğer Devtohumu ile insan evrimindeki en büyük gelişmenin altına imza attılar. Bu tohum sayesinde daha zeki, daha güçlü süper insanlar geliştirilebilecekti.
Ancak göz ardı ettikleri bir şey vardı: Bilim, insanlığa boyun eğmeyecekti. Bu icat sayesinde insanlar ve hayvanlar kontrolün ötesinde büyüyecek, bu besini tüketen devler ile normal toplum arasına sınırlar çekilecek ve bu farklılığın getirdiği kaos, insanlığı yavaş yavaş ele geçirecekti.
Wells’in 1904 yılında, yani genetiği değiştirilmiş besinlerin tüketilmeye başlamasından uzun yıllar önce yazdığı Tanrıların Tohumu, bilimkurgunun günümüz biliminin dahi kafa yorduğu konulara değinen gizli hazinelerinden biri.
Zaman Makinesi / Bir Buluş – Modern Klasikler 107
Victoria dönemi Londra’sında yaşayan bir bilim insanı zamanda yolculuk yapmak üzere icat ettiği makineyle geleceğin İngiltere’sini ziyaret eder. Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında yaşadığı macerayı bir dost meclisinde anlatır. Geleceğin dünyası ayrıcalıklı insanların; güzel, narin ve tembel Eloi’ların rahat ve kaygısız bir yaşam sürdükleri bir yerdir.
Ancak Zaman Gezgini bu macera sırasında çok geçmeden yeraltı dünyasına ait hortlaksı Morlock’ları da keşfetmiştir. Wells, Victoria dönemi İngiltere’sinde varsıllarla yoksullar arasında giderek büyüyen uçuruma yönelik keskin eleştirisinde, tarihin ve gelişmenin anlamını sorgular. Toplumsal adaletsizliğin sürüp gitmesi halinde yol açabileceği felaketlere dair uyarıda bulunur.
1895’te yayımlanan Zaman Makinesi, bilimkurgu edebiyatının köşe taşlarından biri olarak, kuşaklar boyu yazarları etkiledi. 21. yüzyılda yaklaşan çevre felaketlerine ve gezegenimizin yazgısına ilişkin kaygılara dair bir öngörü barındıran eskatolojik boyutuyla güncelliğini bugün de koruyor.
Zaman Makinesi Çocuk Klasik
Victoria döneminde yaşayan saygın bir bilim insanı uzun yıllar süren çalışmalarının ardından zamanda yolculuk yapabilen bir makine icat eder. Bir gün bu makineye biner ve kendini bir anda Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında buluverir. Zaman Yolcusu’nun karşılaştığı, hiç beklemediği bir dünyadır. Bilinmezliklerle dolu bu dünyanın insanlarını tanımaya çalışan kahramanımız fantastik bir maceranın içine dalar. Bakalım Zaman Yolcusu yüz yüze kaldığı tehlikelerden kurtulup evine güvenli bir şekilde dönebilecek mi?
Zamanda yolculuğun ilk ve en etkili anlatımlarından biri olan Zaman Makinesi, ilk kez yayınlandığı 1895’ten bu yana bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olmaya devam ediyor.